15 Mayıs 2011 Pazar

KÖR (4. Bölüm)

4. Bölüm





“Bütün evi üç gün
içinde temizledim, kendimle gurur duyuyorum!” diye sevindi Ahsen.

Mr. Park ona kafasını salladı. “Salak fare,” dedi.

“Ismim Micky.”

“Fare.” dedi Mr. Park. Onunla oynamasını çok seviyordu galiba.

Ahsen gözlerini çevirdi. “Tamam, bana istediğinizi söyleyeblirsiniz, iş veren
sizsiniz.” diye cevap verdi.

“Bir insan bir evi temizlemekle nasıl zevk alabilir anlamıyorum. Sana salak
demem yanlış mı?”

“Küçük şeylerle zevk alıyorsam ne olmuş? En azından benim hayatımı sizinkinden
daha mutlu yapıyor.”

“Sen ‘mutluluk’ nedir bilmezsin ki.”

“Sanki siz biliyormusunuz?” diye cevap verdi Ahsen. Mr. Park sessiz kaldı, ve
Ahsen konuşmaya devam etti. “Biliyorum kör olduğunuz icçin mutsuzsunuz, ama herşeyin
iyi yanına bakamaz mısınız?”

“‘Iyi yanına bakmak’ mı?” Mr. Park Ahsen’in sesine doğru döndü ve ona bir kaşını
kaldırarak baktı.

“Tamam, yanlış kelimeleri kullanmışım. Ama… gözlerinizi kaybettiniz. Bir
kolunuzu yada bir bacağınızı kaybetmekten çok daha iyidir. Bu dünyada sizden çok
daha kötü durumda olanlar var, açlıktan ölenler var.”

“Onlar ama en azından görebiliyorlar!”

“Arkadaşlarınız, aileniz yada yiyecek birşeyiniz yoksa, gözlerin ne anlamı kalır?
Bu dünyadaki en zavallı insan siz değilsiniz!” Ahsen nerdeyse bağırıyordu. “Hep
kendinize acımanızdan bıktım artık.”

“Bende senin dırdırından bıktım.” dedi Mr. Park.

“Peki, öyleyse artık ağzımdan hiçbir kelime çıkmicak.” Ahsen arkasını dönüp
oturma odasından çıktı.

■■■■■

Bütün hafta boyunca Ahsen Mr. Park’la bir söz bile konuşmadi. Üç gün sonra Mr. Park’ın
sinirlendiğini fark edince, çok zevk aldı.

Ama maalesef Mr. Park’ın ona ihtiyacı olduğunu itiraf etmek için çok dik
kafalıydı… bir hafta sonrasına kadar.





“Kahvaltım
nerde?” diye bağırdı seslice.

Ahsen tabağını seslice önüne koydu, yemeğin önünde olduğunu anlaşın diye, ve
yanına çatal ve bıçağını da her zamanki yerine koydu seslice.

Sonra Ahsen ona sırtını dönüp kapıdan çıkmak üzereyken, Mr. Park yine konuştu.
“Gazete’yi getirdiler mi?”

Ahsen bir söz söylemeden kapi’nin önüne çıkıp gazeteyi aldı ve seslice kahvaltı
masasına koydu Mr. Park’ın önüne. Sonra yine mutfaktan çıkmak için ona sırtını
döndü.

“Benim gazeteyi okumamı mı bekliyorsun?” diye bağırdı Mr. Park.

Ahsen sesli adımlarla oturma odasına gitti ve radyo’yu haber kanalına açtı. Mr.
Park’ın bir küfür söylediğini duydu ve içinden güldü.



“Off, geri gel buraya!” diye bağırdı sonunda. Ahsen bunun üzerinde mutfağa geri
döndü ve eline süpürgeyi alıp yerleri süpürmeye başladı seslice.





Mr. Park’ın
kaşlarının arasında sinirinden bir çizgi oluşmuştu. “Yerleri silmeyi bırak!
Radyo’yu kapat! Buraya otur ve bana gazeteyi oku!”






Ahsen
süpürge’nin başını çenesinin altına koydu ve yakışıklı adam’a ağzını açmadan
nasıl ‘Cehenneme git’ diyebilceğini düşünüyordu.





“Tamam , özür dilerim! Benimle konuşurmusun?!”

Yüzü kıpkırmızıydı sinirden. Ahsen “Hmm,…” dedi.

“Benim tepemi attırma! Ben hiç kimse’den özür dilemem!” diye dişlerini sıkarak
konuştu Mr. Park.

Ahsen gülümsedi ve gazeteyi eline alıp Mr. Park’ın yanına oturdu. “Bakalımmm…
Ah, bakın, Güney Koremiz yine bir futbol maçı kazanmış!”



“Bana ekonomi bölümünü oku.”



“Ben ama Spor bölümünü seviyorum.” dedi Ahsen sırıtarak.

Mr. Park sanki onu o an kovabilcekmiş gibi bakıyordu, ama bir süre sonra
rahatladı. “Peki.”



■■■■■

“Ne yapıyorsun şimdi?”

“Kabinet’in kapıları biraz bol, tamir etmek istiyorum. Malzeme kutusu nerde?”

“Elleme kapıları.” diye soğukca cevap verdi Mr. Park.

“Ne?”

“Ben kendim tamir ederim onları.”

Ahsen neden böyle davranmasını anlayamadı. “Ama…”

“Gözlerim birdaha hiç geri gelmezse, o zaman o kapılar ben ölene kadar kırık
kalcak. Onları sakın elleme, anladın mı?”

Ahsen kafasını salladı. “Tamam.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder