15 Mayıs 2011 Pazar

KÖR (25. Bölüm)

25.
Bölüm






“Şimdi sen ve o gerçekten beraber misiniz?”

Ahsen geğirirken eliyle ağzını kapattı, sonra son portakal suyu kutusunu
masa’ya koydu. ”Bana mı soruyosun, yoksa Dongwooka’mı?”

“Dongwook’un Nefise’yle beraber olduğun’dan hiç şüphem yok. Zaten bir gün
birbirlerine atlicakları kesin.” dedi Duygu, sonra Dongwook duymasin diye ablası’na
yaklaştı ve fısıldadı. “Birbirlerini yiyecek gibi bakıyolar.”

Dongwook Duygu’ya sinirli bakışını attiı sonra yine telefonuna dönüp Nefise’ye
mesajını yazmaya devam etti. Bu gece bir randevu’ları vardı ve Dongwook
Nefise’ye beşinci kez zamanı ve nerde buluşcaklarını soruyordu. Tabiki onunla
konuşmak için bir sebep arıyordu sadece. Ayrıca, Nefise’ye ne giyeceğini
soruyordu.

Ahsen güldü. “Bu akşam randevuları var. Belki bu akşam bile atlarlar
birbirlerine.”

Duygu sırıttı. “Dongwook-Nefise bebeklerine hazırlıklı mı olalım acaba?” diye
sordu ve Dongwook’a gözünü kırptı.

“Sen bizim çocuğumuz olursun,” diye şakalaştı Dongwook. “Sana sadece sebze
yedircem ve bütün video oyunlarını saklicam.”

Duygu Dongwook’un kızı olmayı hayal etti ve korku’dan ablasının koluna yapıştı.
“Bunu bana yapmasına izin
verme, ablacım.”

Ahsen güldü, “Merak etme, Dongwook kötü bir baba olur, ama Nefise iyi bir anne
olur.”

“Evet ama problem şu ki… Annem babam’a deli gibi aşık, bu yüzden babamın bana
yaptığı her kötülükte onun tarafında olur.” dedi Duygu ve alt dudağını küsmüş
gibi şişirdi.

“Odana git, kötü evlat!” Dongwook Duygu’ya bir yastık fırlattı. Genç kız kolaylıkla
tuttu ve sırıttı. Dongwook ona kafasını salladı. “Böyle gıcık olmayı doktor’dan
öğreniyor. Kardeşini ondan uzak tut, yoksa pişman olursun Ahsenim!”

“Jaejoong senden daha iyi!” diye dilini çıkardı Duygu abisine. Cevap olarak
Dongwook’ta ona dilini çıkardı.

Ahsen gözlerini çevirdi. Sonra ciddi bir ifadeyle kardeşinin elini iki eliyle
tuttu. “Jaejoong’dan gerçekten hoşlanıyor musun?”

Duygu’da ciddileşti. “Sanırım… evet. Benim onunla olmamın bir sakıncası mı var?
Söz veriyorum; çok iyi bir insan. Hem bir ilişkinin okulumu etkilemesine izin
vermem.”

“’Hayır’ de Ahsen’im, ‘hayır’ de!” diya bağırdı Dongwook oda’nın öbür tarafından.

“Hayır,” diye başladı Ahsen ve biraz daha dramatik olması için biraz sustu.

“Ne? Ama…” Duygu ablasının hayır diyeceğini düşünmemişti ve ona korku dolu
gözlerle bakıyordu.

“Hayır, onunla beraber olmana karşı birşeyim yok.” dedi Ahsen ve dilini çıkardı.
“Jaejoong iyi bir insan. Onunla beraber olmak istemene sevindim. Eminim
oda kendine senin okulunu etkilemesine izin vermez.”

“Ahsen’im!” diye bağırdı Dongwook küsmüş bir sesle, ama telefonu titreyince
hemen sustu. Daha fazla küsmüş rolü yapamıyordu çünkü Nefise’nin yeni mesajı’nı
okuyunca lise’li kız gibi kikirdemeye başladı. [Saat 5te ‘Timeless’te. Ne giydiğin
önemli değil, çünkü gözlerim sadece seni görcek.]

Duygu ve Ahsen Dongwook’un sevinçli gülümsemesini görünce güldüler.

“Bu ilişkide kimin erkek kimin kadın olduğu belli değil.“ dedi Ahsen.

“Abla, soruma daha cevap vermedin. Sen ve Park Yoochun bir çift’misiniz?”

“Sanırım öyle.”

“Yani ‘Evet’!” dedi genç kız.

“Evet,” Ahsen kafasını sallayarak onayladı.

“Iyi! Annemiz çok mutlu olurdu! Bende eski, agresif ablamın geri geldiğine
mutluyum!”

“‘Agresif’ mi?” Ahsen kardeşine bir kaşını kaldırdı.

“Evet, bazen agresif ve… sert olabiliyosun.” diye masumca gülümsedi Duygu. Bu
akşam yine biftek yemek istemiyora, hemen konu’yu değiştirmeliydi. “Yani…
Yoochun artık önemsemiyor mu?”

Duygu aklında bir not aldı: Ahsen’in ilgisini çekmek istiyorsan, Park
Yoochun’dan konuş.

“Hayır, eminim hala önemsiyordur.” dedi Ahsen.

“Ne? Gıcık! Ben hemen gidip içinde geri kalan çekingenliği döverim, merak
etme!” Duygu ateş dolu gözleriyle kollarını sıvadı.

“Hayır, hayır!” Ahsen onu durdurdu ve kazağının kollarını yine uzattı. “Bu
zaman alan birşey, Duygu. Ona biraz zaman tanı. Onun birden bire değişmesini
bekleyemeyiz. Bu normal olmazdı. En azından bana yalan olarak artık önemsemediğini
söylemiyor, o daha çok acırdı.”

Iki kardeş Dongwook’a baktı ve onun birşey demesini bekledi. Ama Dongwook
telefonuna sarıldı ve yine kikirdemeye başladı. Sonra kalkıp hoplayarak
tuvalet’e girdi. Çok yakışıklı görünmeliydi Nefise için. Iki kardeş onunla daha
fazla ilgilenmemeye karar verdi.

“Öyle diyorsan öyledir abla. Ama unutma, sonsuza kadar bekleyemezsin. Sen daha
iyisini hak ediyorsun. Ona bir kaç ay müddet ver, ve hala böyle salaksa…”

“Biliyorum, Duygu. Merak etme.” dedi Ahsen.

Duygu gülümsedi ve kafasını salladı. Sonra Dongwook’un tuvaletten kulağında bir
küpeyle çıktığını gördü. Duygu’nun küpesiydi. “Ne yapıyorsun?”

“Bu küpeyi alıyorum, sonra geri veririm. Beni bu günlük göremezsiniz artık, bye
bye!”

“Bekle! Geri gel!” diye bağırdı Duygu Dongwook’un arkasından.

“Duygu, bırak gitsin,” diye güldü Ahsen.

“En sevdiğim küpemi aldı! Bu akşam Jaejoong’la bir randevum var ve onu takcaktım!”
diye bağırdı Duygu ve Dongwook’un peşinden koştu.

Ahsen sessiz oturma odasın’da geri kaldı.

Ikisinin’de bu akşam randevuları vardı, yani Ahsen onlar için yemek yapmalı değildi.
Ama buz dolabın’da hala bir parça biftek duruyordu.

Belki…

■■■■■

“Wow, çok güzel olmuş!” diye iltifat etti Yoochun ağzındaki eti çiğneyerek.

“Son günlerde çok pişirdiğim için
daha iyi yapabiliyorum.” Ahsen gülümsedi.

“Evet, Nefise ve Jaejoong anlattı bana. Duygu ve Dongwook’a sürekli biftek
yedirdiğini söylediler.”

“Senin suçun.” diye güldü Ahsen.

“Bu yüzden mi Seoul’a geri geldiğimde sen o süper market’teydin?”

“Ah, hayır, o sadece tesadüf’tü. O market’e hep giriyorum, çünkü Duygu onun karşısındaki
kitapcı’ya girmesini seviyor. Ayrıca, orası Seoul’da en taze et ve sebze satan
market.” diye açıkladı Ashen.

“Belki tesadüf değildi. Belki kader’di.” dedi Yoochun ve eti kesmeye devam
etti.

“Belki,” diye gülümsedi Ahsen ve elindeki bardak su’dan bir yudum daha aldı.

“Portakal suyu içmiyor musun?” diye yeni bir konu açtı Yoochun.

Ahsen elindeki su’ya baktı. “Portakal suyu’m bitti.”

“Yemeği bitirdikten sonra sana almaya giderim.” dedi Yoochun.

Ahsen bir dakikalığına düşündü ve sonra cesareti bulup konuştu, “Istersen…
beraber almaya gidebiliriz.”

Yoochun’ın çiğnemesi yavaşladı ve elindeki bıçak eti kesme’yi bıraktı. Ahsen
bunu fark etti ve gülümsedi, “Aslında, kendimi pek iyi hissetmiyorum, evde
kalsam daha iyi olur. Sen git al bende sana parasını veriyim.”

Yoochun pişmanca kafasını eğdi. Ahsen çekingenliğini fark etmişti.
“Ahsen, özür dilerim.”

“Öyle deme. Hala denemektesin, seni anliyorum.” dedi Ahsen tatli bir
gülümsemeyle. “Hazır ordayken bana biraz grip ilacı al. Duygu ve Dongwook
birden hastalanırsa elim’de hazır birşeyler olsun.”

“Nerdeler ki?” diye sordu Yoochun, konu’yu değiştirmeye çalışıyordu.

“Duygu Jaejoong’la dışarı çıktı, Dongwook’ta Nefise’yle dışarı çıktı.” diye açıkladı
gülümseyerek. Sonra
gülümsemesi yüzünden silindi.

Onun yerine ‘Duygu Jaejoong’la çıktı, Dongwook’ta Nefise’yle çıktı” diye
söyleseymiş daha iyi olurdu.

‘Dışarı’ çıktıklarını duyunca Yoochun dahada eğdi yüzünü. “Sende… dışarı çıkmak
ister misin? Nefise geçen gün bana ‘Timeless’ diye bir restoran’dan bahsetti.”

Bu sözler ilişkilerinin önüne yine bir taş koydu.

‘Timeless.’, yani ‘Zamansız.’

Ilişkileri ‘Zamansız’ değildi.

Hala bu ilişkiyi ayakta tutabilmek için ikiside çabalıyordu. Ama zamanla,
Yoochun hala değişmezse, ve Ahsen daha fazla dayanamayıp onu bırakırsa, o
zaman… o zaman biterdi. Herşey bitmiş olurdu.

“Yok, teşekkür ederim.” dedi Ahsen yine gülümseyerek. Yoochun bunu pişman olduğu
için söylediğini biliyordu. Dışarı çıkarlarsa, Yoochun’ın rahatsız olcağını
biliyordu.

Ahsen o gün park’ta Yoochun’ın kendini çok zorladığını biliyordu.
Önemsemiyormuş gibi davranmaya çalıştı, ama Ahsen anlamıştı.

“Ahsen…” diye mırıldadı Yoochun. Çatal ve bıçağını masa’ya koydu. “Ben seni hak
etmiyorum.”

Ahsen Yoochun’ın acı ifadesini görünce ona sarılmak geldi içinden. Yine
gülümsedi, “Belki hak etmiyorsun. Ama bence ben seni hak ediyorum.”

Yoochun gözlerini kırptı ve yüzünü kaldırıp Ahsen’in gözlerine baktı.
Gözlerindeki sevgi’yi görünce dudakları gülümsemeye başladi. “Teşekkür ederim.”

“Bana teşekkür etmek istiyorsan, bifteği’ni bitirip bana portakal suyu almaya
gitmelisin. Unutma, en sevdiğim şey portakal suyu’dur, ve iyi bir erkek arkadası
olarak sen bunu bilmelisin.”

Yoochun güldü ve bu bilgi’yi aklın’a yazdı. “Kendime not: Iyi bir erkek arkadaşı
olmak istiyorsam, sevgilimi bir dakika bile portakal suyu’suz bırakamam.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder