#eun hye'nin ağzından#
Kendimi o kadar kötü hissediyordumKi.sol tarafım çok yanıyordu.Ben onsuz nasıl yaşicaktım şimdi.Hayatımın anlamı sadece jung soo'ydu.Ama artık o da yoktu. Herşeyi unutmak iÇin tokyo'ya gidicektim ama bunun için okulun bitmesini beklemeliydim.Bu benim için ne kadar zor olsada gitmeliydim.
#jung soo'nun ağzından#
meleğim avuçlarımın arasından uçup gidiyordu ve ben hiç birşey yapamadım.Neden birden bire neden?Değişen bu şey ne?Nedenini öğrenicektim.Mutlaka öğrenmeliydim.Bunun bir nedeni olmalıydı.bana beni sevmediğini söyledi ama beni sevdiği her halinden belliydi.
#eun hye'nin ağzından#
Jung soo’nun yanından koşarak ayrıldıktan sonra bir boşluğa düştüm.şimdi ne yapmalıydım?aklım karmakarışıktı.bir şey düşünemiyordum.elim telefonuma gitti.fueisa’yı aramayı düşündüm ve anında bu fikrimden vazgeçtim.
Öylece dikilirken gözümün önünde jung soo beliriyordu.benimse şu an en çok istediğim onu unutmaktı.bu yüzden kafamı dağıtmak için yürümeye başladım.yürürken aklıma bir şey gelirdi nasıl olsa!
Ama buna gerek kalmadı.şehrin o kalabalığına katıldığım anda heechul ile karşılaştım.yüzündeki ifade bir anlığına yarım saat önce yaşadıklarımı bile unutturmuştu.heechul çok üzgün görünüyordu,perişan olmuştu.
Yanına gidip
“ne oldu?iyi görünmüyorsun.”dedim endişeyle!
Bana bakıp gülümsemeye çalışarak şöyle yanıt verdi:
“evlenmek zorundayım!”
#heechul'un ağzından#
Bunu eun hye'ye söylemek istememiştim,ya da istemiş miydim?bilmiyorum!
Tek bildiğim ağzımdan kaçırdığımdı o sözleri.
Onları sesli söylemeyecektim,sadece düşüncelerimdi onlar!
Neden bunları düşünüyordum?çünkü bu evlenme fikri birden iyi bir fikir gibi gelmeye başlamıştı.eun hye’den vazgeçmek ve başka bir kıza ilgi duymak başka türlü imkansızdı çünkü!
#eun hye'nin ağzından#
“anlamadım?” heechul ne demişti az önce? Evlenmek zorundayım mı?niye “zorundaydı” ki?ayrıca kiminle?
Kolumu tutup
“burada anlatamam,çok uzun.istersen evime gidelim,hem kardeşimle de tanışırsın” dedi sahte bir mutlulukla hiç mutlu olmadığını anlamadığımı mı sanıyordu acaba?
Üzgün olmasının nedenini merak ediyordum
“tamam” dedim ve yürümeye başladık.
#jung soo'nun ağzından#
Meleğimin beni bıraktığı yerde bekliyordum belki döner umuduyla.o beyaz kanatlarını açıp uçmasının üstünden iki saat geçmişti ama ben hala inat ediyor,eve dönmem gerektiği halde orada bekliyordum.
Bir saat önce annem gelmişti.dönmeyince benim için endişelenmiş ve beni aramaya çıkmış.beni bulunca tek başıma ne yaptığımı sordu endişeyle.gözlerimden yaşlar süzülürken
“meleğim gitti anne… kanatlarını açtı ve uçarak gitti,onu bekliyorum.gelecek biliyorum ve geldiğinde onu sımsıkı kucaklayıp bir daha gitmemesini sağlayacağım!”dedim ona.
Beni de yanında sürükleyerek yakındaki bir banka oturdu ve o da ağlarken bana eşlik etmeye başladı.
Daha sonra bize bulutlar da katıldı ve dünyayla beraber üstümüz sırılsıklam olana dek annemle ben dışarıda o bankta eun hyenin gerçek olmadığını bildiğim halde o kalbimi acıtan sözleri söylediği yeri izledik.
#heechul'un ağzından#
Eun hye ile beraber evime geldiğimde ji-min üstüme atladı ve
“çok kötüsün oppa!” diye bağırdı.
Şaşkın bir biçimde
“yine ne yapmışım?” diye sordum.
Kucağımdan indi ve kaşlarıyla eun hyeyi gösterdi.
“bu kadar güzel bir kız arkadaşın vardı ve biricik kardeşinle daha yeni mi tanıştırıyorsun?”
Kıpkırmızı kesildim.
“ji-min.o benim kız arkadaşım değil”
“neyin peki?sözlün?nişanlın? ya da evlendiniz mi?”
“oha!iki dakika sussana sen!eun hye sadece arkadaşım!anladın mı?ar-ka-da-şım tamam mı küçük sapık!” diye yarı kızgın yarı şakacı bir şekilde yanıtladım küçük cadı kardeşimi.
Eun hye’ye dönüp özür diledim ve hala kapıda beklediğini fark ederek içeri girmesini söyledim.
O içeri girince
“önce bir şeyler ister misin?”diye sordum.
“aslında benim de seninle konuşmam gerken çok önemli bir konu var ve bu konu yüzünden pek de bir şey yiyip içecek durumda değilim”dedi.
Onun aklında olan konu neydi?niçin birden yüzü asılmıştı?
“peki o zaman.”diyerek onu odama doğru sürükledim.kapının önünde duraklayınca ortamdaki hüznü biraz dağıtmak ve bizi takip eden munzur kardeşimin umutlarını söndürmek için
“korkma,seni yemem!bir şey yapmayı da planlamıyorum.”dedim şakayla.
Gülümsedi ve
“o zaman güvenle içeri giriyorum.”dedi.
Bende içeri girdim ve kapıyı tam kapatırken ji-min’in bana dil çıkardığını gördüm.göz kırptım ve “tak!” kapıyı kapatım.
#eun hye'nin ağzından#
Girince heechul önce benim anlatmamı istedi bende itiraz etmedim.zaten patlamak üzereydim ve anlatmaya başladım.ama tokyoya gitme kararımdan söz etmedim,bu onu üzebilir diye düşündüm.
Bitince heechul
“peki şimdi ne yapacaksın?”diye sordu.
“işte bunun cevabını bende bilmiyorum”diye cevap verdim.
Bana sarıldı ve geri çekilince kendi hikayesini anlatmaya başladı.
“babam işinin iyi bir şekilde devam etmesi için beni biriyle evlendirmeyi düşünüyor.bu evlilikle iş ortaklığı da kurulmuş olacak.en başta babamla bu konu nedeniyle çok tartıştım,hatta anneme gidip geceyi orada geçirdim-bu arada annemle babam ayrı yaşıyor.ama şu an pek de kötü bir fikir olduğunu sanmıyorum.”
“yine de üzgünsün ama.” Dedim elimi birleştirdiği ellerinin üstüne koyarak.
“yok,hayır.üzgün değilim.Tek sorun oNu kardeşim gibi sevmem.”dedi üzgün bakışlarla.
Etrafımızdaki hüzün bulutundan rahatsız olmuştum. Boş olan elimle gözlerimi siliyormuş gibi yapıp
“bu konuşmalar bende ağlama isteği uyandırdı.şimdi ağlayacağım,yakınlarda çiçek var mı?onun üstüne ağlayım da gözyaşlarım boşa akmasın.”dedim.
İşe yaradı ve gülmeye başladı.gülerken arada kesik kesik
“hayır..üzgünüm…babam pek bitki sevmez.” Dedi.
#jung soo'nun ağzından#
Eve döndüğümde çok kötü durumdaydım ve annem de pek iyi sayılmazdı.annem odama çıkmamı ve biraz dinlenmemi söyledi .ama annem beni bırakmak istemedi ve tüm gece o durumda yanımda kaldı.annemin dinlerinin üstüne yattım.saçımı okşamaya başladı.
Yine de onu düşünemiyordum.aklımda tek bir şey dolanıyordu,dolanıyordu,dolanı…yordu..!
rüyamda bile aynı şey vardı.
“Eun hye..!!”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder