12 Mayıs 2011 Perşembe

MAZE (Labirent) (18.Bölüm)







Adı: MAZE (Labirent)

Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho,
Merve

Türü: Romantik, Komedi

Yazan: Cassie

NOT: Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL. 
 
18. Bölüm


“Elin yüzünden özür dilerim.” Bu Jungmin’in restorandaki
olay’dan sonraki ilk sözleriydi. Yaklaşık bir saattir yan yana sessizce
oturuyorlardı. Büşra kafasını döndürüp Jungmin’e baktı. Rüzgar saçlarını dağıtıyordu,
ve onu tanıdığından beri ilk defa Jungmin’in sarı ve siyah saç karışımı Büşra için
güzel görünüyordu.



Han nehrinin kenarında
bir bankta oturuyorlardı. Gökyüzünde binlerce yıldız ışıldıyordu, aralarında en
güzeli CASSIOPEIA, ama Jungmin durgunca siyah nehire bakıyordu. (Bir gerçek
Cassiopeia olarak, bunu eklemek istedim arkadaslar ;P)



Büşra eline baktı. Bank’a oturduklarında Jungmin elini bırakmıştı.

Jungmin’in yüzündeki üzüntü’yü görünce Büsra’nin kalbi ağrıyordu.

Jungmin’in şu an dertlerini anlatacak birine ihtiyacı vardı, ama bunun için tam
olarak hazırmıydı bilmiyordu. Büşra birşey demeden Jungmin’in elini kendininkiyle
birleştirdi yine ve kafasını omzuna yasladı gülümseyerek.





Jungmin’in
yüzünü görmese bile, şu an şaşkın bir ifadesi olduğunu hayal edebiliyordu, ama
bu onu ilgilendirmiyordu.



“Bu kin dolu dünyada senin elini tutan ve hiç bırakmayan birine ihtiyacın var
Jungmin.”





“Felsefi
konuşma benimle.” Jungmin Büşra hariç her yere bakıyordu ve yanakları hafiften
kızarmıştı, ama elini Büşra’dan çekmedi.

“Bu olay yüzünden çok üzüldün. Bu problemi çözmeye çalışcağına neden hala seni
boğmasına izin veriyorsun?”

Jungmin yine nehire baktı. “Yaklaşık iki yıl önceydi…” diye başladı konuşmaya,
ama sonra uzun süre sessiz kaldı. Başkalarıyla bu konu üzerinde
konuşmak onun için çok zordu.

“Bana söylemek istemiyorsan…”

“Hayır, sadece...”

“Yavaş yavaş anlat istersen. Ama unutma, eve erken gitmeliyiz. Yarın hala çalışıyorsun.”

Jungmin bir kaşını kaldırdı. “Annem ve babam bile bana eve ne zaman gelceğimi
söylemedi. Bunu sen nasıl yaparsın?” Jungmin sanki sinirliymiş gibi konuştu,
ama Büşra onun şaka yaptığını anladı.

“Bu doğru. Anne ve baban sana birşeye izin verebilirler yada yasaklayabilirler.
Bazı şeyleri sadece anne ve baban yapabilir.”



Jungmin Büşra’nın sözlerine normalde sinirlenirdi, ama nedense hiç öfkelenmedi.
„Evet, doğru söylüyorsun.“

“Restoran’da anne ve babanın senin hayatını hep kontrol ettiklerini söyledin,
ama sana eve geç gelme yasağı vermemişler?”

“Çoğu şeylerde beni kontrol etmediler, ama…” yine biraz sustu. “Aslında onların
bana yaptıkları için sinirli değilim. Beni direk kırmak için birşey yapmadılar,
aslında. Ben onlara BoA’ya yaptıkları şeyler için öfkeliyim.”



“Ablanı çok sevdiğin belli,” Büşra Jungmin’in elini sıktı ve ona gülümsedi.



Jungmin başka yere baktı, çünkü Büsra’nın onun gülümsediğini görmesini
istemiyordu. “Evet, çok
seviyorum. Ablam benim için dünyadaki en iyi insanlardan biri. Taemin
ve beni o büyüttü. Anne ve babamız çoğunluk iş gezileri yüzünden bizimle çok
zaman geçiremiyordu, ve çocuk bakıcıları bizle başa çıkamıyordu… sadece ablam
bizi kontrol edebiliyordu.”

Büşra güldü, “Sadece BoA’mı?”



“Evet, sadece o!” Jungmin eski zamanları düşününce gülmeye başladı. “Bir olayı
çok iyi hatırlıyorum. Ben dokuz yaşındaydım ve Taemin yedi yaşındaydı. O gün
yine yemek yüzünden kavga etmiştik, ve bütün gün birbirimizle konuşmuyorduk.
Ablam bizi zorla birer sandalyeye oturttu ve sırt sırta bağladı. Sonra önümüzde
oturup en sevdiğimiz yemekleri yedi!”



“Hakediyordunuz ama,” diye güldü Büşra.

“Cok kötüydü! Ama bu BoA’nin Taemin’le beni barıştırma yöntemiydi. Sonunda,
ikimizde birbirimizden özür diledik ve ablam çok mutlu oldu. Ablam bizim
birbirimize kızgın olmamızı hiç sevmiyordu, bu yüzden hep kendisine kızdırıyordu
bizi. Bir gün bana ‘Birbirinize kızcağınıza bana kızın daha iyi.’ demişti.“

“Keşke benim öyle bir ablam olsa. Sen ve Taemin çok şanslısınız.”



Jungmin’in gülümsemesi yavaş yavaş söndü. “Evet, ama bunun en kötü yanı… BoA başkalarını kendini sevdiğinden
daha çok seviyor ve önem veriyor.“

“Evet ama bu tür insanlar kendine aşık insanlarla denge kurmak için
varlar." dedi Büşra.





“Sen bana şimdi
kendine aşık mı diyorsun?” Jungmin Büşra’ya baktı.



“Tabiki hayır!” Büşra gülümsedi ama dedikleri yalandı.



“Biraz fazla gıcık oluyorsun son günlerde.” Jungmin
güldü.



“Senin gibi bir örneğim olunca bu hiçte zor birşey değil.”





Jungmin Büşra’ya gülümsedi, ama ona çok uzun süredir
baktığını anlayınca yine gözlerini nehire çevirdi.





Bir kaç sessiz dakika sonra, Jungmin yine konuştu.
“Ablam üniverstede bir oğlana aşık oldu ve herşey iyi gidiyordu. Ama sonra anne
ve babam bunu duydu ve hemen BoA’ya yasakladılar. Ablamın erkek arkadaşı çok
fakirdi ve babam bunu kabul edemiyordu.”

Jungmin’in bu sözleri bukadar kolay söylemesi Büsra’yı şaşırttı. Jungmin’in
kalbini ona artık kolayca açmasına çok sevinmişti Büşra.



“Bu yüzden mi sen…”

“Evet, bu yüzden anne ve babama seni kız arkadaşım diye gösterdim… Onlarin
benim içinde bir kız seçmelerini istemiyorum. Onların beni kontrol etmesini
istemiyorum.”

“Yani aslında sen ailene BoA’ya yaptıkları için kızıyordun bunca zaman…”



“BoA’ya evden dışarı çıkmayı yasakladılar, o çocuğu unutsun diye eve
hapsettiler. BoA’ya yardım etmeye çalıştım ve aşkı için savaşmak istedim. Anne
ve babam beni o zamanlar zaten çok sinirlendiriyorlardı, ama BoA’nın onların
dediklerini kolaylıkla ve bir söz söylemeden yapması beni dahada çok sinirlendirdi.
Anne ve babamla konuştuktan ertesi gün, erkek arkadaşına gitti ve ondan ayrıldı.
Sonra başka bir üniversteye kayit oldu.”



“Belki… o çocuğu gerçekten sevmiyordu?”

“Hayır, ayrıldıktan sonra BoA eski BoA değildi, kendini mutlu göstermeye çalışıyordu
ama hepsi yalandı. Geceleri bazen odasına girerdim, ve onu odanın bir köşesinde
ağlarken görüyordum.”

“Belki o çocuk BoA için doğru adam değildi. Hayatının aşkı olsaydı, onunla
ailesi yüzünden ayrılmazdı.”

“Hayır, hayatının aşkı’da olabilirdi, ve aile için hala ondan ayrılırdı. BoA çok
aptal…”





“Herkesin bakış açısına göre ayrı. Bence BoA aptal değil.”



“Zaten birşey değiştirmez artık, iş işten geçti. BoA kararını verdi ve artık
anne ve babam onun hayatını kontrol ediyorlar ve onun icin hep zengin erkekler
buluyorlar. Anne ve babam işlerini sürdürcek bir erkek seçmek istiyorlar BoA için.”

“Bu yüzden mi…”

“Anne ve babam’a BoA’yi rahat bırakmalarını söyledim, ama beni dinlemek
istemediler bile. O konuşmadan sonra hep odamda kaldım ve yemek yemeye bile
çıkmadım. Sonra BoA’nın ilk evlenme-bulusmasını duydum, ve onlarla yine konuşmaya
çalıştım ve kararlarından caymalarını söyledim. Ama konuşmanın ortasında BoA
odaya girdi ve evlenme-meeting’ine gitmeyi kabul ettiğini söyledi.





Bu beni o kadar sinirlendirdi ki, ertesi gün neyim var
neyim yok hepsini toplayıp evden çıktım ve şimdiki çöplüğüme taşındım bir
arkadaşımla beraber.”



“BoA’ya da mı kızgındın?”





“Evet. Bir ay sonra, apartmanıma geldi ve benim için
büyük bir yemek yaptı. Birbirimizle sanki bu olaylar hiç olmamış gibi konuştuk,
sanki herşey eskisi gibiymiş gibi. Bu zamana kadar bu konuyu birdaha açmadık ve
açmamaya çalıştık.”

“Onuda anlamaya çalışmalısın. Anne ve baban hep işleri yüzünden sizinle zaman
geçiremiyordu, o yüzden siz BoA’ya anne ve babanızdan daha yakınsınız, bu
yüzden BoA’nın tarafındasın. Aynı zamanda, BoA anne ve babana daha yakın. Bu
yüzden onları mutlu etmek için her istediklerini yapıyor.”

Jungmin yere baktı. “Evet, BoA onlara daha yakın. Her gece Taemin ve ben
uyurken, BoA anne ve babamın eve gelmesini bekliyordu. Bir gece susadığım için
uyandım ve mutfağa giderken babamın çalışma odasında ablamın babamla satranç
oynadığını gördüm. Gülüp konuşuyorlardı. Birbirlerine çok yakınlar.”

“Sinirlendiğin için kendini başkaların durumuna koyamıyorsun. Bence oturup
iyice bir düşünmen lazım.”





Jungmin kafasını salladı. “Bu gecelik bu konu’yu artık
konuşmak istemiyorum.”





“Birinden nefret etmek insanın öok enerjisini harcıyor.
Senin gibi tembel birisi için sevmeyi tavsiye ederim. Dünyada en emeksiz yapılan
şey sevmektir.”

Bu Jungmin’in yüzüne bir gülümseme getirdi. “Dediğim gibi, çok gıcık olmaya başladın.”

Büşra geri güldü. “Dediğim gibi, senin gibi bir örneğim varken bu çok kolay.”





Tüm gece o bankta oturup konuştular saatlerce. Hiç
biride ellerinin hala tutuştuğunu fark etmedi. Belkide fark etmek için çok doğal
bir şey olmuştu artık.





----------------





“Iyi geceler,” Büşra odasına gitmeden önce Jungmin’e
gülümsedi.



“Ya!” Jungmin onun ardından bağırdı.



“Hmm?” Yavaş yavaş Büşra’nın uykusu gelmışti, ama yinede Jungmin’e döndü.





Jungmin Büşra’nin yorgun halini görünce onu saatlerce
uyanık tuttuğu için acıdı. Büşra erken yatmaya alışıktı.

“Hani sıcak bir gece geçircektik?” diye gülerek sordu.



Büıra’nin yarı açık gözleri birden büyüdü ve yüzü kıpkırmızı oldu. “Onu kız
arkadaşınla yap!” Jungmin’e dilini çıkardı ve hemen odasına girip kapıyı ardından
kilitledi.





Neden kilitlediğini bilmiyordu. Belki gönlünün
derinlerinde Jungmin’e karşı kalbini kilitlemek istiyordu.



Büşra yatağa yürüdü ve üstüne oturdu. Gözleri saş eline baktı. Jungmin bugün saatlerce elini tutmuştu.
Büşra’nın kalbi ağrıdı.



Sonra kafasını yatağın yanındaki dolaba döndürdü. Ordaki çekmecenin içinde bir şey
vardı; çekmeceye sığacak kadar küçük bir şeydi, ama kalbini kıracak kadar
büyüktü.





--------------





“Onu kız arkadaşınla yap!” deyip Büşra odasına kaçmıştı.





Neden?





‘Onu kız arkadaşınla yap!’





Bu sözler Jungmin’n aklına tekrar tekrar geliyordu.





Kendi odasına gitti. Hala bu kadar temiz olmasına alışamamıştı,
ama nedense odasını temizleyen kişiyle yaşamasına çok alışmıştı.

Baştan beri Jungmin Büşra’yla arasındaki ilişkinin sadece ‘kazıkcı’ ve ‘kazıklanan’
olacağını sanıyordu. Hatta kızla hiç bir alakasının olmasını istemiyordu.



Ama bu gece saatlerce Büşra’nın elini tutmuştu. Jungmin kafasını salladı ve
mavi yatağına uzandı.



Taemin’in sözleri aklına geldi.


‘Ondan kurtulmak için o kadar şey yaptın. Şimdi sen
birden ona aşık olursan çok komik olurdu.’


Jungmin Büşra’ya aşık olsa, Taemin ona inanmadığı için
hayatı boyunca onunla dalga geçerdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder