Adı: MAZE (Labirent)
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho,
Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
NOT: Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho,
Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
NOT: Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
17. Bölüm
“Bugün hepiniz iyi çalıştınız. Akşam oldu, ben sizi
yemeğe götürürüm.” dedi Yunho. Jungmin ve Taemin’in yemek lafını duyunca
gözleri ışıldadı. Yunho Mr. Choi’a döndü. “Sizde gelmek istermisiniz?”
“Yok, teşekkür ederim. Bu akşam aile akşamımız, karım ve çocuklarım beni evde
bekliyor.” diye güldü Mr. Choi.
Yunho gülümsedi. “Tamam öyleyse.”
Mr. Choi kafasını salladı ve herkesten vedalaştı. Gitmeden önce Jungmin’in
omzuna elini koydu. “Çok iyi çalıştın bugün. Sonuçtan çok memnunum.”
Jungmin Mr. Choi’a gülümsedi ve Yunho’ya baktı. Acaba Yunho bu iltifati
duydumu? Yunho gülümsemiyordu, ama Jungmin gözlerinden anladı, iltifatı
duyduğunu.
“Teşekkür ederim, sizinle yakında birdaha calışmak isteriz.” Jungmin Mr.
Choi’un elini sıktı.
Mr. Choi Yunho’ya döndü. “Iyi bir organizatör
bulmuşsun kendine Yunho.”
“Evet, öyledir umarım.” diye cevap verdi Yunho.
Taemin, Büşra ve BoA herşeyi uzaktan dinliyorlardı. Sonra Taemin BoA’nın
kulağına fısıldadı: “Bunu Mr. Choi’a sen söylettirdin, demi abla?”
BoA cevap olarak sadece gülümsedi.
“Ne kadar düşüncelisin.” Büşra elini BoA’nın omzuna koydu.
Mr. Choi gittikten sonra, Yunho diğerlerine döndü. “Hazır mıyız?”
“Aslında benim akşam yemeği için bir randevum vardı bile.” dedi BoA. “Teklif
için çok teşekkür ederim ama bensiz yemelisiniz.”
“Tamam, o zaman seninle başka bir zaman yemeğe çıkarız.” dedi Yunho.
“Ah, hiç gerek yok, zahmet olmasın. Iyi akşamlar!”
Bunu dedikten sonra BoA kapıdan çıktı. Büşra Jungmin’in yine birden sinirlendiğini
fark etti… acaba BoA’nın anne ve babasıyla yemek yemeye gitmesi için miydi?
“Bizde gidelim hadi!” dedi Taemin.
“Timeless adlı restoranın iyi olduğunu duydum, oraya gidelim.” Yunho
diğerlerine baktı.
“Öyleyse ’Timeless’e gidiyoruzzz!” Taemin alkışladı sevinçten.
-------------------
“Dört kişilik bir masa lütfen,” Yunho garsona gülümsedi.
“Benimle gelin lütfen,” Garson dört tane menü aldı ve dördünü köşede bir masaya
götürdü.
“Burası çok güzel bir yer,” Büşra etrafına bakındı.
“Umarım yemekte göründüğü kadar güzeldir.” Taemin yanaklarını şişirdi Büşra’ya
ve Büşra ona güldü.
Sonra Yunho ve Jungmin’in sessiz olduklarını fark ettiler. Ikiside soldaki VIP
odasına bakıyordu. Odanın kapısı hafiften açıktı ve arada BoA’nin yüzü
görülebiliyordu.
“Ah, tesadüfe bakın!” Büşra güldü. BoA’yı burda
görmeyi hiç beklemiyordu.
“Off, olamaz…” Taemin elleriyle yüzünü kapattı. Jungmin yanındaki sandalyeden
kalktı, ve Taemin hemen ardından kalktı ve kolunu tuttu. „Abi, yapma…“
Jungmin
Taemin’e bakmıyordu bile. Gözleri hep BoA’nın yüzündeydi. Sonra Büşra’yı
elinden tuttu ve havaya çekti.
“Ne yapıyosun?” Büşra Jungmin’e büyük gözlerle baktı.
Jungmin cevap vermeden Büşra’yı VIP odasına çekti. Taemin Yunho’ya baktı, ve
sonra ikiside menü’yü masaya koyup Jungmin’i takip ettiler.
Jungmin VIP odasının kapısını sonuna kadar açtı ve sanki kendi eviymiş gibi içeri
yürüdü. “Vayyy, ablacım, naber?”
Büşra oda’daki insanlara baktı. Büyük masa’da dört kişi oturuyordu: biraz yaşlı
görünen kadın ve adam (herhalde üç kardeşin anne ve babasıydı), yakışıklı ve
genç bir adam ve BoA. Masa’da oturan erkek şaşkınca onlara bakarken, BoA ,
annesi ve babası şoktaydılar.
“Jungmin çık burdan,” BoA sandalyesinden kalktı.
Ama Jungmin cevap vermedi ve Büşra’nın elini dahada çok sıktı.
Büşra hala kapıda duran Yunho ve Taemin’e baktı. Sonra Jungmin onu masa’ya doğru
çekti ve anne babasına doğru yürüdüler beraber.
“Ablacım, seni çok kıskanıyorum. Bu tatlı anne ve babamız hep senin için zengin
erkekler buluyor. Bunu benim için hiç yapmadılar, bu yüzden bende onlara
kendimin birini bulabilceğimi göstermek istedim.”
“Ne?” babaları oğluna şaşkınca baktı. Sonra Büşra’ya döndü.
Jungmin Büşra’yla birleşik ellerini kaldırdı ve kalbinin üstüne koydu. “Annecim,
babacım, size kız arkadaşım Büşra’yı tanıtayım!” diye güldü.
“NE?”
“NE?”
“NE?”
Büşra kimin bu lafları dediğini yada kaç kez söylendiğini bilmiyordu, ama
kendisi hiç bir ses çıkaramadı şoktan.
“Anne ve babana nasıl böyle saygısızca davranabilirsin!” Babaları sinirlice
yerinden kalktı. Annesi’de hemen ardından kalktı ve Jungmin’e doğru yürüdü.
“Hayatımın aşkını anne ve babamla tanıştırmak saygısızmı? Siz ne biçim anne ve
babasınız yahuuuu…..” Jungmin sanki kötü bir şaka yapıyormuş gibi güldü.
“Jungmin kapa çeneni ve çık burdan!” BoA yine denemeye çalıştı.
“Jungmin, sana bunu öncedende anlatmıştım…” diye başladı babası, ama Jungmin
lafını böldü.
“Evet, herşeyi anladım ben. Bu yüzden ablamın hayatı mahfoldu! Ona sizin yaptıklarınızla
mutlu olup olmadığını soruyorsunuz ve mutlu olduğunu söylüyor, ama bu bir
yalan! Size bunun NEDEN bir yalan olduğunu da söyleyebilirim, istersen!” diye
bağırdı Jungmin babasına.
“Jungmin!” annesi şoktaydı.
Yunho yaninda duran Taemin’e baktı. Taemin araya girip iki tarafı yatıştırmaya
çalışmicak mıydı? Ama Taemin sadece kafasını salladı ve yere baktı.
Büşra BoA’ya çok acıdı. BoA anne babası ve Jungmin’in arasında ikiye bölünüyordu.
Büşra ona yardım etmek istedi ve Jungmin’in anne ve babasıyla kavga etmesini
görmek istemiyordu.
Ama Büşra ne yapabilirdi bunu durdurmak için?
“Wow, bu Giorgio Armani’nin yeni dizaynı mı?” Büşra’nın sevimli sesi kavgayı
böldü. Oda’daki herkes ona deliymiş gibi bakıyordu. Bu kız etrafında olanları
fark etmemişmiydi?
Masa’da şokta olan yakışıklı erkekle konuşuyordu.
“Banamı dedin?” diye sordu.
“Tabii,” Büşra ona gülümsedi. Jungmin’in elini onunkinden çekmeye çalışıyordu,
adam’la yakından konuşabilmesi için, ama Jungmin onu hala sıkıca tutuyordu, bu
yüzden onunla uzaktan uzağa konuşmalıydı. “Saatini nerden aldığını sorabilir
miyim?”
Adam etrafindaki şaşkın gözlere baktı, ve sonra Büşra’ya döndü. “Dün Armani
dükkanından aldım.”
“Babam’da saatlere çok meraklıydı. Kolundaki saati çok beğeneceğinden eminim.” Büşra
adamın kolundaki saate bakıyordu.
Adam ister istemez geri
gülümsedi ona. “Istersen… sana dükkanın nerde olduğunu gösteririm, sonra sen baban
için bir saat alırsın?”
Büşra’nın gülümsemesi bir anlık gitti, ama bir kaç saniye sonra hemen yine
gülümsedi. “Babam öldü.”
“Özür
dilerim.” dedi adam ve kafasını eğdi.
“Özür dilemene hiç gerek yok,” Büşra odada sanki sadece o varmış gibi konuşuyordu
onunla. „O daha yaşarken ona çok hediye aldım. En sevdiği hediye ilk hediyemdi.
Ilk maaşımla aldığım çok ucuz bir saatti. Iki gün sonra bozuldu, normal olarak,
ama babam’ın en sevdiği şeydi.”
Yunho ve Taemin Büşra’nın amacını anladılar ve diğerlerine baktılar. Acaba
onlarda anlamış mıydı?
BoA Büsra’ya minnettar gözlerle bakıyordu. Mr. ve Mrs. Park hala olanları
anlamıyordu. Jungmin ise çok sinirliydi.
“Tamam sevgilim, çok fazla konuştun sen.”
Büşra ona dikkat etmeden devam etti. “Onun için yine bir hediye alıp koluna
takmasını çok isterdim. Maalesef bu artık imkansız. Hayatımızda böyle küçük
anların değerini iyice bilmeden elimizden gidiyor ve biz buna karşı hiç birşey
yapamıyoruz, ne kadar şanssızız, değil mi?”
“Büşra,” Jungmin yine denedi.
“Hatta babamın bana bağırmasını ve annemin bana kızmasını bile özledim. Bazı
insanların hala anne ve babalarıyla konuşma imkanı var, ama bunu değerlendirmiyorlar.”
“Yeter!” diye bağırdı Jungmin.
Büşra hala adamla konuşmaya devam ediyordu. Adam Jungmin’e, ve sonra Büşra’ya
baktı şaşkın gözlerle. Bu kızın ne yapmak istediğini hiç anlayamıyordu.
“Insanın birini ne kadar sevdiğini anlaması için hep ölüm gerekmez. Anne ve
babamızın bize gösterdiği sevgiyi anlamamız lazım. Ama buda bizim anne ve
babamızın bizi anlamaması anlamına gelmiyor.”
“Senin anne ve baban iyi insanlardı. Sen benim gibi anne ve babam olmasını
anlayamazsın,” Jungmin bunu söylediğinde babasına öfkeli gözlerle bakıyordu.
Büşra hala genç
adam’a bakıyordu. “Babam bana bir kere şöyle demişti: ‘Ben seni anlamaya çalışcağıma
söz verirsem, sende beni anlamaya çalışcağına söz verceksin’. Bir baba-çocuk
ilişkisi, her türlü ilişki gibi, ilk önce anlamakla başlar, öyle değil mi?”
Adam Jungmin’in sinirli bakışından korkuyordu, ama yinede kafasını sallayarak
Büsra’nın sözlerini onayladı.
“Senin bana nasıl bir baba olcağımı anlatmana gerek yok,” Mr. Park Büşra’ya doğru
yürüdü sinirlice, ama Jungmin önüne geçti.
“Büşra’mla öyle konuşma!”
“Hayır, beni yanlış anladınız. Size nasıl bir baba olcağınızı anlatmak
istemiyorum…” diye başladı Büşra ama Jungmin lafını böldü.
“Boşver Büşra, buna hiç birşeyi açıklayamazsın, çünkü hiç kimseyi dinlemiyor.”
Jungmin yine babasına öfkelice baktı.
“Hayır, baban üzerinde böyle konuşma…” Büşra yine
konuşmaya çalıştı.
“Hadi gidelim. Başkalarının onları nasıl gördüğüne kendi kızların’ın mutluluğundan
daha çok önem veren insanların arasında daha fazla kalmak istemiyorum.” deyip
Jungmin Büşra’yı çekip onunla kapıya doğru yürüdü. Kapıdan çıkmadan önce
Yunho’ya döndü ve seslice, “Özür dilerim, sizinle yemek yiyemicez. Büşra’ya bu
akşam sıcak bir gece söz verdim.” dedi.
Büşra’nın yüzü kızardı. Jungmin okadar sesli bağırmıştı ki, sadece ordakiler değil,
tüm restorandaki insanlarda duymuştu.
Hala elini tutarak, Jungmin Büşra ile restorandan çıktı.
Büşra’nın yapabildiği tek şey, Jungmin’i takip etmekti. Arabasını stüdyoda
bırakmıştı Jungmin, ama geri gitmek için bir taksi bile çağırmadı.
Ağır adımlarla ve öfkeli gözlerle yürüdü.
Yol boyunca Büşra’nın elini sıkıca tuttuğunu fark
etmedi bile. Onun elini tutmak, Jungmin için bir süre sonra çok doğal gelmişti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder