16 Mayıs 2011 Pazartesi

Fallen Angel (36.Bölüm)








Adı: Fallen Angel

Oyuncular: Bahar, SeungHyun (TOP),
SooHyo, Jaejoong, Ji Hoon (Bi), Bendis

Türü: Romantik, Dram

Yazan: Cassie

NOT: “Fallen Angel”in anlamı
Türkçede ‘Yeryüzüne İnmiş Melek’. Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.

36. Bölüm



“Ben bu müsteriyle görüsürüm. Siz eve gidin, kariniz
bekliyordur.” diye konustu Seunghyun iscisine.

“Ama Mr. Choi, bu benim görevim. Ve bu müsteri cok zor ikna edilen
alkoliklerden biri.”

“Japonya’ya gittigimde buna benzer biriyle görüstüm zaten. Problem cikmaz. Siz
eve gidin,” diye ikna etti Seunghyun. “Bugün karinizin dogum günü oldugunu
duydum.”

Iscisi ona gülümsedi. “Evet, dogum günü. Cok tesekkür ederim, Mr. Choi.”

Seunghyun iscisinin mutluluguna gülümsedi. “Iyi aksamlar.”

Adam bir kac kere egilip tesekkür ettikten sonra sevinclice ofis’ten cikti. Onun mutluluguna gülümsemisti… ve
sonra üzülmüstü.

Mutluluk ona artik cok uzak bir kelimeydi… ofisinde bütün gün oturup Bahar’la
mutlu anilarini hatirlasa bile kendini mutlu hissedemiyordu. Hatiralara
gülümseyerek basliyordu… ama sonunda hep üzülüyordu.

Seunghyun derin bir nefes aldi. Belki bu aksam biraz alkol icmek iyi gelir. Son
üc gündür Soohyo ona alkolü yasaklamisti.

Soohyo ve Jaejoong kendilerini cok pisman hissettikleri icin ona bir bebekmis
gibi bakiyorlardi. Bendis’te is aramak ve evde bos bos oturmakla mesgul
olmasaydi ona onlar gibi davranirdi belki. Ama sürekli telefonuna bakiyordu.
Bazen, Seunghyun telefonun’da ne oldugunu merak ediyordu.

Seunghyun basini sallayarak düsünceleri bir kenara itti, ve sonra ofisin’den
cikti. Araba parkina gidip arabasini aldi. On dakika sonra, müsteri ile
bulusacagi karaoke barina vardi. Adam illaki burada bulusmak istiyordu.

Hosteslerden biri onu VIP odasina götürdügünde, oda’da müsterisini ve iki is adami
daha gördü. etraflarinda mini etekli acik sacik kizlar dolaniyordu. Seunghyun
ilk basta kolay konusma yapti, ve sonra lafi yavas yavas anlasmaya cevirmeye
calisti. Ama müsterisi ilk basta kendi yapmak istedigi ‘is konusmasi’ dedigi
sey’den sürekli kacindi ve Seunghyun’un yanina iki kiz gönderdi ona alkol
vermeleri icin.

Bir bardak dolusu pahali bira’yi Seunghyun’a icirmek hicte zor degildi. Isini
sarhos olmak icin kullanmasi hic profesyönel degildi, ama profesyönelliginde
bir siniri vardi, degil mi?

Son üc gündür yasadigi aciyi unutturacak birsey lazimdi.

-=-=-=-=-=-=-=-

Bahar kapi’nin arasindan baygin Seunghyun’a bakti. Koltuklarin birine
yayilmisti ve mini etekli kizlar’dan biri onu uyarmak icin neredeyse üzerine
oturdugunda, bahar’in gözleri atesle doldu.

Sinirlice kapiyi acti ve VIP odasina girdi.

Üc is adami ve etraflarindaki bes kizlar ona saskinca bakti. “Kimsin sen?” diye
sordu Seunghyun’un müsterisi.

“Merhaba, Mr. lee. Benim adim Jeong Ji Hoon. Ben Mr. Choi’un partneriyim.
Sizinle anlasma üzerinde konusmak icin sabirsizlaniyordu herhalde, bu yüzden bu
meeting’e bensiz geldi.” diye gülümsedi Bahar.

Bu adamlar ya beginsiz’di, yada hicbir seyi fark etmeyecek kadar sarhostu. Yada
ikisi.

Bahar’in kendisine erkek ismi takip kendisini Jihoon olarak tanittiginda
hicbiri önlerinde aslinda bir kadin’in durdugunu anlamamisti. Ama
böylesi daha iyiydi zaten.

“Öyleyse, gel sende bizimle eglen! Partnerin gitti bile, sen onun yerine
gecebilirsin!” diye güldü Mr. Lee ve bira sisesini yine dikti.

“Devam etmeden önce anlasmayi imzalamamiz daha iyi olmaz mi? Ortada
halledilecek seyler olmayinca daha rahat party yapabiliriz.” diye teklif etti
Bahar. “Hostess’e size ve arkadaslariniza dahada cok kiz göndermesini söyledim.
Sonra onlari is konusmamizla sikmak istemezsiniz, öyle degil mi?”

Mr. Lee Bahar’in sözlerini düsündü bir süre ve sonra kafasini sallayarak
onayladi. “Haklisin. Anlasma nerde?”

Bahar Seunghyun’un cantasinda biraz aradiktan sonra anlasmayi buldu ve cikardi.
Imzalandiktan sonra, bahar oda’dan cikmaya hazirlandi.

“Bu kadar kolay gidemezsin! Daha bizimle icmedin bile!” diye protesto yapti Mr.
Lee. Arkadaslari hak vererek kafalarini salladilar.

Bahar masa’da duran bira siselerine bakti ve fark etmeden bir elini karnina
koydu. “Iki sise ictim. Yoksa hatirlamiyor musunuz?”

“Iki sise mi?” diye sordu Mr. lee arkadaslarina.

“Gercekten mi?” diye sordu arkadaslarindan biri.

“Evet evet, icti, ben hatirliyorum!” dedi ücüncü adam.

Bahar bu adamlarin kendi isimlerini bile hatirlamayacak kadar sarhos olduklarini
biliyordu. Lee zaten iyi bir is adami degildi. iyi bir is adami imzalayacaginda
sarhos olacagini bilerek bir karaoke bara davet etmezdi. Ama ne yazik ki
Lee’nin firmasina ihtiyaclari vardi.

Düzeltme: Seunghyun’un firmasi’nin Lee’nin firmasina ihtiyaci vardi.

Bahar babasina sonra Choi Corporation’daki tüm hisselerini cikarip, onun payini
baska yatirimcilara vermesini söyleyecekti. Kim’ler Choi Corporation’dan
tamamen cikacaklardi, ama yeni yatirimcilar Choi Corp’a hala ihtiyaci olan
kaynaklari verecekti. Tabiki, bekleyip babasina sonra söylemeliydi… Jeong Hoon
ve feyza ile su an yasadigi mutlulugu bozmayacagindan emin oldugunda
söyleyebilirdi ancak.

“Biz gidip hostessle konusalim. Size daha cok kiz göndermesini söylerim.” diye
yalan söyledi Bahar ve Seunghyun’un bir kolunu omzuna koydu ve onu odadan
disari cikardi.

Seunghyun bu hareket yüzünden biraz uyanmisti ama hemen sonra yine kafasini
baharin omzuna yaslamisti. Bahar’in oldugunu bilmiyordu.

“Öyleyse devam edelim!” diye anons etti Mr. Lee ve yine sisesini agzina dikti.

Igrenmis bir ifadeyle Bahar Seunghyun’un cantasini aldi ve Seunghyun’la beraber
oda’dan cikti. Yandaki VIP odasina rezervasyon yapmisti, bu yüzden onu oraya
tasimak cok zor degildi.

Seunghyun’u koltuga götürmeden önce Bahar ayagiyla kapiyi kapatti. Seunghyun’u
koltuga yatirdi ve koltugun diger ucuna oturdu. Seunghyun’un kafasini kucagina
koydu ve onun uykusunda mirildandigini dinledi.

Bahar bir elini Seunghyun’un kirmizi yanagina bastirdi ve elinin altindaki teni
öpmek istedi. Sonra Bahar kendini sevdigi adamin kapali gözlerine bakmamaya
zoradi ve planini hatirlatti kendine.

Cebinden cep telefonunu cikardi ve Jihoon’a karaoke barin adresini ve oda
numarasini söyledi.

Jihoon’un cevabi hemen geldi: [Lanet olsun, nefesinde alkol kokarsam, seni
öldürürüm! On dakika sonra ordayim.]

Telefonunu geri cebine koyduktan sonra, Bahar elini Seunghyun’un cebine soktu
ve telefonunu aldi. ‚Soohyo’nun ismini Speed Dial’da 2’de buldu. Telefon
firmasi numarayi polis istasyonu
numarasina kaydetmisti zaten otomatikten. Bir numara o olmasaydi, bahar emindi, soohyo bir numara olurdu.

Bahar üzgünce yere bakti.

Sonra derin bir enfes alip Soohyo’ya Seunghyun’un cep telefonunda bir mesaj
yazdi: [Ben Jeong Ji Hoon. Gel sevgilini al.]

Sonra karaoke bar’in adresini yazdi ve mesaji gönderdi. Simdi yapacagi tek sey
beklemekti.

Dogru hesapladiysa, Jihoon on dakika sonra burda olurdu. Kwon Soohyo ise
evin’den buraya yaklasik on bes dakika’da gelirdi.

…onun ve Seunghyun’un evi.

Bahar’in kalbi biraz daha kirildi. Bunun mümkün olacagini bile düsünmüoyordu
Bahar. Yüzünü egip hala mirildanan askina bakti.

“Seunghyun,” diye fisildadi ve yanagina dokundu. Parmaklari Seunghyun’un
gözlerine düsen saclari kenara cekti ve elini alnina koydu. Bir zamanlar,
alninin büyük olmasina alay ettigini hatirladi, ve gülümsedi.

Eli sonra Seunghyun’un gögsüne indi ve kalbinin üzerinde durdu. Kulagini kac
sefer kalbinin üzerine koyup kalp atislarini dinledigini hatirladi, ve yine
gülümsedi.

Son bir kez daha. Son defa daha dinlemek istiyordu. Kötü bir fikir’di. Ama…
sadece… bir kez daha.

Bahar yavasca Seunghyun’un kafasini koltuga koydu ve onun yanina cömeldi.
Seunghyun yine uyuyordu simdi. Bahar basini Seunghyun’un kalbinin üzerine
koydu. Rahat bir pozisyon degildi, Bahar’in boynunu agritiyordu, ama Bahar’in
umrunda degildi.

Kalp atislarini duydu.

Ve kendi kalbi durdu.

Kalbi’nin atislarini saydi ve sonunda gözlerinden yaslar akti. Göz yasi göünün
kenarindan asagi akti ve Seunghyun’un gömlegine, kalbinin üzerine damladi.

Son kez. Bu kalbini son dinleyisi olacakti.

Gözlerini kapatarak bu pozisyon’da kaldi. Kendini cok yorgun hissediyordu.
Uyumak istiyordu. Eski zamanlardaki gibi Seunghyun’un kalp atislarini
dinleyerek uyumak istiyordu. Ama yapamazdi. Bunu yapmaya hakki yoktu.

Ona bir saniye kadar kisa gelen bir aradan sonra, Jihoon’un sesini duydu. On
dakika olmus muydu? Cok kisa bir on dakika olmustu.

“Yemin ederim arkadasim burda! Bana mesaj yazdi ve bu odaya gelecegimi
söyledi!” diye bagirdi Jihoon’un sesi.

“Efendim, sizin burda bagirmaniza ve herkesi rahatsiz etmenize izin veremem!
Arkadasinizi arayin isterseniz ve…” diye konustu hostess ama Bahar kapiyi acip
onun lafini böldü.

“O benim arkadasim.” diye rahatlatti Bahar kadin hostesi.

Hostes önce yüzünü cevirip Jihoon’a, sonrada Bahar’a bakip egildi ve onlardan
ayrildi.

“Ne oluyor bu hosteslere be?” diye sinirlendi Jihoon VIP odasina girdiginde.

“Belki deli gibi ona bagirmasaydin seni durdurmaya calismazdi.” diye cevap
verdi Bahar ve arkalarindan kapiyi kapatti.

“Bu da neyin nesi?!” diye bagirdi Jihoon, koltukta baygin yatan Seunghyun’u
görünce.

“Mr. Lee ile bir meeting’deydi.” diye acikladi Bahar. “Oraya sanki is konusmasi
icin degil, sarhos olmak icin gitti gibime geliyor.”

Jihoon kafasini salladi ve müsteriyi ismin’den hatirladi. “Sanirim senden
uzakta oldugu icin ve öfkeli oldugu icin sarhos olmak istiyor.”

Bahar kafasini salladi. “Öfkeli, evet, ama benden nefret ettigi icin bu. Onu
kandirip onunla oynadigim icin öfkeli, ailesine zarar verdigim icin benden
nefret ediyor.”

“Bunun yüzünden buraya gelip alkolik olmaya karar verdigini mi
düsünüyorsun?”

“Jihoon, seni buraya bana böyle seyler söylemen icin cagirmadim.”

“Öyleyse neden burdayim?” diye sordu Jihoon alayli bir sesle. Choi Seunghyun’un
Bahara ne kadar asik oldugunu her ne kadar söylesede, Bahar bunu bir türlü
kabul etmiyordu. Bu Jihoon’u cok sinirlendiriyordu.

Bahar umutlanmaktan korkuyordu. Inanmaktan korkuyordu. Yine acimaktan
korkuyordu.





Ama Jihoon’un yapabildigi tek sey ara sira kendi yorumunu
katmakti. Sonucta oda, Choi Seunghyun’un Bahar’a gercekten asik olup olmadigini
bilmiyordu. Ayrica, kendi ask hayatinin bu kadar alt üst oldugu halde, kendisi
baska birisinin iliskisini düzeltmeye calisamazdi.

Jihoon zaten telefonunun sarj aletini yanindan ayirmiyordu. Telefonu’nun sarji
hic bitmesin, telefonun’daki resimleri hep bakabilsin istiyordu. Bendis’in
resimleri.

“Müsteri ile görüstügümde senin ismini kullandim. Senin Seunghyun’a yardim
ettigini söyleyecegiz.”

“Ne? Sen benim ismimi kullandin ve sana inandilar?”

“Bu adamlar kendi isimlerini bile hatirlamiyorlar. Tabiki inandilar. Kwon
Soohyo yoldadir. Büyük ihtimalle, digerleri onunla geliyorlardir.” Bahar
‘digerlerin’ kim oldugunu söylemesine gerek yoktu. Jihoon Bendisin’de
gelecegini biliyordu. “Simdi gelirler. Ben gidiyorum.”

“Ne? Ama…”

“Jihoon, sen akilli bir insansin. Sana herseyi aciklamak istemiyorum. Benim
hatirima oyna bu oyunu.”

“Bahar…”

Bahar Jihoon’a birsey dsöyleme sansi vermeden büyük adimlarla odadan cikti.
Kapi’nin kapanisi Jihoon’un kafasini agritiyordu. Küfredip, gözlerini koltukta
yatan baygin adama cevirdi.

Aklina bir fikir geldi.

Choi Seunghyun’un yanina cömeldi ve yanaklarina hafif tokatlar atti. “Ya!
Uyan!”

Seunghyun Jihoon’un duyamadigi birsey mirildandi uykusunda. Jihoon yine denedi,
ve bu sefer biraz daha sert tokat atti. “Uyan!”

“Git, defol basimdan.” diye mirildandi Seunghyun’un uykulu sesi.

“Kim Bahar’a asik misin?”

Ama Seunghyun cevap veremeden, kapi birden acildi ve Jihoon korkudan havaya
atladi. Kapi’da duran üc insane görünce küfretti. “Sizde mi kapi kirmaya
basladiniz?” diye bagirdi yüksek sesle. Aslinda onlarin kapiyi kirmalarina
degil, Choi Seunghyun’dan cevap alamadan önce onlari bölmelerine kizgindi.

“Kim Bahar?” diye sordu sarho Seunghyun. “Kim Bahar…”

“Neler oluyor?” Soohyo ve Jaejoong hemen koltuktaki Seunghyun’a kostular.

Bendis ise kapida durup, Jihoon’a üzgün gözlerle bakiyordu. Jihoon’un kalbi
kirildi.

“Seunghyun, iyi misin?” diye böldü Soohyo’nun sesi Jihoon’un düsüncelerini ve
Jihoon arkasina dönüp digerlerine bakmak zorunda kaldi.

“Kim Bahar,” diye mirildanmaya devam etti Seunghyun. “Kim Bahar…”

“O burda degil.” diye bildirdi Jaejoong.

“Neden Bahar’in ismini tekrarlayip duruyor?” diye sordu Soohyo merakli bir
sesle.

“Belki Bahar’i özledigi icin.” diye ortaya atti Jihoon. Kiskanc bir tepki icin
Soohyo’nun yüzüne bakti, ama genc kizin yüzündeki endiseli ifade hic degismedi.
Sanki sevdigi adam icin degilde, sevdigi arkadasi icin endiseliymis gibi.

Sonra Jihoon her sözünü vurgulayarak konustu. “Belki Choi Seunghyun Kim Bahar’a
asiktir.”

“Hayir, hayir, hayir!” diyerek Seunghyun kafasini salladi, sanki sersemligini
üzerinden sallayip atmak ister gibi. Sasi bakan gözlerle Soohyo’nun omzundan
tuttu ve yüzlerini karsi karsiya getirdi. “Hayir! Seni seviyorum, ama ondan
nefret ediyorum!”

Seunghyun ayni sözleri tekrar tekrar agzinda yuvarlarken, digerlerini ona
saskinca bakiyordu.

Jaejoong ve Soohyo’nun gözlerinde sadece Seunghyun vardi. Bendis ise hala
kapida duruyordu ve Jihoon’un görüntüsünü icine cekiyordu. Onu herseyiyle
hatirlamak istiyordu. Jihoon’un gözlerinin kapi’ya dogru kayip gözün kenarindan
bir gölgenin gectigini’de fark etti.

Bendis arkasindaki varigi hissetti ve yüzünü oraya dogru cevirdiginde köse’yi
dönen bir gölgeyi gördü. Karaoke bar’in müsterilerinden biri miydi sadece?

Bendis bilmiyordu. ama Jihoon onun bahar oldugunu biliyordu. bahar Seunghyun’un
Soohyo’nun omuzlarina tutunup ona ‘seni seviyorum, ama ondan nefret ediyorum!’
dedigini duymustu.

Jihoon yine arkasina dönüp Choi Seunghyun’a bakti. Ellerini yumruk haline
getirdi ve icinden onu dövmek istedi. Ama Choi Seunghyun’a döndügünde Seunghyun
simdi Jaejoong’un omuzlarindan tutup ayni sözleri sarisin adama bagiriyordu.

Bu adam kime konustugunu bilmeyecek kadar sarhostu!

NE dedigini bile biliyor muydu?

Sözlerindeki ‘sen’ ve ‘o’nun kim oldugunu biliyor muydu?

-=-=-=-=-=-=-=-

“Ne yapmak istiyorsun? Onu sabahtan aksama kadar takip mi etmek istiyorsun?”

“Tamam, kabul ediyorum. Onu takip ediyorum. Ben… gitmeden önce onu görebildigim
kadar cok görmek istiyorum.”

“Sen bir aptalsin.”

“Sende öyle. Ben firsati gördüm ve senin Bendis ile konusman icin bir sans
yarattim. Konusmadin. Öylesine odadan cikip gittin.”

Jihoon kaslarini catti. “Bahar, ne yapmak istedigini biliyorum. Sana söyleyecegim
tek sey… bunu yapma… lütfen, yapma.”

“Bunu sana borcluyum.”

“Kader bizim tarafimizda degilmis.” dedi Jihoon üzgün bir sesle.

“Neden? O seni seviyor, sende onu.”

“Beni sevdiginden emin degilim artik.” dedi Jihoon düsüncelice.

Bahar derin bir nefes aldi. “Hayat’taki problemlerden biri, bizim hicbir seyden
emin olamamizdir. Bilmek istedigimiz seyler bilinmeyenler arasindadir.”

“Yani Choi Seunghyun’un sana asik olup olmadigida bilinmeyenler arasinda
olduguna inaniyorsun. Öyle degil mi?”

“Hayir,” diye cevapladi Bahar. “Umut cok tehlikeli birseydir, Jihoon. Hayal
kirikligi öldürücü olabilir.”

Jihoon kafasini salladi. “Sana ne diyecegimi bilmiyorum artik. Ama sunu
söyleyebilirim ki, sen dün karaoke bar’dan ciktigindan sonra, Choi Seunghyun
Kim Jaejoong’un omuzlarini tutup ayni sözleri onada söyledi. “Seni seviyorum”
sözleri Soohyo’ya yönelik degildir belki.”

“’Seni seviyorum’daki ‘sen’, Kwon Soohyo, ve ‘O’ndan nefret ediyorum’daki ‘O’
ben olduguma inanmak daha kolay.”

“Kolay her zaman iyisi degildir.
Ya ‘sen’ ve ‘o’, ikiside sen’sen? Belki gösterdigin masum ve saf ‘sen’e asik.
Ve ‘o’ acimasiz ve bencil sandigin ‘sen’sindir.”

“Konusurken kendi dediklerini duyuyor musun?” Bahar bir kasini kaldirdi.

“Duymamaya calisiyorum.” diye siritti Jihoon. “Ben ise gitmeliyim. Onu bugün
yine gözetlemeye gidecek misin?”

“Hayir, esyalarimi toparlamaliyim. Dün gece atesim cikti, bu yüzden biraz
uzansam iyi olur.” diye acikladi Bahar sakaklarini ovarken.

“Senin Seoul’u terk etmeni istemiyorum, Bahar.” diye acikca onustu Jihoon.
Bahar yüzünü kaldirip Jihoon’a bakti; her an aglayacak bir bebege benziyordu.

Bunu görünce Bahar gülümsedi. “Hayatimda ilk defa, benim bebek kardesim missin
gibi hissediyorum. Merak etme, sana adresimi veririm ve sen ara sira gelip beni
ve bebegimi ziyaret edebilirsin.”

“Seni simdiden özlüyorum.”

“E-mail, webcam ve 3G telefonlar var. Abartma.”

Jihoon üzgünce yüzünü egdi ve Bahar onun somurtmasini görünce kalbi isindi.
E-ail, webcam ve 3G telefonlar üzerinde konusuyordu, ama onunda Jihoon’u cok
özleyecegini biliyordu.

Jihoon Bahara dogru bir adim atti ve gözlerini kapatarak ona sikica sarildi.
“Gidecegin güne kadar sana her gün böyle sarilacagim. Böyle kendimi daha iyi
hissederim.” diye konustu Jihoon Bahar’in omzuna.

Bahar güldü. “Senin bu kadar duygusal oldugunu bilmiyordum.”

“Istedigin kadar gülebilirsin. Amerika’ya gidince, sarilislarimi özleyeceksin.”

“Ise git, Jihoon. Gitmeme iki gün kaldi, iki gün icinde bana yeterince
sarilabilirsin.”

Jihoon derin bir nefes aldi. Son zamanlarda herkesin ic cektigini fark etti.

“Sonra görüsürüz. Rahatca uzan ve… komik film izle. Biraz daha cok
gülümsemelisin.”

Bahar Jihoon’u kapiya dogru götürdü ve kafasini salladi. “Tamam, sonra
görüsürüz.”

Jihoon gitmek icin hazirlandi, ama iki adim sonra, yine arkasina döndü. Bahara
geri yürüdü ve ona sikica sarildi, sonra evden cikip arabasina bindi.

Arabasini calistirdi, ama evin yakinlarinda yine durmak zorunda kaldi. Ev’den
biraz uzakta bir bina insaat yaisi oldugunu hatirladi yine. Bahar’in evine gitmek
zaten cok uzun sürmüstü ve Jihoon insaat iscilerinin ona yer acmasi icin 25
dakika beklemisti.

Telefonunu cikardi ve GPS araciyla daha kisa bir yol bulmaya calisti. Iki yol
vardi: birisi bu sabah alip insaat’tan gectigi yoldu, digeri ise bundan daha uzundu
ve firma’ya 10 dakika gec kalirdi. Jihoon basini salladi. Hayatin’da hicbir sey
istedigi gibi gitmiyordu.

Ama telefonundaki resme bakinca, ister istemez gülümsedi.

Dün gece Bendis’le karsilasmasini hatirladi. Resimdeki gülümseyen Bendis dün
geceki Bendis’ten cok farkliydi.

Bunu her düsündügünde kalbi dahada cok aciyordu.

Jihoon kafasini cevirip bahar’in kapiyi kapattigini gördü. Simdi herhalde
yukari cikip esyalarini hazirliyordur. Seoul’dan gitmek icin hazirlaniyordur…

Jihoon yine telefonundaki resime bakti ve araci sikica tuttu elinde.

Bosver gitsin!

Bahar bilmek istediklerini… bilinmeyenleri ögrenmekten cok korkuyordu, ama
Jihoon korkmazdi! Acilar’dan korkmaktan bikmisti artik. Yarim haftadir bu ise
bulasan herkes aci cekiyordu! Yetmiyor mu artik?

Bahar IKI gün sonra gidiyordu! Jihoon simdi birseyler yapmasaydi, hayatinin
sonuna kadar pisman kalacakti.

Ve hayatinin sonuna kadar yalniz – Bendis’siz – kalacaksa, bunun aptalligi
yüzünden olmasini istemiyordu!

Bir U–dönüsü yaparak insaat yerinden uzaklasti. Kwon Soohyo’nun evine dogru yol
aldi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder