15 Mayıs 2011 Pazar

Fallen Angel (2. Bölüm)

2. Bölüm





Kendine basit bir
yemek yapıp mutfakta yalnız yedikten sonra, SeungHyun ceketini alıp ev’den çıktı.
Bir kaç saatliğine bir bar’a gidip sonra eve’mi gelseydi diye düşündü… Hayır, orası EVI değildi. Sadece bir EV’di. Sarhoş olup o ev’e kolunda
başka bir kızla gitseydi karısı kesin çıldırırdı. Morali bozulurdu.

Ama sonra SeungHyun’un aklına karısının hiç morali olmadığı geldi. Iki gündür,
kağıtları imzaladıktan beri, SeungHyun karısını görmemezlikten gelmişti. Bir
kelime bile konuşmamıştı, onun yüzüne bir kere bile bakmamıştı. Yinede karısı
hiç birşey dememişti. Onun sinirli tepkisini bekliyordu SeungHyun, ama gelmemişti.

Hayır, bar’a gitmezdi. SeungHyun’un kendi prensipleri vardı. Aşık olmadığı,
nefret ettiği birinle evli olmak onu çok sinir ediyordu. Ama karısı’nı
sinirlendirmek için bir bar’a gidip vücudunu alkol ve sigara ile mahfetmek
istemiyordu.

Peki ne yapabilirdi?

Ne yapmak ISTEDIĞINI kesinlikle yapamazdı.

Ama yinede yaptı.

Bir taksi çağırıp eskiden ikinci evi gibi gören eve doğru yol aldı.

On beş dakika sonra, taksici’yi ödedi ve soğuk asfalt’ta apartman’ın camına
baktı. Işıklar hala yanıyordu ve bir gölge’nin hareketini gördü.

SeungHyun aşkının balkona çıktığını görünce – aynı ikisinin eski günlerde
yaptıkları gibi – hemen bir gölge’ye saklandı görünmemek için. Ama aşkı yüzünü
eğip onu görmedi.

Aksine, yüzünü hava’ya kaldırıp yıldızları sayıyordu, eskiden beraber yaptıkları
gibi.

[GERI BAKIŞ]

“Hadi bu gece yıldızları sayalım!”

“Ama tüm yıldızları sayamayız ki!”

“Iyi, öyleyse hepsi bitene kadar burda birbirimizin kollarında saymaya devam
edicez!”

“Ama bu…”

“Evet bu ‘hiçbir zaman’ demek. Yıldızları saymayı bitiremezsek, o zaman hiç
seni bırakmıcam.”

“O zaman benimle sonsuza kadar kalmalısın!”

“Aşkım, ‘sonsuz’ bile bana yetmez.”

[GERI BAKIŞ –SON-]

Ama sonsuza kadar beraber kalamadılar. Çünkü SeungHyun onu bırakmıştı. Ailesi için,
firma için, onu bırakmıştı.

SeungHyun’un gözleri yaşardı ve aşkı gibi gökyüzündeki yıldızlara baktı.

“Özür dilerim,” diye fısıldadı.

-=-=-=-=-=-=-=-

Gece saat üç olmuştu. SeungHyun aşkını iki saat boyunca izlemişti. Sonunda
SooHyo içeri girmişti ve SeungHyun’da gitmek zorunda kalmıştı. Bir taksi çağırmak
için çok geçti, ve eve erken geri gitmek istemediği için SeungHyun uzun yolu
yayan gitti.

Oturma odasına girdiğinde, pahalı koltuğun üzerinde yatan vücudu fark etti.
Fark etmeden, SeungHyun uyuyan kadın’a yaklaşmıştı bile ve yüzüne baktı.

Ilk defa, SeungHyun karısı’nın yüzünü inceledi. Yumuşak ifadeleri vardı, kapalı
gözlerini süsleyen uzun kirpikleri, küçük bir burun ve kiraz dudaklar. Teni
pürüsüz ve yumuşak görünüyordu. Bir meleğe benziyordu.

Hiç babasına benzemiyordu.

SeungHyun’un onu hayal ettiği pisliie hele hiç benzemiyordu.

Aslında Bahar’ın bir pislik olmasını istiyordu. Bu ondan nefret etmeyi kolaylaştırırdı.
Ama önünde uyuyan, SeungHyun’un onun varlığını görmemezlikten geldiğinde bile
ona iyi davranan melek’ten nefret etmek çok zordu.

Ona bir şans ver, dedi SeungHyun içinden.

Uyuyan kadının hareketini fark edince hemen gözlerini ondan ayırdı. Karısı
uyanmıştı ve koltuğa oturma pozisyonuna geçti.

“Özür dilerim; Seni beklemek istemiştim, ama uyuya kalmışım. Ben…”

“Git odan’da uyu.” dedi Seunghyun sahte sinirli bir sesle. Dönüp merdiven’e
doğru yürüdü. Bu gece’de dün gece gibi ofisin’de uyuyacaktı.

Merdivenlerin üstüne vardığında, alttan bir yumuşak ses konuştu. “Güzel bir
sesin var.”

Seunghyun yürümeyi bıraktı, ama karısına dönüp bakmadı. Sesindeki masumluk
Seunghyun’un kafasını karıştırıyordu.

“Git uyu.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder