5 Mayıs 2011 Perşembe

Tesadüf (2. Bölüm)




2. BÖLÜM



Adamlardan kaçarken Barış elindeki poşeti Gamze’ye vermişti. Evlerinin adresini öğrenmesinler diye de yol boyunca koşmuşlardı. Sonunda peşlerinde kimseyi göremeyince hemen evin yolunu tutmuşlardı. Kübra’yı da evine bırakarak evlerine girdiler. Gamze sinirden köpürüyor ama korkudan da titriyordu.Gamze: kim bu adamlar. Ne yaptın bunlara ya.Barış: farkında mısın son zamanlarda konuşmaktan çok soru sorar oldun.Gamze: cevap ver ne oluyor? Gamze elindeki poşeti sıkı sıkı tutuyordu poşeti açmaya başlar. Barış koşup hemen aldı. Gamze göremeden poşeti kaptırmıştı.Gamze: ne var o poşetin içinde? Bu yüzden mi başımız dertte. Gamze’nin aklında soracağı daha çok vardı ama telefonu çaldı. Arayan Kübra’ydı.Kübra: Gamze ne oluyor böyle? Kim bunlar?Gamze: bilmiyorum Barış söylemiyor.Kübra: hıı bu arada sizin evin arkasında peşimizdeki adamlar var. Sanırım bizi arıyorlar.Gamze: ne! Tamam, sen şimdi telefonu kapat bir çaresine bakacağız.Gamze: Barış adamlar bizi arıyorlarmış. Ne yaptın onlara? Bir cevap ver ne oluyor?Barış: görevim gereği yapmam gerekeni yaptım. Sizi de gördüler sizde benimle geleceksiniz mecburen yoksa başınıza kötü şeyler gelebilirGamze: ne görevi? Nereye gideceksin?Barış olanları Gamze’ye anlatmıştı. Tarihi eser kaçakçılarıyla iş yapıyordu. Görevi de verilen poşetteki eşyayı Kore de bir adama vermekti. Ama devreye eserin sahibi girmişti. Ve artık Gamze de Kübra da gitmek zorundaydılar. Gamze Kübra’ya telefonda hazırlanması gerektiğini anlatırken Barış da uçak biletlerini ayarlıyordu. Valizlerini hazırlayıp havaalanına doğru yola çıktılar. Adamların hala evin arkasında olduklarını görünce dağılıp havaalanında buluşmaya karar verdiler. Gamze kestirmeden giderek hepsinden önce varmıştı.Büfenin yanındaki tek boş banka oturmaya karar verir. Otururken sırtını dayayacağı yere daha yeni yapıştırılmış bir sakız görür. Yapışmadan gördüğü için şanslıdır ama canı sakız çekmiştir. Hemen büfeden çilekli bir sakız alıp çiğnemeye başlar. Tam o sırada çekik gözlü yakışıklı biri gelip Gamze’nin yanına oturur. Gamze o kişinin sırtına sakızın yapıştığını görür ama söyleyeceği sırada kovalayan adamlardan birini görür ve korkudan sakızı yutar. Sonra gördüğü adamın başka biri olduğunu görüp rahatlar. Yanındaki yakışıklıyı dürter veGamze: afedersiniz ---: ne varGamze: ( ay ne kadar kaba en iyisi söylemeyeyim kendi fark etsin) saati soracaktım---: saat kulesine mi benziyorum.Gamze bu kaba insanın terslemesine çok sinirlenir. Başını önüne eğerken Barış ile Kübra’nın geldiğini görür ve ayağa kalkar. Yanındaki o kaba gençte yayılmak için hafiften ayağa kalkar ama sırtına yapışan sakızı görür ve geldiğinde Gamze’nin sakız çiğnediğini hatırlar ama şimdi ağzında sakız yoktur.---: hey sen bana bak! Bunu buraya neden yapıştırdın?Gamze: ne? Ohh. Hayır, ben yapıştırmadım.---: senin sakızın nerede peki?Gamze: ee şey yuttum ---: hıh yutmuşmuş. Sen benim kim olduğumu biliyor musun?Gamze: kimsin? Başbakan mı?---: ben Kore’nin ünlü grubu SHİNee’den Jonghyun.Gamze kore ile ilgili hiçbir şey bilmiyordu. Ünlü olduğunu duyunca başını bu sefer kendi kendine belaya soktuğunu anlamıştı.Gamze: peki sen benim kim olduğumu biliyor musun?---: hayır kimsin?Gamze başını derde sokmadığı için mutlu olmuştu. Cevap bile vermeden koşarak Barış ve Kübra’nın yanına gider. Jonghyun bu rezilliğin sonucunu ödemeden giden kıza çok sinirlenmişti. Uçağın kalkış saati gelip çatmıştıKübra Barışla oturmak isteyince Gamze kabul eder ve arkalarına oturur. Uçakta sadece birkaç yer boş kalmıştı. Bu boş yerlerden biride Gamze’nin yanıydı. Elinde valiziyle geleni görünce Gamze’nin gözleri kocaman olmuştu. 



---

Yazan: Gamze Lee

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder