5 Mayıs 2011 Perşembe

Sen Benim Kaderimsin (13. Bölüm)


 


 
13.BÖLÜM





-------* Hana'nın dilinden *--------



Haklıydı..Sonuna kadar haklıydı.Onu kullanmış gibi hissediyordum.Hayır..Böylece gitmesine izin veremezdim.Koşarak peşinden gittim.Sınıfa girmeden önce kolundan tuttum:



-Lütfen biraz konuşalım.



-Çekil yolumdan.Konuşacak birşey yok.



-Lütfen!



İyice yaklaştı:



-Bana bak Ha-na..Artık benim için bir salyangoz bile değilsin.Ne halin varsa gör.Umrumda değil !



Tam sınıfa girecekken tekrar bana döndü..Ümitlenmiştim bir an için..Ama..



-Senin için son bir iyilik daha yapacağım.İçerdekilere bu sakatlık meselesini bir şekilde izah edeceğim.



Yüzüne masum masum baktım.



-Min-kyung Sad



-Gözlerin kıpkırmızı olmuş.Git de elini yüzünü yıka...



dedikten sonra sınıfa girdi..



Bense hala bekliyordum donakalmıştım.Dediğini yaptım elimi yüzümü yıkayıp sınıfa geldim.Zaten son dersti.Herkes bana garip garip bakıyordu en arkaya,Min-kyung'la benim sırama doğru ilerledim.Min-kyung önce bana baktı sonra kafasını çevirip pencereye boş boş baktı.



O da ne!! Min-kyung'un yanında Shin ve Jang-ho vardı.Jin-kyong tek başına onların bir önünde oturuyordu.



İyice yaklaştım



-Ha-na üzgünüm..Min-kyung böyle oturmamızı istedi.Eşyalarını Jin-kyong'un yanına koyduk. dedi Shin üzgün bir tavırla.



Hiçbirşey söylemeden Min-kyung'a baktım.Yüzüme bakmıyordu.Jin-kyong'un yanına,yani Min-kyung'un tam önüne oturdum.Aklım derste değildi.





Onun kalbini çok kırmıştım.Ayrıca herkesi kandırmıştım.Başımı sıraya yaslayıp ağlamaya başladım.'Tanrım bu aralar çok duygusalım' dedim içimden.Birden burnumun dibine birşey uzandı.Kafamı kaldırıp baktım.Bu bir peçeteydi.Min-kyung arkadan uzatıyordu.Yüzüne bakmadan aldım.



-Teşekkür ederim..



-Ağlamayı kes artık



Fısıltıyla konuşuyorduk.



Ben ağlamaya devam ettim.Elimde değildi.Onun bana hala iyilik yapıyor olması kalbimi sızlatıyordu.Kendimi çok aciz hissediyordum.Hayır bu Ha-na olamaz..Ha-na bu kadar basit şeylere ağlayamaz.. Ben neye ağlıyordum sahi?



Zil çalmasına yaklaşık 5 dakika kalmıştı.Hala ağlıyordum.Birden Min-kyung kolumu tuttu ve ayağa kalkmam için çekiştirdi.



-Hey,ne yapıyorsun?



-Sus ve gel!





Ona karşı çıkmak istemiyordum.Belki barışırız diye sesimi çıkarmadım.Beni çeke çeke sınıftan çıkardı.Herkesten bir ses çıkıyordu.Öğretmen Bay Park arkamızdan bağırdı:



-Bu ne saygısızlık.!



Min-kyung bunu duyunca adeta beni koşturmaya başladı.İyice aşağıya indik.Açık bir kapıdan girip yine merdiven indikten sonra kapalı bir alanda bulduk kendimizi.Bodrum gibi biryerdi.



-Delirdin mi sen?Buraya neden getirdin beni?



-Sus ya sus! Ben ne yaptığımı biliyor muyum sanki!



Bana iyice yaklaştı.



-Hey,hey! Uzak dur benden.Gelme üstüme..



Beni dinlemiyordu.Tanrım ne yapıyor bu çocuk.Tam dibimde durdu.Gözleri gözlerime girecekti neredeyse.



-Şu gözlerinin haline bak! Ne diye ağlayıp duruyorsun.Sınıftaki o salak kızlara rezil oldun!



-Umrumda değil!



-Ha-na..Onun için ağlamanı istemiyorum.of.....



-Ne oldu?



-Senin ağlamandan nefret ediyorum! Ayrıca bana ve diğerlerine yaptığın haksızlığı sindiremiyorum! Hyun-shik'le çıktığını öğrendiğimde ne büyük bir şoka girdim biliyor musun sen.Aptal!





Birden kocaman bir gülümseme attım:



-Bana Salyangoz dedin Min-kyung.



-Öyle mi dedim?



-Evet.



-Alışkanlık olmuş.



-Bunun için mi buraya getirdin beni?



Bu soru karşısında durdu ve öksürdü:



-Şey..evet...sayılır..Benden tekrar ve tekrar özür dile.



-Özür dilerim!



-IQ'nda sorun mu var?Tekrar ve tekrar dedim.



Biz böyle tartışıyorduk. Zil çoktan çalmıştı.Ama hala tartışıyorduk.Birden kilit sesi duyduk.



-Neler oluyor Min-kyung?



-Bilmiyorum.Bir dakika. deyip merdivenlerden çıktı.



-İnanamıyorum!Açın kapıyı.Açın!



-Hey ne oluyor! dedim



-Kapıyı kilitlediler!





İkimiz de kapıyı tekmeledik ama nafile.Okulun 2 kat aşağısındaydık.



-Aptal goril! Beğendin mi yaptığını!



-Sus Hana sus!





Boğazım ağrıdı bağırmaktan.Saat baya geçmişti.Pes edip aşağı kata geri döndük.





-Offf! ~dedi Min-kyung



-Bence de of!



-Benim babam merak bile etmez şimdi beni.



-Neden ki?



-Çünkü ben arasıra izinsiz Jang-ho ya da Shin'e giderim zaten.Senin baban seni merak eder değil mi Salyangoz.Yani birazdan belki bizi kurtarmaya gelirler



-Babam dün şehir dışına çıktı iş için.Evde tekim Sad



-Of olamaz!



-Neyse hiç değilse ışık var.



-Nesin sen?Polyanna mı? Ne demek hiç değilse ışık var? Burda aç susuz kalakaldık.



-Sus da uyu!



-Uyu mu? Tanrım bu salyangoz bana uyu diyor!



-Min-kyung yeter artık kes sesini!



-Of böbreğime şimdiden ağrı girdi.



Birden panikledim.



-Ne?Ağrı mı ne ağrısı?



-Bazen böyle soğuk ortamlarda böbreğim ağrır.En az 2 gün hasta yatarım.Of bittim ben!



-Gel buraya o zaman.



-Ne?



-Birbirimize sarılacağız.Vücut ısımızla birbirimizi ısıtabiliriz.



Birbirimize önce boş boş baktık.Sonra Min-kyung sırıttı.



-Ne var ne gülüyorsun?



-Hiç..Yok birşey..





Yavaş yavaş birbirimize yaklaşıp sarıldık.



-Aisshh sana sarılmak iğrenç bir duygu!



-Hah..Şu an senin yerinde olmak isteyen kaç kız var biliyor musun sen?



-Aman aman.Artist Goril!



-Gıcık salyangoz!



Duvarın dibine oturduk.Birbirimize sarılmış bir vaziyette uyumaya çalışıyorduk.Min-kyung ceketini ikimizin üstüne örttü.





Birden Min-kyung'un bana doğru eğildiğini hissettim.Kafamı kaldırdım.Burun burunaydık !!



Yazar: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder