5 Mayıs 2011 Perşembe

Tesadüf (5. Bölüm)


 


5. BÖLÜM



Gamze: senin işin kolay. Evlenirsin olur biter.



Jonghyun: evlenmek istemiyorum ama ben. Tabi dedemi de mutsuz etmek istemiyorum.



Gamze: neyse ben anlamam. Her şeyi çok biliyordun bulursun bir çaresini. Ben gidiyorum Türkiye’ye intikamımı alacağım.



Jonghyun: bak anlaşabiliriz aslında. Evlenirsek eğer hem sen sevgilinin intikamını alırsın bende dedemi mutlu ederim ne dersin?



Gamze: öyle şey olmaz. Ben seninle evlenmem.



Jonghyun: ben sanki seninle evlenmeye çok meraklıyım. Ayrıca ben seninle evlenmeyi kabul ediyorum da sen kim olup kabul etmiyorsun. Benimle evlenmek isteyen ne kadar kişi var biliyor musun?



Gamze: Daha ne kadar saçmalayabiliyorsun merak ediyorum doğrusu.



Jonghyun: nasıl yani sen beni ret mi ediyorsun?



Gamze: evet. Seni çok şımartmışlar. Ben enayi değilim. Seninle evlenirsem sadece senin istediğin olacak ama ben nasıl intikam almış olacağım ki. Ben burada o orda.



Jonghyun: kabul edersen her şeyi konuşup hallederiz.



Gamze: yok ben sana güvenmiyorum. Hadi Allah’a emanet ol.



Gamze arkasına bile bakmadan çekip gider. Yolda Kübra’yı arar.



Gamze: Kübra valizimi boşaltmadın demi?



Kübra: şimdi boşaltacaktım. Ne oldu ki?



Gamze: boşaltma ben geliyorum gelince konuşuruz.



Gamze eve varır. Gideceğini söyler ama ne Barış ne de Kübra bir anlam veremezler.



Kübra: niye gidiyorsun? Saçmalama adamlar bizi öldürmek için bekliyorlar direkt vururlar seni.



Gamze: buraya geldiğim için öldüm zaten ben. Oraya gitsem kaç yazar.



Barış: çok bencilsin Gamze.



Gamze: ne bencili ya. Bencil olsam seni kurtarıp buraya gelmek zorunda kalmazdım.



Kübra: Gamze Barış’ın üstüne atma suçu. Parka gittiğimizde olayı sen çıkarttın. Dikkatli olsaydın adamlar peşimizden gelmezlerdi.



Gamze: ne diyon ya? İyi misiniz siz? Gidiyorum zaten. Sizinde böyle olduğunuzu bilmiyordum.



Gamze valizini aldığı gibi havaalanına doğru yola çıkar. Yağmurda yağmaya başlamıştır. Gamze’nin içi o kadar yanıyordur ki sırılsıklam eden yağmur bile söndürmeye yetmez. Yalnız kalmıştır. Islanan kaldırım taşına oturup düşünür. Önce ailesi yalnız bırakmıştır, sonra sevgilisi şimdi de canından çok sevdiği kardeş yerine koyduğu arkadaşları. Kimsesi yoktur artık. Onlara nefret duygusunu bile çok görür. Ağlamaktan kızaran gözleriyle elini cebine atıp çıkardığı telefonun ekranında buğulanmış gözleriyle jonghyun’un numarasını bulmaya çalışır. Son aranan numaralarda bulur.



Jonghyun: alo



Gamze: teklifin hala geçerli mi?



Jonghyun: ne değişti yarım saatte.



Gamze: tamam neyse kusura bakma kapatıyorum.



Jonghyun: dur dur. Nerdesin? Gelip alıyım seni. Ayrıntıları konuşalım.



Buluşurlar ve ayrıntıları konuşurlar.



Jonghyun: nikah memuru sahte olacak yani gerçekten evlenmeyeceğiz. Gerçek sanılsın diye düğün yapacağız. Evlendikten sonra benim kendi evimde kalacağız. Önce ailemle tanıştırmaya götüreceğim seni, sonrada gelinlik, davetiye, ev eşyası seçmeye gideceğiz. Ailemin yanında gerçekten evli, birbirimizi seviyor gibi davranacağız ama kimse yokken numarayı keseriz. Çünkü seni çekemem. Kimse kimseye karışmayacak. Arkadaşlarına yaptıklarına tamam mı? Evlendikten sonra Türkiye ye de gidip senin intikamın için yapabileceklerimize bakarız. Anlaştık mı?



Gamze: ben intikamdan vazgeçtim. Ben mutlu olamayacağım zaten. Hiç değilse biri mutlu olsun diye buradayım. Tamam kabul, anlaştık. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder