5 Mayıs 2011 Perşembe

Gök Kuşağı (7.Bölüm)

 Yazan: Na Young


Merdivenlere yönelmiş gidiyordum ki bir kızın sesi geldi.
“Bugün nasılmış benim oppam?”
Arkamı dönüp baktım. Bir kız JaeJoong’un boynuna kollarını
adeta bir ahtapot gibi dolamıştı. JaeJoong ise elinden kurtulmak için can
çekişiyor gibiydi.
Dikkat çekmek istemiyordum, bakışlarımı başka yöne çevirdim
ve merdivenlerden inmeye devam ettim. Changmin’in bunu fark ettiğine adım gibi
emindim.
-----
Okulda JongHyun’un dışarı çıkmasından sonra hiçbiriyle
konuşmamıştım. Minho yanıma gelip konuşmayı denemişti ama gülümseyerek
geçiştirmiştim. Konuşmak istemiyordum hiç kimseyle.
Şimdi ise okulun kapısında bir ayağımı duvara dayamış
kollarımı birleştirmiş Changmin’i bekliyordum. Çok geçmeden oda geldi. İkimizin
de şoförleri biraz ilerideki otoparkta bekliyordu.
“Bugün yürüyelim mi?”
Ona olanları anlatmak için zamana ihtiyacım vardı. O yüzden
sormuştum bu soruyu. Gülümsedi, onun böyle yapması içimi ısıtıyordu. Bir
kardeşin abisine duyduğu aşk gibi bir şeydi benim ona olan sevgim. Yanında
kendimi güvende hissediyordum. Her yaşadığım olayı bilirdi. Şimdiye kadar tek
bir tanesini bile kimseye anlatmamıştı.
“Tabi ki.”
“Mr. Choi, bugün biraz temiz hava almak istiyorum,
Changmin’le birlikte geleceğim. Lütfen siz gidin.”
Oda şoförüne aynısını söylemiş ve onu göndermişti. Yürümeye
başladık.
“Ee nasıldı bakalım okulda ki ilk günün?”
“Ya, bu okul çok garip. Bir sürü aptal var.”
“Farkındayııım.”
“Mrs. Kim vardı ya.”
“Evet?”
“Benim, onun kızı olduğumu söylüyor.”
“Nee?”
Daha sonra Changmin gülmeye başladı. Hatta gülmüyor kahkaha
atıyordu. Aynı benim gibi. Bazen düşünmüyor değilim, o benim diğer tarafım mı
diye. Ama düşündükçe salakmışım gibi hissediyorum.
“Gülmesene yaa!”
Changmin gülmeyi bırakmıştı, yani gülmemek için kendini zor
tutuyordu.
“Peki, peki. Sonra ne oldu?”
“İnanmadım tabi. Sonra JaeJin diye biri geldi. Oda Mrs.
Kim’in söylediklerinin aynısını söyledi.”
“O çocuğu Mrs. Kim’in yolladığına dair sana yemin bile
edebilirim, Yosun.”
Bunu söylerken hâla gülüyordu.
“Tamam ya. İşte JaeJin benle konuşmak için beni kolumda
tutup koşturmaya başlamıştı. Bir sınıfın önüne geldik, sonra durdu. Tam o
sırada bizim sınıfımızdan JongHyun diye biri vardı o geldi.”
“Onun çok güçlü olduğunu duydum.”
“Kim JaeJin mi? Çöpten adam gibi bir şeydi.”
“Hayır, JongHyun.”
Bu sefer ben gülmeye başlamıştım. Ama kahkaha atmıyor sadece
gülüyordum.
“Ne oldu?”
“Ona “Daha kendini bile koruyamıyorken beni nasıl
koruyacaksın?” demiştim. “
Changmin ve ben gülüyorduk şimdide.
“Teyzem hep derdi, Yosun’un ilk gün maceralarını dinlemelisin
diye.”
“Ne var yani? Çok mu komik?”
“Eveet.”
“Hıhh..”
Küsüş gibi yaptım.
“Hadi ama Yosun. Çocuk olma.”
“Bana hep çocuk diyen sen değil miydin?”
“Sadece şakaydı.”
“Hangisi?”
“Ahh.. Boş versene!”
“Ya! Hep böyle davranıyorsun. Aptal mıyım ben?”
“Eveeet.”
“Seni eve gidince öldürücem!”
“Yetişebilirsen yaparsın!”
Changmin dil çıkarıp koşmaya başladı. Bende onun arkasından
koştum.
“Ya! Beklesene.”
“Hadi ufaklık daha fazlasını yapabilirsin.”
Onun bu sözleri beni daha fazla hırslandırmıştı. Biraz daha
hızlı koşmaya başladım. Changmin karşıya geçmişti. Bende karşıya geçecektim ki
gelen arabayı göremedim.
“Yosun!”
Changmin bağırmıştı bende diğer tarafa bakınca gelen arabayı
daha anca fark edebilmiştim.
Birinin elini belimde hissettim. Ardından her kimse beni
kendine çekmişti. Bunlar olurken her şey gözümün önünden film karesi gibi
geçiyordu.
Gözümü açtığımda karşımda Jaejoong vardı.
“Daha dikkatli olmalısın.”
“Özür dilerim.”
Changmin gelince Jaejoong elini belimden çekmişti.
“Yosun, iyi misin? Bir şeyin yok değil mi? Hadi hastaneye
gidelim.”
“Hayır, ben iyiyim. Gerçekten.”
“Off.. Çocuk gibisin! Sana kimse karşıdan karşıya nasıl
geçeceğini öğretmedi mi?”
“Ya! Azarlamayı bıraksana. Hadi eve gidelim.”
Changmin, Jaejoong’u görünce aklına beni kimin kurtardığı
geldi.
“Teşekkür ederim, Jaejoong.”
“Sorun değil ama ona karşı daha dikkatli olmalısın,
Changmin. O hâla bir çocuk gibi.”
Ne? Ne yani? Beni bir çocuk gibi mi görüyordu ?!
“Bak gördün mü Yosun. Jaejoong bile bana hak veriyor.
Çocuksun işte.”
Zorla gülümsedim.
“Tamam, hadi gidelim.”
Changmin tam gidecekken kolumdan tuttu.
“Bir saniye Yosun. Jaejoong bizimle birlikte gelip bir
şeyler içmek ister misin?”
“Tabii.”
Birlikte eve gelmiştik. Zile bastım. Kapıyı annem açtı.
Yoldayken anneme olanlarda bahsetmeyeceğimizi konuşmuştuk. Annem bizi görünce
çok şaşırdı. İlk önce ChangMin’e sarıldı.
“Changmin… Çok büyümüşsün. Çok özledim seni.”
“Bende sizi çok özledim.”
“Anne bakıyorum da beni hemen unuttun.”
“Benim küçük saman perim kıskanmış mı?”
“Anneeeee!”
“Tamam tamam. Bir daha sana öyle demeyeceğim. Bu arkadaşınız
kim?”
Jaejoong kendisinden bahsedildiğini anlayınca eğildi.
“Merhaba, efendim. Adım Jaejoong. Yosun ve Changmin’in
okuldan arkadaşıyım.”
“Tanıştığıma memnun oldum. Hadi ne bekliyorsunuz içeri
geçin.”
İçeri girdik, ben hemen yukarı çıkıp üzerimi değiştirmek
istiyordum.
“Ben odamdayım, 5 dakikaya gelirim.”
Ayakkabılarımı çıkarıp, ayakkabı dolabıma koyduktan sonra
okul kıyafetlerimi dolabıma astım. Sonra üzerime beyaz bir t-shirt ve siyah bir
şort giydim. Ayağıma siyah spor ayakkabılarımı giyip aşağı indim. Annem çoktan
onların ağızlarına, yaptığı kurabiyelerden sıkıştırmaya başlamıştı.
“Anne, onları boğmak mı istiyorsun?”
Changmin, onları kurtarmam için yalvaran bir bakış attı.
Bende hemen annemin elindeki kurabiye tabağını alıp onlara içecek bir şeyler
doldurdum.
İlk bardağı yakın olduğu için Jaejoong’a verdim.
Gülümseyerek teşekkür etti. Sıra Changmin’e geldiğinde yavaşça kulağına eğildim.
“Bana borçlusun biliyorsun değil mi?”
“Ah, evet. Teşekkür ederim.”
Bunu bardağı alınca sesli söylemişti. Güldüm. Jaejoong
bardağını bitirdikten sonra kalktı.
“Artık gitsem iyi olur.”
“Peki, görüşürüz.”
Kapıdan çıkana kadar arkasından Changmin’le gitmiştik.
Kapıyı kapatırken arkasını dönmüştü bende el sallayıp gülümsemiştim. Daha sonra
kapıyı kapattım.
“Changmin, üzerine eşofman vermemi ister misin?”
“Teşekkürler teyze ama şimdi gitsem iyi olur. Yarın ki gezi
için hazırlanmam gerek. Yosunda şimdiden başlasa iyi olur.”
“Ne gezisi?”
“Tamam anne. Ben sana hepsini anlatacağım.”
“Tamam, görüşürüz o zaman.”
Changmin çantasını alıp bize el salladıktan sonra çıktı.
Bende şu gezi olayını anneme anlattım ve odama çıkıp bavulumu hazırlamaya
başladım. Aman tanrım, götürecek o kadar çok şey vardı ki!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder