4 Mayıs 2011 Çarşamba

Sonbahar Yaprakları (1.Bölüm)





Yazan: Mervenur Büşra Yüksel

Sonbaharda kendimi oldum olası iyi
hissederim. Çoğu insanın kalbini bu mevsimde hüzün kaplasada ben tarifi imkansız
bir mutluluk yaşıyorum.Toprağın aheste aheste düşen yaprağa mehaba
demesi,gökyüzünün güneşe küsüp gözyaşı dökmesi,tabiatın mateme bürünmesi beni
adeta mest eder.Şiirlerimdeki duyguyu da bu eşsiz tablo sayesinde yakalarım.Bu
yüzden sonbahara minnetim oldukça fazladır.Şimdi ise bir sebebim daha var sonbaharı
sevmemde.Ne mi?SEN..Sen bu eşsiz tablonun yegane parçası oldun benim için.Öyle
ki sen olmazsan sonbahar olmaz,sen olmazsan şiirlerim,mutluluğum,huzurum hiçbir
şey olmaz.Seni ilk kez sonbaharda gördüm ama hangi yıl,üzerinden kaç
gün,ay,sene geçti bilmiyorum.Çünkü seni gördüğüm andan itibaren zaman kavramımı
yitirdim.Yakınındayken herşey saniyeler içinde geçerken sana uzak olduğumda
asırlar birbirini kovalıyor sanki.Uzaktan sevsemde seni bana göre umutsuz bir
aşk değildi bu ve mücadele etmeye değerdi.Oyıl yaşadıklarımı hala
hatırlıyorum.Her saniyesi beynime işledi... Bizim ev çok büyük sayılmayacak iki
katlı,bahçeli mütevazi bir evdi.Çevremizde de bizim ev gibi birkaç yapı vardı
ama komşularımız arasında yaşı bana uygun kimse olmadığı için kendi kendime
oynamaya,çalışmaya,kendimi uvutmaya alışmıştım.Bu monoton yaşamımda tek
eğlencem göl kenarı olmuştu.Bizim eve on dakika mesafede ağaçların,çalılıkların
arasında kalmış küçük,berrak bir göl vardı.Sadece doğuya bakan kısmında ağaçlar
olmadığı için ben hep orada oturur gölü daha iyi seyredebilirdim.Gölün
çevresinde ağaçlar var dediysem sadece kenarında olduğunu zannetmeyin.Gölün tam
ortada kaldığı yaklaşık yüz metrelik bir alanın içi hep ağaçlarla doluydu. Yine
birgün malzemelerimi alıp gitmiştim göl kenarına.O da ne?Benim her zaman
oturduğum yerde birisi uyuyordu.Şimdi kalkar gider nasıl olsa diye beklemeye
koyuldum saatler birbirini kovaladı ama gitmiyordu bir türlü.Aklıma tuhaf
şeyler gelmeye başlamıştı.Acaba içki içip sızmış mıydı veya bayılmış mıydı hatta
ölmüş bile olabilirdi.Geldiğimden beri hareket ettiğini görmemiştim böyle
düşünmem normaldi.Evet kesin öldü ama emin olmam için gidip teyit etmem lazım
deyip ona doğru adım atmaya başladım.Yaklaştıkça korkudan kalp atışlarım
hızlanmıştı.Nihayet yanına vardım birde ne göreyim.Ne ölmesi horlama sesi
yüzünden asıl ben ölebilirdim.Kalp atışlarım yüzünden yanına geldiğimde anca
farketmişim.Bir insan nasıl böyle ses yapabilir aklım almıyor doğrusu.Kollarını
yüzüne doğru koymuş iştahlı bir şekilde uyuyordu.Tam herşeyden vazgeçip eve
gitmeye karar vermiştim ki kolu yana düştü.Refleks olarak bir adım geri gittim
ama hala uyanmadığını farkedince durdum.O sırada yüzü dikkatimi
çekti....Sanırım uykumdan uyanmamıştım ve bu kez rüyama bir melek girmişti..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder