Yazan: Na Young
Neyse, zaten beni ilgilendirmiyordu. Ne yaparsa yapsaydı.
Umurumda değildi.
Ah tabi ya. Hemen Kibum’un yanına gittim.
“Tatilde aynı odadayız da ne demek?”
“Bilmiyor musun? Her sene okula motivasyon amaçlanarak kış
tatili yapılıyor.”
Ha? Yazın ortasında kış tatili mi? Bunu sesli söylemiş
olmalıyım. Kibum güldü.
“Evet, herkes dağ evlerinde kalacak. Sanırım şuan orda kar
yağıyordur.”
Kar mı? Hmm. Bu fikri sevmeye başladım. Eğlenceli olacak
gibi.
“Peki ama neden kızlar ve erkekler aynı odada? Bir çok okulda
buna karşı çıkıyorlar.”
“Evet, bizim okulumuzda da öyleydi. İsteyen, sadece kızların
veya sadece erkeklerin olduğu bir sınıfta bile eğitim görebiliyordu. Geçen
senelerde bir öğrenci bunu şikayet etmiş böyle olunca her şey o günden sonra
kızlı erkekli yapılmaya başlandı. Bazı öğretmenler bunu ortadan kaldırmak için,
gruplaşmada ortaya çıkan sorunları aşmamız için gerekli olan bir süreç gibi bir
şey olduğunu söylüyorlar.”
“Hmm.. Anladım. Peki diğerlerini kiminle kalacakmış öğrendin
mi? Minho’nun kâğıdında HaRa yazıyordu.”
“Evet, ben HaRa ile kalacağım. Neden hep ben? O kız
gerçekten çok aptal.”
Minho gelmişti. Onun habersiz gelmesi beni korkutmuştu.
Kibum güldü.
“Gerçekten çok şanslıyım.”
Şaşırdım. Benimle kalacağı için kendini şanslı mı görüyordu?
“Neden, şanlıymışsın?”
“Bundan önceki sene gibi ikiz kız kardeşimle kalmak zorunda
olmadığım için.”
Tabi ya. Neden benimle kalacağı için kendini şanslı görsün.
Tamamen kendi çıkarı (!) Kibum devam etti.
“Gerçekten çok kötü alışkanlıkları var. Bütün kıyafetleri ve
eşyaları her yerden çıkabiliyordu. En kötüsü ise deli gibi horluyor.”
Horluyor muydu? Ne yani bir kız horluyor muydu? İlginç,
uykuda kendimi dinlemem gerek, horlamadığıma emin olmalıyım. O.o Minho güldü
ama öğretmen nerde kalmıştı?
“Öğretmen gelmeyecek mi?”
“Duymadın mı?”
“Neyi?”
“Mrs. Kim, bu derse gelmeyeceğini söyledi. Diğer ders başka
bir öğretmen gönderecekmiş.”
Bu neydi şimdi? JongHyun’da yoktu. Onunla bir an önce
konuşmalıydım. Evet, ona bir özür borçluyum ve şu an o benim sözlerim yüzünden
burada yok.
“Onun bir çocuğu ve kocası var mı?”
“Hmm. Neden sordun?”
Kibum şüphelenmiş gibiydi. Hiçbir şey olmamış gibi
davranmalıydım.
“Ah, hiç. Sadece merak, onun bu sert tavırlarını bir şeye
bağlamam gerek.”
“Bir oğlu olduğunu duydum. Kocasını hiç okulda görmedim.”
Minho bunları söylerken Kibum lafa atladı.
“Bir keresinde bir öğretmen onun kocasının öldüğünü
söylemişti. Belki de doğrudur.”
Bunlar JaeJin’in söylediği şeylerle benzerdi ama bunlar
yetmezdi. Söylediklerini tamamen doğrulamak için bu kadarı yetmezdi.
Kapıdan birinin girdiğini gördüm. H..hı? JaeJin değil miydi
o? Ne işi vardı burada?
Tanımıyormuş gibi yaptım ama faydasız. Yanıma geldi.
“Ne haber ufaklık?”
Bana söylediğini biliyordum ama ona bakmadığım için üstüme
alınmadım. omzuma dokundu.
“Burada senden başka ufaklık yok farkındasın değil mi?”
“Seni öldürtebilirim, biliyorsun değil mi?”
“Woa. Bunu gerçekten yapabilir misin?”
Minho onu itti.
“Ne yaptığını sanıyorsun? Burası senin sınıfın değil. Burdan
çık yoksa..”
“Yoksa ne? Beni atar mısınız? Ya da döver misiniz? Yapabilir
misiniz?”
Yüzündeki alaycı ifade, onu iğrenç bir pisliğe
dönüştürüyordu.
Yüzünü bana çevirdim.
“Ne istiyorsun?”
“Az önce sana ne istediğimi söyledim, Park Yo Sun.”
“Senin söylediklerinin hepsi uydurma. Sana söyledim, JaeJin.
Sana inanmıyorum.”
Ne yapıyordu bu çocuk? Dizlerinin üstüne oturdu. Ayaklarına
kapanmak bu olsa gerek. Ellerini bacaklarının üstüne koydu.
“Lütfen, sana yalvarıyorum. Beni anneme götür.”
Bu davranışı parkta annesini kaybetmiş ufak bir çocuğunkiyle
aynıydı. İkiside zavallı. Ama bende nedense hiç acıma duygusu olmuyordu.
“Ne yapmamı bekliyorsun? Sana acıyıp anneme götürmemi mi?
Söylediğin bütün palavralara inanmamı mı? Ben aptal değilim. Şimdi ayağa kalk
ve git buradan.”
Ayağa kalktı. Yüzünde tekrar o alaycı ifade vardı.
“Peki, Yosun. Anladım, sen inatçı birisin, benim gibi.
Sınıfımı buraya aldırdım, artık bende buradayım. Ama eminim anne sevgisini
bilmediğin için bu kadar kötü kalpli bir zavallısın. Evet, benden daha
zavallısın.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder