Yazan: Na Young
Changmin, Yosun ve Kibum aynı koltukta yan yana otururken
Hyun Jin diğer odada eşyalarını yerleştirmekle meşguldü. Kapı tıklanmıştı Yosun
kalkıp kapıya baktı.
Diğer sınıflardan
biri olmalıydı.
“Mrs. Kim herkesi dışarıda bekliyor. Konuşma yapacakmış.”
Yosun cevap veremeden çocuk koşup diğer evlere aynı şeyi
söylemeye gitmişti. Kapıyı kapatıp arkasını döndü.
“Duydunuz değil mi?”
Changmin gülüp, Kibım’ın koluna yavaşça vurdu.
“Evet, hadi gidelim.”
Üçü de üzerlerine kalın giysilerini giyip dışarı çıktılar.
Mrs. Kim’in olduğu tarafa doğru gidiyordu herkes. Ne diyecekti acaba?
Sonunda Mrs. Kim herkesin geldiğinden emin olduğunda
konuşmaya başladı, sert bir sesle.
“Evet çocuklar. Umarım eğlenirsiniz ama benim bazı işlerim
nedeniyle gitmek zorundayım. Hepiniz 18 yaşından büyüksünüz. Başınızın çaresine
bakabilecek yaştasınız. Yokluğumda sorun çıkarmayın, yoksa olacakları
biliyorsunuz. Benim haricimde burada altı öğretmen daha olduğunu unutmayın.”
Bunları söyledikten sonra konuşmayı bıraktı ve herkes dağıldı.
Yosun’a bir bakış attı ama Yosun bunu görmedi. Zavallı bir bakıştı bu.
Affetmesi için yalvaran bir bakış…
Onlarda tekrar Changmin’in evine girmek için yürümeye
başladılar. Yosun daha fazla susamayacağı için soru sormak istedi.
“Changmin, o kızla anlaşabiliyor musun?”
Changmin böyle bir soru beklemiyordu ki! Yosun zaten hep
böyleydi. Beklenmeyen anda en beklenmeyen soruyu sorardı. Çünkü o, bambaşka bir
kızdı.
“Hmm.. Sanırım, evet. İyi biri gibi duruyor.”
“İnsanları tanımadan kişilikleri hakkında yorum yapma,
Changmin.”
Yosun hep Changmin’i şaşırtırdı zaten. Bunu hep yapardı, hep
çocuk gibi davranıp, endişelendirirdi onu. Chanmin ise kendisini onun abisi
gibi gördüğünden hep endişelenirdi, hep korkardı. Sadece abisi gibi görürdü
kendisini. Abisi.. Peki Yosun neden kendisini küçük kız kardeş gibi
göremiyordu? Bunu Changmin başarırken, neden Yosun başaramıyordu? Yosun neden
yapamıyordu?
Bilmiyordu ki.
“Sen onun hakkında bir şey mi biliyorsun, Yosun?”
“Ah, hayır hayır. İnsanları tanımadan böyle konuştuğunda
başına bir sürü bela alıyorsun. O yüzden söylemiştim.”
Changmin sırıttı. Küçük bir çocuk gibi görünen, ama aslında
çok zeki ve güzel olan kızın boynuna kolunu atıp sarıldı. Yosun ve Kibum
şaşırdılar, en çokta Yosun şaşırdı.
Neden kalbi daha hızlı atıyordu?
Çünkü Yosun Changmin’e AŞIKTI!
Artık Yosun kendini kandırmaktan vazgeçmişti. Kabul etmişti,
ona aşıktı. Ama bu sayılmazdı ki! Eğer bu gerçek aşksa, neden bu kadar
adaletsizdi? Ama ya gerçek aşk değilse? O zaman ne olurdu?
Yosun bilmiyordu. Hiçbir şey bilmiyordu! Sadece, şu an’ın
tadını çıkartmalıydı. Başka hiçbir şey yapmamalıydı.
Kibum daha sonra bu kıskançlığının nedenini anlamadığından
düşünmeye başlamıştı. Neden kıskanıyordu ki? Onlar sadece kuzendiler. Başka bir
şey değillerdi. Kıskanmamalıydı.
“Küçük sırlarımızı herkesler paylaşmamalısın, Yosun!”
Changmin, Yosun’a böyle söylemişti çünkü onunla oynuyordu.
Yosun’un çocukça hâli onu mutlu ediyordu ve böyle olunca gülümsüyordu. Bunu
yapmayı sevmeseydi, Yosun’u da sevmezdi.
Kibum durumu bozmamak için gülümseyip konuşmaya başladı.
“Lütfen, rahat…”
“Hadi ama Changmin.. O herkes değil!”
Yosun bunu söyledikten sonra gülmüştü. Çünkü aynı sözü
Kibum’da ona söylemişti. Yosun bunu bekleyerek gülmüştü, ama Kibum’ın aklında o
kadar çok soru vardı ki, bunu hatırlamamıştı bile.
“Yavaş yavaş yürüdüğünüze göre üşümüyorsunuzdur herhalde?”
Yosun, Changmin’den gelen mesajı alıp adımlarını
hızlandırmıştı. Kibum’da onları takip ediyordu.
Sonunda eve girmişlerdi.
Onlar eve girdikten 2-3 dakika sonra Hyun Jin’de içeri
girmişti. Yosun, onun Changmin’in kalbini çalmaması için planlar yapmalıydı.
Çünkü o yeterince güzeldi! Ve Yosun Changmin’i biliyordu, yakındaki kızlar onun
için eğlenceydi ama korkuyordu işte. Ya bu kız onun için eğlence değil de…
“Yosun, bugünlerde çok düşünüyorsun. Lütfen, minik beynini
yorma.”
Changmin, Yosun’u sinir etmekte bir numaraydı. Yosun’da onun
amacına ulaşmasını sağlardı; sinirlenirdi. Ama bu küçük, geçici bir duyguydu.
“Changmin, sekizinci sınıfta yapamadığın ödevleri bana
getirdiğin günleri hatırlıyorsun değil mi?”
Yosun, kelimelerini söylerken gözlerini kısıp sinsice bir
bakış attı Changmin’e. Çok sevimliydi, Kibum’da Changmin’de böyle
düşünüyorlardı.
Ama ikisinin hissettiği duyguyla, düşünceleri farklıydı.
Kibum neden artık onun aradığı kız olmadığını düşünmeye
başlamıştı? Zaten kızın adını da hatırlamıyordu ki. Ama yüzü tıpkı onunki
gibiydi! Yanılmıyordu, evet yüzleri kesinlikle aynıydı.
İnsanların çift yaratıldığını söylerlerdi. Belki de bu
doğruydu. Kim bilirdi? Buna rağmen Kibum denemeliydi. Bu kadar yaklaşmışken
bırakmamalıydı. Bu sefer kesin kararlıydı, soracaktı!
“Yosun, hadi artık diğer eve gidelim. Orasının da düzene
ihtiyacı var.”
Yosun bunu beklemiyordu. Birden, neden böyle bir şey
söylemişti? Changmin’le Hyun Jin’i birlikte bırakamazdı. Bunu yaparsa Hyun Jin,
Changmin’i güzelliğiyle Yosun’dan alırdı! Yosun şunu bilmiyordu; kendinin
olmadığı şeyi, kimse alamazdı. Changmin, Yosun’un değildi… Hiçte olmayacaktı.
Yosun, böyle bir kız değildi. Bir şeyi kafasına koyduysa
elde etmeden bırakmazdı.
Changmin’i de bırakmayacaktı…
Hyun Jin diğer odada eşyalarını yerleştirmekle meşguldü. Kapı tıklanmıştı Yosun
kalkıp kapıya baktı.
Diğer sınıflardan
biri olmalıydı.
“Mrs. Kim herkesi dışarıda bekliyor. Konuşma yapacakmış.”
Yosun cevap veremeden çocuk koşup diğer evlere aynı şeyi
söylemeye gitmişti. Kapıyı kapatıp arkasını döndü.
“Duydunuz değil mi?”
Changmin gülüp, Kibım’ın koluna yavaşça vurdu.
“Evet, hadi gidelim.”
Üçü de üzerlerine kalın giysilerini giyip dışarı çıktılar.
Mrs. Kim’in olduğu tarafa doğru gidiyordu herkes. Ne diyecekti acaba?
Sonunda Mrs. Kim herkesin geldiğinden emin olduğunda
konuşmaya başladı, sert bir sesle.
“Evet çocuklar. Umarım eğlenirsiniz ama benim bazı işlerim
nedeniyle gitmek zorundayım. Hepiniz 18 yaşından büyüksünüz. Başınızın çaresine
bakabilecek yaştasınız. Yokluğumda sorun çıkarmayın, yoksa olacakları
biliyorsunuz. Benim haricimde burada altı öğretmen daha olduğunu unutmayın.”
Bunları söyledikten sonra konuşmayı bıraktı ve herkes dağıldı.
Yosun’a bir bakış attı ama Yosun bunu görmedi. Zavallı bir bakıştı bu.
Affetmesi için yalvaran bir bakış…
Onlarda tekrar Changmin’in evine girmek için yürümeye
başladılar. Yosun daha fazla susamayacağı için soru sormak istedi.
“Changmin, o kızla anlaşabiliyor musun?”
Changmin böyle bir soru beklemiyordu ki! Yosun zaten hep
böyleydi. Beklenmeyen anda en beklenmeyen soruyu sorardı. Çünkü o, bambaşka bir
kızdı.
“Hmm.. Sanırım, evet. İyi biri gibi duruyor.”
“İnsanları tanımadan kişilikleri hakkında yorum yapma,
Changmin.”
Yosun hep Changmin’i şaşırtırdı zaten. Bunu hep yapardı, hep
çocuk gibi davranıp, endişelendirirdi onu. Chanmin ise kendisini onun abisi
gibi gördüğünden hep endişelenirdi, hep korkardı. Sadece abisi gibi görürdü
kendisini. Abisi.. Peki Yosun neden kendisini küçük kız kardeş gibi
göremiyordu? Bunu Changmin başarırken, neden Yosun başaramıyordu? Yosun neden
yapamıyordu?
Bilmiyordu ki.
“Sen onun hakkında bir şey mi biliyorsun, Yosun?”
“Ah, hayır hayır. İnsanları tanımadan böyle konuştuğunda
başına bir sürü bela alıyorsun. O yüzden söylemiştim.”
Changmin sırıttı. Küçük bir çocuk gibi görünen, ama aslında
çok zeki ve güzel olan kızın boynuna kolunu atıp sarıldı. Yosun ve Kibum
şaşırdılar, en çokta Yosun şaşırdı.
Neden kalbi daha hızlı atıyordu?
Çünkü Yosun Changmin’e AŞIKTI!
Artık Yosun kendini kandırmaktan vazgeçmişti. Kabul etmişti,
ona aşıktı. Ama bu sayılmazdı ki! Eğer bu gerçek aşksa, neden bu kadar
adaletsizdi? Ama ya gerçek aşk değilse? O zaman ne olurdu?
Yosun bilmiyordu. Hiçbir şey bilmiyordu! Sadece, şu an’ın
tadını çıkartmalıydı. Başka hiçbir şey yapmamalıydı.
Kibum daha sonra bu kıskançlığının nedenini anlamadığından
düşünmeye başlamıştı. Neden kıskanıyordu ki? Onlar sadece kuzendiler. Başka bir
şey değillerdi. Kıskanmamalıydı.
“Küçük sırlarımızı herkesler paylaşmamalısın, Yosun!”
Changmin, Yosun’a böyle söylemişti çünkü onunla oynuyordu.
Yosun’un çocukça hâli onu mutlu ediyordu ve böyle olunca gülümsüyordu. Bunu
yapmayı sevmeseydi, Yosun’u da sevmezdi.
Kibum durumu bozmamak için gülümseyip konuşmaya başladı.
“Lütfen, rahat…”
“Hadi ama Changmin.. O herkes değil!”
Yosun bunu söyledikten sonra gülmüştü. Çünkü aynı sözü
Kibum’da ona söylemişti. Yosun bunu bekleyerek gülmüştü, ama Kibum’ın aklında o
kadar çok soru vardı ki, bunu hatırlamamıştı bile.
“Yavaş yavaş yürüdüğünüze göre üşümüyorsunuzdur herhalde?”
Yosun, Changmin’den gelen mesajı alıp adımlarını
hızlandırmıştı. Kibum’da onları takip ediyordu.
Sonunda eve girmişlerdi.
Onlar eve girdikten 2-3 dakika sonra Hyun Jin’de içeri
girmişti. Yosun, onun Changmin’in kalbini çalmaması için planlar yapmalıydı.
Çünkü o yeterince güzeldi! Ve Yosun Changmin’i biliyordu, yakındaki kızlar onun
için eğlenceydi ama korkuyordu işte. Ya bu kız onun için eğlence değil de…
“Yosun, bugünlerde çok düşünüyorsun. Lütfen, minik beynini
yorma.”
Changmin, Yosun’u sinir etmekte bir numaraydı. Yosun’da onun
amacına ulaşmasını sağlardı; sinirlenirdi. Ama bu küçük, geçici bir duyguydu.
“Changmin, sekizinci sınıfta yapamadığın ödevleri bana
getirdiğin günleri hatırlıyorsun değil mi?”
Yosun, kelimelerini söylerken gözlerini kısıp sinsice bir
bakış attı Changmin’e. Çok sevimliydi, Kibum’da Changmin’de böyle
düşünüyorlardı.
Ama ikisinin hissettiği duyguyla, düşünceleri farklıydı.
Kibum neden artık onun aradığı kız olmadığını düşünmeye
başlamıştı? Zaten kızın adını da hatırlamıyordu ki. Ama yüzü tıpkı onunki
gibiydi! Yanılmıyordu, evet yüzleri kesinlikle aynıydı.
İnsanların çift yaratıldığını söylerlerdi. Belki de bu
doğruydu. Kim bilirdi? Buna rağmen Kibum denemeliydi. Bu kadar yaklaşmışken
bırakmamalıydı. Bu sefer kesin kararlıydı, soracaktı!
“Yosun, hadi artık diğer eve gidelim. Orasının da düzene
ihtiyacı var.”
Yosun bunu beklemiyordu. Birden, neden böyle bir şey
söylemişti? Changmin’le Hyun Jin’i birlikte bırakamazdı. Bunu yaparsa Hyun Jin,
Changmin’i güzelliğiyle Yosun’dan alırdı! Yosun şunu bilmiyordu; kendinin
olmadığı şeyi, kimse alamazdı. Changmin, Yosun’un değildi… Hiçte olmayacaktı.
Yosun, böyle bir kız değildi. Bir şeyi kafasına koyduysa
elde etmeden bırakmazdı.
Changmin’i de bırakmayacaktı…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder