Adı: Fallen Angel
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
1. Bölüm
“Daha dün gece bana beni ne kadar sevdiğini, benimle hayatının sonuna kadar
beraber olmak istediğini söyledin.”
Yüzünü eğdi.
“Özür dilerim.”
“Aradan 24 saat bile geçmeden bana aramızdaki herşeyin bittiğini mi
söylüyorsun?”
Gözleri yaşardı.
“Özür dilerim.”
“Ve 48 saat içinde başka birine mi evli olacaksın?”
Dudağını ısırdı.
“Özür dilerim.”
“Senin özürlerini dinlemek istemiyorum! Açıklamanı duymak istiyorum! Sebebini
duymak istiyorum! Bana en azından seni hala sevmeye devam edebilceğim bir sebep
ver, çünkü senden nefret etmek istemiyorum!”
Gözyaşları düştü.
“Özür… dilerim.”
Hayatının aşkına sırtını dönüp kapı’dan çıktı.
-=-=-=-=-=-=-=-
Düğün yoktu, gelinlik yoktu, balayı yoktu; sadece bir kağıt parçası ve bir
yüzük. Pahalı, ve göz kamaştırıcı bir yüzük. Ama bu yüzük Choi Seunghyun’un
gözlerinde iğrenç bir gerçekti. Parmağındaki parlak yüzüğü çıkardı ve elinin
tersiyle ofisinin bir köşesine fırlattı.
Son günlerde yüzünden kaybolmayan sinirli ifadeyle yine önündeki kağıtlara
konsantre olmaya çalıştı.
Kapı’ya vurulması onu önündeki kağıt’a
bakmaya engel olmadı, ve içeri giren ayak seslerinde bile yüzünü kaldırıp
bakmadı.
“Sana çay ve pasta yaptım.” dedi istenmeyen misafirin sesi.
SeungHyun tepki vermedi. Okumaya devam etti.
“Masa’na bırakıyorum. Lütfen, yemeyi unutma.”
Tepsi’yi küçük bir masa’ya koyduktan sonra, arkasını dönüp dışarı çıktı. Kapı’nın
kapanışını duyunca, SeungHyun sahteden okumayı bıraktı.
Küçük masa’daki çay ve pasta’ya baktı. Onları içeri getiren insanın yüzünü bile
hatırlamıyordu.
Evet, tam iki gündür evlilerdi. Ve hayır, SeungHyun karısı’nın yüzünü daha hiç
görmemişti.
Tabi, SeungHyun nikah gününde karısı’nın yüzüne bir iki kere bakmıştı, ama hatırlayamıyordu.
Ondan onu hatırlamıyacak kadar nefret ediyordu.
Kim ailesin’den hiç kimse’nin yüzüne bakmak istemiyordu. Onun gözlerinde, Kim
ailesi sonsuza kadar çirkin para aşıkları kalcaktı. Onlar istedikleri şeyi para
ile elde edebilen tiplerdi, yaptıkları herşey etraflarındaki insanları kırsa
bile… bu yüzden SeungHyun’u sevgilisinden ayırdıklarına’da hiç pişman değildiler.
SeungHyun onların yaptıklarıyla gurur bile duyduklarını düşünüyordu.
Acı veren düşüncelerini aklının bir kenarına atıp, SeungHyun yine çalışmaya
devam etti.
Iki saat sonra, çay ve pasta hala olduğu yerde duruyordu. SeungHyun acıkmıştı,
ama bir Kim’in yaptığı şeyi asla ağzına almazdı.
Ofisin’den çıkıp mutfağa indi kendi yemeğini yapmak için… sadece kendisi için.
“Para bir çocuğun eğitimine engel olmaması lazım. Bu yıl ekonomi çok kötü. Iki
bin burs daha ekleyin, ve öğrencilerin başvurabilceği 10 burs daha. Ben hepsini
öderim. Hayır, ismimi yazmanıza gerek yok. Herşeyi sizin firmanızın adına
yazabilirsiniz. Teşekkür ederim, lütfen bunları organize edince beni bir daha
arayın. Görüşmek üzere.”
SeungHyun bu konuşmayı dinlemek istememişti aslında, ama Bahar’ın sözleri
ilgisini çekti. Birşey duymamış gibi oturma odasın’dan yürüdü ve mutfağa gitti.
Karısı telefonu kapatıp peşinden gelmişti. “Aç mısın? Sana yemek yapabilirim.”
SeungHyun onu duymamazlıktan gelip buz dolabını açtı ve içinden malzemeleri çıkardı.
Bahar’ın kapı kenarında onu izlediğini biliyordu, ama o yokmuş gibi davrandı.
“Yardıma ihtiyacın olursa oturma odasındayım.”
SeungHyun Bahar’ın ayak sesleri mutfaktan uzaklaştığında bile dönüp arkasına
bakmadı.
Burs? Iki bin burs daha mı?
Karısı SeungHyun’un sandığı gibi bir insan değil miydi? Karısı babası gibi
kalpsiz bir pisliğin teki değil miydi?
SeungHyun karısın’dan nefret etmekle bir hata mı yapıyordu?
Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis
Türü: Romantik, Dram
Yazan: Cassie
NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
1. Bölüm
“Daha dün gece bana beni ne kadar sevdiğini, benimle hayatının sonuna kadar
beraber olmak istediğini söyledin.”
Yüzünü eğdi.
“Özür dilerim.”
“Aradan 24 saat bile geçmeden bana aramızdaki herşeyin bittiğini mi
söylüyorsun?”
Gözleri yaşardı.
“Özür dilerim.”
“Ve 48 saat içinde başka birine mi evli olacaksın?”
Dudağını ısırdı.
“Özür dilerim.”
“Senin özürlerini dinlemek istemiyorum! Açıklamanı duymak istiyorum! Sebebini
duymak istiyorum! Bana en azından seni hala sevmeye devam edebilceğim bir sebep
ver, çünkü senden nefret etmek istemiyorum!”
Gözyaşları düştü.
“Özür… dilerim.”
Hayatının aşkına sırtını dönüp kapı’dan çıktı.
-=-=-=-=-=-=-=-
Düğün yoktu, gelinlik yoktu, balayı yoktu; sadece bir kağıt parçası ve bir
yüzük. Pahalı, ve göz kamaştırıcı bir yüzük. Ama bu yüzük Choi Seunghyun’un
gözlerinde iğrenç bir gerçekti. Parmağındaki parlak yüzüğü çıkardı ve elinin
tersiyle ofisinin bir köşesine fırlattı.
Son günlerde yüzünden kaybolmayan sinirli ifadeyle yine önündeki kağıtlara
konsantre olmaya çalıştı.
Kapı’ya vurulması onu önündeki kağıt’a
bakmaya engel olmadı, ve içeri giren ayak seslerinde bile yüzünü kaldırıp
bakmadı.
“Sana çay ve pasta yaptım.” dedi istenmeyen misafirin sesi.
SeungHyun tepki vermedi. Okumaya devam etti.
“Masa’na bırakıyorum. Lütfen, yemeyi unutma.”
Tepsi’yi küçük bir masa’ya koyduktan sonra, arkasını dönüp dışarı çıktı. Kapı’nın
kapanışını duyunca, SeungHyun sahteden okumayı bıraktı.
Küçük masa’daki çay ve pasta’ya baktı. Onları içeri getiren insanın yüzünü bile
hatırlamıyordu.
Evet, tam iki gündür evlilerdi. Ve hayır, SeungHyun karısı’nın yüzünü daha hiç
görmemişti.
Tabi, SeungHyun nikah gününde karısı’nın yüzüne bir iki kere bakmıştı, ama hatırlayamıyordu.
Ondan onu hatırlamıyacak kadar nefret ediyordu.
Kim ailesin’den hiç kimse’nin yüzüne bakmak istemiyordu. Onun gözlerinde, Kim
ailesi sonsuza kadar çirkin para aşıkları kalcaktı. Onlar istedikleri şeyi para
ile elde edebilen tiplerdi, yaptıkları herşey etraflarındaki insanları kırsa
bile… bu yüzden SeungHyun’u sevgilisinden ayırdıklarına’da hiç pişman değildiler.
SeungHyun onların yaptıklarıyla gurur bile duyduklarını düşünüyordu.
Acı veren düşüncelerini aklının bir kenarına atıp, SeungHyun yine çalışmaya
devam etti.
Iki saat sonra, çay ve pasta hala olduğu yerde duruyordu. SeungHyun acıkmıştı,
ama bir Kim’in yaptığı şeyi asla ağzına almazdı.
Ofisin’den çıkıp mutfağa indi kendi yemeğini yapmak için… sadece kendisi için.
“Para bir çocuğun eğitimine engel olmaması lazım. Bu yıl ekonomi çok kötü. Iki
bin burs daha ekleyin, ve öğrencilerin başvurabilceği 10 burs daha. Ben hepsini
öderim. Hayır, ismimi yazmanıza gerek yok. Herşeyi sizin firmanızın adına
yazabilirsiniz. Teşekkür ederim, lütfen bunları organize edince beni bir daha
arayın. Görüşmek üzere.”
SeungHyun bu konuşmayı dinlemek istememişti aslında, ama Bahar’ın sözleri
ilgisini çekti. Birşey duymamış gibi oturma odasın’dan yürüdü ve mutfağa gitti.
Karısı telefonu kapatıp peşinden gelmişti. “Aç mısın? Sana yemek yapabilirim.”
SeungHyun onu duymamazlıktan gelip buz dolabını açtı ve içinden malzemeleri çıkardı.
Bahar’ın kapı kenarında onu izlediğini biliyordu, ama o yokmuş gibi davrandı.
“Yardıma ihtiyacın olursa oturma odasındayım.”
SeungHyun Bahar’ın ayak sesleri mutfaktan uzaklaştığında bile dönüp arkasına
bakmadı.
Burs? Iki bin burs daha mı?
Karısı SeungHyun’un sandığı gibi bir insan değil miydi? Karısı babası gibi
kalpsiz bir pisliğin teki değil miydi?
SeungHyun karısın’dan nefret etmekle bir hata mı yapıyordu?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder