15 Mayıs 2011 Pazar

KÖR (16. Bölüm)

16.
Bölüm





“Neden onu buraya
davet ettin?” diye sordu Ahsen sinirlice, Duygu’yu kendi odasına çektikten
sonra. Oturma odasında yalanlarını ortaya çıkaracak hiçbir şey yoktu, bu yüzden
Yoochun’a oturma odasında beklemesini söyledi Duygu.

“Hala etraftayken onu daha çok görmek istemiyor musun?”

“Hayır!”

“Ah, sorry.” Duygu ama hiç pişman görünmüyordu.

Ahsen sinirli baktı. “Akşam yemeğinde öyleyse hiç et yiyemezsin!”’

“Ne? Neden??”

“Ben vejetaryenim!”

“Hayır! Off yaa! Bunu bana yapma abla, ben daha küçük bir çocuğum, et yiyip
büyümem lazım!” Duygu ablasının tişörtünü bir küçük çocuk gibi çekti.

“Kendi suçun!” dedi Ahsen. “Şimdi git üstünü değiştir, ben’de Dongwook’u arayıp
onu buraya çağırayım, yoksa ikimizde et yemezsek etler hiç bitmicek.”

“Şey, abla… sana başka birşey daha söylemeliyim.”

“Ne?”

“Beni eve getirirken araba’da bifteği çok sevdiğimi söyledim.”

“Duygu!” diye fısıldadı Ahsen.

“Belki fark etmez?”

“O salak değil! İçimde bir his bizim bir hatamız olduğunu söylüyor! Birseyi
yanlış yaptığımızdan eminim, ama hatırlamıyorum! Onu dahada çok şüphelendircek
birşeyler söylersek hemen anlar herşeyi!”

“Bu oda’da çok fazla kalırsak, asıl o zaman şüphelenmeye başlar.”

Ahsen kardeşine son kez sinirlice baktıktan sonra oda’dan çıktı.

Duygu derin bir nefes aldı. Üstünü değiştirdi ve oda’dan çıkarken kapı’nın yanındaki
takvim’in o günkü tarihini çaprazladı. Her geçen günü çaprazlama alışkanlığı
vardı.

Sonra oda’dan çıktı ve oturma odasına girdi. Yoochun ve Ahsen birbirine bile
bakmıyordu. Yoochun koltukta oturup bir dergi okuyordu ve Ahsen sofra’yı hazırlıyordu.
Sanki ikisi için‘de diğeri yoktu.

En azından Yoochun evi gezmek istemedi. Oturma odası yada mutfak’ta kaldığı
sürece, onu şüphelendircek bir şey yoktu.

“Micky!” Yoochun Duygu’yu görünce elindeki dergi’yi koltuğun üstüne koydu. “Kıyafetin
çok yakışmış sana.”

Duygu kendi üzerine baktı. Basit siyah bir tişört ve bir kot pantolon giymişti.
Bunun neresi güzel olabilirdi ki? Rahat olduğu için seçmişti bu kıyafeti.
Rahatsızca gülümsedi Yoochun‘a, ve “Teşekkür ederim.” dedi.

Kapı’nın zili çaldı ve Ahsen açmaya gitti. Normalde Yoochun Ahsen’e bakmak
istemiyordu, ama bu sefer gözleri Ahsen’ın vücuduna sarılı olan önlüğe baktı.
Önlüğün üzerinde ‘Herşeyin iyi yanına bak‘ yazıyordu.

Yoochun onun herhalde Duygu’nun ablasına bir hediyesi olduğunu düşündü.

Ablası…

Birden birşeyi hatırladı. Micky ona bir küçük kardeşi olduğunu söylememişmiydi?
Küçük kardeş’miydi? Yoksa abla’mıydı?

“Dongwookie!” Duygu hemen kapı’ya koştu ve içeri giren Dongwook’a sarıldı.

Yoochun onlarin sarılmasına baktı ve bugün neden dünden daha az kıskandığını
merak etti. (Ama yinede kıskanıyordu). Belki çok yorgun olduğundandır, bugün
firma’da çok stresli bir gün geçirmişti.

“Micky, bebeğim!” dedi Dongwook ve Duygu’ya sarıldı. Ahsen iki felaket
aktörlere gözlerini çevirdi.

Ahsen Yoochun’a baktı ve sanki kafası çok karışıkmış gibi bakıyordu. Birşeyi mi
hatırladı? Birşey’den mi şüpheliydi?

“Hadi yiyelim,” dedi Duygu ve Dongwook’la birleşik ellerini sallayarak masa’ya
yürüdü. Duygu ve Dongwook yan yana oturdu, bu yüzden Yoochun ister istemez
Ahsen’in yanina oturmak zorunda kaldi (ama Duygu’nun karşısında).

Yemek boyunca, Ahsen Dongwook’un tabağına et parçalarını koyuyordu. Duygu ise
etleri yememekte kendini zor tutuyordu.

Bir süre sonra Yoochun kafasını kaldırdı. “Ikinizde vejetaryen misiniz?”

Duygu ve Ahsen birbirine baktı. Sonra Ahsen yemek çubuklarıyla kendi tabağına
bir et parçası koydu. Sonra Yoochun bakmayınca hemen Dongwook’un tabağına
atabilirdi.

“Herşey çok güzel,” diye iltifat etti Yoochun, ve bir saniyelik Ahsen’e döndü
saygılı olmak için. Sonra hemen yine yüzünü Duygu’ya çevirdi. “Sende ablana
yemek yapmakta yardım ediyor musun?”

“Ben yemek yapamıy...”

Ahsen hemen bir parça brokoli aldı ve kardeşinin ağzına tıkadı. Dongwook
olan’ları anladı.

“Ablası kadar iyi yemek yapamıyor demek istemişti,” diye açıkladı Ahsen’in en
iyi arkadaşı. “Ama onu yine’de seviyorum.”

Yoochun son cümlesini duymamazlıktan geldi. “Gerçekten mi? Ama bu yemek çok iyi
ve hatırladığım kadarıyla ada’daki yemeklerinde çok lezzetliydi.”

Duygu ve Dongwook Ahsen’in yüzündeki küçük gülümsemeyi fark ettiler. Yoochun
görmedi.

“Ada’dayken yemeklerini hiç beğenmemezlikten geldiğim için özür dilerim.” Yoochun
Duygu’ya gülümsedi.

“Yemekleri gerçekten sevdin mi?” diye sordu Duygu. Ablasını biraz daha
sevindirmek istiyordu.

“Evet, tanıdığım tüm restoran’lardan daha iyiydi.”

Duygu ablasının sevinçli gülümsemesini görünce, ister istemez Yoochun’a
gülümsedi. Ablasının yerine konuştu, “Teşekkür ederim.”

“Ve ada’dayken sana hep sinirli tavırlar verdiğim içinde özür dilerim. Sana ne
kadar teşekkür etsem az. Benim için yaptığın herşey için ve bakımcılığa başvurduğun
için çok teşekkür ederim. Ben kör’ken senin orda olman benim için tanrı’nın bir
hediyesiydi.”

Duygu Yoochun’ın gözlerindeki sevgiyi gördü ve ablasınında görmesini istiyordu.
Ama ablası sadece sandalyesinde oturup kafasını eğik tutuyordu.

“Yardım edebildiğime sevindim. Ablamın… suçuydu sonuçta.” diye mırıldadı Duygu.
Sesinden aslında kendine suçu attığı belliydi, çünkü o hastalanmasaydı Ahsen dağ’dan
aşağı koşmazdı öyle.

“Önemli değil, affettim,” dedi Yoochun ve soluna dönüp Ahsen’e baktı. Şimdi
Ahsen’ın kafasında bir şapka yoktu ve Yoochun sağında oturduğu için Ahsen’in
sol yanağındaki yara’yı göremiyordu. “Herşey halloldu, demi?”

Ahsen gözlerini kırptı ve Yoochun’ın onunla konuştuğunu anladı. Yoochun’a dönüp
bakmak istediğinde, yarası yine öne çıkmıştı ve Yoochun’ın gözleri yarasına
kaydı. Ahsen hemen yine önüne döndü yara’yı saklamak için. Sonra kafasını
sallayarak onayladı Yoochun’ın dediklerini.

Yoochun yine Duygu’ya döndü. “Gördün mü? Ablan’da aynı fikirde.”

Duygu zorla gülümsedi. Birden Park Yoochun’dan nefret etmeye başladı. “Yemeğimizi
bitirelim’de eve git. Geç oluyor. Bu saatte araba sürmek tehlikeli.”

Yoochun kafasını salladı ve Duygu’nun onun güvenliğini düşündüğüne sevindi.

Yarım saat sonra Yoochun gitti. Duygu ve Dongwook koltukta birbirine sarılıyormuş
gibi yaptı ki Yoochun’ı kapıya Ahsen götürmek zorunda kaldı. En azından dışarı
çıkarken Ahsen’e kısaca baktı ve sessizce ‘Hoşcakalın’ dedi.

Kapı kapanır kapanmaz…

“Birdahaki sefere pirincini zehirlicem!” diye bağırdı Dongwook.

“Bende içeceğini!!!” diye ekledi Duygu.

“Ne diyosunuz siz ya?” dedi Ahsen.

“Merak etme, onu öldürmeyiz. Onu öldürmek sevap olsa bile,” diye açıkladı
Dongwook.

“Yemeklerine biraz cırcır ilacı katcaz sadece, eve giderken bi güzel lüks
arabasını batırsın!” dedi Duygu ve Dongwook onun fikrini alkışladı. Ahsen ise
arkadaşının ve kardeşinin aklı yerine gelmesi için kafalarına bir tava
geçirmeyi düşünüyordu.

“Neden?” diye sordu Ahsen.

“Yarana nasıl baktığını gördük! Senin nasıl yüzünü çevirmek zorunda kaldığını
gördük!”

“Dongwook, herkes yarama bakıyor.” Ahsen koltuğa oturup derin bir nefes aldı.

“Evet, ama o bakınca daha çok üzülüyosun!”

“Dongwook, benim şu an daha önemli dertlerim var. Birşeyi unuttuğumuzu
hissediyorum ve onun bu oyunu anlayacağından korkuyorum.”

“Onun’da sana aşık olduğunu bildiğin için mi onu kendinden uzaklaştırmaya çalışıyorsun?”
diye sordu Dongwook.

Tabiki Ahsen biliyordu. Yoochun Micky’e aşkını Ahsen’e itiraf etmişti, değil
mi? Ama Micky’nin ‘ablası’na söylediğini saniyordu, halbuki gerçek Micky’di.

“Unutur zamanla.”

“Gerçekten unuturmu sence?” Duygu ablasının yanına oturdu ve yorgun omuzlarına
masaj yapmaya başladı.

“Evet,” diye fısıldadı Ahsen, ama sesinde hiç öz güveni yoktu. Yada belki
sözlerinin bir gün gerçek olacağından korkuyordu. Öyle yada böyle herşey
Ahsen’e acı veriyordu.

“Peki sen onu zamanla unuturmusun?” diye sordu Dongwook.

“Evet,” diye cevap verdi Ahsen, aynı güçsüz sesle.

Üçünün arasında sessizlik oluştu.

Ilk konuşan Dongwook oldu, “Neyi düşünüyorsun?”

Ahsen gözlerini kapattı ve anlını ovdu. “Ona neden aşık olduğumu hatırlamaya çalışıyorum.
Sinirli, kırıcı, kendini beğenmiş…”

“Gerçekten bilmiyor musun?”

“Belki yakışıklı olduğundandır.” diye başladı Ahsen. “Öyleyse iyi bir şey, çünkü
bir insan başka bir insan’a görünüşü yüzünden aşık olursa, aşkı uzun sürmez ve
hemen biter.”

“Öyleyse onun sana karşı aşkı hiç bitmez…” dedi Dongwook.

“Ne?”

“…çünkü senin nasıl göründüğünü bilmiyordu. Onun sana daha kör’ken aşık olduğundan
eminim.” diye hatırlattı Dongwook.

Ahsen bunu duyunca o kadar sok oldu ki diyecek birşey bulamadı ve çaresizce yüzünü
elleriyle kapladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder