6. BÖLÜM
Anlaşmayı yapmışlardı. Jonghyun ne derse Gamze itiraz etmeden kabul edip ona uyacaktı.
Jonghyun: hadi gidelim. Islanmışsın önce onu halledelim. Şu ileride butik vardı girelim de üzerine bir şeyler alalım.
Gamze: ama benim valizimde kıyafetler…
Jonghyun: bundan sonra onları giymeyeceksin. Bunu düşünmüyordun değil mi? Valizinde özel eşyaların varsa al gerisini dilencilere ver. Hoş dilenci bile senin kıyafetlerini giymez ama.
Gamze: ne ne dedin? Bana bak hakaret etmeye hakkın yok senin.
Gamze valizinden birkaç eşyasını alır almaz jonghyun hemen valizle beraber gamze’nin eşyalarını yolun kenarındaki dilenciye verir.
Gamze: hey ben şaka yapıyorsun sanmıştım.
Jonghyun: ne kadar kalın kafalısın. Benim yanımda olacaksın ve bunları giyemezsin. Çabuk yürü gidiyoruz.
Çok şık ve pahalı bir butiğe gelmişlerdi. Jonghyun daha ilk saniyelerde çalışan kızlardan birinin kucağını Gamze için seçtiği kıyafetlerle doldurmuştu bile. Jonghyun’un seçtiği kıyafetler hiç de Gamze’ye göre değildi. Çünkü Gamze rahat giyinmeyi seviyordu ama jonghyun; elbiseler, topuklu ayakkabılar yani ne kadar sıkıcı şey varsa onları topluyordu. Jonghyun onlarla uğraşırken Gamze kenardan seyrediyordu.
Jonghyun: buraya gel. Senin için alıyoruz bunları birkaç tanede sen seç. Mesela ne renk seviyorsun?
Gamze: bunları bana mı alıyorsun? Bu elbiseleri, topuklu ayakkabıları? Ben bunları giymem.
Jonghyun: hadi ya ne giyersin sen. Seç de bir göreyim bakalım.
Gamze ne kadar salaş kıyafet varsa onları gösteriyor ama jonghyun beğenmiyordu. En sonunda jonghyun gamze’nin kolundan yapışıp kendi seçtiği kıyafetleri denemesi için kabine sokar. Gamze istemeye istemeye giyer ve koltukta kurum kurum kurulan jonghyun’un karşısına çıkar. Jonghyun emirler yağdırıyordu. Gamze acaba yanlış bir seçim mi yaptım, gitmeli miydim, bu ne biçim insan, nasıl çekeceğim bunu diye düşünmekten kendini alamıyordur. Çalışanlar bile gözleri açık bir şekilde olanları izliyorlardır. Gamze jonghyun’un aşağılamalarından bıkmıştı. Gamze için seçtiği bütün elbiseleri almıştı.
Gamze: iyi de ben bunlarla mı yatacağım? Evde ne giyeceğim?
Jonghyun: haklısın bir de onlar için bakalım bir şeyler.
Kıyafetleri halletmişlerdir. Gamze için seçtiği kıyafetlerden birini Gamze’ye zorda girdirtmiştir. Sıra kuaföre gelmişti. Jonghyun sürekli kendi istediklerini yaptırıyordu. Gamze’nin pişman olduğu her halinden belliydi. Ama anlaşma yaptıkları için kalkıp gidemiyordu. Gamze hiç olmadı gibi biri olmuştu. Gamze’yle kuafördeyken ailesini haberdar etmek için telefon etmişti.
Jonghyun: anne akşama misafirimiz var. Kız arkadaşımı sizinle tanıştırmaya getiriyorum. Önemli bir karar verdik ve sizinle onu paylaşacağız. Haber vereyim dedim.
Annesi: çok seviniriz oğlum. Kız neler sever onları yaptırayım? Ayrıca ne kararıymış o?
Jonghyun: Dedemin sevineceği bir karar. Hemen sorayım Gamze’ye ne sevdiğini
Annesi: Gamze’mi hiç Koreli adına benzemiyor. Merak ettim doğrusu hemen diğerlerine haber veriyim. Sor da hemen söyle akşama yetiştirebiliriz inşallah.
Jonghyun: Gamze en çok hangi yemeği seversin?
Gamze: yaprak sarması, pilav,…
Jonghyun: nerde olduğunu hatırla. Türkiye değil burası. Buranın yemeklerinden iste.
Gamze: dengesiz misin sen ya. Sordun söyledim. Nereden biliyim ben ne yiyorsunuz.
Jonghyun: tamam canım anneme söyleyeyim. Anneciğim Gamze’nin selamı var ellerinizden öpüyormuş. Bütün yemekleri severmiş. Yani istediğini yapabilirsin.
Telefonu kapatınca kuafördekiler Gamze’nin ünlü Jonghyun’un kız arkadaşı olduklarını öğrenmişlerdi. Hemen gazetecileri arayıp söylerler. Bunu ikisi de beklemiyorlardır. Arabalarına binerken etraf gazetecilerle dolmuştu bile. Sürekli soru soruyorlardı. Jonghyun sorulara cevap vermeyip arabanın kapısını Gamze için açmış ve inandırıcı olsun diye Gamze’nin yanağına öpücük konduruvermişti.
Anlaşmayı yapmışlardı. Jonghyun ne derse Gamze itiraz etmeden kabul edip ona uyacaktı.
Jonghyun: hadi gidelim. Islanmışsın önce onu halledelim. Şu ileride butik vardı girelim de üzerine bir şeyler alalım.
Gamze: ama benim valizimde kıyafetler…
Jonghyun: bundan sonra onları giymeyeceksin. Bunu düşünmüyordun değil mi? Valizinde özel eşyaların varsa al gerisini dilencilere ver. Hoş dilenci bile senin kıyafetlerini giymez ama.
Gamze: ne ne dedin? Bana bak hakaret etmeye hakkın yok senin.
Gamze valizinden birkaç eşyasını alır almaz jonghyun hemen valizle beraber gamze’nin eşyalarını yolun kenarındaki dilenciye verir.
Gamze: hey ben şaka yapıyorsun sanmıştım.
Jonghyun: ne kadar kalın kafalısın. Benim yanımda olacaksın ve bunları giyemezsin. Çabuk yürü gidiyoruz.
Çok şık ve pahalı bir butiğe gelmişlerdi. Jonghyun daha ilk saniyelerde çalışan kızlardan birinin kucağını Gamze için seçtiği kıyafetlerle doldurmuştu bile. Jonghyun’un seçtiği kıyafetler hiç de Gamze’ye göre değildi. Çünkü Gamze rahat giyinmeyi seviyordu ama jonghyun; elbiseler, topuklu ayakkabılar yani ne kadar sıkıcı şey varsa onları topluyordu. Jonghyun onlarla uğraşırken Gamze kenardan seyrediyordu.
Jonghyun: buraya gel. Senin için alıyoruz bunları birkaç tanede sen seç. Mesela ne renk seviyorsun?
Gamze: bunları bana mı alıyorsun? Bu elbiseleri, topuklu ayakkabıları? Ben bunları giymem.
Jonghyun: hadi ya ne giyersin sen. Seç de bir göreyim bakalım.
Gamze ne kadar salaş kıyafet varsa onları gösteriyor ama jonghyun beğenmiyordu. En sonunda jonghyun gamze’nin kolundan yapışıp kendi seçtiği kıyafetleri denemesi için kabine sokar. Gamze istemeye istemeye giyer ve koltukta kurum kurum kurulan jonghyun’un karşısına çıkar. Jonghyun emirler yağdırıyordu. Gamze acaba yanlış bir seçim mi yaptım, gitmeli miydim, bu ne biçim insan, nasıl çekeceğim bunu diye düşünmekten kendini alamıyordur. Çalışanlar bile gözleri açık bir şekilde olanları izliyorlardır. Gamze jonghyun’un aşağılamalarından bıkmıştı. Gamze için seçtiği bütün elbiseleri almıştı.
Gamze: iyi de ben bunlarla mı yatacağım? Evde ne giyeceğim?
Jonghyun: haklısın bir de onlar için bakalım bir şeyler.
Kıyafetleri halletmişlerdir. Gamze için seçtiği kıyafetlerden birini Gamze’ye zorda girdirtmiştir. Sıra kuaföre gelmişti. Jonghyun sürekli kendi istediklerini yaptırıyordu. Gamze’nin pişman olduğu her halinden belliydi. Ama anlaşma yaptıkları için kalkıp gidemiyordu. Gamze hiç olmadı gibi biri olmuştu. Gamze’yle kuafördeyken ailesini haberdar etmek için telefon etmişti.
Jonghyun: anne akşama misafirimiz var. Kız arkadaşımı sizinle tanıştırmaya getiriyorum. Önemli bir karar verdik ve sizinle onu paylaşacağız. Haber vereyim dedim.
Annesi: çok seviniriz oğlum. Kız neler sever onları yaptırayım? Ayrıca ne kararıymış o?
Jonghyun: Dedemin sevineceği bir karar. Hemen sorayım Gamze’ye ne sevdiğini
Annesi: Gamze’mi hiç Koreli adına benzemiyor. Merak ettim doğrusu hemen diğerlerine haber veriyim. Sor da hemen söyle akşama yetiştirebiliriz inşallah.
Jonghyun: Gamze en çok hangi yemeği seversin?
Gamze: yaprak sarması, pilav,…
Jonghyun: nerde olduğunu hatırla. Türkiye değil burası. Buranın yemeklerinden iste.
Gamze: dengesiz misin sen ya. Sordun söyledim. Nereden biliyim ben ne yiyorsunuz.
Jonghyun: tamam canım anneme söyleyeyim. Anneciğim Gamze’nin selamı var ellerinizden öpüyormuş. Bütün yemekleri severmiş. Yani istediğini yapabilirsin.
Telefonu kapatınca kuafördekiler Gamze’nin ünlü Jonghyun’un kız arkadaşı olduklarını öğrenmişlerdi. Hemen gazetecileri arayıp söylerler. Bunu ikisi de beklemiyorlardır. Arabalarına binerken etraf gazetecilerle dolmuştu bile. Sürekli soru soruyorlardı. Jonghyun sorulara cevap vermeyip arabanın kapısını Gamze için açmış ve inandırıcı olsun diye Gamze’nin yanağına öpücük konduruvermişti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder