16 Mayıs 2011 Pazartesi

Fallen Angel (35.Bölüm)








Adı: Fallen Angel

Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis

Türü: Romantik, Dram

Yazan: Cassie

NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.

35. Bölüm






“Daha dün Seoul’e
indin.” dedi Jaejoong.

“Babamla öğle yemeğine gititim,” diye anlattı Jeong Hoon bugünki olayları
Soohyo ve Jaejoong’a. Seunghyun kendini misafir odasına kapatmıştı ve ortalıkta
görünmüyordu sabah’tan beri.

“Özür mü diledi?”

“Evet, ve konu babam’sa özür çok zor birşeydir, değerini bilmeliyim. Feyza’mın ismini bile biliyordu!”

“Onun sana bu kadar iyi davranma sebebinin karının hamile olması ve onun yakında
bir dede olacağını düşünmediğinden emin misin? Fark ettiysen, baban gittikce yaşlanıyor.
Gençleşmiyor.”

Soohyo Jaejoong’un susması için dirseği ile yan tarafına dürttü.

“Hayır, Feyza’nın hamile olduğunu öğrenmeden önce özür diledi.” diye açıkladı
Jeong Hoon sevinclice.

“Onu öylesine af mı edeceksin?” diye sordu Jaejoong yine. Ve yine Soohyo dirseğini
beline dürttü.

“Arkadaşının evini bize ucuz bir fiyata kıralamasını söylediğini hep
biliyordum. Hep bizi gözetliyordu uzaktan. Ve… ondan yıllardır nefret ediyorum
zaten. Çok sevdiğin birinden nefret etmek gerçekten acı verici. Bana salak
diyebilirsiniz, ama ben bu şansı elime alıp onu affetmek istiyorum. Ona karşı
hala kin beslemek, sadece onu değil, beni ve karımı’da acıtacak. Babamı gerçekten
özlüyorum. Onu hayatımda bu kadar ak saçlı gördüğümü hatırlamıyorum.”

Soohyo ve Jaejoong birbirlerine bakıp kafalarını salladılar. Jeong Hoon haklıydı
ve onu anlıyordular.

“Bahar hakkında bir bilgisi varmı?” diye sordu Soohyo.

“Hayır, göründüğü gibi, Bahar ona hiçbir şey söylememiş. Sanırım ondan saklamak
istiyor. Bahar… babamın onu sırtından vurduğumu bilmemesini istiyor gibi
geliyor bana.” diyerek Jeong Hoon yüzünü egdi üzgünce. “Ama… Bahar beni
Seunghyun’la konuşmam için geri getirdiğinizi biliyor mu? Geri geldiğimi
babam’dan öğrendi, ama ne için geri geldiğimi biliyor mu?“

“Seni hava alanından aldığımız günden iki gün önce, Jihoon Bendisi sarhoş yapıp
onun ağzından lafı aldığını düşünüyoruz, ama emin değiliz. Bendis‘in ona birşeyler
söylediğini bilsek bile, Jihoon’un Bahara söyleyip söylemediğini bilmiyoruz.“
diye açıkladı Jaejoong.

“Ama Bahar dün hava alanına gelmedi. Demek ki… Jihoon ona birşey söylemedi.”
diye analize etti Jeong Hoon.

Soohyo yüzünü hafifce eğdi ve kısık sesle konuştu. “Hayır, ben… Bahar’ın dün
hava limanına geldiğini düşünüorum. Onu yolun karşısında gördüm, ama tam olarak
emin değilim onun olup olmadığına.”

Jeong Hoon şaşkınca baktı. “O
zaman biliyor muydu? Ama bizi durdurmadı? Bunu Seunghyun’a söyledin mi?”

“Dün gece ona söylemeye çalıştım, ama Kim Bahar üzerinde konuşmak istemiyor
Beni dinlemek istemiyor… ve dün gece’den beri o oda’ya kapattı kendini.” Soohyo
derin bir nefes aldı. “Ve… gerçek şu ki, Bahar’ın olup olmadığına emin değilim.
Yüzünü iyice göremedim. Kafası eğikti bu yüzden sadece saçlarını ve vücudunu
gördüm, ama yüzde yüz emin değilim. Sadece içimde bir ses onun olduğunu
söylüyor ve Seunghyun’a bunu söyleyip sahte umut vermek istemiyorum.”

“Belki gerçekten oydu. Babam bana Bahar’ın değiştiğini, Seunghyun’un Baharı
daha iyi bir insana çevirdiğini söylemişti. Gerçek olabilir mi? Bahar hakkında
yanlış mı düşündük?”

“Bilmiyoruz.” dedi Jaejoong ve kafasını salladı. “Onun değiştiğine bizde
inanmak istedik, ama…”

“Jaejoong,” diye lafını böldü Soohyo.

“Ne?” diye sordu Jeong Hoon.

“Ah, hicbir şey. Demek istediği şey bizimde onun değiştiğine inanmak istediğimiz,
ama ona yakın olmadığımız için emin olamadığımızdı.” diye yalan söyledi Soohyo.

“Hm,” diyerek Jeong Hoon kafasını salladı. Kendisinin’de kardeşine artık hiç
yakın olmadığını anladı. Kardeşinin gerçekten kim olduğunu artık bilmiyordu.

“Bak, kardeşin’in bunu babana söylememe nedeni onun gerçekten bilmesini
istemediği içindir. Sen Cin’e geri git babanla, onunla gez toz, eğlen ve aile
hayatının tadını çıkar. Biz burdaki işleri hallederiz. Hem, sen şu an Feyza’nın
yanında olmalıydın. Hamileliğin bir anını bile kaçıramazsın.” diyerek tatlıca
gülümsedi Soohyo Jeong Hoon’a.

Jeong Hoon kafasını sallayarak onayladı. Bir baba olmanın düşüncesi bile onu
mutlu ediyordu. “Yardıma ihtiyacınız olursa haber verin. Bahar gerçekten değiştiyse,
gerçekten kimseye zarar vermeyecekse, o zaman mutlu olmasını istiyorum. Onu çok
seviyorum.“

“Biliyoruz.” Jaejoong Jeong Hoon’un omzuna elini koydu. “Burda olan seylere
takma kafanı, olur mu? Simdi git ve eğlen, babanla ve karınla.”

“…ve bebeğinle.” diye ekledi Soohyo.

Jeong Hoon yine kafasını salladı. “Teşekkür ederim. Simdi gidip eşyalarımı
toparlamalıyım. Babam uçağı bu akşam için ayarladı. Oda şimdi evde eşyalarını
topluyordur. Bahar’ın onu hava alanına götüreceğini söyledi, yani Bahari
görecegim!”

Jaejoong ve Soohyo Jeong Hoon’un gülümseyerek ondan ayrılmasını izlediler. Yalnız
kaldıklarından emin oldukları an, Jaejoong hemen Soohyo’ya döndü, “Neden ona
Mr. Song’dan bahsetmeme izin vermedin? Kim Bahar’ın değişmediğine inandığımız
sebep Mr. Song’u kovması!”

“Ne kadar mutlu olduğuna baksana. Kim Bahar değişmiş rolü yapıyorsa bile… en
azından kırık ailesini yine birleştirmeye çalışıyor. Eminim Bendis Jeong Hoon’a
Bahar’ın Mr. Song’u kovduğunu anlatmamıştır. Sen ve ben’de söylemezsek, hiçbir şey
bilmez. Bu sonsuz kavga’da yeterince insan kırıldı. Jeong Hoon, Feyza, ve Mr.
Kim’in mutlu olmalarına izin ver.”

Jaejoong derin bir nefes aldı. “Hangi Kim Bahar esas, hangisi sahte, hemen
anlamamız lazım. Bizim yarattığımız problemin çözümünü bulmak bize kaldı.”

-=-=-=-=-=-=-=-

“Appa, Bahar nerde?” diye sordu Jeong Hoon. İçinde hissettiği pişmanlık karnını
ağrıtıyordu. Küçük kardeşini görmek, ona sarılıp saçlarını dağıtmak istiyordu
eski zamanlardaki gibi.

“Özür dilerim, onu aradım ama bana ateşlendiğini söyledi. Buraya gelip bizide
hasta etmek istemedi.”

Jeong Hoon’un içinde birşey babasının bu yalanı Bahar için uydurduğunu söyledi.
Yada Bahar babasına yalan söylemişti, ve babası bu yalana inanmadığı halde,
Jeong Hoon’a söylemişti.

Jeong Hoon Bahar’ın ona sinirli olup olmadığını merak ediyordu… Seunghyun’a gerçekleri
söylediği icin.

Jeong Hoon derin bir nefes aldı üzgünce, ama Mr. Kim bunu Bahar’in gelmemesinin
üzgünlügü olarak anladı.

“Bahar gerçekten değişti, Jeong Hoon. Gercekten senden özür dilemek istiyor. Ama sanırım şu an bir kaç şey
üzerinde streste. Degistiğine inan, yeter. Cin’e gidip, Feyza ile geri geliriz.
Eminim biz geri gelesiye kadar, Bahar iyilesmis olur ve biz yine bir mutlu aile
gibi beraber olabiliriz.” dedi Mr. Kim. Jeong Hoon’un kücük kardesine kızgın
olmasını istemiyordu.

“Sana inanıyorum, Appa. Uçağı kaçırmadan terminale gidelim en iyisi.”

Mr. Kim kafasını salladı ve yürümeye başladı.

Kalbinde, Jeong Hoon kardeşinin değiştiğine inanmak istiyordu (Hem Mr. Song’un
kovulduğunu bilmediği için, hemde gerçekten inanmak istediği için). Uçağa
bindiklerinde, Jeong Hoon tanrı’ya bütün bu problemlerin kısa zamanda çözülmesine
dua etti.

Canından çok sevdiği kardeşi değişmişti. Ve Bahar gerçekten iyi yöne değiştiyse,
o zaman bu problem en kısa zaman’da cözülecekti.

-=-=-=-=-=-=-=-

“Üç gün oldu! Sana geri gelmedi, evine bile geri gelip eşyalarını almadı!”

“Buraya geri gelmedi, çünkü burası onun ‘evi’ degil.” dedi bahar ve derin bir
nefes aldi.

“Ve sen perişan görünüyorsun! Bebeğin için bu çok kötü!” diye bağırdı Jihoon.

“Dün’den beri daha iyi yemeye başladım, daha sağlıklı besleniyorum. Daha sağlıklı
kalmak için Pazartesi günü kolay bir spor rutinine başlayacağım.” diye açıkladı
Bahar.

“Neden Pazartesi? Bugün başla!”

“Daha yapılacak çok işim var. Hem, eve kurulan jimnastik salonu’nun isleri daha
bitmedi.”

“Jimnastik salonu mu?” Jihoon büyük karşılaşma’dan sonra her gün buraya gelmişti
Bahara bakmak icin ama burada bir salon kurulmadığından adı gibi emindi.

“Ailemin Amerika’da bir evi var. Spor yapmak için evden çıkmak istemediğim
için, evin içine bir jimnastik salonu kurduruyorum. Hamilelikte sadece biraz
aerobics yapmak istiyorum, ama bebek dogduktan sonra hala spor yapmaliyim. Onu
evde bir bakimciyla birakip spor yapmaya gitmek istemiyorum, bu yüzden evin
icinde bir jimnastik salonu olmasi dahada iyi.”

“Seoul’dan gidiyorsun.” dedi Jihoon kisik bir sesle. Soru degildi.

“Böylesi daha iyi.”

“Ama…”

“Merak etme. Kendime ve bebegime bakabilirim. Kimse bilmeli degil.”

“Babana bile söylemeyecek misin?”

“Ona söylemenin dogru zamani degil simsi. Su an Jeong Hoon ve karisiyla zaman
geciriyor. Bunu bozmak istemem. Abimi görünce nasil tepki verecegimi bilmedigim
icin bugün babami hava limanina bile götüremedim. Yalan söyleyip ona kizgin
olmadigimi söylemek istemem, cünkü gercekten biraz öfkeliyim. Ama bunun
bencil-öfke oldugunu anladim. Yavas yavas bencilligimi anlayip kontrol
edebiliyorum. Bana biraz zaman ver.” dedi Bahar ve bir süreligine sustu. Sonra
gülümsedi. “Seunghyun’a gidip herseyi söylemeyeceginden emin olunca, ona
bebekten bahsederim.”

“Choi Seunghyun’a gercekten hic söylemek istemiyor musun?” diye sordu Jihoon.

“Söylesem ne olur ki?”

“Bilmeli ama!”

“Bir gün Soohyo ile kendi bir aile kuracak.” diyekolaylikla konustu Bahar, ama
bu sözler kalbine igne gibi batiyordu.

“Bahar, sen tanidigm en büyük aptalsin.”

“Jihoon-ah.” diye mirildandi Bahar kisik bir sesle. Gözleri yorgun görünüyordu.
“Lütfen, benim bir kez daha bencil olmama izin ver. Sadece bir kez daha.”

-=-=-=-=-=-=-=-

“Üc gün.”

“Ve azalmiyor.”

“Hala ne yapacagimi bilmiyorum.” dedi Jaejoong. “Onu böyle yorgun ve perisan
görmek icimi parcaliyor. Hayatimda hic bu kadar pisman olmamistim… bana Kim
Bahari arastirdigima mutlu oldugunu söyledigi halde!”

“Bu yüzden mi ona giyisilerini giymesine izin veriyorsun?” diye sordu Soohyo ve
bas parmagiyla Jaejoong’un catik kaslarini düzeltti.

“Evet. Hem senin apartmaninda her gün ayni giyisilerle dolasmasini istemem. Ama
biliyormusun, senin evine tasinsam, daha pratik olurdu. Her sabah benim evime
gidip yeni giyisi almasina gerek kalmazdi.”

“Senin evin tam benim karsimda. Sadece bir kac adim uzakta.” diye hatirlatti
Soohyo.

“Eee? Senin evine tasinmaya calisiyorum. Gelecek hedefim, senin yatagina
tasinmak.” diye sakalasti Jaejoong, ama gözlerindeki pismanlik hala vardi.

Soohyo derin bir nefes aldi. Anliyordu. Ayni seyleri oda hissediyordu.

Ikiside Seunghyun oda’ya girdiginde kafalarini kaldirdi ve birbirlerinin elini
birakti. Seunghyun yine Jaejoong’un evine dus alip yeni giyisi almaya gitmisti.

“Jaejoong, takim elbisen var mi?” diye sordu. Onun önünde samimi görünmemeye
calistiklarini biliyordu.

“Bir yada iki. Neden?”

“Is icin bir tane lazim.”

“Ise geri mi gidiyorsun?” diye sordu Soohyo.

“Son üc gündür hasta oldugumu söyleyip gitmedim. Geri gitmeliyim. Yapilcak cok
is var.” diye acikladi Seunghyun.

Soohyo ve Jaejoong birbirine bakti. Seunghyun’un kendini is ile mesgul etmesi
iyi birsey olabilirdi. Yinede firma’da olmak, ona Kim Bahar’in kendi firmasinda
yaptigi seyleri hatirlatirdi.

“Ben gidip takim elbiseyi bulayim senin icin.” dedi jaejoong ve koltuktan
kalkti. “Baska istedigin birsey var mi?”

“Evet, bana annem gibi davranmamani ve kendini pisman hissetmemeni
istiyorum. Kac defa daha
söylememi istiyorsun?“

Jaejoong sinirlice bakti. “Seni mutlu gördügüm gün, pismanligim gider.”

“Ben mutluyum!” diye savundu Seunghyun yüksek sesle, sanki yüksek sesle
konusunca sözleri gercek olacakmis gibi.

“Bende senin ananim!” diye konustu Jaejoong alayli bir sesle. Sonra kapi’dan
cikip kendi evine gitti.

Seunghyun kapi’nin kapanisina bakti ve sonra Soohyo’ya döndü. “Ona asik
olduguna inanamiyorum.”

“Ask muhtesem birseydir, Seunghyun.” dedi Soohyo.

Seunghyun kafasini salladi. “Ask benim icin bok’tanda beter.” diye konustu
basitce. “Kahvalti yapmaya gidiyorum. Ne istersin?”

“Tiramisu.”

Seunghyun kaslarini catti. “Tiramisu’dan nefret ediyorum.”

“O zaman Kim bahar’a ne dersin?” diye mirildandi Soohyo.

“Kim Bahar’dan nefret ediyorum.”

Soohyo derin bir nefes aldi. “Bu sözleri söylemek canini acitmiyor mu?”

“Neden acitsin ki?” diye sordu Seunghyun.

“Seunghyun, üc gündür seni izliyoruz.”

“Seninde dedigin gibi sadece üc gün olmus. Bir kirik kalbin iyilesmesi üc
günden fazla ürer.”

“Kirik bir kalbin iyilesmesi sonsuza kadar sürebilir… yada belki hic
iyilesmez.” dedi Soohyo.

“kappa ceneni, soohyo.” dedi Seunghyun kaslarini yine catarak.

“Ona asiksin.” diye konusmaya devam etti Soohyo.

“Ona asik degilim. Onun bana gösterdigi insane asigim! Bu ikisinin arasinda
büyük bir fark var!” diye bagirdi Seunghyun yüksek sesle. Soohyo onun bu
bagirmasinda kendini korkmamaya zorladi.

“Seunghyun, sana Kim bahar hakkinda birsey söylemek istiyorum. O gün, hava
limaninda…” diye basladi Soohyo.

Ama son üc günde’de oldugu gibi, bu deneme’de dinlenmedi. Seunghyun lafini
böldü, “Onun hakkinda konusmak istemiyorum.” diyerek ev’den cikti.

Bir türlü dinlemek istemiyordu ki!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder