13.BÖLÜM
-------* Hana'nın dilinden *--------
Haklıydı..Sonuna kadar haklıydı.Onu kullanmış gibi hissediyordum.Hayır..Böylece gitmesine izin veremezdim.Koşarak peşinden gittim.Sınıfa girmeden önce kolundan tuttum:
-Lütfen biraz konuşalım.
-Çekil yolumdan.Konuşacak birşey yok.
-Lütfen!
İyice yaklaştı:
-Bana bak Ha-na..Artık benim için bir salyangoz bile değilsin.Ne halin varsa gör.Umrumda değil !
Tam sınıfa girecekken tekrar bana döndü..Ümitlenmiştim bir an için..Ama..
-Senin için son bir iyilik daha yapacağım.İçerdekilere bu sakatlık meselesini bir şekilde izah edeceğim.
Yüzüne masum masum baktım.
-Min-kyung
-Gözlerin kıpkırmızı olmuş.Git de elini yüzünü yıka...
dedikten sonra sınıfa girdi..
Bense hala bekliyordum donakalmıştım.Dediğini yaptım elimi yüzümü yıkayıp sınıfa geldim.Zaten son dersti.Herkes bana garip garip bakıyordu en arkaya,Min-kyung'la benim sırama doğru ilerledim.Min-kyung önce bana baktı sonra kafasını çevirip pencereye boş boş baktı.
O da ne!! Min-kyung'un yanında Shin ve Jang-ho vardı.Jin-kyong tek başına onların bir önünde oturuyordu.
İyice yaklaştım
-Ha-na üzgünüm..Min-kyung böyle oturmamızı istedi.Eşyalarını Jin-kyong'un yanına koyduk. dedi Shin üzgün bir tavırla.
Hiçbirşey söylemeden Min-kyung'a baktım.Yüzüme bakmıyordu.Jin-kyong'un yanına,yani Min-kyung'un tam önüne oturdum.Aklım derste değildi.
Onun kalbini çok kırmıştım.Ayrıca herkesi kandırmıştım.Başımı sıraya yaslayıp ağlamaya başladım.'Tanrım bu aralar çok duygusalım' dedim içimden.Birden burnumun dibine birşey uzandı.Kafamı kaldırıp baktım.Bu bir peçeteydi.Min-kyung arkadan uzatıyordu.Yüzüne bakmadan aldım.
-Teşekkür ederim..
-Ağlamayı kes artık
Fısıltıyla konuşuyorduk.
Ben ağlamaya devam ettim.Elimde değildi.Onun bana hala iyilik yapıyor olması kalbimi sızlatıyordu.Kendimi çok aciz hissediyordum.Hayır bu Ha-na olamaz..Ha-na bu kadar basit şeylere ağlayamaz.. Ben neye ağlıyordum sahi?
Zil çalmasına yaklaşık 5 dakika kalmıştı.Hala ağlıyordum.Birden Min-kyung kolumu tuttu ve ayağa kalkmam için çekiştirdi.
-Hey,ne yapıyorsun?
-Sus ve gel!
Ona karşı çıkmak istemiyordum.Belki barışırız diye sesimi çıkarmadım.Beni çeke çeke sınıftan çıkardı.Herkesten bir ses çıkıyordu.Öğretmen Bay Park arkamızdan bağırdı:
-Bu ne saygısızlık.!
Min-kyung bunu duyunca adeta beni koşturmaya başladı.İyice aşağıya indik.Açık bir kapıdan girip yine merdiven indikten sonra kapalı bir alanda bulduk kendimizi.Bodrum gibi biryerdi.
-Delirdin mi sen?Buraya neden getirdin beni?
-Sus ya sus! Ben ne yaptığımı biliyor muyum sanki!
Bana iyice yaklaştı.
-Hey,hey! Uzak dur benden.Gelme üstüme..
Beni dinlemiyordu.Tanrım ne yapıyor bu çocuk.Tam dibimde durdu.Gözleri gözlerime girecekti neredeyse.
-Şu gözlerinin haline bak! Ne diye ağlayıp duruyorsun.Sınıftaki o salak kızlara rezil oldun!
-Umrumda değil!
-Ha-na..Onun için ağlamanı istemiyorum.of.....
-Ne oldu?
-Senin ağlamandan nefret ediyorum! Ayrıca bana ve diğerlerine yaptığın haksızlığı sindiremiyorum! Hyun-shik'le çıktığını öğrendiğimde ne büyük bir şoka girdim biliyor musun sen.Aptal!
Birden kocaman bir gülümseme attım:
-Bana Salyangoz dedin Min-kyung.
-Öyle mi dedim?
-Evet.
-Alışkanlık olmuş.
-Bunun için mi buraya getirdin beni?
Bu soru karşısında durdu ve öksürdü:
-Şey..evet...sayılır..Benden tekrar ve tekrar özür dile.
-Özür dilerim!
-IQ'nda sorun mu var?Tekrar ve tekrar dedim.
Biz böyle tartışıyorduk. Zil çoktan çalmıştı.Ama hala tartışıyorduk.Birden kilit sesi duyduk.
-Neler oluyor Min-kyung?
-Bilmiyorum.Bir dakika. deyip merdivenlerden çıktı.
-İnanamıyorum!Açın kapıyı.Açın!
-Hey ne oluyor! dedim
-Kapıyı kilitlediler!
İkimiz de kapıyı tekmeledik ama nafile.Okulun 2 kat aşağısındaydık.
-Aptal goril! Beğendin mi yaptığını!
-Sus Hana sus!
Boğazım ağrıdı bağırmaktan.Saat baya geçmişti.Pes edip aşağı kata geri döndük.
-Offf! ~dedi Min-kyung
-Bence de of!
-Benim babam merak bile etmez şimdi beni.
-Neden ki?
-Çünkü ben arasıra izinsiz Jang-ho ya da Shin'e giderim zaten.Senin baban seni merak eder değil mi Salyangoz.Yani birazdan belki bizi kurtarmaya gelirler
-Babam dün şehir dışına çıktı iş için.Evde tekim
-Of olamaz!
-Neyse hiç değilse ışık var.
-Nesin sen?Polyanna mı? Ne demek hiç değilse ışık var? Burda aç susuz kalakaldık.
-Sus da uyu!
-Uyu mu? Tanrım bu salyangoz bana uyu diyor!
-Min-kyung yeter artık kes sesini!
-Of böbreğime şimdiden ağrı girdi.
Birden panikledim.
-Ne?Ağrı mı ne ağrısı?
-Bazen böyle soğuk ortamlarda böbreğim ağrır.En az 2 gün hasta yatarım.Of bittim ben!
-Gel buraya o zaman.
-Ne?
-Birbirimize sarılacağız.Vücut ısımızla birbirimizi ısıtabiliriz.
Birbirimize önce boş boş baktık.Sonra Min-kyung sırıttı.
-Ne var ne gülüyorsun?
-Hiç..Yok birşey..
Yavaş yavaş birbirimize yaklaşıp sarıldık.
-Aisshh sana sarılmak iğrenç bir duygu!
-Hah..Şu an senin yerinde olmak isteyen kaç kız var biliyor musun sen?
-Aman aman.Artist Goril!
-Gıcık salyangoz!
Duvarın dibine oturduk.Birbirimize sarılmış bir vaziyette uyumaya çalışıyorduk.Min-kyung ceketini ikimizin üstüne örttü.
Birden Min-kyung'un bana doğru eğildiğini hissettim.Kafamı kaldırdım.Burun burunaydık !!
Yazar: Kim Fueisa
-------* Hana'nın dilinden *--------
Haklıydı..Sonuna kadar haklıydı.Onu kullanmış gibi hissediyordum.Hayır..Böylece gitmesine izin veremezdim.Koşarak peşinden gittim.Sınıfa girmeden önce kolundan tuttum:
-Lütfen biraz konuşalım.
-Çekil yolumdan.Konuşacak birşey yok.
-Lütfen!
İyice yaklaştı:
-Bana bak Ha-na..Artık benim için bir salyangoz bile değilsin.Ne halin varsa gör.Umrumda değil !
Tam sınıfa girecekken tekrar bana döndü..Ümitlenmiştim bir an için..Ama..
-Senin için son bir iyilik daha yapacağım.İçerdekilere bu sakatlık meselesini bir şekilde izah edeceğim.
Yüzüne masum masum baktım.
-Min-kyung
-Gözlerin kıpkırmızı olmuş.Git de elini yüzünü yıka...
dedikten sonra sınıfa girdi..
Bense hala bekliyordum donakalmıştım.Dediğini yaptım elimi yüzümü yıkayıp sınıfa geldim.Zaten son dersti.Herkes bana garip garip bakıyordu en arkaya,Min-kyung'la benim sırama doğru ilerledim.Min-kyung önce bana baktı sonra kafasını çevirip pencereye boş boş baktı.
O da ne!! Min-kyung'un yanında Shin ve Jang-ho vardı.Jin-kyong tek başına onların bir önünde oturuyordu.
İyice yaklaştım
-Ha-na üzgünüm..Min-kyung böyle oturmamızı istedi.Eşyalarını Jin-kyong'un yanına koyduk. dedi Shin üzgün bir tavırla.
Hiçbirşey söylemeden Min-kyung'a baktım.Yüzüme bakmıyordu.Jin-kyong'un yanına,yani Min-kyung'un tam önüne oturdum.Aklım derste değildi.
Onun kalbini çok kırmıştım.Ayrıca herkesi kandırmıştım.Başımı sıraya yaslayıp ağlamaya başladım.'Tanrım bu aralar çok duygusalım' dedim içimden.Birden burnumun dibine birşey uzandı.Kafamı kaldırıp baktım.Bu bir peçeteydi.Min-kyung arkadan uzatıyordu.Yüzüne bakmadan aldım.
-Teşekkür ederim..
-Ağlamayı kes artık
Fısıltıyla konuşuyorduk.
Ben ağlamaya devam ettim.Elimde değildi.Onun bana hala iyilik yapıyor olması kalbimi sızlatıyordu.Kendimi çok aciz hissediyordum.Hayır bu Ha-na olamaz..Ha-na bu kadar basit şeylere ağlayamaz.. Ben neye ağlıyordum sahi?
Zil çalmasına yaklaşık 5 dakika kalmıştı.Hala ağlıyordum.Birden Min-kyung kolumu tuttu ve ayağa kalkmam için çekiştirdi.
-Hey,ne yapıyorsun?
-Sus ve gel!
Ona karşı çıkmak istemiyordum.Belki barışırız diye sesimi çıkarmadım.Beni çeke çeke sınıftan çıkardı.Herkesten bir ses çıkıyordu.Öğretmen Bay Park arkamızdan bağırdı:
-Bu ne saygısızlık.!
Min-kyung bunu duyunca adeta beni koşturmaya başladı.İyice aşağıya indik.Açık bir kapıdan girip yine merdiven indikten sonra kapalı bir alanda bulduk kendimizi.Bodrum gibi biryerdi.
-Delirdin mi sen?Buraya neden getirdin beni?
-Sus ya sus! Ben ne yaptığımı biliyor muyum sanki!
Bana iyice yaklaştı.
-Hey,hey! Uzak dur benden.Gelme üstüme..
Beni dinlemiyordu.Tanrım ne yapıyor bu çocuk.Tam dibimde durdu.Gözleri gözlerime girecekti neredeyse.
-Şu gözlerinin haline bak! Ne diye ağlayıp duruyorsun.Sınıftaki o salak kızlara rezil oldun!
-Umrumda değil!
-Ha-na..Onun için ağlamanı istemiyorum.of.....
-Ne oldu?
-Senin ağlamandan nefret ediyorum! Ayrıca bana ve diğerlerine yaptığın haksızlığı sindiremiyorum! Hyun-shik'le çıktığını öğrendiğimde ne büyük bir şoka girdim biliyor musun sen.Aptal!
Birden kocaman bir gülümseme attım:
-Bana Salyangoz dedin Min-kyung.
-Öyle mi dedim?
-Evet.
-Alışkanlık olmuş.
-Bunun için mi buraya getirdin beni?
Bu soru karşısında durdu ve öksürdü:
-Şey..evet...sayılır..Benden tekrar ve tekrar özür dile.
-Özür dilerim!
-IQ'nda sorun mu var?Tekrar ve tekrar dedim.
Biz böyle tartışıyorduk. Zil çoktan çalmıştı.Ama hala tartışıyorduk.Birden kilit sesi duyduk.
-Neler oluyor Min-kyung?
-Bilmiyorum.Bir dakika. deyip merdivenlerden çıktı.
-İnanamıyorum!Açın kapıyı.Açın!
-Hey ne oluyor! dedim
-Kapıyı kilitlediler!
İkimiz de kapıyı tekmeledik ama nafile.Okulun 2 kat aşağısındaydık.
-Aptal goril! Beğendin mi yaptığını!
-Sus Hana sus!
Boğazım ağrıdı bağırmaktan.Saat baya geçmişti.Pes edip aşağı kata geri döndük.
-Offf! ~dedi Min-kyung
-Bence de of!
-Benim babam merak bile etmez şimdi beni.
-Neden ki?
-Çünkü ben arasıra izinsiz Jang-ho ya da Shin'e giderim zaten.Senin baban seni merak eder değil mi Salyangoz.Yani birazdan belki bizi kurtarmaya gelirler
-Babam dün şehir dışına çıktı iş için.Evde tekim
-Of olamaz!
-Neyse hiç değilse ışık var.
-Nesin sen?Polyanna mı? Ne demek hiç değilse ışık var? Burda aç susuz kalakaldık.
-Sus da uyu!
-Uyu mu? Tanrım bu salyangoz bana uyu diyor!
-Min-kyung yeter artık kes sesini!
-Of böbreğime şimdiden ağrı girdi.
Birden panikledim.
-Ne?Ağrı mı ne ağrısı?
-Bazen böyle soğuk ortamlarda böbreğim ağrır.En az 2 gün hasta yatarım.Of bittim ben!
-Gel buraya o zaman.
-Ne?
-Birbirimize sarılacağız.Vücut ısımızla birbirimizi ısıtabiliriz.
Birbirimize önce boş boş baktık.Sonra Min-kyung sırıttı.
-Ne var ne gülüyorsun?
-Hiç..Yok birşey..
Yavaş yavaş birbirimize yaklaşıp sarıldık.
-Aisshh sana sarılmak iğrenç bir duygu!
-Hah..Şu an senin yerinde olmak isteyen kaç kız var biliyor musun sen?
-Aman aman.Artist Goril!
-Gıcık salyangoz!
Duvarın dibine oturduk.Birbirimize sarılmış bir vaziyette uyumaya çalışıyorduk.Min-kyung ceketini ikimizin üstüne örttü.
Birden Min-kyung'un bana doğru eğildiğini hissettim.Kafamı kaldırdım.Burun burunaydık !!
Yazar: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder