14 Mayıs 2011 Cumartesi

MAZE (Labirent) (20.Bölüm)



Adı: MAZE (Labirent)

Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho,
Merve

Türü: Romantik, Komedi

Yazan: Cassie

NOT: Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.



20. Bölüm


“Yine mi, abi? Öncedende sana aşık olduğunu düşündün
ve olmadığını yüzüne söyledi. Şimdi sana yine aşık olduğunu mu düşünüyorsun?”
diye sordu Taemin.

“Hayır, dinle beni, bu sefer gerçek ama!”
“Peki öyleyse, kanıdın varmı?” Taemin ofisin’deki
sandalye’ye yaslandı. Aslında öğlen yemeği yemeye gitcekti, ama Jungmin ofisine
deli gibi koştu ve ona illaki birşey anlatmak istedi.

“Kanıt 1: Cüzdanında benim ve onun beraber bir resmi var!” Jungmin sanki genç
bir lise öğrencisiydi ve ilk aşkından konuşuyor gibi çok heyecanlandı birden.



“Beraber bir resim mi çekindiniz?”

“Hayır! Sadece kısaca bakabildim resime zaten, ama iki seçenek var: Birincisi,
benim resmimi kendi resmiyle photoshopla birleştirdi, ikincisi benim
resimlerimden birini aldı ve ortadan büktü, ve aynısını kendi resminle yaptı. Ikinci
seçeneğin daha yakın olduğunu düşünüyorum, çünkü sanki resime baktığımda ortamızda
bir çizgi görür gibi oldum.”



Taemin çenesini kaşıdı. “Hmm, peki… sonra?”



“Kanıt 2: Bana çok dikkat ediyor ve bana kötü birşey olsun istemiyor!”

“Ama abi, sen bu yüzden onun sana ilk defada aşık olduğunu düşünmemiş miydin?
Hani herkese böyle iyi davranıyordu?”

“Ama tefeciler beni dövdüğünde onu bi görcektin Taemin, nerdeyse adamları
öldürüyodu sinirinden! O kadar sinirlendi ki, hatta bana “Ne
bakıyorsun APTAL, hadi gidelim!” diye bağırdı! Inanabiliyomusun? Büşra bana
küfürlü konuştu!”



“Eee, ne olmuş?”

“Ne mi olmuş? Büşra’dan bahsediyoruz, Taemin. Hayatında ağzına pis laf almayan
Büşra!”

“Hmm, doğru aslında… onu hiç kötü konuşurken görmedim.”



“Bende onu diyorum ya! Neyse, kanıt 3: Restoran’daki olay’dan sonra, saatlerce
nehrin kenarında oturduk ve o ilk adımı yapıp benim elimi tuttu! Hatta kafasını
omzuma bile koydu! Benimle orda saatlerce gece yarısına kadar konuştu,
inanabiliyor musun? Taemin, Büşra’dan bahsediyorum... Büşra her gün saat 8de
yatağında olup uyuyo! Benim için uykusundan vazgeçti!” Jungmin sevinçten
göklere uçmak üzereydi.



“Belki restorant’daki olay’dan sonra sana acıdığı için seninle bu kadar geç
uyanık kaldı?” Taemin kaşlarını kaldırdı, ama Jungmin onun dediğini duymamazlıktan
geldi. Taemin bugün onun moralini bozamicaktı!



“Kanıt 4: Kira… benim onu kazıkladığımı biliyormus tüm zaman! Ama yinede anlaşmayı
imzaladı!”

“Ama sen onun zengin ve aptal olduğu için bunu yaptığını söyledin.”



“Hayır, hayır, Büşra hiç mi hiç aptal değil. Bunu bana daha yakın olabilmek için
yaptı! Bana aşık olduğu için o kadar para’ya kıydı!” Jungmin’in gülüşü bir kulağından
diğer kulağına varıyordu, ve dünya’nın en özel insanıymış gibi hissediyordu
kendini.

“Aptal değilse, o zaman kördür. Sana gerçekten aşıksa, ona acıyorum.”



“Sus ya! Ben mükemmelim,
yakışıklıyım, akıllıyım, sevecenim, tatlıyım…” Taemin Jungmin’in lafını böldü.



“Tamam tamam anladık, yeterince kanıt duydum. Şimdi bana bunu neden anlattığını
söyle.”

“Sadece sevincimi seninle paylaşmak istedim. Ha, bu arada, Merve’yede artık
sahte kız arkadaşımı oynamamasının gerektiğini söyleyebilirsin!”





Taemin Jungmin’e şaşkınca baktı. “Abi…”





“Hmm?”
Jungmin tatlı sesini kullanıyordu.





“Sen Büşra’ya
aşık mısın?”





Jungmin
ciddi’ye dönüştü birden ve bir saniye bile düşünmeden cevapladı.”Evet, ona aşığım.”





Taemin kafasını
salladı. Bunun olacağını biliyordu. “Peki nasıl aşık oldun, böyle bir insana?
Hani onunla hiç alakan olmasını istemiyordun?”





“Bilmiyorum,
Taemin, gerçekten bilmiyorum. Tek bildiğim bir şey var, oda Büşra’ya sırılsıklam
aşık olduğum.”





“O kadar
ciddi yani?”





Jungmin
kafasını sallayarak onayladı. Sonra Taemin’e sırtını döndü ve gülümseyerek
ofis’ten çıktı.





-----------------






“BoA, süpersin! Uzun zamandır hiç bu kadar eğlenmemiştim!
Teşekkür ederim.” Büşra BoA’ya gülümsedi. Bütün gün beraber mağza ve butikleri
gezmişlerdi.



“Bişey degil <3 Bunu o gün restoran’da yardım ettiğin için bir teşekkür
olarak gör.”

“Evet, ama sana pek yardımım dokunmadı. Kavgayı yatıştırmak istiyordum, ama
onları dahada çok kızdırdım.”

“Hayır, aslında dediklerinle Jungmin’i o kadar sinirlendirdin ki, dışarı çıkmak
zorunda kaldı, bunun için teşekkür ederim. Daha fazla orda dursaydı, dahada
kötü bir kavga başlayacaktı.”

Büşra BoA’ya gülümsedi.

“BoA,” Büşra elini tuttu ve durdular. “Sen hislerini kapatmakta çok iyisin.”

BoA Büsra’ya şaşkınca baktı. “Efendim?”





“Bu her zaman iyi birşey değil aslında…”

BoA yere baktı. “Biliyorum.”





“Hadi bir yere oturup bir şeyler içelim.” Büşra BoA ile
yakınlarda bir café’ye gitti ve dörtlük bir masaya karşı karşıya oturdular.
Ikiside çay ısmarladı ve sandalyelerine yaslanıp café’nin penceresinden dışarı
baktı.



“Kore’nin sokaklarını biraz tanımaya başladın mı?”

“Biraz, ama kaybolmicağıma söz veremem.” Büsra gülümsedi.

“En iyi butikler şu an olduğumuz sokakta bulunuyor. Sokağın en arkasında duran
o büyük binayı görüyor musun?”



“Evet?”

“Taemin ve Jungmin işte
orda çalışıyorlar. Ilk günlerinde onları oraya ben götürmüştüm arabamla.”

“Niye? Onların arabaları yokmuydu?”

“Vardı, ama ben ısrar ettim. Bana çok kızdılar ama sonunda kabul etmek zorunda
kaldılar.”



Büşra BoA’ya gülümsedi. “Sizin kardeş ilişkinizi çok kıskanıyorum. Ben tek çocuk
olarak büyüdüm.”





BoA güldü. “Şimdi bizide kardeşin olarak görebilirsin
<3”





Büsra’nın gözleri ışıldadı sevinçten ve BoA’ya sıcak
bir gülümseme verdi.



Bir süre sonra, Jungmin BoA’ya bir mesaj yazdı ve nerde olduklarını sordu. BoA
hemen bir cevap yazdı geri ve sonra yine Büşra’ya döndü ve en yeni modayı konuşmaya
başladılar.





Yaklaşık 15 dakika sonra, Jungmin ve Yunho café’ye
girdi ve ikisine doğru yürüdü.



Jungmin Yunho’dan önce davranıp hemen Büşra’nın yanındaki boş yere oturdu.
Yunho BoA’nın yanına oturdu.

“Rahatsız etmiyoruzdur umarım?” Yunho BoA’ya bakarak sordu.



“Ah hayır, hiç rahatsız etmiyorsunuz.” BoA Yunho’ya gülümsedi.

“Yunho ve ben bir meeting’den geliyoruz. Yunho beni meeting’e götürdü, daha çok
öğreniyim diye.”

“Teşekkür ederim.” BoA Yunho’ya saygıdan eğildi.

“Birşey değil. Zaten sekreterim bir kaç gün izinde.” diye cevap verdi Yunho. „Siz
birşey yicekmisiniz?“

“Ben birazcık açım. Bir şey ısmarlayalım mı?” diye sordu Büşra.

“Bende sadece birazcık açım, birşeyi paylaşalım mı?” Jungmin Büşra’ya en tatlı
gülümsemesini gösterdi.





Yunho ikisine karşıdan garipçe bakıyordu. Daha demin
arabadayken Jungmin ona açlıktan öldüğünü söylemişti, şimdi ‘birazcık’ açım
diyordu.

“Emin misin? Sen genelde çok yiyorsunda…” dedi Büşra.

“Oh, hayır, hayır, paylaşalım!”

BoA Jungmin’in Büşra’ya konuşurken hep ona doğru eğildiğini ve ona daha yakın
olmak istediğini fark etti. Bilmeden gülümsemeye başladı BoA. Taemin’in dediği
gibi varmış gerçekten… hatta Jungmin Büşra için karnını bile feda ediyordu.

Yunho BoA’ya baktı ve dünyadaki en güzel şeyin onun gülümsemesinin olduğunu
anladı. Fakat bir süre sonra BoA’nın gülümsemesi yüzünden silindi ve önündeki
iki insana üzgün gözlerle bakıyordu.



“Tamam, sen ısmarla, ben bi tuvalete gidip geliyorum hemen.” Büşra
sandalyeden kalktı.





“Bende gelcem!” Jungmin’de yerinden kalktı.

Büşra ona garipçe baktı. “Sende mi gitmelisin?”



“Hayır, ama elimi yıkamalıyım. Hani sen hep yemek yemeden önce ellerini yıka
diyodun ya bana!” Jungmin güldü.



Büşra geri güldü. “Peki öyleyse, siz bizim için ısmarlar mısınız bişeyler?”



“Tamam,” dedi BoA.

Jungmin Büşra’yla
beraber tuvalete girdi. Kadınlar tuvaleti boştu ve Jungmin Büşra’yla beraber
oraya girdi. Büsra ona deliymiş gibi baktı. “Niye erkeklerin tuvaletine
girmiyorsun?”





“Şey… oranın
musluğu bozukmuş diye duydum… heheh…” Jungmin’in yalan söylediği her yandan
belliydi, ama Büşra daha fazla uğraşmak istemedi.







Onlar tuvalete girdikten sonra, Yunho BoA’ya döndü.
“Neyin var?”



“Hmm?” BoA ona şaşkınca baktı.

“Ikisini görünce onlara gülümsedin, ama sonra üzgün bir ifade vardı yüzünde.”





“Yo, sadece açım, o kadar…” BoA kendini gülümsemeye
zorladı.



Yunho’nun aklına birden restoran’daki olay geldi. “Kardeşinin Büşra’ya aşık
olduğunu fark ettin. Onlar için mutlusun, ama aynı zamanda anne ve babanın bunu
kabul etmeyeceği için üzülüyorsun.“

BoA ona şok içinde bakıyordu. “Şey… ben… yani…”



“Anne ve baban seni gerçekten seviyorsa, senin mutlu olmanı isterlerdi.”

“Hayır, anlamıyorsun…”

“Bana açıklasaydın anlardım. En son problemlerin üzerinde kiminle konuştun?”

“Ben…” BoA birşey söylemeye çalıştı, ama ağzından hiç laf çıkmıyordu. Normalde,
biri ona böyle içten sorular sorunca kendini tehlikede gibi hissederdi ama bu
sefer… hic öyle hissetmiyordu kendini.



“Arkadaşlarına yada ailene anlatmak istemiyorsun, çünkü anlatırsan stresli
olurlar diye korkuyorsun. Öyleyse bana neden anlatmıyorsun? Ben senin için aslında
bir el’im, yani bana anlatsan bile, beni acıtmaz.”

BoA dudaklarını ısırdı. “Sen aklımı mı okuyorsun?”



Yunho yakışıklıca gülümsedi. “Hayır, ben sadece dertlerine kulak veren bir
insanım ve ağlamak istediğin zaman senin için bir omuzum.”

“Ne omuzu ya?” Jungmin’in sesi konuşmalarını böldü.



“Ismarladınız mı?” diye sordu Büşra.

“Ah, kusura bakma, unuttuk.” dedi BoA.

“Önemli değil, zaten tuvalette apartman için bir şey daha yapmamız gerektiği aklımıza geldi, bu yüzden biz gitmeliyiz.





“Öylemi?” Jungmin Büşra’ya şaşkınca baktı.

“Evet, özür dileriz, siz yemeğinizi yeyin.” Büşra Jungmin’i kolundan tuttuğu
gibi café’den dışarı çekti, fakat kapı’dan çıkmadan önce Büşra Yunho’ya gözünü
kırptı ve Yunho ona geri gülümsedi.



BoA Büşra’nin gözünü kırpmasını görmedi, ama Jungmin görmüştü.



Café’den çıktıklarında Jungmin Büşra’ya döndü. “Neden ona gözünü kırptın? Neler
oluyor? Hem sana tuvalette beni beklemeni söylemiştim ama benden önce çıktın dışarı?
=(“

“Ben BoA’ya sadece bir iyilik yapıyorum.” dedi Büşra ve kendi kendine gülümsedi.
Büsra tuvaletten biraz daha önce çıkmıştı ve Yunho’nun son sözlerini duymuştu.
‘Arkadaşlarına yada ailene anlatmak istemiyorsun, çünkü anlatırsan stresli
olurlar diye korkuyorsun.’

Jungmin ondan sonra çıktığı için bu sözleri duymamıştı. Büşra Jungmin’in
Yunho’nun ablasına aşık olduğunu bilmesini istemiyordu şimdilik.



“Sen Yunho’dan hoşlanıyor musun?” Jungmin ona küsmüş gibi baktı.



“Efendim?” Büsra Jungmin’e şaşkınca baktı. Yanlış mı duydu yoksa?



“Yunho’dan hoşlanıyor musun? Ona gözünü kırptın!”



“Ne! Tabiki hayır!”

“Tamam, iyi…” Jungmin kendi kendine mırıldadı. Büşra şaşırdı.

“Daha açmısın? Istersen McDonalds’a girip bir hamburger alalım?”

“Yoo, istersen bir sağlıklı sandviç’de yiyebiliriz.” diye cevap verdi Jungmin.

Büşra yine şok oldu. “Sağlıklı sandviç’mi?”






“Evet,” Jungmin
güldü. “Neden olmasın?”



Büşra ister istemez gülümsedi. “Peki.”



Yakınlardaki bir sandviç restoranına gitmeye başladılar ve Jungmin’in çalıştığı
bina’nın yanından geçtiler. Oraya doğru yürürken, yolda Jungmin konuşmaya başladı,
“Yunho’yu sahte erkek arkadaşım olarak kullandığımı hatırlıyorsun demi?”

“Evet, çünkü benim sana aşık olduğumu düşünüyordun.” Büşra gülerek kafasını
salladı.

“Evet… peki, Merve’yi hatırlıyor musun?”





“Ah, evet, nerelerde? Onu uzun zamandır hiç eve davet etmedin. Onu bayağı
özledim, çok iyi kızdı.”

“Oda aslında bir sahte kız arkadaşıydı.” dedi Jungmin.

“Hm…” Büşra’nın dediği tek şeydi. Bir trafik lambasında yoldan geçmek için
durmuşlardı.

“Aslında, benim hiç sevgilim yok…” yine denemeye çalıştı Jungmin.

“Umarım yakında sevdiğin birini bulursun öyleyse.” Büşra yine trafik lambasına
döndü ve yeşil olduğunda yürümeye başladı, fakat Jungmin hala yerinde duruyordu
“Hadi çabuk, kırmızı olmadan önce geçelim.”



Büşra Jungmin’in elini tuttu ve karşı’ya geçtiler. Jungmin yürüdükleri süre
birleşik ellerine bakıyordu.

Sonra Büşra Jungmin’in elini bıraktı ve tam Jungmin onun elini yine tutmak
isterken karşıdan birinin sesini duydular. “Jungmin! Büşra!”



Karşı tarafta Merve onlara doğru koşuyordu, ışık kırmızı olmadan.



Daha yeni işten çıkmıştı ve sekreter giyisilerindeydi hala. Maalesef bu
giyiside topuklu ayakkabısıda vardı.





Tam yolun karşı tarafına geçtiğinde dengesini kaybetti
ve öne doğru düştü. Jungmin onu düşmeden hemen kollarında tuttu.





“Ah, Jungmin, çok sağol sevgilim <3” Merve ona
sevimli gülümsedi. Jungmin’in gözleri büyüdü şok’tan ve hemen Büşra’ya baktı
ama Büşra çok normal bakıyordu ikisinede.



“Ne?” diye sordu Jungmin Merve’ye.





Merve
dengesini yine bulduğunda Jungmin’e sarıldı. “Işten yeni çıktım, yemeğe gidelim
mi? Sonra sinema’ya gidebiliriz!”





Jungmin’in ağzı açık kaldı ve hemen Büşra’ya döndü. “Büşra, ben…”



Büşra onlara gülümsedi. “Siz gidin öyleyse, bende zaten tam eve gitcektim!”





Onlara sanki hiç bir şey olmamış gibi güldü.





“Bizimle
gelmek ister misin?” diye sordu Merve.

“Ah, yok, teşekkür ederim. Ben şimdi gitmeliyim. Görüşürüz!” dedi Büşra sonra
köşe’den döndü ve apartmanlarına doğru yol aldı.

“Büşra!” Jungmin ardından bağırdı, ama Büşra daha çabuk yürümeye başladı ve
onlardan uzaklaştı.

“Jungmin?” Merve şaşkınca bakıyordu. Neler oluyordu?

“Ya! Bırak beni!” sinirlice Merve’nin etrafındakı kollarını kendin’den ayırdı.
Hızlı hareketleri yüzünden Merve yine dengesini kaybedip arkaya doğru düştü.
Iyiki Taemin’de o an bina’dan çıkıyordu ve hemen Merve’yi yere düşmeden tuttu.



“Iyimisin?” diye sordu Taemin, ama Merve sadece kafasını sallayarak onayladı ve
ondan uzaklaştı.





“Neden ona daha fazla kız arkadaşımı oynaması
gerekmediğini söylemedin?”

Merve ve Taemin birbirine bakmıyordu bile.



“Ya, Büşra’ya herşeyin benim suçum olduğunu söyleyebilirdin, ama birşey demeden
onun gitmesine izin verdin. Neden burda hala duruyorsun ve zamanını bize bağırmakla
geçiriyorsun?” Taemin abisine çok kızgındı.

“Peki bunu ona nasıl anlatcaktım? Merve’nin kolları etrafımdayken beni
dinlemezdi bile!”



“Merve’de bu işi severek yapmiıyor. Onu rahat bırak, ve Büşra’nın arkasından
git ve herşeyi açıkla.”

“Siz ikiniz benimle geliyorsunuz ve bana yerdim ediyorsunuz! Sen bu planları
kurdun, Taemin!”





“Sen bana yardım etmemi söyledin ama!” Taemin geri bağırdı.

“…Kavga etmeyi bırakıp, Büşra’nın arkasından gidebilir miyiz?” Merve’nin sesi onların
kavgasını böldü.



“Tamam, ama sen ona mesaj yaz ve nerde olduğunu öğren. Ben ona şimdi yazsam, o
bana geri yazmaz.” Jungmin sinirinden elini saçlarından geçirdi.



Taemin Büşra’ya mesaj yazdı ve Büşra ona evde olduğunu geri yazdı.



“Tamam, ben götürürüm sizi oraya.” Bina’nın park evine girdiler ve Taemin’in
büyük mor truck’ının önünde durdular.

Aynı anda Merve ve Jungmin ön kapının kulbunu tuttu ve birbirlerine baktı. Jungmin
Merve’nin bu arabayı çok iyi tanıdığını fark etti.



“Ah, özür dilerim.” dedi Merve ve arkadaki kapıya doğru gitti.





“Önemli değil,
sen önde otur.” diyerek Jungmin arka oturmağa oturdu.



Jungmin arkadan Merve’nin öndeki oturmağa oturduğunu izledi. Taemin’in arabası
çok yüksekti ve topuklu ayakkabılarla binmesi çok zor olurdu ama Merve topluklu
ayakkablarıyla kolaylıkla araba’ya binebildi.


Jungmin
Merve’nin herhalde Taemin’in arabasına çok sık bindiğini anladı…



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder