Adı: Fallen Angel
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
17. Bölüm
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
17. Bölüm
“Dün onunla
konuşmaya gittim. Seni ondan çalcağımı söylediğimde çok kıskandı.”
Bahar sinirlice baktı. “Dün ona bizden anlattığımda hiç kıskanmadığını söyledi
ama.”
“O zaman bizim üzerimizde ona bir kaç detay vermelisin.” dedi Jihoon.
“Diyecek ne var ki?” Bahar bir kaşını kaldırdı.
“Çok var. Yoksa bizim ilişkimiz senin için özel anılarımızı unutacak kadar
önemsiz miydi?” Jihoon sanki ağlicakmış gibi yaptı.
Bahar gözlerini çevirdi. “Boşver.”
“Neyse, işlerimize geri dönelim.” Jihoon elindeki dosyayı masaya attı. “Istediğin
tüm bilgi ve kanıtlar bu dosya içinde. Sahte hesaplar ve numaralar var, ve Mr.
Song’un gizlice firmanın para safe’ini açtığının resimleri var. Sen artık bu
firmanın başkanı olmadığına göre, bunları babana versem daha iyi olmaz mı?”
Bahar dosyayı açıp içindeki bilgilere baktı.
Ah, deri bir sandalyede, büyük bir masa’da oturup elinden dosya ve bilgi
geçirmesini ne kadar özlemişti.
“Hayır, babama bu meseleyi bana bırakmasını söyledim. Mr. Song’u koyvmaya kıyamazdı
babam, nede olsa iyi bir arkadaşı. Bu yüzden onu ben kovmak istiyorum.
Firma’dan tamamen çıkmadan önce yapacağım tek şey buydu. Ama senin kanıtları ve
bilgileri toplaman bu kadar uzun sürdüğü için şimdiye kadar uzattım.”
“Elimden geleni yapıyorum işte,” diye cevapladı Jihoon sırıtarak. “Tamamen
firma’dan çıkmak istediğine emin misin? Bir ofiste oturmasını, kağıt dolu
masa’nda çalışmasını özlemiyor musun? Insanlara emretmeyi, ve onları ordan
oraya koşturmasını özlemiyor musun?”
“Hayır desem bir yalan olurdu.”
“Bizim firmamızın işcilerinden bir kaçı Choi Corporation’a gönderiliyor, Choi
Seunghyun’a yardım etmek için. Bunuda mı sen ayarladın?”
“Evet, babama söyledim. Seunghyun iş yapmasını biliyor ve üstesinden gelebilir,
ama gerçekten hiç ilgisi yok, istemeyerek yapıyor. Babama yeni işçileri Choi
Corporation’a göndermesini söyledim. Seunghyun’a yardım etsinler.”
“Neden yeni işcileri gönderdin?”
“Gerçekten bilmiyor musun?” Bahar bir kaşını kaldırdı.
“Yeni işcilerin senin eski firma başkanı olduğunu ve bir canavar olduğunu
bilmedikleri için mi?” diye sordu. Cevabını biliyordu bu sorunun zaten.
“Seunghyun’a senin eski canavar halinden birşey söyleyemezler diye.”
“Akıllısın, Jihoon. Bu yüzden hala bizim için çalışıyorsun.”
“Hayır, sizin için değil, baban için çalışıyorum. Bu meseleden sonra,” dedi
Jihoon ve dosyaya baktı. “…senin firmayla alakan olmayacak. Bu yüzden artık
senin için değil, sadece baban için çalışıyor olcam.”
-=-=-=-=-=-=-=-
“Merhaba,” Soohyo hafiften gülümsedi.
“Nasılsın?” diye sordu Seunghyun. Tren istasyonunda birbirlerini tesadüfen
görmüşlerdi ve beraber bir parka gidip bir bankta oturmaya karar vermişlerdi.
“Fena değil,” dedi Soohyo. “Peki sen?”
“Iyiyim.”
Sessizlik.
“Seunghyun—”
“Soohyo—”
Aynı anda konuştular. Ikiside ne diyeceğini şaştı.
“Nerdeyse iki ay oldu,” diye mırıldadı Soohyo sonunda.
“Hislerin hala aynı mı?” diye sormalıydı Seunghyun.
Soohyo üzgünce yere baktı, ve sonra Seunghyun’un ellerini tuttu ve
birbirlerinin gözlerine baktılar. Diğerinin ne düşündüğünü biliyorlardı.
Soohyo gözlerini kapattı ve yavaşca Seunghyun’un elini kalbinin üzerine koydu. “Hislerim
hala aynı mı?” diye fısıldadı.
Seunghyun derin bir nefes aldı ve elini Soohyo’dan ayırdı. Bilmiyordu.
Soohyo yine gözlerini açtı ve Seunghyun’un gözlerine baktı.
Seunghyun konuyu değiştirmeye karar verdi. “Sen ve Jaejoong nasılsınız?”
“Onu onun beni sevdiği kadar sevceğimden emin olmadan ‘evet’ demek istemiyorum.
Bu ona karşı çok haksızlık olurdu.” diye açıkladı Soohyo.
“Onu onun seni sevdiği kadar sevebilcek misin?”
“Hayır. Kalbimin bir kısmı bizim geçmişimizi hatırlıyor…”
“Soohyo…” Seunghyun derin bir nefes aldı. “Mutluluğunu o küçük kısıma değişme.
Kalbinin daha büyük kısmına güven ve onu kabul et. Mutlu olursun. Senin mutlu
olmanı istiyorum.”
“Seunghyun…” diye başladı Soohyo. “Arkadaş olabilir miyiz? Seni hayatım boyunca
unutmak istemiyorum. En azından… arkadaş olursak seninle birdaha beraber
gelebilme umudum söner.”
Seunghyun onun gözlerine baktı. “Soohyo…”
“Seunghyun, gerçekten deniyorum. Buna bir son vermemiz lazım, yoksa ikimizde kırılmaya
devam edeceğiz.”
Seunghyun derin bir nefes aldı ve kafasını sallayara onayladı. “Arkadaş olalım.
Sadece arkadaş.”
Soohyo üzgünce gülümsedi. “Arkadaşlar birbirine sarılabilir mi?” diye sordu.
Seunghyun gülümsedi. Tüm cesaretini toplayıp kollarını Soohyo’nun etrafına sardı.
Kısa ve arkadaşca bir sarılmaydı.
“Geç oluyor. Evlerimize… geri dönsek iyi olur.” diyerek Seunghyun banktan kalktı.
“Tamam, güle güle.” Soohyo elini salladi.
Seunghyun Soohyo’ya sırtını dönüp diğer tarafa gidiyordu, ve bu yüzden
Soohyo’nun durup üzgünce elini kalbine koyduğunu görmedi. O görmedi, ama
Soohyo’dan sadece bir kaç adım ileride bir ağacın arkasında saklanan sarışın
adam herşeyi gördü.
Sinirlice cebinden telefonunu çıkardı
ve bir numarayı çevirdi.
“Alo?”
“Bendis, senin yardımına daha fazla ihtiyacım olmadığını söylediğimi hatırlıyor
musun?”
“Evet.”
“Kararımı değiştirdim. Bana yardım etmelisin.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder