-2 Yıl Sonra-
Yosun’un bugün ki mutluluğunu kimse tanımlayamazdı. Sonunda
yıllardı beklediği anı yaşıyordu şimdi. Yanında annesi, üzerinde bembeyaz
gelinliğiyle cennetten inmiş bir melek gibiydi!
Evet, bugün Yosun ve Kibum evleniyorlardı. Düğünlerine
tanıdıkları bütün insanları çağırmışlardı. Şimdi hepsi Yosun ve Kibum’ın
gelmesini heyecanla bekliyorlardı.
Ve sonunda, Yosun, Kibum’ın koluna girmiş, beyaz
gelinliğiyle önlerindeki yolda yürüyorlardı. Onlar kapıdan girer girmez, herkes
alkışlamaya başladı. Yosun, Kibum’a bakıp güldü.
Önlerindeki nikâh memurunun yanına geçip, yönlerini
davetlilere döndüler. Yosun’un yüzünden gülümsemesi hiç eksik olmuyordu. Nikâh
memuru, ikisinin de hazır olduğunu düşündüğünde söze başladı.
“Siz, Kim Ki Bum. İyi günde kötü günde, hastalıkta ve
sağlıkta, ölüm sizi ayırana dek, Park Yoo Sun’u eşiniz olarak kabul ediyor
musunuz?”
Kibum derin bir nefes alıp Yosun’a gülümsedi.
“Evet!”
“Peki, siz Park Yoo Sun. İyi günde kötü günde, hastalıkta..”
“Evet!”
Yosun, daha fazla dayanamamış, nikâh memuru sözünü
bitirmeden cevap vermişti. Salondaki herkes, Yosun’un bu sabırsız davranışına
gülmüşlerdi.
Şu an herkesin hissettiği duygu, bambaşkaydı!
Mrs. Park, kızı için mutluydu ama gideceği için üzülüyordu.
Changmin, olaylardan sonra Yosun’un onu sevdiğini öğrenmişti, gerçekten kuzen
olmadıkları için belki bir şansımız vardır diye düşünmüştü ama o Kibum’ı
seçmişti. Olsun, Yosun mutluysa, Changmin’de mutluydu! Minho, Jinki ve Taemin,
Kibum adına çok çok mutluydular. Fakat, Jonghyun yoktu. O kavgadan sonra
Kibum’la hiç görüşmemişti. Kibum’ın canını da en çok mu sıkıyordu.
Cheol’da Yosun’un mutluluğunu gördüğünde mutlu olmuştu.
Zamanla, gerçekten Yosun’u sevmediği anlamıştı. Jungmin ve Melike’de bu iki
gencin mutluluğunu seyretmenin verdiği huzurla birbirlerine baktılar. Ama
Jungmin, kardeşinin hâla Yosun’u unutmamış olduğunu düşündüğünden birazda
acıyordu ona.
Jaejoong’un içinde ise iki büyük mutluluk vardı. Yosun’u
gördüğünde gelen mutluluk, bir de Mrs. Park’ın verdiği görevi tamamlamasının
verdiği mutluluktu. Jaejoong, aslında ajan gibi bir şeydi. O okulla hiçbir
alakası yoktu. Bütün görevi, Yosun’un Mrs.Kim’in gerçek annesi olduğunu
anlamamasıydı.
Düğün bitip herkes dağıldığında, Kibum, Yosun’a dönüp
gülümsedi.
“Hadi, evimize gidelim!”
Evimiz.. Evleri! Kibum, hâla bütün bunların bir rüya
olduğunu sanıyordu. Şimdi, dünyalar güzeli, sevimli bir karısı vardı!
---
Eve geldiklerinde, Yosun hemen odaya çıkıp üzerindeki
kocaman elbiseyi çıkardı ve daha rahat bir şeyler giyindi. Kapıdan çıkmak
üzereyken Kibum’la karşılaştı. Kibum ona büyük gözlerle baktı.
“Gelinliğini neden çıkarttın?!”
“Çıkarmasa mıydım?!”
Kibum, biraz utangaç konuştu.
“Onu benim çıkarmam gerekti..”
Yosun kahkahalarına engel olamadı. Kibum, utancından dışarı
kaçmak isterken, Yosun onu tutup çekti.
( Bundan sonrası +18 detaya girmiyorum xD)
---
Sabah Yosun her zaman yaptığı gibi ellerini yumruk yapıp
gözlerini ovuşturdu. Yanında yatan yakışıklı adamı görünce gülümsedi ve
dudağına bir öpücük kondurdu. Kibum, Yosun’u kolundan tutup kendine çekti ve
sarıldı. Bir süre daha böyle kaldıktan sonra Kibum konuşmaya başladı.
“Şimdi, mutluyuz değil mi?”
“Evet, hemde çok!”
Kibum’ın yüzündeki gülümseme yok oldu.
“Peki, daha sonra da.. mutlu olacak mıyız?”
Yosun hâla gülümsüyordu.
“Evet, ölene dek mutlu olucaz!”
Kibum, bunu duymaktan korksa da sormuştu. Çünkü, Yosun
öldüğünde, Kibum asla mutlu olmayacaktı. Ve Kibum’ın mutluluğunun bozulmasına
çok az kalmıştı..
---
Yosun, bir elinde telefon diğer elinde çırpıcı ile kaptaki
harcı çırpıyordu.
“Evet anne, sütü de ekledim.”
“…”
“Hı-hı 2 yumurta ve birazda margarin..”
“…”
“Anne, sence çileklimi yapsam, çikolatalı mı?”
“…”
“Ah tabi ya. Kibum, çikolatalıyı daha çok sever!”
“…”
“Tamam anne hafta sonu sizdeyiz, görüşürüz!”
Yosun telefonu kapattığında, kapının açılması sesini duydu.
Biraz arkasına dönüp gelenin kim olduğuna baktı.
“Hayatım, sen mi geldin?”
“Evet tatlım.”
Kibum, mutfakta pasta yapan karısına, arkasından sarıldı ve
yanağından öptü. Yosun, kocasına gülümsedi.
“Kibum, çikolatalı olsun değil mi?”
“Sen nasıl beğenirsen öyle yap birtanem. Ben kıyafetlerimi
değiştirip geliyorum.”
Kibum, geri döndüğünde tezgâhın üzerinde bir kap ve yere
düşmüş bir tak çatan kaşık vardı. Karısını mutfakta göremedi.
“Yosun nerdesin?”
Cevap yoktu. Daha çok bağırdı.
“Yosun nerdesin?!”
Daha sonra koşup bütün odalara tek tek baktı.. |
| |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder