15 Mayıs 2011 Pazar

KÖR (31. Bölüm) (FINAL)

31. Bölüm





Herşey
mükemmeldi.

Düğün büyük bir bahçe’de yapılıyordu. Pahalı beyaz çiçekler, ve
danteller heryeri süslüyordu. Arkadaşları ve sevdikleri insanlar hepsi
sandalyelerde oturup Yoochun’ın gelmesini bekliyordu. Bugün herkes yakışıklı ve
güzeldi, ama onları en güzel yapan yüzlerindeki gülümsemeleriydi. Bahçe’nin bir
köşesinde bir piano çalar çiftin beraber seçtiği şarkıları çalıyordu. Kulağa
sanki büyülü bir aşk melodisi gibi geliyordu; iki evlenen insanın birbirine karşı
aşk’ını seslendiriyordu.

Herşey mükemmeldi.

Ahsen bembeyaz gelinliğiyle bahçe’nin ortasındaki küçük beyaz süslü shelter’in
altında duruyordu ve Yoochun’ın gelmesini bekliyordu.

Yoochun bahçe’ye adım attı ve herkes yüzünü ona çevirdi. O Ahsen’in olduğu
shelter‘e doğru yürürken sanki cennet ona sarılıyormus gibi hissetti. Herşey o
kadar güzeldi ki, anlatmaya sözler yetmez.

Ama herşeyin güzelliği, yakında evleneceği kadın’ın güzelliği’nin yanında bir
hiçti.

Ahsen shelter’in altında beyaz
gelinliğiyle bir meleğe benziyordu. Elbisesi tam vücuduna göreydi ve elinde
beyaz güller tutuyordu. Ama onu bu kadar güzel yapan elbise değildi… yüzünü
süsleyen kalpten gülümsemesiydi.

Shelter’e doğru kısa yol, Yoochun için çok uzun sürüyordu ve Ahsen’in kollarına
koşmamaktan kendini zor tutuyordu. Ahsen’in sarılışı cennet’in sarılışın’dan
daha güzeldi.

Sonunda evleneceği kadın’ın yanına varmasını başardı ve sessizce elini tutarak
birbirlerinin gözlerine baktılar. Gözlerindeki mutluluk sözlerle anlatılamazdı.

Yoochun bunu nasıl hak ettiğini… Ahsen’i nasıl hak ettiğini bilmiyordu.

Yoochun’ın tarafından gelen misafirler, hepsi Yoochun onlara ilk Ahsen’i tanıttığında
şok olan insanlardı. Ama zamanla, Yoochun’ın Ahsen’le ne kadar mutlu olduğunu
anladılar ve onlarda zamanla hepsi Ahsen’i sevmeye başladılar. Çünkü onlar
Yoochun’ın gerçek arkadaşlarıydı, ve Yoochun’ı sevdikleri için onu mutlu eden
herşey yada herkes onları’da mutlu ederdi.

Yoochun’ın diğer ‘arkadaşları’, yani Ahsen’i kabul edemeyen ve görünüşe önem
veren arkadaşları, bugün nikah’ta değillerdi. Onlar Yoochun’ın gerçek arkadaşları
değildi, ve Yoochun en mutlu gününü onlarla paylaşmak istemiyordu.

“Çok güzelsin,” diye fısıldadı Yoochun Ahsen’e.

Ahsen’in yüzü hafiften kızardı. Gülümsemesi o kadar mutluluk içeriyordu ki,
onun yüzünü o an gören herkes, onunla gülümsedi.

Ahsen’in yanında nikah şahidi Duygu duruyordu. Yoochun’ın yanında ise nikah şahidi
Jaejoong duruyordu (tabi sadece Duygu orda olduğu için).

Ama nikah şimdi başladığında ve Yoochun etrafına bakındığında Nefise’yi değilde
Jaejoong’u seçtiğine ve Ahsen’in Dongwook’u değilde Duygu’yu seçtiğine mutluydu.
Çünkü ilk sıra’da Nefise ağlayan Dongwook’u dinlendirmeye çalışıyordu. Dongwook
zırlamıyordu tabi… sadece hafiften mutlu gözyaşları döküyordu.

Kim bilirdi tanıdığı tüm insanlardan, Dongwook’un en duygusal olduğunu?

“Evet.”

Ahsen’in bu sözünü duyduğunda Yoochun Dongwook’un ağlamasını dinlemeyi bıraktı
ve yine tüm ilgisini şimdi aynı soruyu onada soran adam’a verdi.

Gülümseyerek, oda “Evet.” dedi.

Yüzükleri değişme zamanı gelmişti.

Ilk Ahsen yüzüğü Yoochun’ın parmağına soktu ve ardından Yoochun’ın gözlerine
baktı.

Jaejoong sonra Yoochun’a Ahsen’in parmağına takcağı yüzüğü verdi. Bir eliyle,
Ahsen’in küçük elini, diğer eliyle yüzüğü tutuyordu, ama takmadı.

Herkes neden Yoochun’ın yüzüğü takmadığına meraklandı; Yoochun elinde tuttuğu
yüzüğe sessizce bakıyordu.

“Yoochun?” diye sordu Ahsen sessizce. Ahsen korkmuyordu, sadece kafası karışıktı.
Biliyordu, Yoochun bu günün olduğuna pişman değildi, çünkü Yoochun onu
seviyordu.

Yoochun gözlerini kırptı ve yüzüğe bakmayı bıraktı. Gülümsedi ve yüzünü kaldırıp
Ahsen’e baktı.

“Bu ‘sonsuz’ demek, Ahsen.” diye başladı yumuşak bir sesle. “Yüzüğün yuvarlak
formu hiç bitmeyen, sonsuz aşk anlamına geliyor, bizim bitmeyen aşkımız. Seni
hak edecek ne yaptığımı bilmiyorum, ama hayatımın sonuna kadar sana beni hak
ettiğini kanıtlamak istiyorum.”

“Yoochun…” Ahsen tatlıca gülümsedi.

Yoochun yavaşca bir dizinin üstüne çöktü ve yüzünü Ahsen’e kaldırdı. “Sana
verdiğim acı için özür dilerim. Önemsiz şeylere önem veren bir aptal olduğum için
özür dilerim. Sen her halinle güzelsin, ve bunun aksini düşündüğüme şimdi
inanamıyorum. Bana değişme şansı verdiğin için sana teşekkür ederim.”

Arkada Dongwook birden seslice ağlamaya başladı ve kafasını Nefise’nin omzuna
koydu. Onunla beraber bahçe’de bir kaç kişide ağlamaya başladi. Jaejoong
Dongwook’un haline bir kaşını kaldırdı. Duygu ise eniştesinin duygusal
sözlerini duyunca elini kalbinin üstüne koydu.

“Yoochun…” Ahsen dünya’nın en mutlu insanı olabilirdi o an.

“Gerçek şu ki, seni kaybedeceğimden hep korkuyordum. Benim değişmemi bekleyip,
benden bıkacağından korkuyordum. Beni terk etmenden korkuyordum. Ama öyle bir
insanı olmadığını anladım. Ben kendime güvenimi bile yitirdiğimde, sen bana
güvenmeye devam ettin.”

Bahçe’de bir kaç insanı daha ağlamaya başladı.

“Hala korkuyordum, Ahsen. Senin beni yaşlanınca, dişlerimi kaybedince, beyaz
saçlarım olunca terk etmenden korkmuyorum. Sen öyle bir insan değilsin.
Görünüşüm çirkinleşince beni terk etmenden korkmuyorum. Benim asıl korktuğum şey,
beni kalbim çirkinleşince terk etmen. Yine eski halime dönüp ve kalbimin çirkinleşmesinde
beni bırakmandan çok korkuyorum.”

“Yoochun…” diye fısıldadı Ahsen.

“Söz veriyorum, Ahsen. Bu yüzükle, kalbimin güzelleşmesine söz veriyorum. Bana
içten nasıl güzel olmasını sen öğrettin, seni hayal kırıklığına uğratmam. Seni
acılardan ve gözyaşından koruyacağıma söz veriyorum. Hayatın boyunca istediğin
mutlu aile’yi vereceğim, aramızdaki gerçek aşk sayesinde.”

Hala bir dizindeyken, Yoochun elindeki yüzüğü Ahsen’in parmağına geçirdi.
Nefise Dongwook’un yüzünü siliyordu yaşlardan. Duygu’da ağlamak üzereymiş gibi
bakıyordu. Hatta Jaejoong bile yumuşacık olmuştu (ama hayatta ağlamazdı tabi!).

Ahsen yaşlı gözlerini kırptı. Sadece yaşlılardı; ağlamıyordu.

Hafiften eğilip Yoochun’a kalkmakta yardım etti. Şimdi yine gözleri aynı
hizadaydi. Sonra Ahsen konuştu, “Teşekkür ederim. Sözünü tutacağından hiç şüphem
yok. Seni seviyorum.”

Yoochun’ın gözleri ışıldıyordu. Kalp kıran yakışıklılıyla Ahsen’e gülümsedi.
Sonra Ahsen’in ellerinden tuttu ve yüzüne yaklaşıp dudaklarını öptü.

■■■■■

Nikah’tan sonra Dongwook, Nefise, Duygu ve Jaejoong düğün parti’sinde toplanmışlardı.

“Yoochun çok kötü!” diye bağırdı Dongwook, yüzünde hala göz yaşlarının izi
vardı. Nefise ona güldü ve sarıldı. Sonra Dongwook’un göz yaşlarını sildi.

“Niye, ne yaptı ki?” diye sordu Duygu masumca.

“Bide soruyo! Konuşmasını duymadın mı? Herkesin ortasında rezil oldum!”

“Ağlamasaydın! Kendini geri tutsaydin!” diye savundu Duygu eniştesini.

Dongwook ağlamaya devam etti ve Nefise’ye dönüp teselli olarak ona sarıldı. Sevgilisinin omzuna konuştu. “Mükemmeldiler!
Perfect!”

“Ay, abartma. Biraz gerçekci ol, bundan sonra onların ‘mutlu-son’ları değil,
onların önünde daha ‘sonsuz’ bir yol var. Büyük kavgalar olcak, yalan ve gerçekler.
Dünya’daki normal evli çiftlerden biri oldular şimdi. ‘Mükemmel’ değiller, çünkü
‘mükemmel’ olmanın artik modası kaçtı.” dedi Jaejoong.

“Doğru söylüyor,” diye mırıldadı Duygu.

“Onların önündeki yol’da daha çok taş var, bu sadece başlangıç.” dedi Nefise.

“Banane! Bugün düğünleri ve bugün ‘mükemmel’ olmalı herşey! Eğer bir yeri batırırsan
yada büfe’deki bütün yemekleri yersen öldürürüm seni, herşey mükemmel olmalı!”
Dongwook parmağını Jaejoong’un karnına dürttü.

“Tamam, tamam, rahat ol.” Jaejoong ellerini havaya kaldırdı. “Şimdi party’e
gidebilir miyiz? Duygu’yla daha dans etcem.”

Ahsen ve Yoochun çoktan hava alanına gitmişlerdi bile.

■■■■■


“Hiçbir şey göremiyorum!”

“Bu senin suçun!”

“Hayır Dongwook’un suçu! Bu otel’i o ayarladı! Bana merak etmememi ve herşeyi ona
bırakmamı söyledi, çünkü herşeyi mükemmel planlicakmış!”

“Ona suçu atma! Ona engel olsaydın! Senin yüzünden ilk balayı gecemizi
elektriksiz bir VIP odasında geçırıyoruz! Burda mum bile yok!”

Yoochun derin bir nefes aldı ve Ahsen ona bağırdığı için hemen pişman oldu. Daha
dün evlenmişlerdi, ve tartışmaya başlamışlardı bile.

“Öyleyse mum ariyim…” dedi Yoochun ve yataktan kalkmaya hazırlandı. (En azından
ışıksız yatağı bulabildiler).

“Hayır, bosver.” dedi Ahsen ve Yoochun’ı geri yatağa çekti. “Bu gecelik ışıksız’da
olur. Ben Jaejoong değilim, ve sende karanlıktan korkmuyorsun.”

“Hayır, ben şey yaparken ışık istiyorum…” dedi Yoochun.

“Ne yaparken?” diye sordu Ahsen.

“Hani… şey.. anlarsın ya…”
diye çekingence konuştu Yoochun.

“Ah,” Ahsen’in sesi nerdeyse duyulmuyordu. Yoochun karı’sının yüzündeki kızarıklığı
görmek istiyordu.

Kahretsin! Koskoca hotel’de hiç elektrik yoktu ve hava’da bulutluydu. Bu güzel
geceyi aydınlatan ay yada bir yıldız bile yoktu gök yüzünde.

“Evet…” diye mırıldadı Yoochun. Ikiside yatağın üstünde yatıyordu, ama yatak çok
büyük olduğu için birbirlerine değmiyorlardı bile. “Bu yine kör olmak gibi…
nefret ediyorum bundan.”

Micky’yi geri getirmek için yine kör olmak istediğini hatırladı birden ve
gülümsedi. Şimdi, yanında Ahsen’le, birdaha hiç kör olmak istemiyordu.

“Olsun, Yoochun. Belki karanlık olması daha iyi…”

“Hayır! Gözlerini görmek istiyorum, dudaklarını, ifadeni, bütün yüzünü… ve diğer
herşeyi.”

Ahsen kikirdedi. Yanına dönüp koca’sına uzattı elini ve yumuşak birşey hissetti.

“Neyi elliyorum?”

“Gömlekle kaplı göğüsümü. Şimdiye normal bir evli çift çoktaaaaan çıplaktı!”
diye kızdı Yoochun.

Ahsen güldü ve Yoochun’ın kızgınlığı kayboluverdi.

“Yoochun, beni… ‘şey yaparken’ görmek istediğine mutluyum, ama karanlığın bu
gece’yi bozmasını istemiyorum.”

“Tamam, ama yarın ışık varken bunu telafi edcez!”

“Terbiyesiz olmayı sana kim öğretiyor?”

“Jaejoong.”

“Duygu tehlike’de, öyle mi?”

“Evet.”

“Duygu’yu arasam iyi olur…”

“Ama bu bizim balayı’mız. Burdayken beni ve SADECE beni düşünebilir misin?”

Ahsen gülümsedi. Yoochun karısının gülümsediğini konuşurken anladı, “Bu hiçte
zor birşey değil.”

“Tamam, hadi başlayalım.” dedi Yoochun.

“Sanki bir iş’miş gibi konuşuyosun.”

“Sende çok fazla konuşuyorsun. Heyecanlı mısın?”

“Evet, hemde çok.”

“Bu normal.”

Ahsen kocasının ne kadar ‘romantik’ olduğuna gözlerini çevirdi. Yoochun ise
Ahsen’in gözlerini çevirdiğini sanki kokabiliyordu.

“Bence ne komik, biliyo musun Chunnie?” diye sordu Ahsen. Yoochun o konuşurken
Ahsen’in bulizini açmaya çalışıyordu.

“Bana ‘Chunnie’ mi diyosun? ‘Yobo’ de.” diye cevapladı Yoochun, ama konuşmalarına
konsantre olmadığı belliydi. Bulizin ilikleriyle uğraşıyordu, ama açamadığı için
sinirlenip buliz’i birden çektı ve ilikler etrafa fırladı.

Ahsen güldü. “Senin düğün’deki konuşman beni çok etkiledi. Hiç böyle duygusal
konuşabildiğini bilmiyodum.”

Yoochun’ın elleri sevgilisin’in karnını okşamayı bıraktı. “Tüm sözler kalbimden
geldi.”

“Biliyorum.”

“Dongwook nasıl ağladı duydun mu?” diye güldü Yoochun.

“Bu bizim balayımız.” diye tekrarladı Ahsen Yoochun’ın önceki sözlerini. “Beni
ve SADECE beni düşünebilir misin?”

“Ah, evet, nerde kalmıştık?”

“Dudaklarım hala seninkileri arıyor.”

“Gözlerini kapat. Gözlerin kör, ama kalbin görebilir.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder