15 Mayıs 2011 Pazar

KÖR (27. Bölüm)

27. Bölüm



NOT: Burda şimdi iki ay sonra herşey.

“Dongwook ve Nefise gerçekten beraber mi taşınıyorlar? Yani iki aydır
beraberler, ama yinede biraz erken degil mi?“

“Hayır, sadece yanlış anlaşılmaymış. Dongwook sadece Nefise’ye bir kaç ev eşyası
almakta yardım ediyormus, çünkü Nefise’nin anne ve babası Seoula Amerika’dan
geri gelceklermiş, ve Nefise onlar için bir ev döşemek istiyormus.”

“Haa, öylemi…”

“Evet, ama neden öyle düşündüğünü anlayabiliyorum. Ama inan bana; Dongwook’un
dediği herşey boş laflar. Nefise geçen hafta bana tüm gerçeği anlattı. Hani bir
ay önce Dongwook ‘öpüşmeyi geçtik’ demişti ya?”

“Evet,” dedi Ahsen ve Yoochun’ın uzun şalıyla oynadı. Koltuk rahat’tı, ama
Ahsen Yoochun’a yaslanmasını daha raht buldu, bu yüzden sırtı Yoochun’a yaslıydı,
ve Yoochun’ın kolları etrafında saılıydı.

“Gerçek şu ki… Dongwook ve Nefise yatak’ta sarılıyorlarmış… giyinik bir şekilde.”

Ahsen seslice güldü. “Aslında doğru’yu söylemişler… öpüşme’yi geçmiş bu. Haha!”

“Hmm,” diye ses çıkardı Yoochun ve kollarını daha’da sıkı sardı Ahsen’in
beline. Son haftalardır Ahsen’e biraz daha kilo aldırmıştı, ama nedense beli
hala çok inceydi. “Nasıl bu kadar kilo alıyorsun’da, belin hala bu kadar ince
kalıyor?”

“Fitness stüdyosuna gidiyorum. Vücudumun formunu yitirip senin beni terk etmene
izin veremem. Sanki yeterince kusurlu değilmişim gibi…” Ahsen konuşmayı bıraktı
ve aklında kendine tokat attı. Bu konu’yu son iki ay’dır konuşmamaya çalışıyorlardı.

Çoğunluk dışarı çıkmıyorlardı, ve çıktıkları zaman Ahsen otomatik’ten şapkasını
alıyordu yanına. Hala saçını kestirmemişti, ama Yoochun hiçbir zaman Ahsen’in
görünüşü üzerinde bir yorum yapmazdı.

Ama bu en üzücü şey değildi. En üzücü şey Yoochun’in Ahseni bir sır tutmasıydı.
Nefise ve Jaejoong hariç, Yoochun’in tüm arkadaşları JiYool ile ayrıldıktan
sonra onun hala boş olduğunu sanıyorlardı. Firmasın’daki çalışanları onun
sinirli iş veren’den yumuşak kalpli iş veren’e dönüşmesine çok sevinmişlerdi, ama
bunun nedenini bilmiyorlardı. Yoochun’ın aşk yüzünden değiştiğini bilmiyorlardı.
Yoochun’ın bir sevgilisi olduğunu bilmiyordu kimse.

Yoochun derin bir nefes aldı. Bazı şeyler sonuna kadar bir sır kalamaz.

“Saat 12:01,” diye mırıldadı, gözleri duvar saatin’de.

“Evet,” diye cevapladı Ahsen sessizce. Aralarına oturan rahatsızlığın hemen
gitmesini umuyordu.

“Demek ki bugün tam iki ay beraberiz.”

Ahsen kolunu kaldırdı ve Yoochun’ın ona doğum günün’de aldığı hediye saat’e
baktı. Turuncuydu, üzerinde yunus balıkları vardı, çocuk işiydi. Ama Ahsen’in
en sevdiği şeyler‘den biriydi.

“Evet,” dedi Ahsen yine sessizce.

“Bana inanıp beni bırakmadığın için ve sabırlı olduğun için teşekkür ederim. Iki
ay olduğuna inanamıyorum. Seni seviyorum, Ahsen.” diye fısıldadı Yoochun
sevgilisinin sol kulağına.

Nedense, Ahsen bunları duyunca ağlamak istiyordu.

“Ben…” aralarındaki rahatsız hava’yı kaldırmak için bir espiri yapmaya çalıştı,
ama boğazı kuruydu.

“Iki aylık beraberliğimiz kutlu olsun Ahsen.” dedi Yoochun ve Ahsen’in yaralı
yanağını öptü.

Ahsen’in gözleri büyüdü şok’tan. Yoochun göremiyordu, çünkü Ahsen’in sırtı
Yoochun’a dönüktü.

Yoochun kollarını dahada sıkı sardı Ahsen’in beline. Ahsen ne düşüneceğini
bilmiyordu. Bu ne demek oluyordu? Kafası çok karışıktı.

Sonra Yoochun’ın kikirdemesini duydu ve kollarını etrafından ayırıp sevgilisine
döndü. “Neye gülüyorsun?”

“Ada’daki o günü hatırlıyor musun…?”

[GERI BAKIŞ]

“Bu iğrenc bir kahvaltıydı!” diye bağırdı Mr. Park ve duvarları elleyerek
oturma odasına doğru yürüdü.

“Hiç ağzına birşey soktun mu?” diye sordu Ahsen. Ama bunu sorması bir hataydı
çünkü Mr. Park’ın kulaklarından sanki duman çıktığını görebiliyordu sinirinden.

“Ne dedin sen…” Mr. Park duvarı bırakıp Ahsen’e doğru bir kaç büyük adım attı.
Ahsen içinden Mr. Park’ın onun sesini takip edebildiği için iltifat etti ve ona
doğru yürümeye başladı.

Birden yerleri sildiği aklına geldi Ahsen’in: “Dur, yerler ıslak!”

Ama çok geçti, Mr. Park ona o kadar sinirliydi ki onu duymazlıktan geldi ve ona
doğru bir adım daha attı, fakat ayağı kaydı ve Ahsen’e doğru düştü.

Ahsen hemen elindeki bezleri bıraktı ve Mr. Park’ı tutabilmek için ona doğru
koştu, fakat kendiside kaydı ve ikiside üst üste düştü.

Ahsen’in sırtı yere ildi ve Mr. Park’ın ona doğru yüz üstü düştüğünü gördü.
Aklına aşk filmlerindeki üst üste düşme ve dudak dudağa gelme sahneleri geldi,
ve hemen bunu engellemek için kafasını kenara çevirdi.

Maalesef korkusundan kafasını sağa döndürdü ve Mr. Park’ın dudakları sol
yanağındaki yanık yarasına değdi.

Ahsen dondu ve nasıl hava alınacağını bile unuttu korkusundan.

Mr. Park hemen kafasını biraz kaldırdı ve dudakları yanağından ayrıldı.

Ünlü sinirli bakışı geri geldi, “Dudakların değildi, demi?”

“Hyr,” Ahsen havasını tutmuştu ve ne dedikleri anlaşılmıyordu.



[GERI BAKIŞ –SON–]

Ahsen gülümsedi. “Tabi hatırlıyorum, nasıl unutabilirim ki o günü?“

“Ilk öpücüğümüz’de o gün olmuştu.”

Ahsen güldü ve yine sırtını Yoochun’a yasladı. Birden kafasının karışıklığı geçiverdi.

Aylardır bu anı beklemişti ve sonunda geldiğinde şok oldu.

Ama yavaş yavaş alışmaya başlamıştı bile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder