5 Mayıs 2011 Perşembe

Gök Kuşağı (13.Bölüm)



Yazan: Na Young

Changmin, Yosun’un yaptığı şeyi fark etmemişti. Kibum ve
Minho bunu görmüşlerdi ama daha sonra onların kuzen olduklarını hatırlayınca
unutmuşlardı.
Jaejoong’un şarkısı bitince biraz daha sohbet edip herkes
dağılmıştı. Çünkü kıç dondurucu bir soğuk vardı!
Biraz sonra yemek yemek için herkes toplanacaktı. Bu sırada
Kibum, Yosun’a sormaya karar vermişti. O’na, kendisini hatırlayıp
hatırlamadığını soracaktı! Kibum bunu düşündükçe ilgiyi daha çok üzerine
çekiyordu çünkü herkes her baktığında onu düşünceli görüyordu.
Minho ve Jinki bunu biliyordu ama diğer ikisinin bundan
haberi yoktu. Bu yüzden Jonghyun’un, Yosun’la alakalı olması Kibum’ı deliye
çeviriyordu. Daha sonra, bu kişinin Jonghyun olduğunu düşündüğünde dağılıyordu
beynindeki bütün saçma sapan düşünceler.
Çünkü, Jonghyun YAPMAZDI!
Ya da Kibum böyle düşünüyordu..
Yosun eve doğru giderken, Kibum onun arkasındaydı.
Aralarında ki mesafe fazla yoktu ama Kibum yetişemeden Jonghyun Yosun’un yanına
gelip onunla konuşmaya başladı. Yosun, Jonghyun’un konuşması bitince başını
sallayıp her ne dediyse onaylamıştı.
Kibum sinir küpüne dönmüştü. Jonghyun, Yosun’un yanından
ayrılınca koşup Jonghyun’un kolundan tuttu. Yosun, evden içeri girene kadar
bekledi. Ardından, Jonghyun’u ilerideki evin duvarına ittirdi.
“Ne yapıyorsun sen? Ona ne söyledin, çabuk söyle!”
Kibum çıldırmış gibiydi. Bir elini Jonghyun’un koluna
diğerini de boynuna koymuştu. Jonghyun sadece susuyordu. Hiçbir şey
söylemiyordu.
“Konuşsana, ne söyledin ona? Sevgilin olmasını mı? Yoksa
daha…”
“Yeter artık, bu kadar aşağılık biri değilim ben! Senin ona
olan ilgini görmemek mümkün müydü sanıyorsun? Nasıl böyle düşünebildin ha? Seni
adi şerefsiz! Ben sana kardeşim derken sen bunları mı düşünmüştün? Gerçekten
tam bir şerefsizsin!”
Jonghyun zaten bunları söylerken o anki siniriyle Kibum’ın
ellerini üzerinden çekmişti. Kibum, yaptığı şeyden çok pişmanlık duyuyordu.
Ellerini yavaşça indirip, artık Jonghyun’un yüzüne bakamadığından, başını eğdi.
Jonghyun sinirle saçlarını dağıttı daha sonra hiçbir şey söylemeden
ordan uzaklaştı. Kibum’sa arkadaşının, sadece arkasından bakabildi.
Gerçekten, bunu nasıl düşünmüştü? Nasıl yapabilmişti? Neden
sadece bir kız için onca yıllık arkadaşını böyle bir şeyle suçlamıştı?
---
Kibum, ne kadar daha o soğukta oturduğunu bilmiyordu ama
Minho’nun sesiyle düşüncelerinden uyandı.
“Kibum, deli misin sen? Bu soğukta ne yapıyosun böyle? Hadi
kalk yemek için her şey hazırmış.”
Kibum ona baktı daha sonra başını iki yana sallayıp
konuşmaya başladı.
“Ben, yemek yemek istemiyorum. Eve gidip biraz dinlenicem.
Gerçekten yorulmuşum… Yosun’a iyi bak..”
Minho daha cevap veremeden Kibum hızlı adımlarla eve
girmişti. Evde Yosun yoktu çünkü yemek yemek için gitmişti. Kibum kendini diğer
odada ki yatağa atıp beklemeye başladı.
----
Yosun, Jaejoong’un elinde ki bardağı almak için bağırıyordu.
“Ya! Jaejoong versene şunu! Ben 18 yaşındayım, içebilirim!”
Changmin, Yosun’a “Hayır” manasında bir bakış attı. Yosun bu
bakışın anlamını bildiği için, Changmin’e sesli cevap verdi.
“Hiç öyle bakmayın yaa! Sadece tadına bakmak istiyorum!”
Changmin, yarım saatlik ısrarın ardından dayanamayacağını
anladı.
“Tamam, ama sadece bir bardak.”
Yosun tek elini havaya kaldırdı.
“Tamam, söz veriyorum.”
Jaejoong, Changmin’e şaşkınca baktıktan sonra elindeki
bardağı Yosun’a uzattı. Yosun daha aldığı ilk yudumda yüzünü buruşturup bardağı
masaya geri bırakmıştı.
“Tadı, hiç güzel değilmiş. Bende güzel bir şey sanıyordum.”
Changmin, haklı konuştu.
“Söylemiştim sana!”
Ama daha sonra Yosun dayanamayıp ikinci yudumu da almıştı.
Üç, dört derken, bardağı bitirmiş yeni bir bardak istemişti. Changmin başta
izin vermese de sonradan onaylamıştı.
Yosun yavaş yavaş sarhoş olmaya başlamış, başını Changmin’e
yaslayınca Changmin onu kucağına alıp odasına götürmek istemişti.
---
Yosun bütün yol boyunca mırıldanmış ama Changmin
söylediklerinden hiçbir şey anlamamıştı. Evin önüne geldiklerinde kapıya
yavaşça tıklatmıştı.
Kibum kapıyı açtığı anda konuşup soru sormaya başladı.
“Ahh, noldu ona böyle? İyi mi? Böyle olacağını düşünemedin
mi Changmin.. Off şimdi sabah kalktığında başı ağrıdan çatlayacak!”
“Ya! Kibum, ne yapabilirim. Kendisi çok ısrar etti.”
Kibum onun söylediklerini umursamadan eliyle odayı gösterdi.
“Hadi onu içeri götür.”
Changmin onu koltuklardan birini bırakıp içerden ilaç
bulmaya gitmişti. Kibum, Yosun’a yaklaşıp saçlarını okşadı.
Daha sonra yavaşça dudaklarına yaklaştırdı dudaklarını.
Tam bu sırada Yosun tekrar bir şeyler mırıldanmaya başladı.
Kibum, böyle olunca hemen kendini ondan uzaklaştırdı. Daha sonra söylediklerini
anlamaya çalıştı. Yosun çocukça bir şarkı söylüyordu. Diğer söyledikleri ise
Kibum’ın kalbine bir ok indirmişti.
“Ben.. Changmin.. Nerdesin.. Seni seviyorum.”
Kibum bunları duyunca yüzünde acı bir gülümseme oluştu daha
sonra yavaş adımlarla dışarı çıktı.
---
Kibum, duyduklarından sonra orada kalmanın bir anlamı
olmadığını biliyordu. Gece o saatte, tekrar evine dönmek için arabasına
binmişti ki görevlilerden biriyle tartışmaya başlamıştı.
“Ne demek gidemezsiniz! İstediğim zaman giderim!”
“Bakın, efendim. Bana böyle emredildi. Eğer gidecekseniz,
sabahı bekleyip gerekli kişilerden onay belgesi almanız gerekecek.”
Kibum bundan sonra daha fazla zorlamanın anlamının kalmadığı
anladı. Arabasından inip lastiklere bir tekme indirdi.
Arabasını orada bırakıp eve doğru geri yürüdü.
---
Kibum eve geldiğinde Changmin, Yosun’un yanına oturmuş
bekliyordu. Onun geldiğini görünce Changmin ayağa kalktı.
“Nerdeydin?”
“Hiç, sadece biraz hava almak istedim. Sen gidebilirsin ona
ben bakarım. Yani.. Bana güvenebilirsin.”
Changmin ona gülümseyip başını tamam anlamında salladı. Daha
sonra dışarı çıkıp kendi evine doğru yol aldı.
---
Changmin, yolda bekleyen Jaejoong’u görünce yanına gitti.
Daha Changmin konuşamadan Jaejoong konuştu.
“Söylemiştim sana. O kadar içmesine izin vermeyecektin!”
“Benim ne suçum var ki.. Sanki bilmiyorsun, aklına koyduğu
şeyi yapıyor işte!”
“Tamam, neyse. Bu arada JaeJin ortalıklarda görünmeye
başlamış. “
Changmin ayağıyla yerdeki karlarla oynadı.
“Bu çocuk haddini aşmaya başladı.”
“Neden Yosun’un her şeyi öğrenmesine izin vermiyorsunuz?
Gerçek annesiyle, bir araya gelirse belki…”
“Ne? Ne yani, o aptal kadın onu bırakıp gidiyor ve sen
Yosun’un onun annesi olduğunu öğrenmesini mi istiyorsun? O kadınla bir araya
gelirse ölmeyecek mi sanıyorsun? Sence bu geçici bir hastalık gibi mi duruyor?”
Jaejoong başını eğdi.
“Özür dilerim.”
---
Sabah, Yosun gözlerini açtığında, Kibum yoktu. Masanın
üzerinde bir mektup vardı.
Yosun daha kalkar kalkmaz başının zonklamasını hissetti. Bir
eli başında, gidip mektubu alıp okumaya başladı.

Yosun, elindeki kağıt parçasını okurken gözleri büyüyordu.
Bunlar.. Bunların.. Bunların hepsi…
Bunlar Yosun’un hatırlamadığı, eksik bilgilerdi! Evet,
hepsi, hem de hepsi doğruydu!
Hemen arabasının anahtarını alıp dışarı fırladı. Koltuğa
oturup hemen gaza bastı. Kapıdaki görevli ne olduğunu anlamadan Yosun, Kibum’ı
aramaya gitmişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder