Yazan: Mervenur Büsra Yüksel
Çoğu zaman melankolik bir yapım
vardır ama rüya ile gerçeği karıştırmadım hiçbir zaman.Ayrıca şu anda
hissettiğim şey rüya olamayacak kadar gerçek bir duyguydu.Kalbim göğsümden
fırlayacak gibi oluyor,nefes almakta güçlük çekiyordum.Tek kelam etmeden
kalbimi çalmıştı.İlk kez bu şekilde kendimi birine kaptırdım. Ben böyle
duygularla cebelleşirken o kıpırdanmaya başlamıştı.Allahım uyanıyor ne
yapacağım ben?O sırada gölün kenarındaki ağaçlıklar dikkatimi çekti ve koşarak
kendimi ağaçların arkasına attım.İki ağacı kendime siper ederek onu izlemeyi
sürdürdüm.Şimdi doğrulmuş bir yandan esniyor bir yandan gözünü
oğuşturuyordu.Yüzümde kocaman bir gülücük peydah oldu.Bir süre oturduktan sonra
ayağa kalktı.Dakikalarca elleri cebinde gölü izledi.Sonrada ağır adımlarla
gözden kayboldu.Ağaçların arkasında o pozisyonda ne kadar kaldım bilmiyorum ama
kendime geldiğimde hava tamamen kararmıştı.Karanlıktan korktuğum için koşarak
eve gittim.Nefes nefese kalmıştım.Teyzemin ısrarla sorduğu soruları cevapsız
bırakıp odama çıktım.Yatağıma uzanıp sadece onu düşündüm.Acaba yarın tekrar
gelir mi?,Bu zamana kadar geliyordu da ben mi görmemiştim?,soruları arasında
uyuyakalmışım. Ben annemi babamı hiç tanımadım.Kendimi bildim bileli teyzem
bakar bana.Beni okuluma teyzem götürmüştü ilk gün,belime kadar uzattığım
saçlarımı o taramıştı,yetişkin bir kız olduğumda gözlerime kalem çekmeyi bile
ondan öğrendim.Şimdi bile kahvaltımı hazırlamış,saçlarımı okşayarak kaldırmaya
çalışıyordu beni.-Min ah kızım kalk,kahvaltı hazır.En sevdiğin çöreklerden bile
yaptım.Hadi canım benim.-Hazırlanıp geliyorum teyze sen in aşağıya. Onu yeniden
görme umuduyla giyindim,saçlarımı taradım,yüzümü yıkayıp hafifçe gözümü ve
dudağımı bile boyadım.Hoş,bu kadar hazırlığa gerek yoktu.O gelse bile
cesaretimi toplayıp karşısına çıkamazdım ama güzel olmanın zararı yoktu.
Kahvaltımı yapıp tekrar tuttum gölün yolunu.Dünkü pozisyonda onu beklemeye başladım.Zaman
geçtikçe geçti.Sonunda beklememin mükafatını da aldım.İlk önce yaprak
hışıtıları duydum sonra ağaçların arasından onun salına salına geldiğini
gördüm.Bu sefer elinde farklı boyutlarda defterler ve kalemler vardı.Dünkü
yerine geçti ve malzemelerini hazırlayıp birşeyler çizmeye başladı.Uzunca bir
süre başka birşeyle ilgilenmedi.Sonra malzemelerini bir kenara bırakıp derince
bir nefes alarak ellerini kafasının üstünde birleştirdi.Ben onun büyüsüne
kapılmış gözümü kırpmadan saatlerce onu izlemiştim.Bir süre sonra kalktı.Ağır
adımlarla geldiği yolu takip ederek gitti. Hergün göl kenarına geliyor,kah
uyuyor kah resim çiziyordu.Ben ise gidene kadar onu izliyor sonra onun oturduğu
yere geçip duygularımı mısralara döküyordum.Bir gün oturmuştum ki yerdeki
defter dikkatimi çekti.Belki birşeyler bulurum diye heyecanla açtım sayfayı ama
karşıma gölün resmi çıktı.Sayfaları biraz daha karıştırdım.Hayret,sadece
boyutlar değişiyordu resim hep aynıydı.Daha fazla buna kafa yormadım ve şiirimi
yazıp eve gittim.Havalara belli olmaz belki yağmur yağar diye defteride aldım
yanıma.İyiki almışım.O gün çok yağmur yağdı.Günlerce göl kenarına gidemedim. O
gelmeden gidip defterini bıraktım ve ağacın arkasına saklandım.Geldiğinde
defterini kupkuru görünce çok şaşırdı ama fazla üstünde durmadı.Otururken ise
yönünü nedense benim olduğum tarafa dönmüştü.Yüzünü daha net görebiliyordum
artık.Sonraki gelişlerinde hep aynı şekilde oturdu.Çizdi,çizdi,çizdi...Bir gün
tam gidiyordu ama birden durup defterini yere bıraktı.Gittiğinden emin olduktan
sonra defteri elime aldım.Bir yandan da yaptığı hareketi kavramaya
çalışıyordum.Aaaa bu sefer farklı bir resim çizmiş.Resimde sarı elbiseli bir
kadın vardı ama yüzü seçilmiyordu.Çünkü kendisini ağaçların arkasında kamufle
ediyordu.NEEE....AĞAÇ MI??OLAMAZ...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder