Adı: Fallen Angel
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
16. Bölüm
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
16. Bölüm
“Mr. Choi,
Mr. Jeong diye biri sizinle görüşmek istiyor.”
“Içeri gelsin,” dedi Seunghyun sekreterine. Bir süre sonra kapısı yine açıldı
ve içeri uzun boylu yakışıklı bir adam girdi. Işçilerinden biri değildi. Bu
adamı Seunghyun tanımıyordu. “Size nasil yardımcı olabilirim?”
“Beni hatırlamıyor musun?”
Sesi tanıdık geliyordu. “Hayır, kusura bakmayın. Isminiz ne…?”
“Gee Huhn,” diye cevapladı yakışıklı adam.
Bunu duyunca Seunghyun’un ağzı nerdeyse yere indi şoktan. O sabahın olayları
aklına geldi birden. Telefonu adamın yüzüne kapatıp, yine yorganın altına girmişti
Bahar’la. Bir saat sonra, işe gitmek için yine uyanmıştı ve o aramayı tamamen
unutmuştu.
“Özür dilerim,” dedi
Seunghyun.
Adam gülümsedi, “Önemli değil. Gee Huhn’u sevdim. Bu arada, gerçek ismim ‘Jeong
Ji Hoon’.”
“Tanıştığımıza memnun odum, Jihoon. Sana nasıl yardımcı olabilirim?”
Jihoon sormadan Seunghyun’un masasının önündeki sandalyeye oturdu ve bacaklarını
uzattı. “Ben sadece buraya Bahar’ı senden alma şansımın yüksek olup olmadığını
görmeye geldim.”
Seunghyun ona şaşkınca baktı. “Efendim?”
Jihoon sırıttı. “Birdaha söylememi ister misin? Ilk seferde anlamadın mı?”
“Kimsin sen?”
“‘Gee Huhn.’”
Seunghyun ona sinirlice baktı. “Bahar için kimsin?”
“Ilk aşkı, hala aşkı.” diye cevapladı Jihoon, sanki havadan sudan konusur gibi.
“Bahar ve ben evliyiz. Evli bir çifti ayırmak günahtır.” dedi Seunghyun.
“O zaman evli olmayan bir çifti ayırmakta mı günahtır?” diye sordu Jihoon.
“Ne demek istiyorsun?” Seunghyun hiçbir şeyi anlamıyordu.
“Hiiiç… aybaşım gelmişte biraz tuhaf davranıyorum, o kadar.” dedi Jihoon
sırıtarak. “Öğle yemeğine gitmek ister misin?”
“Efendim?” Seunghyun hiçbir şeyi anlamıyordu. Burda neler oluyordu?
“Seni öğle yemeğine davet ediyorumki, yemeğine zehir katıp seni öldürebileyim.
O zaman Bahar yine benim olur,” diye sırıttı Jihoon.
“Korumayı çağırmadan ondamdan çıkın lütfen.”
“Rahat ol, Baharı senden çalmak istediğim doğru. Ama korkcak birşeyin yok, çünkü
Baharın senden asla ayrılmicağını biliyorum.”
Seunghyun ağzını açtı cevap vermek için, ama sonra yine kapattı. Jihoon’un
dedikleri tamamen doğruydu, ve bunun üzerinde daha fazla denilcek birşey yoktu.
Bahar onu asla terk etmezdi. Hele Jihoon gibi bir manyak için. Seunghyun
gururluca gülümsedi ve çenesini Jihoona kaldırdı.
“Öyleyse aramıza girme. Onun sevdiği kişi benim.”
Jihoon derin bir nefes aldı ve sandalyeden kalktı. “Bunu bildiğine sevindim,
dostum. Sanırım öğle yemeğini yalnız geçircem.”
“Ne?” diye sordu Seunghyun, yine kafası karışıktı.
“Bu arada, ben Bahar’ın eski sevgilisi, ve şimdiki en iyi arkadaşıyım.” Jihoon Seunghyun’a
gözünü kırptı ofisinden çıkarken.
Seunghyun deri sandalyesine yaslandi ve kapalı kapıya baktı. “Bu ne ya?!”
Hiçbir şeyi anlamamıştı.
-=-=-=-=-=-=-=-
“Bahar, Jihoon kim?”
Bahar gözlerini tencereden ayırdı ve Seunghyun’a baktı, ama eli hala çorbayı
karıştırmaya devam etti. “Ah, o benim iyi bir arkadaşım. Birbirimizi yıllardır
tanıyoruz.”
Seunghyun mutfağın kapısından, Bahara doğru yürüdü. Sanki çorbaya bakmak
istermiş gibi Baharın arkasına geçtı, ama aslında Bahar’a yakın durmak için bir
fırsat arıyordu.
“Bugün ofisime geldi. Senin eski sevgilin oldugunu söyledi.”
Bahar ocağı söndürdü ve Seunghyun’a döndü meraklı gözlerle. “Kıskandın mı?”
“Hayır, tabiki hayır.” dedi Seunghyun hemen. “Sadece meraklıydım.”
Bahar hayal kırıklığına uğramış gibi bakmamaya çalıştı. Kollarını Seunghyun’un
beline sardı. Aralarındaki yakınlığa ilk adımı genelde hep Bahar yapıyordu.
“Eskiden çıkıyorduk, ama ayrıldık ve iyi arkadaş kaldık.” diye açıkladı Bahar
sonunda.
“Hm,” diye bir ses çıkardı Seunghyun.
“Gerçekten kıskanmadın mı?” diye denedi Bahar yine.
“Hayır, niye kıskaniyim ki?” diye tekrarladı Seunghyun. “Neyse, ben sofrayı hazırliyim.”
Ağır bir kalple Bahar yine çorbaya döndü. Temiz bir kaşık alıp çorbanın tadına
baktı. Hiç tadı yoktu. Buz dolabına gitti ve bütün bir limon çıkardı.
Limonun tümünü içine sıktı, ama hala tadı yoktu çorbanın, bu yüzden bir kaç
baharat daha kattı.
O akşam, Seunghyun çorbayı denedikten sonra hemen tükürdü, çünkü sanki bütün
bir limona ısırmış gibiydi tadı. Bahar için ise, çorbanın tadı mükemmeldi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder