28 Mayıs 2011 Cumartesi

Playboy (3. Bölüm)

~> PLAYBOY <~



Yazan: Kim Fueisa (Feyza)

Tür: Romantik - Komedi



-Bu kızı ayarla da göreyim.



Sang-ho olduğu yerde kaldı.



-Ne o, gözü mü korktu bizim Playboy un.?



Sang-ho John'a yaklaştı.



-Sen manyak mısın? Bu kız anında o koca botlarını indirir kafama.



-İyi ya, ben de böylesini istiyorum zaten. Yapamazsın değil mi? Hazırla bir aylık bar ücretimi.



Sang-ho yenilmekten nefret ederdi. Kendisini bildiğinden beri hiçbir konuda yenilmemişti.



-Biraz düşünmem lazım. Kızı kontrol etmeliyim. Bana müsade et.



-Pekala. 1 ay müddet veriyorum. Nasıl olsa ayarlayamayacaksın.



Sang-ho'nun kafası çok karışmıştı.



-Her neyse sınıfa girelim. Bi de bunak öğretmenlerin bize çatmasını kaldıramam.



~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~



-Ahh, ne salakça şeyler işliyoruz. Anca ilkokul öğrencisi gibi yaz çiz.



-Mimarlığı seçmeseydin o zaman.



-Ben ne bileyim. Adı hoşuma gitti. Hem sırf üniversite mezunu olmak için kaydoldum. Nerden bilirdim Sung-wook'un benden derece isteyeceğini. Şapa oturduğumun resmidir.



-Şapa oturmak ne be?



-Sen bilmezsin, Türk lafı bu.



-İyi ki bir Türkiye'ye gitmişsin. Dilinden düşüremedik.



-Kızları o biçimdi John.



-Whoa!!! Onların da mı tadına baktın.



-Hayır, maalesef bakamadım. Evlenmeden olmaz dediler. Babasından istemeliymişim.



-Vay salak vay. Onları da mı kötü emellerine alet edecektin. Haha senden de ne damat olur sorma.



-Yüz kere söyledim. Ben bir kız istemediği sürece elimi sürmem.



-Tamam tamam anladık. Ee ne yapacaksın şimdi?



-Bilmiyorum. İlkokuldan sonra ilk kez çalışacağım galiba.



Bu arada John kapıdaki kişileri görünce gözleri parladı eliyle işaret etti.



-Hey!! gelin gelin



-Ooo Sang-ho, naber adamım?



Deyip koluna yumruk çaktı biri.



-Bu sıralarda,elimde kalem ve defter denen araçlarla uzaktan bakınca iyi gibi mi görünüyorum?



-Bunun heyheyleri gelmiş yine. Dün niye gelmedin? Sen buraya kaydoldun diye hepimiz buraya kayıt yaptırdık.



-İyi halt yediniz.



-John, neyi var bu sersemin?



-Ayarlayamayacağı bir kızı görünce şekli şemali kaydı.



Sang-ho John'a sertçe bakınca John'un sırıtan ifadesi anında söndü.



-Sahi mi Sang-ho?



-Bizim Sang-ho kız ayarlayamayacak öyle mi? Hayatta inanmam.



Sang-ho kaçlarını çatıp yumruğunu masaya çaktı.



-Kesin sesinizi. Beni rahat bırakın.!



Deyip ayağa kalktı ve koridorlarda dolanmaya başladı.Bu arada omzuna bir elin dokunduğunu hissetti. Kafasını çevirdiğinde gördüğü kişi, yüzünü hafiften gülümsetmişti. O kişi her zaman Sang-ho'yu sakinleştiren Myeong-dae'ydi..



-Neyin var? John salağının dediği doğru mu?



Sang-ho elini cebine atıp yürümeye devam etti. Myeong-dae de onu takip etti.



-Tam doğru sayılmaz. Bir kız var. John ile iddeaya girdik. Ama kızı görmelisin çok deli bir tipi var.



-Merak ettim doğrusu.



Sang-ho hafifçe gülümsedi bu arada karşıdaki büyük sınıfın kapısının önündeki kıza bakınca dikkat kesildi.



-O mu?



Sang-ho anlamamıştı. Hala o yöne bakıyordu.



-Bahsettiğin kız o mu?



-Evet. Yüzünü görmedim ama kıyafetinden tanıdım.



Myeong-dae elini cebine atıp hafiften sırıttı.



-Benim sınıfımda..



Sang-ho hızla kafasını Myeong'a çevirdi.



-Ciddi misin?



-Evet. Hatta benim sıramda.



-O zaman bana yardım et. Bu kız nasıl bir tip? İlk defa böyle garip birini görüyorum



- John zor kız seçmiş doğrusu. Aslında çok canayakın biri. Yanına oturur oturmaz tanışmak istedi.



-Ama çocuk gibi duruyor. Anasınıfından fırlamış, yolunu kaybedip yanlışlıkla üniversiteye gelmiş gibi.



-Haha kızlardan iyi anlıyorsun. Aynen öyle. Bir şeker verip kandırmayı dene istersen.



Sang-ho, Myeong'un kafasına vurdu.



-Ciddi birşey konuşuyoruz şurda.



Birden kızla Sang-ho göz göze geldiler. Kız hemen gözlerini çekti.



-Ben gidiyorum.



-Dur Sang-ho nereye.?



-Mimarlık bölümünün yetkilisine.



-Ne işin varmış?



-Sınıf değiştireceğim.





~~~~~~~~~~~~~~~~~~



-Choi Sang-ho, size böyle birşeyin mümkün olmadığını daha kaç kez söylemeliyim?



Sang-ho bacak bacak üstüne atıp yayıldığı deri koltuktan yavaşça kalkıp masaya ellerini koydu ve Bay Kim'e doğru eğildi.



-Derhal şu sınıf işini halleder misin yoksa ben başka yollara başvurayım mı?



-Beni tehdit mi ediyorsun?



-Tehdit olarak mı algılıyorsun?



-Evet.!



-İyi o zaman tehdit ediyorum. Ne yapacaksın?



-Sizi okukdan atarım!



Sang-ho geri çekilip kahkaha attı. Sonra kendisini yine deri ve geniş koltuğa bırakıp bacak bacak üstüne attı ve konuşmaya devam etti.



-Sen öğretmenlikten bıktın mı?



-Hayır!



-O halde işinden olmaya niye bu kadar can atıyorsun? Bana bak! Ben bu okuldaki tüm öğretmenlerin bir yıllık maaşlarını verebilecek paraya sahibim. Öğrenci gözüyle bakmazsan iyi edersin.!



Bay Kim'in gözü korkmuştu. Belli etmemeye çalışıyordu. Oldukça soğukkanlı görünmeyi denedi.



-O sınıfta boş yer yok.



-O zaman adı Song Mi-cha olan öğrenciyi benim sınıfıma al. Halısaha gibi sınıfım var.



-İyi peki. Şimdi çık odamdan ve bir daha sakın karşıma çıkma.



Sang-ho alaycı bir gülümseme atıp ağzındaki sakızı yere fırlattı.



-Benim ilgimi sadece kızlar çekiyor. Korkma uğramam daha.



~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~



-Sang-ho!



-Off ne var, git başımdan. Zaten başım ağrıyor. Dün içkiyi kaçırmışım yine.



-Sang-ho o kız bizim sınıfa girdi şimdi.



Sang-ho birden ayağa kalkıp John'un yakasından tuttu ve arkadaki sıralardan birine doğru fırlattı. Kendisine yaklaşan kızın karşısına geçip eliyle sırasını işaret etti.



-Sınıfta tek boş yer burası. Oturabilirsin.



Kız Sang-ho'ya garip garip bakarak Sang-ho'nun sırasına oturdu. Bu arada John söylene söylene geliyordu ki Sang-ho John'un ağzını kapatıp kulağına fısıldadı.



-Git hangi cehennemde oturuyorsan otur. Bu kız yanımda oturacak. Anlaşmayı kabul ediyorum. Bu kızı ayarlayacağım.!



~~~~~~~~~~~~~~~~~~



-Bu sınıfa derecesi düşük olanlar var. Benim burda işim ne o zaman?



Kız dudağını büküp defterine bakarak kendi kendine konuşuyordu. Sang-ho kıza bakıp yavaşça yaklaştı.



-Yanılıyorsun. Burda özel öğrenciler var.



Kız heyecanla başını kaldırıp Sang-ho'ya baktı.



-Gerçekten mi?



-Evet. Hem de öyle özel ki...



Sırıtıp kollarını sıranın arkasına dayadı. Kızın ise kafası karıştığından susup düşünceye daldı.



- Adın Song Mi-cha değil mi?



Kız yine aynı şaşkın gözlerle Sang-ho'ya baktı.



-Adımı biliyor musun?



-Evet.



-Ben de senin adını biliyorum.



Sang-ho heyecanlanmıştı. Kızın kendisinden hoşlandığını düşündü.Bu işin beklediğinden kolay olacağını sanıyordu.



-Sen gazetelerde çıkan meşhur züppe Choi Sang-ho'sun değil mi?



John arkadan kahkahayı bastı. Sang-ho ise afallamıştı. İlk defa birinin züppe demesinden rahatsızlık duyuyordu...



Umarım beğenmişsinizdir. ^^"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder