28. Bölüm
“Bu dosyayı Mr. Park’a vermeliyim.” dedi Ahsen resepsyon’daki kadın’a. Kadın
ona garipce baktı çünkü yüzünde grip maskesi vardı, ve şapka’yı takmıştı.
Sonra önemli (zengin ve yakışıklı) bir iş adamının ofis’e yürüdüğünü gördü ve
Ahsen’e Mr. Park’ın odasını kendisi bulmasını söyledi.
Ahsen salak kıza gözlerini çevirdi ve Yoochun’ı bulmak için büyük oda’ya girdi.
Çok çekingendi, biri’nin yüzünü görmesinden korkuyordu. Ama maalesef Yoochun
ev’de çok önemli bir iş dosyası bırakmıştı ve diğer dört arkadaşları bunu ona
götürmek için çok meşgul’du, bu yüzden iş Ahsen’e düşmüştü ister istemez.
Şapkasını biraz daha yüzüne indirdi ve maske’nin tüm yüzünü kapladığından emin
oldu birdaha.
Etraftaki herkes onu fark etmicek kadar meşgul’du.
“Afedersiniz, Mr. Park’a bir dosya vermeliyim.” dedi Ahsen oda’nın girişinde
duran kadın’a.
“Işim var. Sekreterine sorun, orda duruyor.” Kadın elindeki kağıtlara bakıyordu
ve kafasını kaldırmadan Ahsen’e eliyle arkasındaki duran sekreter’e yöneltti.
Ahsen çok meşgul olduğunu anlayışla karşıladı ve sekreterin’e yürüdü.
“Afedersiniz, Mr. Park için…”
“Bir yer bulup oturun. Biraz’dan gelirim size.” dedi sekreter ona ve elindeki
dosyalarla oda’nın öbür yanına koştu.
Bütün ofis telaş içindeydi ve kimse ona yardım edemedi. Bu yüzden Ahsen kendi
kendine Yoochun’ı aramaya karar verdi. ‘Park Yoochun’ yazan kapı’ya gitti. Bu
onun ofisi olmalıydı.
Kapı’ya vuramadan önce, kapı birden açıldı ve Yoochun nerdeyse Ahsen’in içine
koştu.
“Ahsen?” diye sordu
Yoochun büyük gözlerle.
“Bunu evde unutmuşsun.” Ahsen elindeki dosya’yı gösterdi Yoochun’a.
“Ah, şükürler olsun! Hepimiz bunu aramaktan deliriyorduk!” Yoochun Ahsen’in
elindeki dosya’yı kaptı ve hemen sekreterine koşup eline verdi, ve sonra çalışanları
rahatlatmaya çalıştı. Bütün telaşlar birden azaldı ve herkes rahatladı.
“Saat 3:30’a kadar herşey halledilmiş olur.” dedi sekreteri.
“Bu anlaşma kesin bizim olcak!” diye bağırdı başka biri.
“Bu proje için hepiniz çok çalıştınız. Bu akşam herkesi büfe’ye davet
ediyorum!” diye gülümsedi Yoochun. Herkes sevinçten alkışladı.
Ahsen kapı’da durdu ve Yoochun’a yardım edebildiği için çok sevindi ve kendinle
gurur duyuyordu. Sonra burda olmaması gerektiğini hatırladı, ve sessizce
masa’ların etrafından yürüyerek kapı’dan çıktı.
“Ahsen, sende gelmelisin…” Yoochun arkasına döndü, ama Ahsen kaybolmuştu. “Nereye
gitti?”
“Sessizce dışarı gittiğini gördüm. Kimdi o, Mr. Park?”
Yoochun kendini yine pişman hissetti. Ahsen kendini Yoochun’ın bu hayatın’dan
bir parça olarak görmediği için gitmişti. Yoochun’da bunu ona hiç belli etmediği
için kendini çok pişman hissetti.
“Mr. Park?”
Yoochun yine çalışanlarına döndü ve omuzlarını gerip kafasını dik tuttu.
Gururlu gülümsedi ve, “Hayatımın aşkı.” dedi.
“Bu dosyayı Mr. Park’a vermeliyim.” dedi Ahsen resepsyon’daki kadın’a. Kadın
ona garipce baktı çünkü yüzünde grip maskesi vardı, ve şapka’yı takmıştı.
Sonra önemli (zengin ve yakışıklı) bir iş adamının ofis’e yürüdüğünü gördü ve
Ahsen’e Mr. Park’ın odasını kendisi bulmasını söyledi.
Ahsen salak kıza gözlerini çevirdi ve Yoochun’ı bulmak için büyük oda’ya girdi.
Çok çekingendi, biri’nin yüzünü görmesinden korkuyordu. Ama maalesef Yoochun
ev’de çok önemli bir iş dosyası bırakmıştı ve diğer dört arkadaşları bunu ona
götürmek için çok meşgul’du, bu yüzden iş Ahsen’e düşmüştü ister istemez.
Şapkasını biraz daha yüzüne indirdi ve maske’nin tüm yüzünü kapladığından emin
oldu birdaha.
Etraftaki herkes onu fark etmicek kadar meşgul’du.
“Afedersiniz, Mr. Park’a bir dosya vermeliyim.” dedi Ahsen oda’nın girişinde
duran kadın’a.
“Işim var. Sekreterine sorun, orda duruyor.” Kadın elindeki kağıtlara bakıyordu
ve kafasını kaldırmadan Ahsen’e eliyle arkasındaki duran sekreter’e yöneltti.
Ahsen çok meşgul olduğunu anlayışla karşıladı ve sekreterin’e yürüdü.
“Afedersiniz, Mr. Park için…”
“Bir yer bulup oturun. Biraz’dan gelirim size.” dedi sekreter ona ve elindeki
dosyalarla oda’nın öbür yanına koştu.
Bütün ofis telaş içindeydi ve kimse ona yardım edemedi. Bu yüzden Ahsen kendi
kendine Yoochun’ı aramaya karar verdi. ‘Park Yoochun’ yazan kapı’ya gitti. Bu
onun ofisi olmalıydı.
Kapı’ya vuramadan önce, kapı birden açıldı ve Yoochun nerdeyse Ahsen’in içine
koştu.
“Ahsen?” diye sordu
Yoochun büyük gözlerle.
“Bunu evde unutmuşsun.” Ahsen elindeki dosya’yı gösterdi Yoochun’a.
“Ah, şükürler olsun! Hepimiz bunu aramaktan deliriyorduk!” Yoochun Ahsen’in
elindeki dosya’yı kaptı ve hemen sekreterine koşup eline verdi, ve sonra çalışanları
rahatlatmaya çalıştı. Bütün telaşlar birden azaldı ve herkes rahatladı.
“Saat 3:30’a kadar herşey halledilmiş olur.” dedi sekreteri.
“Bu anlaşma kesin bizim olcak!” diye bağırdı başka biri.
“Bu proje için hepiniz çok çalıştınız. Bu akşam herkesi büfe’ye davet
ediyorum!” diye gülümsedi Yoochun. Herkes sevinçten alkışladı.
Ahsen kapı’da durdu ve Yoochun’a yardım edebildiği için çok sevindi ve kendinle
gurur duyuyordu. Sonra burda olmaması gerektiğini hatırladı, ve sessizce
masa’ların etrafından yürüyerek kapı’dan çıktı.
“Ahsen, sende gelmelisin…” Yoochun arkasına döndü, ama Ahsen kaybolmuştu. “Nereye
gitti?”
“Sessizce dışarı gittiğini gördüm. Kimdi o, Mr. Park?”
Yoochun kendini yine pişman hissetti. Ahsen kendini Yoochun’ın bu hayatın’dan
bir parça olarak görmediği için gitmişti. Yoochun’da bunu ona hiç belli etmediği
için kendini çok pişman hissetti.
“Mr. Park?”
Yoochun yine çalışanlarına döndü ve omuzlarını gerip kafasını dik tuttu.
Gururlu gülümsedi ve, “Hayatımın aşkı.” dedi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder