5 Mayıs 2011 Perşembe

Gök Kuşağı (12.Bölüm)


Yazan: Na Young

Yosun’un sesindeki rahatsızlık belli oluyordu. Gitmek
istemiyordu!
“Yaa. Kibum, biraz daha kalsak.. olmaz mı?”
Kibum bunu düşünmüştü. Bir plan bile yapmıştı. Yosun’un 3
bavulu olmalıydı. Mutlaka içinden bir tanesinde özel eşyaları vardı.
“Peki, o zaman eşyalarını ben yerleştireyim, olmaz mı?”
Yosun hemen ayağa fırladı. Kibum’ın planı işlemişti. Yosun
yanında Hyun Jin olduğundan fazla çocuksu davranmamaya özen gösteriyordu.
“Tamam tamam.. Hadi gidelim.”
Changmin olanı anlamamış olacak ki Yosun’la birlikte o da
ayağa kalktı. Gideceklerini duyduğunda artık uyuyabileceği için rahatlamıştı.
Sonra konuşmaya başladı.
“Yosun, kendine iyi bak. Başına dert alma, olur mu?”
Changmin hep takındığı koruyucu abi kişiliğine bürünmüştü.
Sıcak bir gülümseme attı. Yosun Changmin’e aynı gülümsemeden attıktan sonra
Kibum’a “Hadi Gidelim” anlamında bir işaret yaptı.
Kibum bunu anlayıp Yosun’la birlikte dışarı çıktı. Dışarı
çıktıkları anda Yosun’un aklına içeride montunu unuttuğu geldi.
“Kibum, bekle beni.”
Kibum başını tamam anlamında salladı. Tam kapıyı
tıklatacakken duydukları onu adeta bir puta çevirmişti. Öylece soğukta
kalakalmıştı. Hiçbir şey yapamıyordu.
“Evet, sevgilim biliyorum ama… Ya! Beni biraz dinlemeyi
denesen?”
Bu ses Hyun Jin’indi. 
Sevgilim mi? Ne diyordu bu kız?!
Kibum olayı anlamadığından, Yosun’u öyle görünce yanına
gitmişti.
“Hadi içeri girip alsana, neyi bekliyorsun?”
Kibum onu arkasından itip içeri girmesini sağlamıştı.
Gördüğü manzara…
Hyun Jin telefonla konuşuyordu. Changmin yoktu. Demek ki o,
sevgilisiyle konuşuyordu.
Changmin’le değil!
Yosun rahatlamıştı. Montunu alıp çıktı. Kibum ona bakıp
gülümsedi. Yosun üzerindeki şoku atamadığından ona karşılık vermedi.
Birlikte eve girdiklerinde Kibum kapıyı kapatacakken bir el
ona engel olmuştu. Kibum şaşırıp her kimse onun içeri girmesine izin vermişti.
Gelen Jaejoong’du.
Kibum’a bakmadan içeri girdi. Yosun oturduğu koltuktan
kalkıp Jaejoong’a selam verdi. Jaejoong gayet samimi bir şekilde Yosun’un
yanına oturdu, Yosun bunu görünce gülümseyip oda oturmaya karar verdi.
İkisinin arasında bir kişinin oturabileceği kadar bir boşluk
vardı. Kibum o kadar sinirlenmiş ve kıskanmıştı ki, aralarında ki boşluğa
oturuverdi. Ardından Jaejoong’a dönüp nefret dolu bir bakış attı.
Jaejoong bunu fark etmiş ve rahatsız olmuştu. Kibum’ın ise
aklında Changmin’in anlattığı kaza olayı vardı. Jaejoong rahatsızlığını belli
etmemek için, konuştu.
“Yosun, kayak yapalım mı?”
Kayak mı? İyi de Yosun kayak yapmayı bilmiyordu ki! İlk önce
kendi kendine mırıldandı daha sonra Jaejoong’a dönüp alt dudağını öne çıkardı.
“Ben.. Kayak yapmayı bilmiyorum ki..”
Jaejoong onun bu hareketine ufak bir kahkaha attı. Daha
sonra ayağa kalktı ve Yosun’un kolundan tutup onu da kaldırdı.
“Ben öğretirim! Hadi üzerine bir şeyler al da çıkalım.”
Yosun gülümseyip hemen koltuğun üzerinde duran montunu aldı.
Ayağına kalın botlarını giydi, kafasına mavi bir şapka alıp dışarı çıktı.
Kapının önünde iki adım atmışken geri dönüp Kibum’a seslendi.
“Ya! Kibum, sakın bavullarımı yerleştirmeye kalkma!”
Kibum, bütün bunlar olurken oturduğu yerde kalmıştı. Yine
yapamamıştı. Başaramamıştı. Neden aptal bir insan yüzünden bütün her şey
mahvolmuştu? Tam söylemek için kendinde cesaret toplamışken yapamamıştı.
Hepsi Jaejoong’un suçuydu!
---
“Ya, Yosun! Öyle değil, bacaklarını bükmelisin!”
“Böyle mi?”
“Hayır hayır, o kadar çok değil!”
“Hep bağırıyorsun! Bana ne ya, ben eve gidiyorum!”
“Tamam, özür dilerim. Bir daha bağırmıycam!”
Yosun gözlerini kıstı, Jaejoong’a sinirli konuştu. Ama bu
bir çocuğun siniri gibiydi.
“Bağırmıycam derken bile bağırıyorsun!”
“Buna böyle devam edersek hiçbir zaman öğrenemeyeceksin,
farkındasın değil mi?”
Yosun olduğu yere oturdu, yorulmuştu. Yaklaşık bir saattir
çalışıyorlardı.
“Ben.. öğrenmek istemiyorum.”
Jaejoong ona büyük gözlerle baktı.
“Hadi, o kadar çok çalışmışken burada bırakamazsın!”
Yosun başını eğdi.
“Ama, istemiyorum ki!”
Jaejoong onun bu sözlerini duyunca kalbi eridi. Biraz daha
yumuşadı.
“Peki, o zaman son bir kez dener misin? Benim için..”
Yosun başını kaldırıp Jaejoong’a baktı. Daha sonra
gülümseyip ayağa kalktı. Ama kalktığı anda düşmesi bir oldu.
Jaejoong, Yosun’u o halde görünce gülmeye başladı. Yosun ise
çok sinirlenmiş, elindekilerle Jaejoong’u dürtüyordu.
“Ya! Gülmesene! Hepsi senin suçun, sen çok kötü bir
öğretmensin!”
Yosun kalkamadığı için oturduğu yerde kollarını birleştirip
başını başka yöne çevirdi. Jaejoong yaptığında pişmanlık duyup güzel kıza elini
uzattı.
---
Yosun eve geldiğinde saat akşam beş olmuştu. Başındaki
şapkayı ve montunu çıkarıp koltuğun üzerine bıraktı. Kibum içerde televizyon
seyrediyordu. Yosun’un geldiğini görünce gülümsedi.
“Eğlendin mi?”
Yosun, Kibum’a gülümseyerek karşılık verdi.
“Hı-hı.”
“Öğrenebildin mi bari?”
Yosun başını eğip, artık sık sık yaptığı davranışı yaptı.
Alt dudağını öne çıkardı. Kibum onun böyle yapmasını seviyordu. Böyle daha
sevimliydi çünkü.
“Hayır.. Jaejoong çok beceriksiz bir öğretmen! Hiçbir şey
bilmiyor.”
Yosun kollarını bağladı. Kibum onun bu sevimli haline daha
da çok aşık oluyordu.
“İstersen.. sana daha sonra öğretebilirim?”
Yosun’un gözleri parladı.
“Gerçekten mi?”
“Elbette.”
Yosun ellerini çırptı.
“Teşekkür ederim!”
---
Akşam saat 8 olduğunda birkaç kişi dışarı çıkacaktı;
JongHyun, Minho, Kibum, Jinki, Taemin, Changmin, Yunho, Jaejoong, Hyun Jin,
HaRa, Yosun ve diğerlerinin eşleri..
Yosun üzerine daha kalın ve rahat bir şeyler giydi. Önceden
yaptığı gibi bir şapka, kalın bir mont ve botlarını giyip Kibum’la beraber
dışarı çıktı.
Bunlar kendileri kampta sanıyorlardı herhalde. Bir ateş
yakıp etrafına büyük ağaç kütükleri koyup toplanmışlardı. Olsun, güzel bir
atmosfer yaratmışlardı.
Yosun, hemen, doğal olarak Changmin’in yanına oturmuştu.
Karşılarında JongHyun, Minho, Kibum ve Hara vardı. Daha sonra herkes sohbet
ederken, birden Jinki JongHyun’un şarkı söylemesini istemişti. JongHyun ilk
önce itiraz etse de sonradan kabul etmişti. Yosun onlara gülümseyerek
bakıyordu. JongHyun söylemeye başladı.
“I believe I can fly..”
Yosun bu şarkıyı biliyordu. O başladıktan sonra JongHyun’a
eşlik etmişti.
“I believe I can
touch the sky..”

Yosun’un sesi en az JongHyun’un ki kadar güzeldi. Herkes bu
slow şarkıda başlarını yavaşça sağa sola doğru sallarken, JongHyun halinden çok
memnun gibi görünüyordu.
“I think about it every night and day
Spread my wings and fly away”

Şarkıdan küçük bir bölüm söyledikten sonra herkes Yosun ve
Jonghyun’u alkışlamışlardı.
Jaejoong diğer taraftan gitarını çıkarıp çalmaya başladı.
O’nun da sesi mükemmeldi ve çok güzel çalıyordu. Fakat bu sefer Jaejoong’un
söylediği şarkıyı, Yosun bilmiyordu.
Yosun bilmediği için umursamamış ve Changmin’e biraz daha
yakın olmak için yavaşça yanına kaymıştı.
 
-JongHyun’un söylediği şarkı, gerçekten çok güzel
söylüyor! >> http://www.youtube.com/watch?v=k--cTwFmwP4

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder