5 Mayıs 2011 Perşembe

Gök Kuşağı (10.Bölüm)



Yazan: Na Young


Kibum’ın kimsesi yoktu. Küçükken çok fakirdi. Annesi ona
bakamayacağını anlayınca yetimhaneye bırakmıştı. Babası her ne kadar izin
vermek istemese de, annesi bunu yapmıştı. Kibum daha o yaşta çok yakışıklıydı.
Sesi de çok güzeldi. Zengin aileler onu evlat edinmek için adeta
yarışıyorlardı.
Sonunda zengin, yaşlı ve dul bir kadın onu on yaşında
evlatlık almıştı. Diğer aileler neden Kibum gibi bir çocuğu o yaşlı kadına
verdiklerini sorduklarında, onlara bunu Kibum’ın istediğini söylüyorlardı.
Yaşlı kadın dokuz yıl sonra vefat etmiş ve mirasının tek
vârisi Kibum olmuştu. Sonradan tanıştığı beş mükemmel insana borçluydu biraz da
şuan ki konumunu. Jinki ve ailesi ona kendi çocuklarıymış gibi davranmışlardı.
Jinki, Kibum’ın abisi gibiydi. Taemin ise hep küçük kardeş olarak kalmıştı.
JongHyun sorunlu kardeşti Kibum için. Hep sorun çıkarır sonra da içinden
çıkamazdı. Minho ise, sırdaştı, arkadaştı, dosttu.
Ve ortada bir yalan vardı.
[Geri Dönüş]
“Hmm.. Anladım. Peki diğerlerini kiminle kalacakmış öğrendin
mi? Minho’nun kâğıdında HaRa yazıyordu.”
“Evet, ben HaRa ile kalacağım. Neden hep ben? O kız
gerçekten çok aptal.”
Minho gelmişti. Onun habersiz gelmesi Yosun’u korkutmuştu.
Kibum güldü.
“Gerçekten çok şanslıyım.”
Yosun şaşırdı. Yosun’la kalacağı için kendini şanslı mı
görüyordu?
“Neden, şanslıymışsın?”
“Bundan önceki sene gibi ikiz kız kardeşimle kalmak zorunda
olmadığım için.”
[Geri Dönüş, Son.]
Evet, bu tamamen yalandı. İşin içinden çıkmak içindi. Ama ne
yapsaydı? Kibum dokuz yıl sonra bulmuştu çocukluk aşkını. Bırakmazdı,
bırakamazdı, yapamazdı! Eğer yapsaydı, bu Kibum olmazdı.
----
Kibum, Yosun’un sesiyle kendine geldi.
“Ya! Hadi versene meyve suyumu!”
“Evet, çok güzel. Bende çok severim elma suyunu!”
Yosun, Kibum’ın yanındayken istemeden çocukça davranıp
çocukça konuşuyordu. Ama Kibum’ın yaptıkları çok ilginçti.
“Hâla vermemekte diretiyor musun?”
“Oh, özür dilerim.”
Kibum, elindeki bardağı koltukta oturan Yosun’a uzattı ve
ardından o da yanına oturdu.
“Bu tatil, eğlenceli geçecek gibi.”
Yosun ona gülümsedi. Suratına baktığında, gülümsememek elde
değildi ki zaten!
“Evet, bence de.”
Sonra Kibum’ın aklına konuşacak hiçbir şey gelmedi. Konuşmak
istiyordu ama yapamıyordu. Sadece Yosun’a onu sevdiğini söylemek istiyordu.
Dokuz yılın özlemini gidermek için, sarılmak istiyordu. Kokusunu içine çekmek,
saçlarını okşamak…
Ama neden yapamıyordu ki bunu? Yapsaydı ne olurdu? Hiç,
sadece kocaman bir hiç. O zaman yapmalıydı. Evet, evet anlatmalıydı her şeyi. O
zaman hiçbir sorun kalmazdı ama ya bu kız 9 yıl önceki kız değilse? Ya onu
unutmuşsa? Tamamen emin olmadan olmazdı.
Sessizliği Yosun bozdu.
“Hadi Changmin’i bulalım.”
Kibum şaşırmıştı. Neden Changmin’le ilgileniyordu ki?
“Neden, yani Changmin’le ne işin var ki ?!”
Kibum çok telaşlanmıştı. Yosun ise şaşırmıştı.
“Hiç, sadece görmek istiyorum. İnsan kuzenini göremez mi
yani?”
Kuzeni mi? İyi de Yosun’un kuzeni yoktu ki. Yani ondan buna
hiç bahsetmemişti. O yüzden bilmiyordu herhalde. Bir yanı sorularla
cebelleşirken diğer yanı rahatlamıştı.
“Peki, gidelim ama hava çok soğuk üzerine daha kalın bir
şeyler al.”
Yosun, Kibum’ın ona
annesi gibi davranmasını çok sıcak bulmuştu. Gülümsemişti ama Kibum bunu
görmemişti. Bavulların içinden kalın montunu çıkarıp giymiş ve Kibum’la beraber
dışarı çıkmıştı. Hava gerçekten soğuktu.
“Onun olduğu odayı nerden bulacağız?”
“Mrs. Kim herkese odaların ve kalanların olduğu bir liste
verdi.”
“Peki, bende neden o listeden yok?!”
“Çünkü sen herkes değilsin!”
Yosun, Kibum’ın alay ettiğini anlamıştı.
“Unutmuş olmalı.”
“Herhalde.”
Sonunda kendi evleriyle aynı bir evin önüne gelmişlerdi.
Kibum kapıyı tıklattı. Karşısında Seo Hyun Jin vardı. Tabi, bir erkeğin
yapabileceği en doğal davranışı yaptı; Ona karizmatik görünmek için elinden
gelen her şeyi!
Yosun’da hiçbir değişiklik yoktu. Kibum bunu beklemiyordu ki
ama!
“Ya! Kibum daha ne kadar beni dışarıda bekletip üşütmemi
bekleyeceksin?”
Kibum başını eğdi ve içeri girdi. Changmin koltuğa uzanmış
uyuyordu. Uyurken çok tatlıydı. Yosun’un onu görünce kalbi eridi. Ah, hayır
hayır. Böyle hissetmemeliydi. Yapmamalıydı. Ama nede olsa kuzeniydi. Yanağına
ufak bir öpücük kondursa kuzen oldukları için kimse bir şey demezdi.
Yaptı, yanına gidip yanağına küçük bir öpücük kondurdu.
Uyanması için, sadece uyanması. Yosun bunları içinden geçirirken sadece kendini
kandırdığının da farkındaydı. Olsun, böyle bir şey olamazdı da zaten.
“Changmin, uyansana. Tatile geldin, uyumaya değil!”
Changmin, Yosun’un sesiyle uyandı. Yosun yanında tanımadığı
biri olduğu için, dış görünüşüyle konuşuyordu. Ciddi ve normal bir insan gibi.
“Ufaklık, sen her yerden çıkar mısın böyle?”
“Changmiin!”
“Tamam ya! En son böyle kavga ettiğimizde ne olduğunu
hatırlıyorsun değil mi?”
“Evet hatırlıyorum. Hepsi senin suçun!”
“Hadi yaa! Ben mi atladım arabanın önüne?”
Kibum meraklanmıştı. Yosun tam Changmin’e cevap verecekken
Kibum lafa atladı.
“Ne, ne arabası?!”
Yosun ve Changmin birbirlerine bakıp güldüler daha sonra
Changmin olanı anlatmaya başladı.
[Geri Dönüş]
“Ya! Hep böyle davranıyorsun. Aptal mıyım ben?”
“Eveeet.”
“Seni eve gidince öldürücem!”
“Yetişebilirsen yaparsın!”
Changmin dil çıkarıp koşmaya başladı. Yosun’da onun
arkasından koştu.
“Ya! Beklesene.”
“Hadi ufaklık daha fazlasını yapabilirsin.”
Onun bu sözleri Yosun’u daha fazla hırslandırmıştı. Biraz
daha hızlı koşmaya başladı. Changmin karşıya geçmişti. Yosun’da karşıya
geçecektim ki gelen arabayı göremedi.
“Yosun!”
Changmin bağırmıştı Yosun diğer tarafa bakınca gelen arabayı
daha anca fark edebilmiştim.
Birinin elini belinde hissetti. Ardından her kimse beni
Yosun’u çekmişti. Bunlar olurken her şey gözünün önünden film karesi gibi
geçiyordu.
Gözünü açtığımda karşısında Jaejoong vardı.
[Geri Bakış, Son.]Kibum kıskanmıştı, hem de çok! O daha onunla konuşamazken,
Jaejoong ona sarılmış mıydı? Bu muydu adalet?
“Şimdi iyi ya, geçmiş önemli değil.”
Hyun Jin güven verici bir abla gülümsemesi attı. Yosun,
hemen aynı gülümsemeden ona da attı. Yosun ona ısınmaya başlamıştı. Ama eğer
Changmin’i Yosun’dan alacak olsaydı, ona her şeyi yapardı!
Kibum ise yavaş yavaş aradığı kızın bu olmadığını düşünmeye
başlamıştı..
Yavaş yavaş her şey ortaya çıkacaktı.
Yavaş yavaş…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder