Adı: Fallen Angel
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
18. Bölüm
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
18. Bölüm
“Baba! Sen napıyosun burda? Iyimisin?”
“Evet, ama sen ‘iyi görünmüyorsun.” Mr. Kim eve davetsiz girdi. Bahar babasını
koltuğa doğru takip etti.
“Iyiyim ben, baba.”
“Jihoon bana depresif olduğunu söyledi.” dedi Mr. Kim. Kızına dikkatlice baktı.
“Ama en azından kilo alıyorsun.”
“Ne? Hayır almıyorum!” diye bağırdı Bahar. Vücuduna baktı ve kafasını salladı.
Kilo almamıştı.
“Kızım, iyi olduğundan emin misin?”
“Baba, ben iyiyim. Sadece son zamanda biraz çok düşündüm. Song amca yüzünden mi
buraya geldin? Onun meselesini yakında çözüp onu kovcam firmadan, merak etme.”
“Sana bu konuda güveniyorum. Başka bir mesele için geldim ama.”
“Ne için?” Bahar babasına dikkatlice baktı. Babasının alnına düşen beyaz saçları
çekmek geldi içinden.
“Mr. Bae’yi hatırlıyor musun?”
“Evet, uzun zaman senin asistanındı, sonrada emekli oldu.”
“O zaman onun daha çalıştığı günlerde bizim firmada herkesle yakın olduğunuda
hatırlıyorsundur. Işe aldığımız bütün işçileri tanıyor.” diye hatırlattı Mr.
Kim.
“Yani firmanın başkan koltuğunu sana geri vermeden önce işten kovduğum bütün
insanlarıda tanıyor demek istiyorsun.” Bahar babasının söyleyemediği sözleri
söyledi.
Iki ay önce olmuştu, ama hala rahatsızlık yaratıyordu bunu konuşmak. Ekonomi
kötüydü ve firmalarını kurtarmak için Bahar kumar oynadı. Işçilerin yüzde 60ını
kovdu ve yerine yeni ve daha iyi çalışan işçiler aldı. Endüstriye dikkat eden
herkes bu haberleri duyunca şok olmuştu. Ama o zamanların iflasları yüzünden,
bu haber gazetelerin arka sayfalarında kalmıştı, ve şanslarına gazetelerin ilk
sayfalarına girmemişti. Bu yüzden o kadar çok ilgi görmemişti bu olay.
“Bahar, Mr. Bae dün beni görmeye geldi. O eski işcilerin çoğunla hala konuşuyormus
ara sıra ve…” Mr. Kim üzgünce baktı, bunu kızına nasıl söyleyeceğini bilmiyordu.
“Mr. Bae bana birinin dolaşıp seni soruşturduğunu söyledi.”
“Beni mi?” Bahar şaşkınca baktı.
“Evet, seni, işini, iş prensiplerini, karakterini, kısacası senin üzerinde herşeyi.”
“Kim olabilir sence baba?”
“Bilmiyorum; Mr. Bae’ye daha çok bilgi vermemişler.”
Mr. Kim kızının öğrendiği yeni bilgileri düşünmesini izledi. Kızını çok özlemişti.
Ikiside aralarında anlaşmışlardı, Seunghyun etraftayken, birbirleriyle görüşmemeye
karar vermişlerdi, ama Mr. Kim kızını gerçekten çok özlemişti. Ama kızına kıyamıyordu,
bu yüzden istediği herşeyi yapıyordu.
Kızına tek bağırdığı zaman, iki ay önce bütün işcileri kovduğundaydı. Kovduğu işcilerin
çoğu Mr. Kim’in yakın arkadaşlarıydı. Bazı iyi arkadaşlarını kovulmaktan
koruyabildi Mr. Kim, ama gerileri… gerileri geçmişte kalmıştı.
Ama önemli olan şey Bahar’ın planının işe yaramasıydı. Bahar kumarda kazanmıştı.
Firma yine eski günlerdeki gibi iyi işlere devam edebildi.
Bahar bir iş kadını olmaya doğmuştu, bunu babası küçüklüğünden beri biliyordu. Çok
güçlü ve başarılı bir iş kadını. Ama bir kaç ay önce, Bahar babasına evlenmek
istediğini söylemişti ve firmayla bütün ilişkilerini kesmek istediğini anlatmıştı.
Mr. Kim buna üzülmüştü, ama Bahar’a yardım etmeyi kabul etti. Kızının mutluluğu
için elinden geleni yapmaya hazırdı.
Bahar’ın gerçek mutluluğu bulmasını istiyordu.
-=-=-=-=-=-=-=-
Seunghyun deri sandalyeye yaslandı ve gözlerini kapattı. Bugün üç uzun
toplantıları vardı, ve hepside Seunghyun için cehennem gibiydi. Hayır, bu abartılı
olurdu, ama Seunghyun yinede toplantılardan nefret ediyordu.
Iş adamı olarak doğmamıştı, bu kesindi.
Bu yüzden Kim Enterprises’dan Choi Corporation’a aktarılan işciler için
minnettardı. Bu sabah onlarla görüşmüştü ve şimdi, günün sonunda, yeni işciler
nerdeyse bütün işleri halletmişlerdi. Normalde Seunghyun’un masasında duran kağıtlar
ondan incelenmeyi ve araştırılmayı bekliyordu, ama bugün masasında sadece
imzasını atacağı kağıtlar duruyordu. İşi gerçekten çok kolaylaşmıştı.
Seunghyun derin bir nefes aldı ve birinci dosyayı açtı. Okumaya çalıştı, ama
okuyamıyordu.
Gözleri masasının üstünde duran cep telefonuna baktı. Seunghyun bir arama
yapmak istiyordu, ama o kişiyi aramak için bir sebep bulmalıydı önce.
Bir süre düşündü, ama bir sebep bulamadı ve bu yüzden yine anlaşmaları okumaya
devam etti. Fakat kağıtlara geri döndüğü anda telefonu birden kendiliğinden çaldı.
Seunghyun kimin aradığını görünce hemen telefonu kulağına tuttu. “Alo?”
“Merhaba, ne yapıyorsun şimdi?”
“Hala çalışıyorum.”
“Firmanın yakınlarındayım. Senin eşyalarını bırakmak için bir uğrayabilir miyim
sana? Bunları apartmanımda buldum… ve sana geri vermek istiyorum.”
Seunghyun masasındaki takvime baktı. Hatırlıyordu. Tam bir hafta sonra onun ve
Soohyo’nun ilk randevusunun yıl dönümüydü.
“Bende birazdan çıkıyordum,” dedi Seunghyun. Sonra biraz sustu, ve Soohyo’ya
akşam yemeği teklifini yapmayı düşündü. Ama sonra kararından vazgeçti. Evde onu
bekleyen bir karısı vardı. “Firma’nın girişinde görüşürüz.”
“Tamam,” dedi Soohyo’nun sesi ve sonra telefonu kapattı.
Seunghyun sandalyesinden kalktı ve eşyalarını aldı. Sonra tuvalete girdi ve bir
kabine kapattı kendini. Tam kemerini açarken, kapının açılmasını ve iki insanın
içeri girmesini duydu.
“Yeni işvereni nasıl buldun?” diye sordu seslerden birisi ve Seunghyun hareket
etmemeye çalıştı, ses çıkarmamak için ve ikisinin konuşmasını dikkatlice dinledi.
“Iyi birine benzıyor. Kızlar onun evli olup olmadığını soruyorlar hep. Evli değilse
onunla çıkmayı düşünüyolarmış.”
“Söyle onlara boşa zamanlarını harcamasınlar. O adam evli ve onu karısından
almaya çalışırlarsa, o zaman birdaha dünyanin hiçbir yerinde iş bulamazlar!”
Seunghyun Baharın üzerindeki bu saçma dedikodu’nun nasıl oluştuğunu merak
ediyordu. Doğru olmadığından emindi. Meleği öyle bir insan değildi.
“Wow, karısı gerçekten bu kadar korkunç mu?”
“Evet, hemde beteri… Aslında…”
Seunghyun kapının birdaha açılmasını duydu. Önceki iki sesler artık susmuştu ve
yeni giren adam ellerini yıkarken onlar tuvalet’ten çıkmışlardı.
Seunghyun işini bitirip kabin’den çıktı ve muslukta Jeong Jihoon’u gördü.
Jihoon aynaya baktı ve Seunghyun’un refleksyonunu gördü. Bir kaşını kaldırdı,
“Tuvalette başka insanlara bakmak için saklanıyor musun yoksa? Sen sapık mısın?”
“Sen ne yapıyorsun burda?” diye sordu Seunghyun.
“Ellerimi yıkıyorum.”
“Firmamda ne yapıyorsun?” diye sordu Seunghyun sinirlice.
“Yeni işcilerin buraya transfer edilmesinden ben sorumluyum. Yanlış insanları
seçmediğimizden emin olmalıyım.” dedi Jihoon.
Seunghyun ona sinirli bir bakış verdi ve tuvaletten çıkarak asansöre yürüdü ve
en alt kata indi. Tam firma’nın girişinden çıktığında Soohyo’nun elinde büyük
bir kutuyla ona doğru koştuğunu gördü.
“Merhaba,” diye gülümsedi. Seunghyun Soohyo’nun gülümsemesini ne kadar özlediğini
anladı.
“Bunu ekstra bana getirmeli değildin.” diye gülümsedi Seunghyun.
“Olsun, zaten bugün boş günüm.”
“Işin nasıl gidiyor?”
“Fena değil. Geçen hafta daha büyük bir pozisyona transfer oldum.” diye
gururluca sırıttı Soohyo.
“Süper! Bunu hak ediyorsun!” diye sevindi Seunghyun.
“Sen benden daha mutlu görünüyosun bu habere!” diye güldü Soohyo.
“Tabi, arkadaşlar birbirleri için sevinir.”
Soohyo’nun gülüşü bir gülümsemeye dönüştü. Kafasını salladı, “Evet, arkadaş.”
“Soohyo!”
Ikiside ismi bağıran sese doğru çevirdi kafalarını. Jaejoong’un bir taksi’den çkıp
onlara doğru koştuğunu gördüler.”Jaejoong? diye sordu Soohyo şaşkınca.
“Seni bulmaya çalışıyordum. Telefonunu evde unutmuşsun,” Jaejoong cebinden çıkardığı
cep telefonunu Soohyo’ya tuttu.
Soohyo elindeki kutu’yu Seunghyun’a verdi ve telefonunu Jaejoong’dan aldı.
“Teşekkür ederim.”
Jaejoong Seunghyun’a baktı, ama Soohyo’ya konuştu. “Bu kutu’yu ona vermek için
mi çıktın?”
“Evet, CD koleksiyonu.” diye açıkladı Soohyo. Seunghyun Jaejoong’un ona verdiği
sinirli ifadeyi kaçırmadı.
“Şimdi verdiğine göre işin bitmiştir. Geri eve gidelim.” Jaejoong Soohyo’nun
elini tuttu. ‘Eve gidelim’ lafını ekstra söylemişti, Seunghyun’dan kıskanç bir
tepki umuduyla, beraber yaşadıklarını düşünmesi için.
Ama Seunghyun’un ifadesinde kıskançlıktan eser yoktu.
“Görüşmek üzere, Seunghyun.” diye vedalaştı Soohyo, Jaejoong elini çekerken.
“Teşekkür ederim!” diye bağırdı Seunghyun arkalarından. Onlar gittikten sonra
elindeki kutuya baktı.
“Hey!” omzuna konan el Seunghyun’un ödünü kopardı.
“Ne yapıyosun?!” diye bağırdı Jeong Jihoon’a sinirlice.
“Öküz gibi duruyodun öyle, bende seni korkutayım biraz dedim.” diye sırıttı
Jihoon. “Hem, işcilerinin
senin aptal gibi boş boş biyere bakmanı görmesin.”
“Bu seni hiç ilgilendirmez.”
“Kutu’nun içinde ne var? Sana veren kız kimdi? Güzel kızmış.”
“Neden hep bu kadar meraklısın?”
Jihoon tam cevap vermek isterken, önlerinde birden bir araba durdu ve camları aşağı
inerek Bahar’ın melek yüzünü ortaya çıkardı.
“Seunghyun’u rahatsız mı ediyorsun?” diye şakalaştı Bahar.
Seunghyun Baharı görünce gülümsedi. Çok doğal birşeydi onu görünce gülümsemek. Araba’ya
gidip Bahar’ı selamlamak isterken, birden Jihoon onun önüne geçti ve cam’dan içeri
baktı. “Seni rahatsız etmemi ister misin?”
“O zaman sana birdaha yemek yapmam.” dedi Bahar.
Jihoon küsmüş gibi alt dudağını şişirdi ve Bahar güldü.
Sonra Jihoon Seunghyun’a döndü ama hala Bahar’a konuşuyordu.
“Seunghyun’u almaya geldin, demi? Benide götür.”
“Senin arabanla gelmedin mi?”
“Arabam tamirhanede.”
“Ne zaman değil ki?”
“Bunu bildiğine sevindim.”
Seunghyun karısının ve karısının ex sevgilisinin birbiriyle şakalaşmasını
görünce kanı kaynadı öfkeden. Elindeki kutuyu dahada sıkı tuttu sinirinden ve
arka oturmanlara geçti.
Jihoon birşey demeden çok doğal birşeymiş gibi öndeki yeri kapmıştı ve
Seunghyun’un sinirlendiğini fark etmemişti bile.
Çünkü Bahar’la flört etmekle meşguldu.
Bahar. Seunghyun’un karısı.
-=-=-=-=-=-=-=-
Jihoon onları evlerine takip edip akşam yemeği ve sonra tatlı yemeye davet etti
kendi kendini. Bütün gece Bahar’la flört ediyordu Seunghyun’un önünde.
Bahar’da utanmadan geri flört etti. Evet, bilerek ve evet, inadına!
Arabasıyla firmanın önünde bekliyordu çünkü Seunghyunu eve götürmek gelmişti içinden.
Ama Soohyo ile Seunghyun’un arasındaki olayı görmüştü. Soohyo’nun Seunghyun’a
verdiği kutunun içinde ne olduğunu çok merak ediyordu, ama Seunghyun’a
sormaktan çekiniyordu. Gülüp şakalaşıyorlardı sanki hiç ayrılmamış gibi. Bu Baharı
deli etti.
Babası ona gizli birinin onun üzerinde bilgi edinmeye başladığını söyledikten
sonra, bütün gece kimin olabilceğini düşünmüştü evelsi gün.
[GERI BAKIŞ]
Bahar tabana baktı ve gözlerini ovdu. Kim olabilirdi? Kim onun firmadaki geçmişini
bilmek isteyebilirdi?
Mümkün olan rakip listesini geçmişti – uzun bir listeydi – ama kimin onun hakkında
bilgi edinmek isteyeceğini bilememişti. Onun hangi rakibi yada düşmanı onun geçmişini
kullanarak ona zarar verebilirdi ki?
Sonra Bahar Seunghyun’un pozisyonunu değiştirmesini hissetti. Seunghyun kolunu
Bahar’ın beline sardı ve ona sıkıca sarıldı. Bahar yüzünü çevirip Seunghyun’un
uykulu gözlerine baktı.
“Hmm? Uyandın mı bile?” Seunghyun gözlerini çevirip çalar saate baktı. “Daha çok
erken.”
“Evet, çok erken. Hadi uyumaya devam edelim.” diye mırıldadı Bahar. Uyku sarhoşu
Seunghyun, Bahar’a dahada yakınlaştı ve yüzünü karısının boynuna gömdü.
Bahar Seunghyun’un nefesini teninde hissediyordu ve gülümsedi. Kafasını
hafiften yana eğdi ve Seunghyun’un kafasına değdi. Uzun zaman böyle kalsaydı,
boynu tutulacaktı, ama umrunda değildi.
Ve sonra aklına bir isim geldi: Kwon Soohyo.
Bahar’ın geçmişini öğrenmeye çalışıyor olabilirdi. Seunghyun’un Bahara aşık
olmasından korkuyordu. Bahar hakkındaki bilgilerle Seunghyun’u Bahar’dan ayırmaya
çalışıyordu! Amacı Seunghyun’a Bahar’ın nasıl bir insan olduğunu göstermekti!
Ve bunu anlayınca Seunghyun Bahar’dan nefret ederdi.
Bahar sinirlice elinde yorganı sıkıca tuttu. Öfke ve korku onu deli ediyordu.
Kwon Soohyo. Bu kadın onu
mahfedebilirdi.
[GERI BAKIS -SON-]
Kwon Soohyo Bahar’a karşı birşey mi planlıyordu? Seunghyunu Bahardan almaya mı
çalışıyordu? Büyük bir ihtimalle öyleydi.
Bu yüzden Bahar bütün gece Jihoon’la hiç utanmadan kocasının önünde flört etti.
Soohyo ve Seunghyun’u firmanın önünde şakalaşıp gülerken görmek onu çıldırtmıştı.
Sinirliydi, kıskanıyordu, ve korkuyordu.
Bu yüzden Seunghyun’u sinirlendirip, kıskandırıp ve korkutmak istiyordu. Kendi
yaşadıklarını onada yaşatmak istiyordu. Onun çektiklerini anlaması için.
Ama akşam yemeğinden sonra, Bahar’ın yaptığı güzel tatlıları beklemeden bile Seunghyun
uyku mahanasıyla iki arkadaştan ayrıldı. Yemek yerken bile sessiz ve tepkisiz
davranıyordu, sanki olanlar onu hiç etkilemiyormuş gibi.
Şimdi, Seunghyun yukarı yatak odasına gittikten sonra, Jihoon ve Bahar mutfakta
yalnız kaldılar. Bahar Seunghyun’un bu tepkisine çok sinirlendi ve elindeki çatalı
büktü sinirinden.
“Bu çatalın benim boynum olmadığına şükrediyorum.” diye mırıldadı Jihoon ağzı
tatlı pirinç pastasıyla doluyken.
Bahar ona sinirlice baktı. “Yemeğin bitti mi? Geç oldu. Defol.”
“Oha, ne hemen değişti moralin! Hamile misin?” diye şakalaştı Jihoon ve
pastadan bir ısırık daha aldı. “Daha iki dakika önce benimle flört edip
gülüşüyordun! Şimdi boğazımı kescek gibi bakıyorsun!”
“Hiç komik değilsin.” Bahar arkadaşına bir kaşını kaldırdı.
“Sende değilsin! Şuna bi baksana! Tatlı yemeye çok sevinmiştim, ama limon tadında
mı yapmalıydın bütün tatlıları?” Jihoon önündeki tatlı tabaklarına baktı.
“Son zamanda canım ekşi şeyler yemek istiyor. Beğenmediysen git defol.”
“Hamile olmadığından emin misin?”
“Hiç komik değilsin.” diye tekrarladı Bahar.
“Peki peki, gidiyorum. Zaten sahte flörtün hiç inandırıcı değildi.” Jihoon
sandalye’den kalktı ve mutlu karnına bir kaç kere hafiften vurdu. Kapıya gitti
ve Bahar onu takip etti. “Yarın görüşürüz o zaman?”
“Tamam, hadi.” diye cevapladı Bahar. Merdivenden inen ayak seslerinı duydu ve
tam başını çevirip Seunghyun’a bakmak isterken, Jihoon birden onu dahada
kıskandırmak için Bahar’a sıkıca sarıldı.
“Iyi geceler!” diye güldü Jihoon ve Bahar’ı bıraktı. Sonra arkasını dönüp
rahatca evden ayrıldı.
Bahar şok olmuştu. Şaşkın gözlerle Seunghyun’a döndü hemen. Seunghyun
merdiven’in ilk basamağında duruyordu.
Kocasının ifadesinde kıskançlık, öfke yada üzüntü aradı. Ama Seunghyun
tepkisizdi.
Sonra gözlerini yemek masasına çevirdi. “Sofrayı toplamakta yardıma ihtiyacın
varmı?” diye sordu.
Bahar’ın kalbi sıkıştı ve birden ağlamak istiyordu. “Hayır, ben yaparım.”
“Tamam. İyi geceler.” dedi Seunghyun basitce ve arkasını dönüp yine yatak odasına
gitti.
Bahar derin bir nefes aldı ve yorgunca sofrayı toplamaya başladı. Çok uykusu
vardı.
Seunghyun bugün sarışın adamın Soohyo’yu almaya geldiğinde kıskanç olduğundan
emindi Bahar. Gözlerindeki kıskançlığı görebilmek için Bahar’ın arabası çok
geride duruyordu, ama Seunghyun’un kıskanc olma tahmini zaten kesin doğruydu. Bunun içinde Bahar’ın iyi bir sebebi
vardı.
Seunghyun Kwon Soohyo’yu hala seviyordu. Ve Kwon Soohyo Seunghyun’u Bahar’dan
alma planları yapıyorduysa, onu geri alma şansı çok yüksekti, çünkü Seunghyun
ona seve seve geri dönerdi.
Ama Bahar bunu engellemek için elinden geleni yapmaya hazırdı.
-=-=-=-=-=-=-=-
Bahar sessizce odaya girdi ve kapıyı ardından kapattı. Yunus balıklı gece
lambası’nın ışığı gittikce küçülüyordu ve Bahar ışığı hala değiştirmemişti. Çok
yorgundu.
Bahar yatağa girerken kendi tarafındaki yorganı bilerek bıraz daha sertce
kendine çekti. Seunghyun sırtında yatıyordu. Uyuyor muydu acaba?
Meraklıca Bahar Seunghyun’a yaklaştı ve kolunu kocasının beline sarıp çenesini
omzuna koydu. Seunghyun’un gözleri hala kapalıydı ama pozisyonunu değiştirdi.
Yan tarafına dönmüştü ve şimdi sırtı Bahar’a dönüktü. Aralarında bir boşluk
oluşmuştu.
Uyumuyordu.
Bahar dudaklarını ısırdı ve ağlamak istedi birden. Sonra aniden morali değişti
ve şimdi çok öfkeliydi. Sinirlice oda arkasını Seunghyun’a çevirdi ve kendi
tarafına döndü.
Yastığı sıkıca tuttu eliyle.
Bugün firmanın önünde Soohyo ile konuşup gülüştükten sonra, Seunghyun kesin
Soohyoyu ne kadar özlediğini anlamıştı. Maalesef bu sefer sarhoş değildi ve
yanında yatan kadının eski sevgilisinin olmadığını biliyordu. Sarhoş olsaydı
Bahar’ın sarılmasından ayrılmazdı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder