7 Mayıs 2011 Cumartesi

Friends (28.Bölüm)


-Eun hye-



Sabah kalktığımda berfin odama geldi ve bana

“eun hye her şey için teşekkür ederim.ben artık kendi evime döneyim.bir şekilde kendi ayaklarım üstünde durmaya başlamam lazım.”dedi.

Biraz daha kalması için ısrar etmeyi düşündüm ama ağzımı açtığım anda ne kadar haklı olduğunun farkında olarak

“tamam…ama bana adresini telefonunu ve gerekli tüm diğer bilgilerini veriyorsun.” Dedim.



Gülümseyerek başını salladı ve kağıt kalem almak için kitaplığıma doğru ilerledi.adresini yazıp oraya bıraktı.

Sonra bana döndü ve “halledildi!”dedi gülümseyerek.

O odamdan çıkınca hemen üstümü değiştirdim . biraz hava almaya ihtiyacım vardı.

Tam evden çıkacakken telefon çaldı.koşarak içeri girdim ve telefonu açtım.arayan annemdi.

“efendim annem?”

“tatlım,nasılsın?”

Bir iç çekip “iyiyim annecim,sen nasılsın bir şey mi oldu?” dedim

“yok yok merak etme.çok iyiyim.yarın orada olacağımı haber vereyim dedim”

“NE!?”diye bir çığlık attım.

“anne bu harika!saat kaçta buradasın?”

“sakin ol,yarın sabah oradayız.”dedi annem gülerek.

“tatlım bavulumu hazırlıyorum,şimdi kapatmam gerek yarın görüşürüz oldu mu?”

“peki annem” diyerek telefonu kapattım ve eski hüzünlü halimden eser kalmamış bir şekilde evden çıktım.



-jung soo-



Sabah kalkar kalkmaz gaeul’den bir telefon aldım.

Bana buluşmak istediğini söyledi.aslında kabul etmemeyi düşünüyordum.ama bana çok önemli olduğunu söyledi.

Zorunlu olarak kabul ettim.



Saat 14.00’da buluşacaktık.

Birkaç saatim vardı ve bu zamanı yürüyerek geçirmeye karar verdim.

Üstümü giyindim ve dışarı çıktım.



-gaeul-



Sabah ilk iş olarak jung soo’yu aramamın nedeni tabi ki bebekti.

Onu aldırmayacaktım.o benim her şeyim olmuştu.ona kıyamazdım.

Bunu jung soo’ya söyleyecektim.

Ondan hiçbir şey beklemediğimi de ekleyecektim.zaten hamile olduğumu anladığım andan beri bunu biliyordum.

O beni sevmiyordu ki benim bebeğimi sevsin.

Ama ben her ikisini de seviyordum…



-eun hye-



Neşeyle deniz kenarında yürürken jung soo’yu gördüm.

Tüm neşem kaçmış ve yerini hüzne bırakmıştı.

Ne yapacağımı bilemedim,onu görmemiş olmayı,orada olmamayı diliyordum.

Yavaşça uzaklaşırken bana birinin seslendiğini duydum.

‘eyvah!jung soo’ diye düşünürken sesin geldiği yöne dönünce bir sevinç çığlığıyla beraber heechulun boynuna atladım.

Tabi ki adımı duyduğu anda jung soo da bu tarafa dönmüştü ve benim heechule nasıl sarıldığıma şahit olmuştu.

İçimden bir ses ‘bu iyi oldu’ diyordu.

Başka bir ses ise ‘niye burada ki o?’ diye haykırıyordu ve beklediğim-ama hiç istemediğim-şey gerçekleşti.

Jung soo yanımıza geldi.bana sarılmaya çalıştı ama onu engelledim

Kızgın bir şekilde “burada ne arıyorsun?” dedim.



-jung soo-



Onu heechule o şekilde sarılırken görmek dünkü tüm umutlarımı yıkmıştı!

Demek ki dedikleri,tüm dedikleri gerçekti: “beni sevmiyordu…”

Yanına gittim,sarılmaya çalıştım ama tek elde ettiğim kızgın bakışları oldu.

Tam bu an onu tamamen kaybettiğimi anladım…

Heechulun koluna girdi,bana dönerek “bir daha görüşmemek üzere” dedi bir gülümsemeyle ve gittiler.

Bense arkalarından bakakaldım.

Gaeul yanıma gelene kadar öylece dikildim,sanki deja vu yaşıyordum.



-gaeul'un ağzından



“jung soo?”

“ha?ah gaeul…”

“jung soo hemen konuya giriyorum.konu bebeğim.”

“bunu tahmin etmiştim.”bunu öyle bir söylemişti ki içim parçalandı.

“ben onu aldırmak istemiyorum,bunu son kez söylüyorum.”dedim tam ağzını açacakken “senden bir şey beklemiyorum.hiçbir şey beklemiyorum.sadece onun doğacağını bilmeni istedim.”diye devam ettim.

Jung soo garip bir şekilde buna razı oldu.bunu hiç beklemiyordum.

Sonra “ama bir şartla,”diye ekledi. “bir daha asla karşıma çıkmayacaksın!”



-Sonraki gün

-eun hye'nin ağzından-



Annem akşam yine aramış ve benim onu almama gelmememi söylemişti.biraz itirazdan sonra razı oldum ve şimdi de onun gelmesini bekliyorum.

On beş dakika kadar sonra kapı çaldı ve tabi ki annemdi.

Ona sarıldım ve içeri geçerken

“annecim kahvaltı hazır,sen açsındır diye beraber yiyelim dedim.”diyerek hemen mutfağa gittik.

Annem

“iyi düşünmüşsün,gerçekten açım.”dedi gülerek ve masaya oturduk.

Anneme kahvaltı yaparken konuyu açacaktım,yani öyle planlamıştım ama annem benden hızlı davrandı.

“eun hye seninle bir şey konuşmamız lazım.”

“efendim annem?”dedim iki lokmamın arasında.

“kızım senin burada birkaç aydır yalnız yaşıyor olman beni tedirgin ediyor.buraya gelmeden önce seni tokyoda bir okula kaydettirdim.bunu izinsiz yapmamam lazımdı biliyorum ama gerçekten senin için çok endişeleniyorum.”dedi.sesi dediklerini destekliyordu.

İçimden annem harikasın diye haykırmak geliyordu.

Harikasın,harikasın,harikasın!

“peki annecim.ne zaman gidiyoruz?”dedim

Çok şaşırdı-tabi ki!

“ee ben zaten seni almaya geldim.dört gün sonra uçak kalkıyor.hazırlanman için yeterli diye düşündüm.ama aklım karıştı.çok çabuk kabul ettin.”dedi.

Ona baktım.

“aslında bende sana tokyoya gitmek istediğimi söyleyecektim.”dedim.

Bakışlarımla da bir yandan soru sorma diyordum.



--4gün sonra—



Son dört günde her şeyi toplamıştım.tüm arkadaşlarımla vedalaştım-tabi ki jung soo’ya hiçbir şey söylemedim.

Beni uğurlamaya fueisa,heechul,kardeşi ji-min,berfin ve diğerleri geldi.bayağı kalabalıklardı.

Heechulla ve fueisa ile uzunca kucaklaştım.

Onlara

“okul bitince sizi ziyarete gelirim.”dedim ve son kez onlara bakarak el salladım ve annemle uçağa bindik.



-jung soo-



Öğlen beni heechul aradı.numaramı eun hye’den aldığını söyledi ve hemen konuya girdi.

EUN HYE TOKYO’YA TAŞINMIŞTI!!!

Tüm dünyam başıma yıkıldı o anda.

Meleğim benden zaten acı verecek kadar uzaklaşmıştı.şimdiyse tamamen hayatımdan çıkmış gidiyordu.

Hemde bana bu haberi verme gereği bile duymadan…ve bunu heechulden duyuyordum,o olmak zorunda mıydı?

Eun hye bana işkence etmek zorunda mıydın?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder