6. Bölüm
"ama, bu dövüşçü olmana engel değil..." masanın altından bir ufak bir kutu çıkardı... içinden bir tane ufak künye çıkarıp, bana uzattı. "şimdilik bunu kullanacaksın, seviye atladıkça künyene başka parçalarda eklenecek... song senden sorumlu olacak... ustanı selamla..." hayda....
"efendim, ben kendimi bir öğrenci yetiştirecek kadar yetkin hissetmiyorum. bu görevi layıkıyla yerine getirebilecek arkadaşlar var.""sana görevi yerine getirir misin diye sormadım song. itiraz istemiyorum. onu buraya sen getirdiğine göre sorumluluğunu da üstlenebilirsin.""ama efendim..." hoca song un söyediklerini keserek bana döndü."ustan song. bundan sonra senden o sorumlu olacak. ustana itaatte kusur etme."song, öğrencin dong sana emanet. yaptığı her yanlışta onunla birlikte ceza, iyi şeylerde mükafat alacaksın. bir ay sonraki kur atlama sınavına kadar onu hazırla. kur atlayamazsa, onunla birlikte senin de derecen düşecek. artık çıkabilirsiniz..."
ikimizde kös kös arkamızı dönerek çıktık..."ne belaymışsın sen arkadaş...!""ben mi dedim gel ustam ol diye...!""hah, bir iyilik ettin diye... her neyse, şu andan itibarten sen benim öğrencimsin ne dersem onu yapacaksın. hocanın dediklerini duydun..."evet, duydum... ama önce babamı bulmalıyım...""hoop, nereye...? öyle istediğin zaman istediğin şeyi yapamazsın...""nasıl yani...?!""buranın belirili kuralları var...""alt tarafı bir bilgi edineceğim ne var bunda...?""o bilgiler tapınağın gizli arşivinde tutulur, öyle her önüne gelen o bilgilere erişemez. belilirli bir seviyeyi geçtikten sonra anca ulaşabilirsin...""ne seviyesi...?""bak dostum, bir ay sonraki seviye gibi, daha bir çok seviye geçmelisin... ancak o zaman..."
bir çok seviye mi...? ben o zamana kadar ölürüm... yada foyam ortaya çıkar, burdan sürülürüm... ne yapmalıyım...? allahım kapana kısıldım burda..."ama sen bakabilirsin değil mi...?""hayır...""neden...?" kafasını biraz kaşıdı devem etti,"ben henüz o seviyeye gelemedim... hem sen ne dediğimi duymadın mı, çömleri alırlar mı oraya...?!""peki ne kadar sürer o seviyeye gelmem...?""bu sana bağlı..." beni şöyle bir tepeden tırnağa süzdü..."en az beş yıl falan sürer seninki..."
tamam ben kesin öldüm. beş yıl ne demek...? imkansız...
"ne! o kadar uzun mu...?!""tipine bir baksana, aslında sana beş yılda az...""peki benim yerime başkası gitse, o öğrense...""imkansız...""neden...?""bunlar kişisel ve gizli bilgiler, sen oğlu olduğun için ancak öğrenebilirsin..."
ben bittim, mahvoldum... o zamana kadar dayanmam imkansız... ne zamana kadar kendimi saklayabilirim ki...? ama bu kadar yaklaşmışken nasıl bırakırım ben...? gitsem... hayır, dışarı burdan daha tehlikeli... ama bu kadar erkeğin içinde nasıl barınacağım ben...? şunlara bak... allahım bana yardım et, lütfen...
"ne düşündün öyle...?""sahi o kadar uzun sürer mi...?""dostum sen umutsuz vakasın... ama dur bi dakika... ben senin hocanım, bana efendim demek zorundasın, öyle kafana estiği gibi konuşamazsın benimle... ooo, vakit ilerlemiş, yemeği kaçırazağız, koş bakalım çekirge...""çekirge...?!""hadi koş çekirge hahahaaa..."
her şeyi bir kenara bırak, şu song a uyuz olmaya başladım. çekirge diyor bir de utanmadan... başıma şaolin rahibi kesilecek... pehhh... ama eline düştük bir kere... allahım ben ne yapacağım şimdi...? aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık... offf
kös kös onu takip ediyorum... tapınağın arka kısmında koca kazanlar kurulmuş, sıraya giren her öğrenci yemekleri sırayla alıyor... allahım ne mükemmel koku bu... burda kaldım süre içinde an azından aç kalmayacağım orası kesin... song takip ediyorum...
"bak çekirge...""bana çekirge deme be...!!!""be mi...? hey ben senin ustanım, bana efendim demek zorundasın, anlaşıldı mı çekirge...?!""tamam efendi cır cır böceği...""cır cır böceği mi...?!" elindeki kaşığı kafama vuracak gibi yaptı, dişlerini sıktı."ustam olman bana istediğin lakabı takma hakkını vermez sana...!"
"song dostum, senin çöm baya dişli çıktı ha...? hahahaaa...""duydunuz mu cı cır böceği dedi...""hahhaaaa...""iyi uydu ama..."hey , cır cır böceği song, hahhaaa..."
"sen kaşındın... sen ye yemeğini, ben yapacağımı bilirim sana...""bana çekirge demeseydin sen de...""sen ye yemeğini ye..." ağızının kenarında konuşup, bana sinirli sinirli bakmaya devam etti... ama o kadar insanın içinde fena bozuldu, hahhahaaa... suratının hali görülmeye değerdi...
**"kalk hadi...""daha yemeğim bitmedi...""o senin sorunun, kalk hadi...""nereye görüteceksin beni...?" ellerini biribirine sürtüp devam etti,"antrenmana tabi..."
eyvahlar olsun... hiç iyi şeyler düşünmüyorum, bu antrenman hakkında... tabağını aceleyle bitirip, kirli tabakların yanına bıraktım ve koşarak songun yanına gittim...
"geç şöyle meydana..." meydan dediği milletin, birbiriyle kıyasıyla dövüştüğü alandı... hayır çok korkuyorum, kesin beni dövecek...
süklüm püklüm meydana çıktım... allahım bunlar gerçekten insan mı nasıl bu kadar kaslı ve iyi dövüşelirler...
"hadi bakma aval aval, başla...""neye...?!!""dövüşe...""ben yapmam ki...""çene yarıştırmayı iyi biliyorsun ama... hadi vur bi tane...""?!""yumruk at işte, karnıma..." tüm gücümü topluyorum, yumruğumu sıkıp ona doğru yürüyorum, ama yapamam ki... nasıl vurabilirim ben birine, "e hadi...!""olmaz...""kız gibi duracağına indir be bi tane...""yapamam..."
suratımın kuvvetli bir ağırlık hissettim... öndeki kaküllerim havalandı, tüm alanın döndüğünü hissediyorum... şimdi suratım yerde, kafamda bin tonluk ağırlık oturuyor sanki... gözlerimi araladımda duyduğum şey, kahkahan başka bir şey değil...
"ahahahaaa... dostum, senin gibi birini yemin ediyorum görmedim ben... ahahaaa... insan bir yumrukta düşer mi be...? o kadar da yavaş vurdum... suratın neydi öyle...? ahahhaaa..."
song yere bağdaş kurmuş, gözlerinden yaş gelene kadar gülüyor, ve koca alandaki diğer herkes... hiç bu kadar küçük düştüğümü ve kızdığımı hatırlamıyorum... tüm vücudum sinirden zangır zangır titriyor... ani bir hamleye kendimi onun üzerine atıyorum... ellerimi boğazına geçiridim, boğazını sıkmaya çalışıyorum... o yerde önce neye uğradığını şaşırmış bana bakarken, kendine geldi... beni üzerinden atıp, toprağa fırlattı...
yanımıza diğer öğrencilerde geldi... bir kaçı beni beni kaldırırken song da ayağa kalktı ve üzerini çırpmaya başladı, ben ona sinirli sinirli bakarken, bir kahkaha bombası patlattı... gülmekten gözlerinden yaş gelecek neredeyse, karnını tutarak gülüyor şimdi utanmadan... diğerleri bana bakıp kıs kıs gülüyor... allahım nefret ediyorum şundan...!!! nefret nefret...!
"tamam song artık yeter...""ahahhaaa... çok komik ama... dong senin içine kız kaçmış olmasın sakın ahhahaaa...!""seni ben şimdi...""dong tamam sakin ol... sonuçta o senin ustan... gücünü dövüş alanına sakla.."
dövüş alanına saklamak mı... garip garip, bunu söyleyen çocuğa bakıyorum... daha ilk antrenmanda yumruk yeyip yere yapıştım... bu halde dövüşe katılsam komalık olur çıkarım ben... sahi ben burdan ölmeden çıkabilir miyim acaba...?!
"song önce ısınma hareketleriyle başla oğlum sen de... eğer kuru geçemezse bundan en çok zararlı sen çıkarsın..."
song birden ciddileşti... bana doğru yaklaşıyor... allahım kafam kazan gibi... suratım, felaket...
"tamam o zaman, önce koşuyla başlayalım... tapınak çevresinde 150 tur... hadi..." bana eliyle işaret etti gitmem için... ne bu şimdi..."tamam, hadi...""ne hadi...?""sen de gelmiyor musun...?" ikinci bir kahkaha dalgası daha..."çekirge, ustalar koşmaz, emir verir...""tam bir cır cır böceğine göre bir iş...!""hadi hadi koş... allahım bu çocuk beni öldürecek... ahahahaaa!"
allahım bu tapınağın çevresi neden bu kadar büyük, daha ilk 5 turda canım çıktı.. offf, güneş tam tepemde... song seni gebertmek istiyorum... bir ağacın altına uzanmış bana el sallıyor utanmadan... allahım, bir insan bu kadar mı gıcık olabilir... off öldüm, bittim... arka bahçeye bir geçiyim, biraz dinleneyim en azından...
ohh be dünya varmış, sıcaktan perişan oldum... ağacın altında biraz uzansam... ohh ne rahat... gözlerimi kapatıyorum...
"lan çekige...!" "ne...!!!""ben biliyodum zaten senin böyle bir şey yapacağını... hadi zıpla, koş!""ben öldüm, bittim... biraz dinleneyim...""ne dinlenmesi, ustana karşı mı geliyorsun...? kalk...! zaten senin yüzünden dertsiz başıma dert aldım...""asıl ben dertsiz başıma dert aldım be...!""bak bak, ustanla nasıl konuşursun sen...! oda ne, yüzün morarıyor..." yeniden bir kahkaha dalgası... artık iyice çileden çıktım..."heyy, bana bak...! gülmeyi kes...""hadi hadi, çenen yerine ayakların çalışsın...!""bana borçlusun...""borcumu çoktan ödedim ben... borçlu falan değilim..."
kös kös yerimden kalkıyorum... koşmaya devam ediyorum...
ben bittim... artık adım atacak halim kalmadı... dile kolay 150 tur, koca tapınağın etrafında koştum... artık bacaklarımda hayır kalmadı... kendimi tapınağın duvarının birinin köşesine bırakıveriyorum... song hemen dibimde bitti...
ne o, yine mi kaytarıyorsun...?""ne kaytarması! koştum bitti...""koştun mu, son yüz turu yürüyerek geçirdin be... hala 100 tur eksiğin var, kalk...""ne...??!! şurdan şuraya adım atmam...!""ustaya karşı mı geliyorsun...?! bu arda yüzün artık tamamen morarmış, hahahaaa...""bana eziyet çektirmek hoşuna mı gidiyor senin...?""evet...""ha...?!""bakma öyle, sen çekirge ben usta bu işler böyle...""öldüm diyorum sana, öldüm...!""ölüler konuşamaz...""seni ben..""devam et... ""seni gebertirim...!!!""200 tur...""ya...! bana bak usta bozuntusu...""300 tur...""ne kafa mı yedin sen...?""400 tur...""dursana be...!""500 tur...""allahım yardım et... o kadar nasıl koşarım ben...?""koşmak zorundasın...""değilim...""600 tur...""zorunda değilim....""hayır zorundasın, gün boyu sana verdiğim egzersizleri yapmak zorundasın... çünkü hepsi kayıda geçiyor... birazdan kayıda 600 tur yazacağım. yapmadığın taktirde cezaya kalacaksın...""bu haksızlık... seni kendini bilmiş.... ooo dur dur tamam... bak anlaşalım...""ustayla pazarlığa girmek ha...? 700 tur...""ben ölürüm, o kadar koşamam...""merak etme koşarsın...""700 turu nasıl koşarım ben...""daha akşama çok var...""efendim...""ha şöyle..." bunu yaptığıma inanamıyorum... ama başka bir çaresizlik başak bir yapmam dediğim şeyi daha yaptırıyor..."efendim... 700 turun biraz fazla olduğunu düşünmüyor musunuz...? benim bu daha ilk günüm...""evet çekirge, haklı olabilirsin...""yani...""700 tur... hadi koş...."
içimden ne kadar küfür ettim hatırlamıyorum bile... song seni adi alçak herif... ben bunların hepsini sana tek tek ödetmez miyim? allahım ona efendim dediğime inanmıyorum...?!
ama akşama kadar suyum çıktı resmen.. artık öldüğümü hissediyorum... tek bir adım bile atamayacak duruma geldim... ayakta dururken, tüm bacaklarım titriyor... ben perişan vaziyette ayakta durmaya çalışırken song tam karşımda dikiliyor...
"iyi iş çekirge. demek ki ölmüyormuşuz ha...?" nefret dolu gözlerle ona bakıyorum... devam ediyor... ama lafını ölüyorum..."nerde yatacağım...?""efendim...""nerde yatacağım efendim..." sesimi iyice kalınlaştırıp vurgulu bir şekilde çıakrıyorum, gözlerim hala nefretle ona bakıyor..."diğer usta ve çekirgelerin yattığı yerde...""ne yani, hep beraber mi yatacağız...?""yok sana özel oda ayarlattım, orda kalırsın... tövbe tövbe... ne sandın ya... burda yüzlerce öğrenci var... sadece belirli bri seviyedekilerin kendilerine ait odaları olur. onlarda iki kişilik zaten..."seviye seviye...!""bağırma çekirge, karşında ustan duruyor" o ellerini arkadan kenetlemiş, bana yukarıdan bkarken iyice sinirleniyorum...
"takip et..." o önde ben arkada ilerliyoruz..."yemek yemedin değil mi sen...?""yemek...?! unuttum...""şansına küs, yemek kalmadı.""ne...?!""yemek bitti diyorum...""senin yüzünden yemeği kaçırdım ben...!""sende dediklerime itiraz etmeseydin.. dua et, cezaya kalmadın... yürü takip et..."
song senden kimseden nefret etmediğim kadar nefret ediyorum... neden o gece seni kurtardım ki... keşke bıraksaydım da gebertselerdi seni... allahım aç aç uyuyacağım... ama o kadar yorgunum ki, bir an önce uyumak istiyorum...
büyükçe bir binanın önünde duruyoruz... içeri girenin çıkanın haddi hesabı yok... bir sürü erkek.. hepsi burada mı uyuyacak...? allahım ben nereye düştüm böyle...? burda kalamam ben...
"hadi gir...""burda mı kalacağız...?""ya sabır... yürü yürü..."
içerisi boylu boyunca tahtayla döşeli... herkesin kendine bir yastık kapmış, uyumak için kendine yer açıyor... içeri çok kalabalık... aman allahım bazıları üzerlerini çıkarmışlar ile...! bunlar ne yapıyor böyle...?! peki ben nerde yatacağım...?
"ben burda yatacağım, sen de kendine bir yer bul..." şaşkın şaşkın ona bakıyorum... kendine yer bul demesi kolay tabi, nerde yatacağım ben şimdi...?! herkes gibi ben de bir tane yastık aldım... bir sürü erkeğin içinden kendimi sakınarak geçmeye çalışıyorum... ilerledim... song un yanına gittim...
"ben nerde yatacağım...?""bul işte kendine bir yer..." bunları söylerken başının altına bir yastığı almış, kendine yer açmaya çalışıyor... yanındaki oğlanı itekleyip, sırtını dönüp gözlerini kapadı... yastığımı bağrıma bastım, ayakta öylece duruyorum... bir duvar köşesi buldum, yastığımı koyup kıvrıldım bir kenara... yüzümü duvara döndüm, iki büklüm uyumaya çalışıyorum ama kalbim hala uyanık... her an tetikte duruyorum... düştüğüm hale inanamıyorum, bir sürü erkeğin içinde uyuyorum. ben eun, yarı çıplak bir sürü erkeğin arasında...
yanıma biri kendini pat diye atıverdi... kokulu gözlerle hemen yana döndüm, kim olduğuna baktım... bana sırıtarak..."iyi geceler dostum..." dedi, ben sadece sırıttım... biri daha onun yanına uzandı... allahım gittikçe kuyruk uzuyor...
"hey sen, köşedeki..." ayakta duran iri yarı oğlana bakıyorum... bana doğru adım adım ilerliyor..."zıpla orası benim yerim....!""ne...?!""duymadın mı...?!" ben ayağa kalktım ve kös kös yerimi ona verdim... milletin üzerine basmamak için parmak uzunda ilerliyorum... her geçen dakika boşluklar biraz daha dolmaya başladı, ben hala yastık bağrımda dolanıyorum...
"allah...!" dememle yüz üstü kendimi boşlukta bulmam bir oldu... ahh...! kim lan bu...?!"yat artık çekirge...!" song seni adi herif... allahım sağım solum, önüm arkam, erkek dolu...! uyku gözlerimden şarıl şarıl akıyor... yorgunluktan ölüyorum... ama başka çarem yok... yastığımı başımın altına aldım, iki büklüm kıvranıp uykuya dalıyorum... kendime hala inanamıyorum...
dang dang...!!
gözlerimi hızla açıyorum. oda ne, birinin bacağı, diğerinin kolu, üzerimde... yaaa çıldırmak üzereyim...! irkilip hemen yerimden doğruluyorum... manzara dehşet ötesi, her taraf yarı çıplak erkek...!!! ben ayakta dikilirken millet yavaş yavaş uyanmaya başladı... song adisi de uyandı tabi, tam tepemde uyuyormuş da haberim yok...
"iyi iyi, çekirgelerin erkenden kalkıp, ustalarını karşılamaları iyi..." dedi ve erkek kalabalığının içinden sıyırıp, başımı okşadı... seni rezil herif...!
"yaa..! çek elini...!""uslu dur çekirge... başlangıcı 700 turla açmak istemezsin değil mi...?" dün aklıma geliyor, ölene kadar koştuğum ve bu uğurda aç kaldığım... hemen sesimi kesiyorum, kös kö takip ediyorum onu... bir ordu erkekle beraber dışarı çıkıyorum... bacaklarımın durumu felaket.. her yerim hamlamış... yürürken adeta topallıyorum... ama gururum dim dik yürümemi emir ediyor... dik dur eun, dik dur...!
" koş su getir, çekirge. elimi yüzümü yıkayacağım...""bana bak, babanın uşağı yok burda...""yaa demek öyle... 500 koşu ve...""dur tamam dur... nerde bu su...?" song seni kalleş, pislik herif...! ama gün gelri ben bunalrın acısını çıkarırım..."bak şunları takip et, ordaki kovaya su doldurup, buraya getir. hadi çekirge..." eliyle işaret ettiği kalabalığı takip ediyorum... giderken söylene söylene gidiyorum... buldu tabi benim gibi birini kullanıyor...
sıraya girdim, herkesle beraber su kuyruğundayım... bir kovaya su doldurdum, yekine yekine ilerliyorum... etrafımdakiler bana acıyarak bakıyor... çöm olmak böyle bir şey işte... yanıma biri geldi...
"kolay gelsin..." bunu derken elimdeki kovaya bakıp gülüyor... ters ters bakıyorum... ben öyle bakınca biraz ciddileşip devam ediyor..."ustan kim...?""song...""ya...?" bu imalı söyleyiş dikkatimi çekiyor..."ne oldu...?""yazık sana...""neden...?""song çok iyi dövüşçüdür... başını sürekli belaya sokmamış olsaydı, şimdiye çoktan üst seviyelere çıkardı bile... senden de aynı performansı isteyecektir... yazık sana... ama yine de ondan çok şey öğrenmeye bak...""nasıl belalar...?""dışarda çok kavgaya bulaşır, bazı geceler gelmez, kuralları delip geçer falan filan...""ya...""dedim ya ,yine de çok şey öğrenmeye bak... gizli tekniklerini öğren mesela...""sağol..."
elimde kova ağacın altında elleri başının altında fütursuzca uzanan baş belasına baktım.. on an elimdeki koca kova suyu üzerine boşaltmak istedim ama, sabret eun, sabret...
"efendim...""aa sen mi geldin çekirge...? neden bu kadar geciktin peki...?""ne gecikmesi be...!" bana göz ucuyla bakınca kendimi toparlıyorum..."efendim, sıra çoktu, o yüzden...""anlaşıldı çekirge..." bir yandan konuşup bir yandan suyunu döktüm... elini yüzünü yıkadıktan sonra, pantolonumun paçasını sündürüp, ellerini sildi..."yaa...!!""evet çekirge...""yok bir şey efendim...!" ama gözlerimin çok şey dediği ortada...
** yemek faslı bittikten sonra sıra baş belası antrenmanda..."önce 500 tur koşu...""ama bu çok fazla...! ... efendim...""500 tur koşuyla başlıyorsun bu gün... daha sonra kum torbası taşıyacaksın...""kum torbası mı...?!" ellerini uzattı bacaklarımı sıktı...""hala çok çelimsizsin...!" birden irkildim bu kesin kafayı yemiş, ne yapıyor öyle be...!
not: kılıç hikayesinin tüm bölümlerini duvarımda yayınlıyorum, isteyen önceki bölümleri oradan takip edebilir... iyi okumalar, yorumları bekliyorum...
))
"ama, bu dövüşçü olmana engel değil..." masanın altından bir ufak bir kutu çıkardı... içinden bir tane ufak künye çıkarıp, bana uzattı. "şimdilik bunu kullanacaksın, seviye atladıkça künyene başka parçalarda eklenecek... song senden sorumlu olacak... ustanı selamla..." hayda....
"efendim, ben kendimi bir öğrenci yetiştirecek kadar yetkin hissetmiyorum. bu görevi layıkıyla yerine getirebilecek arkadaşlar var.""sana görevi yerine getirir misin diye sormadım song. itiraz istemiyorum. onu buraya sen getirdiğine göre sorumluluğunu da üstlenebilirsin.""ama efendim..." hoca song un söyediklerini keserek bana döndü."ustan song. bundan sonra senden o sorumlu olacak. ustana itaatte kusur etme."song, öğrencin dong sana emanet. yaptığı her yanlışta onunla birlikte ceza, iyi şeylerde mükafat alacaksın. bir ay sonraki kur atlama sınavına kadar onu hazırla. kur atlayamazsa, onunla birlikte senin de derecen düşecek. artık çıkabilirsiniz..."
ikimizde kös kös arkamızı dönerek çıktık..."ne belaymışsın sen arkadaş...!""ben mi dedim gel ustam ol diye...!""hah, bir iyilik ettin diye... her neyse, şu andan itibarten sen benim öğrencimsin ne dersem onu yapacaksın. hocanın dediklerini duydun..."evet, duydum... ama önce babamı bulmalıyım...""hoop, nereye...? öyle istediğin zaman istediğin şeyi yapamazsın...""nasıl yani...?!""buranın belirili kuralları var...""alt tarafı bir bilgi edineceğim ne var bunda...?""o bilgiler tapınağın gizli arşivinde tutulur, öyle her önüne gelen o bilgilere erişemez. belilirli bir seviyeyi geçtikten sonra anca ulaşabilirsin...""ne seviyesi...?""bak dostum, bir ay sonraki seviye gibi, daha bir çok seviye geçmelisin... ancak o zaman..."
bir çok seviye mi...? ben o zamana kadar ölürüm... yada foyam ortaya çıkar, burdan sürülürüm... ne yapmalıyım...? allahım kapana kısıldım burda..."ama sen bakabilirsin değil mi...?""hayır...""neden...?" kafasını biraz kaşıdı devem etti,"ben henüz o seviyeye gelemedim... hem sen ne dediğimi duymadın mı, çömleri alırlar mı oraya...?!""peki ne kadar sürer o seviyeye gelmem...?""bu sana bağlı..." beni şöyle bir tepeden tırnağa süzdü..."en az beş yıl falan sürer seninki..."
tamam ben kesin öldüm. beş yıl ne demek...? imkansız...
"ne! o kadar uzun mu...?!""tipine bir baksana, aslında sana beş yılda az...""peki benim yerime başkası gitse, o öğrense...""imkansız...""neden...?""bunlar kişisel ve gizli bilgiler, sen oğlu olduğun için ancak öğrenebilirsin..."
ben bittim, mahvoldum... o zamana kadar dayanmam imkansız... ne zamana kadar kendimi saklayabilirim ki...? ama bu kadar yaklaşmışken nasıl bırakırım ben...? gitsem... hayır, dışarı burdan daha tehlikeli... ama bu kadar erkeğin içinde nasıl barınacağım ben...? şunlara bak... allahım bana yardım et, lütfen...
"ne düşündün öyle...?""sahi o kadar uzun sürer mi...?""dostum sen umutsuz vakasın... ama dur bi dakika... ben senin hocanım, bana efendim demek zorundasın, öyle kafana estiği gibi konuşamazsın benimle... ooo, vakit ilerlemiş, yemeği kaçırazağız, koş bakalım çekirge...""çekirge...?!""hadi koş çekirge hahahaaa..."
her şeyi bir kenara bırak, şu song a uyuz olmaya başladım. çekirge diyor bir de utanmadan... başıma şaolin rahibi kesilecek... pehhh... ama eline düştük bir kere... allahım ben ne yapacağım şimdi...? aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık... offf
kös kös onu takip ediyorum... tapınağın arka kısmında koca kazanlar kurulmuş, sıraya giren her öğrenci yemekleri sırayla alıyor... allahım ne mükemmel koku bu... burda kaldım süre içinde an azından aç kalmayacağım orası kesin... song takip ediyorum...
"bak çekirge...""bana çekirge deme be...!!!""be mi...? hey ben senin ustanım, bana efendim demek zorundasın, anlaşıldı mı çekirge...?!""tamam efendi cır cır böceği...""cır cır böceği mi...?!" elindeki kaşığı kafama vuracak gibi yaptı, dişlerini sıktı."ustam olman bana istediğin lakabı takma hakkını vermez sana...!"
"song dostum, senin çöm baya dişli çıktı ha...? hahahaaa...""duydunuz mu cı cır böceği dedi...""hahhaaaa...""iyi uydu ama..."hey , cır cır böceği song, hahhaaa..."
"sen kaşındın... sen ye yemeğini, ben yapacağımı bilirim sana...""bana çekirge demeseydin sen de...""sen ye yemeğini ye..." ağızının kenarında konuşup, bana sinirli sinirli bakmaya devam etti... ama o kadar insanın içinde fena bozuldu, hahhahaaa... suratının hali görülmeye değerdi...
**"kalk hadi...""daha yemeğim bitmedi...""o senin sorunun, kalk hadi...""nereye görüteceksin beni...?" ellerini biribirine sürtüp devam etti,"antrenmana tabi..."
eyvahlar olsun... hiç iyi şeyler düşünmüyorum, bu antrenman hakkında... tabağını aceleyle bitirip, kirli tabakların yanına bıraktım ve koşarak songun yanına gittim...
"geç şöyle meydana..." meydan dediği milletin, birbiriyle kıyasıyla dövüştüğü alandı... hayır çok korkuyorum, kesin beni dövecek...
süklüm püklüm meydana çıktım... allahım bunlar gerçekten insan mı nasıl bu kadar kaslı ve iyi dövüşelirler...
"hadi bakma aval aval, başla...""neye...?!!""dövüşe...""ben yapmam ki...""çene yarıştırmayı iyi biliyorsun ama... hadi vur bi tane...""?!""yumruk at işte, karnıma..." tüm gücümü topluyorum, yumruğumu sıkıp ona doğru yürüyorum, ama yapamam ki... nasıl vurabilirim ben birine, "e hadi...!""olmaz...""kız gibi duracağına indir be bi tane...""yapamam..."
suratımın kuvvetli bir ağırlık hissettim... öndeki kaküllerim havalandı, tüm alanın döndüğünü hissediyorum... şimdi suratım yerde, kafamda bin tonluk ağırlık oturuyor sanki... gözlerimi araladımda duyduğum şey, kahkahan başka bir şey değil...
"ahahahaaa... dostum, senin gibi birini yemin ediyorum görmedim ben... ahahaaa... insan bir yumrukta düşer mi be...? o kadar da yavaş vurdum... suratın neydi öyle...? ahahhaaa..."
song yere bağdaş kurmuş, gözlerinden yaş gelene kadar gülüyor, ve koca alandaki diğer herkes... hiç bu kadar küçük düştüğümü ve kızdığımı hatırlamıyorum... tüm vücudum sinirden zangır zangır titriyor... ani bir hamleye kendimi onun üzerine atıyorum... ellerimi boğazına geçiridim, boğazını sıkmaya çalışıyorum... o yerde önce neye uğradığını şaşırmış bana bakarken, kendine geldi... beni üzerinden atıp, toprağa fırlattı...
yanımıza diğer öğrencilerde geldi... bir kaçı beni beni kaldırırken song da ayağa kalktı ve üzerini çırpmaya başladı, ben ona sinirli sinirli bakarken, bir kahkaha bombası patlattı... gülmekten gözlerinden yaş gelecek neredeyse, karnını tutarak gülüyor şimdi utanmadan... diğerleri bana bakıp kıs kıs gülüyor... allahım nefret ediyorum şundan...!!! nefret nefret...!
"tamam song artık yeter...""ahahhaaa... çok komik ama... dong senin içine kız kaçmış olmasın sakın ahhahaaa...!""seni ben şimdi...""dong tamam sakin ol... sonuçta o senin ustan... gücünü dövüş alanına sakla.."
dövüş alanına saklamak mı... garip garip, bunu söyleyen çocuğa bakıyorum... daha ilk antrenmanda yumruk yeyip yere yapıştım... bu halde dövüşe katılsam komalık olur çıkarım ben... sahi ben burdan ölmeden çıkabilir miyim acaba...?!
"song önce ısınma hareketleriyle başla oğlum sen de... eğer kuru geçemezse bundan en çok zararlı sen çıkarsın..."
song birden ciddileşti... bana doğru yaklaşıyor... allahım kafam kazan gibi... suratım, felaket...
"tamam o zaman, önce koşuyla başlayalım... tapınak çevresinde 150 tur... hadi..." bana eliyle işaret etti gitmem için... ne bu şimdi..."tamam, hadi...""ne hadi...?""sen de gelmiyor musun...?" ikinci bir kahkaha dalgası daha..."çekirge, ustalar koşmaz, emir verir...""tam bir cır cır böceğine göre bir iş...!""hadi hadi koş... allahım bu çocuk beni öldürecek... ahahahaaa!"
allahım bu tapınağın çevresi neden bu kadar büyük, daha ilk 5 turda canım çıktı.. offf, güneş tam tepemde... song seni gebertmek istiyorum... bir ağacın altına uzanmış bana el sallıyor utanmadan... allahım, bir insan bu kadar mı gıcık olabilir... off öldüm, bittim... arka bahçeye bir geçiyim, biraz dinleneyim en azından...
ohh be dünya varmış, sıcaktan perişan oldum... ağacın altında biraz uzansam... ohh ne rahat... gözlerimi kapatıyorum...
"lan çekige...!" "ne...!!!""ben biliyodum zaten senin böyle bir şey yapacağını... hadi zıpla, koş!""ben öldüm, bittim... biraz dinleneyim...""ne dinlenmesi, ustana karşı mı geliyorsun...? kalk...! zaten senin yüzünden dertsiz başıma dert aldım...""asıl ben dertsiz başıma dert aldım be...!""bak bak, ustanla nasıl konuşursun sen...! oda ne, yüzün morarıyor..." yeniden bir kahkaha dalgası... artık iyice çileden çıktım..."heyy, bana bak...! gülmeyi kes...""hadi hadi, çenen yerine ayakların çalışsın...!""bana borçlusun...""borcumu çoktan ödedim ben... borçlu falan değilim..."
kös kös yerimden kalkıyorum... koşmaya devam ediyorum...
ben bittim... artık adım atacak halim kalmadı... dile kolay 150 tur, koca tapınağın etrafında koştum... artık bacaklarımda hayır kalmadı... kendimi tapınağın duvarının birinin köşesine bırakıveriyorum... song hemen dibimde bitti...
ne o, yine mi kaytarıyorsun...?""ne kaytarması! koştum bitti...""koştun mu, son yüz turu yürüyerek geçirdin be... hala 100 tur eksiğin var, kalk...""ne...??!! şurdan şuraya adım atmam...!""ustaya karşı mı geliyorsun...?! bu arda yüzün artık tamamen morarmış, hahahaaa...""bana eziyet çektirmek hoşuna mı gidiyor senin...?""evet...""ha...?!""bakma öyle, sen çekirge ben usta bu işler böyle...""öldüm diyorum sana, öldüm...!""ölüler konuşamaz...""seni ben..""devam et... ""seni gebertirim...!!!""200 tur...""ya...! bana bak usta bozuntusu...""300 tur...""ne kafa mı yedin sen...?""400 tur...""dursana be...!""500 tur...""allahım yardım et... o kadar nasıl koşarım ben...?""koşmak zorundasın...""değilim...""600 tur...""zorunda değilim....""hayır zorundasın, gün boyu sana verdiğim egzersizleri yapmak zorundasın... çünkü hepsi kayıda geçiyor... birazdan kayıda 600 tur yazacağım. yapmadığın taktirde cezaya kalacaksın...""bu haksızlık... seni kendini bilmiş.... ooo dur dur tamam... bak anlaşalım...""ustayla pazarlığa girmek ha...? 700 tur...""ben ölürüm, o kadar koşamam...""merak etme koşarsın...""700 turu nasıl koşarım ben...""daha akşama çok var...""efendim...""ha şöyle..." bunu yaptığıma inanamıyorum... ama başka bir çaresizlik başak bir yapmam dediğim şeyi daha yaptırıyor..."efendim... 700 turun biraz fazla olduğunu düşünmüyor musunuz...? benim bu daha ilk günüm...""evet çekirge, haklı olabilirsin...""yani...""700 tur... hadi koş...."
içimden ne kadar küfür ettim hatırlamıyorum bile... song seni adi alçak herif... ben bunların hepsini sana tek tek ödetmez miyim? allahım ona efendim dediğime inanmıyorum...?!
ama akşama kadar suyum çıktı resmen.. artık öldüğümü hissediyorum... tek bir adım bile atamayacak duruma geldim... ayakta dururken, tüm bacaklarım titriyor... ben perişan vaziyette ayakta durmaya çalışırken song tam karşımda dikiliyor...
"iyi iş çekirge. demek ki ölmüyormuşuz ha...?" nefret dolu gözlerle ona bakıyorum... devam ediyor... ama lafını ölüyorum..."nerde yatacağım...?""efendim...""nerde yatacağım efendim..." sesimi iyice kalınlaştırıp vurgulu bir şekilde çıakrıyorum, gözlerim hala nefretle ona bakıyor..."diğer usta ve çekirgelerin yattığı yerde...""ne yani, hep beraber mi yatacağız...?""yok sana özel oda ayarlattım, orda kalırsın... tövbe tövbe... ne sandın ya... burda yüzlerce öğrenci var... sadece belirli bri seviyedekilerin kendilerine ait odaları olur. onlarda iki kişilik zaten..."seviye seviye...!""bağırma çekirge, karşında ustan duruyor" o ellerini arkadan kenetlemiş, bana yukarıdan bkarken iyice sinirleniyorum...
"takip et..." o önde ben arkada ilerliyoruz..."yemek yemedin değil mi sen...?""yemek...?! unuttum...""şansına küs, yemek kalmadı.""ne...?!""yemek bitti diyorum...""senin yüzünden yemeği kaçırdım ben...!""sende dediklerime itiraz etmeseydin.. dua et, cezaya kalmadın... yürü takip et..."
song senden kimseden nefret etmediğim kadar nefret ediyorum... neden o gece seni kurtardım ki... keşke bıraksaydım da gebertselerdi seni... allahım aç aç uyuyacağım... ama o kadar yorgunum ki, bir an önce uyumak istiyorum...
büyükçe bir binanın önünde duruyoruz... içeri girenin çıkanın haddi hesabı yok... bir sürü erkek.. hepsi burada mı uyuyacak...? allahım ben nereye düştüm böyle...? burda kalamam ben...
"hadi gir...""burda mı kalacağız...?""ya sabır... yürü yürü..."
içerisi boylu boyunca tahtayla döşeli... herkesin kendine bir yastık kapmış, uyumak için kendine yer açıyor... içeri çok kalabalık... aman allahım bazıları üzerlerini çıkarmışlar ile...! bunlar ne yapıyor böyle...?! peki ben nerde yatacağım...?
"ben burda yatacağım, sen de kendine bir yer bul..." şaşkın şaşkın ona bakıyorum... kendine yer bul demesi kolay tabi, nerde yatacağım ben şimdi...?! herkes gibi ben de bir tane yastık aldım... bir sürü erkeğin içinden kendimi sakınarak geçmeye çalışıyorum... ilerledim... song un yanına gittim...
"ben nerde yatacağım...?""bul işte kendine bir yer..." bunları söylerken başının altına bir yastığı almış, kendine yer açmaya çalışıyor... yanındaki oğlanı itekleyip, sırtını dönüp gözlerini kapadı... yastığımı bağrıma bastım, ayakta öylece duruyorum... bir duvar köşesi buldum, yastığımı koyup kıvrıldım bir kenara... yüzümü duvara döndüm, iki büklüm uyumaya çalışıyorum ama kalbim hala uyanık... her an tetikte duruyorum... düştüğüm hale inanamıyorum, bir sürü erkeğin içinde uyuyorum. ben eun, yarı çıplak bir sürü erkeğin arasında...
yanıma biri kendini pat diye atıverdi... kokulu gözlerle hemen yana döndüm, kim olduğuna baktım... bana sırıtarak..."iyi geceler dostum..." dedi, ben sadece sırıttım... biri daha onun yanına uzandı... allahım gittikçe kuyruk uzuyor...
"hey sen, köşedeki..." ayakta duran iri yarı oğlana bakıyorum... bana doğru adım adım ilerliyor..."zıpla orası benim yerim....!""ne...?!""duymadın mı...?!" ben ayağa kalktım ve kös kös yerimi ona verdim... milletin üzerine basmamak için parmak uzunda ilerliyorum... her geçen dakika boşluklar biraz daha dolmaya başladı, ben hala yastık bağrımda dolanıyorum...
"allah...!" dememle yüz üstü kendimi boşlukta bulmam bir oldu... ahh...! kim lan bu...?!"yat artık çekirge...!" song seni adi herif... allahım sağım solum, önüm arkam, erkek dolu...! uyku gözlerimden şarıl şarıl akıyor... yorgunluktan ölüyorum... ama başka çarem yok... yastığımı başımın altına aldım, iki büklüm kıvranıp uykuya dalıyorum... kendime hala inanamıyorum...
dang dang...!!
gözlerimi hızla açıyorum. oda ne, birinin bacağı, diğerinin kolu, üzerimde... yaaa çıldırmak üzereyim...! irkilip hemen yerimden doğruluyorum... manzara dehşet ötesi, her taraf yarı çıplak erkek...!!! ben ayakta dikilirken millet yavaş yavaş uyanmaya başladı... song adisi de uyandı tabi, tam tepemde uyuyormuş da haberim yok...
"iyi iyi, çekirgelerin erkenden kalkıp, ustalarını karşılamaları iyi..." dedi ve erkek kalabalığının içinden sıyırıp, başımı okşadı... seni rezil herif...!
"yaa..! çek elini...!""uslu dur çekirge... başlangıcı 700 turla açmak istemezsin değil mi...?" dün aklıma geliyor, ölene kadar koştuğum ve bu uğurda aç kaldığım... hemen sesimi kesiyorum, kös kö takip ediyorum onu... bir ordu erkekle beraber dışarı çıkıyorum... bacaklarımın durumu felaket.. her yerim hamlamış... yürürken adeta topallıyorum... ama gururum dim dik yürümemi emir ediyor... dik dur eun, dik dur...!
" koş su getir, çekirge. elimi yüzümü yıkayacağım...""bana bak, babanın uşağı yok burda...""yaa demek öyle... 500 koşu ve...""dur tamam dur... nerde bu su...?" song seni kalleş, pislik herif...! ama gün gelri ben bunalrın acısını çıkarırım..."bak şunları takip et, ordaki kovaya su doldurup, buraya getir. hadi çekirge..." eliyle işaret ettiği kalabalığı takip ediyorum... giderken söylene söylene gidiyorum... buldu tabi benim gibi birini kullanıyor...
sıraya girdim, herkesle beraber su kuyruğundayım... bir kovaya su doldurdum, yekine yekine ilerliyorum... etrafımdakiler bana acıyarak bakıyor... çöm olmak böyle bir şey işte... yanıma biri geldi...
"kolay gelsin..." bunu derken elimdeki kovaya bakıp gülüyor... ters ters bakıyorum... ben öyle bakınca biraz ciddileşip devam ediyor..."ustan kim...?""song...""ya...?" bu imalı söyleyiş dikkatimi çekiyor..."ne oldu...?""yazık sana...""neden...?""song çok iyi dövüşçüdür... başını sürekli belaya sokmamış olsaydı, şimdiye çoktan üst seviyelere çıkardı bile... senden de aynı performansı isteyecektir... yazık sana... ama yine de ondan çok şey öğrenmeye bak...""nasıl belalar...?""dışarda çok kavgaya bulaşır, bazı geceler gelmez, kuralları delip geçer falan filan...""ya...""dedim ya ,yine de çok şey öğrenmeye bak... gizli tekniklerini öğren mesela...""sağol..."
elimde kova ağacın altında elleri başının altında fütursuzca uzanan baş belasına baktım.. on an elimdeki koca kova suyu üzerine boşaltmak istedim ama, sabret eun, sabret...
"efendim...""aa sen mi geldin çekirge...? neden bu kadar geciktin peki...?""ne gecikmesi be...!" bana göz ucuyla bakınca kendimi toparlıyorum..."efendim, sıra çoktu, o yüzden...""anlaşıldı çekirge..." bir yandan konuşup bir yandan suyunu döktüm... elini yüzünü yıkadıktan sonra, pantolonumun paçasını sündürüp, ellerini sildi..."yaa...!!""evet çekirge...""yok bir şey efendim...!" ama gözlerimin çok şey dediği ortada...
** yemek faslı bittikten sonra sıra baş belası antrenmanda..."önce 500 tur koşu...""ama bu çok fazla...! ... efendim...""500 tur koşuyla başlıyorsun bu gün... daha sonra kum torbası taşıyacaksın...""kum torbası mı...?!" ellerini uzattı bacaklarımı sıktı...""hala çok çelimsizsin...!" birden irkildim bu kesin kafayı yemiş, ne yapıyor öyle be...!
not: kılıç hikayesinin tüm bölümlerini duvarımda yayınlıyorum, isteyen önceki bölümleri oradan takip edebilir... iyi okumalar, yorumları bekliyorum...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder