28. Bölüm
Saat beşi iki geçiyordu ve Jungmin hala ofisindeki
masa’da oturup, bir kağıda bir şeyler yazıyordu. Iş arkadaşları ona garipce
baktı çıkmadan önce. Şimdi ofiste sadece Yunho ve Jungmin kalmıştı. Bir
süre sonra BoA Yunho’yu almaya geldi.
“Jungmin? Saat beş oldu,
neden eve gitmiyorsun?” BoA Jungmin’in yanına gitti ve elini omzuna koydu.
Jungmin
kafasını kağıdından kaldırdı ve BoA’ya sinirlice baktı. “Yinemi
Yunho’yu almaya geldin? Kendi arabası var, bilmiyomusun?”
BoA kardeşine şaşkınca baktı. “Neyin var senin?”
“Sabahtan beri herkese öyle davranıyor, BoA. Hatta işe üç saat erken geldi.” Yunho
kendi ofisinden çıktı ve Jungmin’le BoA’ya doğru yürüdü. Sonra BoA’nın yanağına
bir öpücük kondurdu, sanki dünya’nin en doğal şeyimiş gibi.
Jungmin burnunu kıvırdı. Sonra yine kağıdına döndü ve yazmaya devam etti.
“Ne yazıyorsun?”
diye sordu BoA.
“Ah, doğru! Eskiden okulda hep ödevlerimi doğru yazıp yazmadığımda yardımcı
olurdun. Al, buna’da bir bak,” Jungmin kağıdı BoA’nın eline bastırdı. “Birşey
unuttuysam söyle.”
BoA elindeki kağıda baktı. “Bu nedir?”
“Büşra’ya sormak istediğim sorular. Mesela kira yüzünden. Herşeyi biliyorduysa, neden benim onu
kazıklamama izin verdi? Tefeciler beni dövdüğünde, ağzından kaçırdı o lafı,
yani biliyordu bunca zaman! O zaman ama daha sormamıştım ona cünkü onun beni
sevdiğini düşünüyordum.“
“Peki seni
seviyor mu?” diye sordu BoA.
“Tabiki seviyor! Ama nedense, söylemiyor.”
“Neden söylemiyor?” diye sordu Yunho.
“Bana söyleseydi, moralim bu kadar bozuk olur muydu?”
“Peki sana ne söyledi Büsra?”
“Beni sevmediğini.”
“Bu sence yeterince direkt değil mi?” BoA kafasını bir kenara eğdi.
“Evet söyledi, ama bu doğru değil!”
“Doğru olmadığını nerden biliyorsun?” diye sordu BoA.
“Peki sen doğru olduğunu nerden biliyorsun?” Jungmin ona sinirlice cevap verdi
istemeyerek. Ama kendini kontrol edemiyordu.
“Büsra bilir doğru olup olmadığını,” dedi Yunho.
“Hayır!” diye bağırdı Jungmin.
“Jungmin, çok çocuksu davranıyorsun,” BoA derin bir nefes aldı.
“Ben ve o birbirimiz için yaratıldık! Tanrı beni ona bu kadar aşık edip, sonra
bizi ayırmazdı!”
“Sen birini seviyorsun diye, o kişi’de seni sevmesi anlamına gelmiyor.” dedi
Yunho.
“BoA seni geri sevmeseydi, sen kendini nasıl hissederdin?!” Jungmin Yunho’ya
bağırdı. Iş vereni olması onu artık hiç ilgilendirmiyordu.
“Ben…” diye başladı Yunho ve BoA’ya baktı. “Kendimi
senin gibi hissederdim.”
BoA Yunho’ya bir teselli gülümsemesi verdi. Jungmin derin bir nefes aldı ve sandalyesine geri oturdu ve
yüzünü elleriyle kapattı.
“Haklısınız! Hep siz haklısınız! Bir çocuk gibi davranıyorum! Ama bunu
kabullenmek istemiyorum! Anlamıyor musunuz? Büşra’nın dediklerinin doğru olduğunu
düşünmektense hayatımın sonuna kadar onun ne dediğini bilmeyen bir aptal olduğuna
inanmak istiyorum!”
“Jungmin,” BoA kardeşin’in omzuna bir elini koydu onu rahatlatmak için.
“Bu durumla nasıl geçineceğimi bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. Bu bana daha
önce hiç olmamıştı! Böyle bir insan’a nasıl bu kadar aşık olabildim? Bu
liste’deki tüm soruları ona sormak istiyorum, ama aynı zamanda çok korkuyorum!
Bu soruları ona sorduğumda yine aynı cevabı almaktan korkuyorum! Abla, anlamadın
mı hala? Ben onsuz yaşayamam!”
“Dün gece uyumadın, değıl
mi? Istersen önce bi benim evime gel ve dinlen.“ diye sordu Yunho.
Jungmin bu lafları duyunca iyice tepesi attı ve sandalye’den kalktığı gibi
Yunho’nun gömleğine yapıştı. BoA hemen onları ayırmaya çalıştı. “Ne
yapıyorsun, Jungmin?!”
“Yunho! Sen onunla konuş benim yerime! Benim çocuksu, salak ve aptal olduğumu
düşünüyor, ama senin çok akıllı olduğunu biliyor! Seni dinleyeceğinden eminim!”
“Bu iyi bir fikir değil, Jungmin…”
“Ama Büşra senin BoA ile beraber olmana yardım etti! Bunu ona borçlusun! Beni
terkederse hayatı mahfolur! Büşra’nın hayatının mahfolmasını istiyor musunuz??”
Jungmin Yunho’yu omuzlarından salladı.
“Jungmin, yeter!” BoA Jungmin’i Yunho’dan ayırmaya çalışıyordu hala.
“Aslında o seni terkederse senin hayatın mahfolur!” diye geri bağırdı Yunho.
“Onu seni sevmesine zorlayamazsın!”
“Onu beni sevmesine zorlamıyorum! Onu beni sevdiğini söylemesine zorluyorum!
Arada bir fark var!”
“Tamam! Senin için onunla konusşcaz! Simdi manyak gibi hareketleri birak ve
kendine gel!” diye bağırdı BoA kardeşine. Nihayet Jungmin Yunho’nun gömleğini bıraktı.
“Yardım mı edcez?” diye sordu Yunho BoA’ya şaşkınca.
BoA birşey demeden Jungmin’in Yunho’nun gömleğinde bıraktığı buruşukları düzleştiriyordu.
“Büşra bize yardım etti, Yunho. Bizimde onlara yardım etmemiz lazım.” diye
cevap verdi BoA.
“Teşekkür ederim, çok çok çok çok çok teşekkür
ederim!!!” Jungmin sevinçten ikisinede sıkıca sarıldı.
--------------------
Büşra beşinci kez tüm apartman’dan yürümüştü. Elinde çantasını
tutuyordu ve üzgünce bakıyordu etrafına.
Oturma odasında’ydı. Yavaşca elini çantasına soktu ve beyaz bir zarf çıkardı içinden.
Zarfın içinde bir mektup ve bir check vardı.
Büşra zarfı masa’nın üstüne koydu, Jungmin eve gelince görsün diye.
‘Eve’…Jungmin’in evi. Son aylarda Büşra hep ‘bizim evimiz’ demişti. Kaç defa
söylediğini unuttu ama bundan sonra artık ‘bizim evimiz’ diyemezdi.
Birden evin kapısının açıldığını duydu ve hemen masadaki zarfı yine çantasına
koydu. Jungmin, BoA ve Yunho eve girmişti.
“Büşra,” BoA ve Yunho ona gülümsediler. Büşra onlara cevap olarak güçsüz bir
gülümseme verdi.
“Nereye gidiyorsun?” diye sordu Jungmin, Büsra’nın temizce giyinik ve çantasının
etrafında takılı olduğunu görünce.
Büşra Jungmin’e bakamıyordu, o yüzden kafasını eğdi ve
masa’ya baktı. O kadar yakın’dı. Zarfı oraya bırakıp Jungmin eve gelmeden hemen
gidebilirdi, o kadar yakın’dı gitmeye.
Jungmin yokken gitmek çok daha kolay olurdu.
“Izinim bitti ve işe geri dönmeliyim…“ diye başladı Büşra.
“Amerika’ya geri mi
gidiyorsun?” diye sordu Jungmin.
“Jungmin,” BoA Jungmin’in kolunu tuttu.
“Geri dönme zamanı geldi,” Büşra hala masa’ya bakıyordu.
“Buraya izinli olduğun için geldiysen, neden bir yıllık bir anlaşmayı imzaladın?”
diye sordu Jungmin. “Ve seni kazıkladığımı biliyordun! Bana aşık değilsen, neden benim
senden o kadar para almama izin verdin? Bana aşık değilsen, neden ölesiye kadar
benimle yaşamak istedin?”
“Ben hiç seninle ölesiye kadar yaşamak istediğimi söylemedim.” dedi Büşra ve
derin bir nefes aldı. Dediği sözler bir bir kalbine saplanıyordu. “Benim çok
param var, ve paramı en saçma şekilde harcamasını seviyorum. Havaya atacak o
kadar çok param olduğu için senin beni kazıklamana izin verdim. Para benim için
hiç bir şey değil.”
“Para hiç
bir şey değilse, Aşk ne senin için?” diye devam etti Jungmin.
“‘Aşk’ benim için…” Büşra yine derin bir nefes aldı. “… sen değilsin.”
Jungmin Büşra’ya koşup onu omuzlarından sallayıp onu uyandırmak istiyordu, ama
BoA ve Yunho onu geri tuttu.
“Amerika’ya
gidip… birdaha hiç geri gelmicek misin?” diye sordu BoA.
Büşra BoA’ya
zorla bakarak gülümsedi.
“Sizinle geçirdiğim güzel zaman için çok teşekkür ederim. Bu kısa duruşumda
sizinle tanıştığım için çok şanslıyım. Sana ve Yunho’ya sonsuza kadar
mutluluklar dilerim, lütfen Taemin ve Merve’yede aynısını söyleyin. Ve
Jungmin,” dedi Büşra, ama yine gözlerini masa’ya çevirdi. “…Umarım bir gün
kaderin’de yazılı olan insanı bulursun…”
“O insan…” diye başladı Jungmin.
“…ve o insan seni gerçekten geri seven biri olsun.” Büşra Jungmin’in cevabını
dinlemek istemediği için sesini yükselterek lafını bitirdi.
Büsra önündeki sahne’ye bakıyordu. BoA çok şaşkın ve hayal kırıklığına uğramış
gibi görünüyordu. Yunho’nun ifadesi bomboş’tu, ama Büşra’ya dikkatlice bakıyordu.
Ikiside Jungmin’in kollarını sıkıca tutuyordu. Jungmin’in Büşra’ya koşmasından
mı, yoksa ağlayıp yere düşmesinden mi geri tutuyorlardı, bunu Büşra bilmiyordu.
Bilmek’te istemiyordu.
Ama yinede büyük bir hata yaparak, Jungmin’in gözlerine baktı Büşra. Gözlerinde
Jungmin’in ona karşı hissettiği öfkeyi, acıyı, ama en kötüsü: ona hissettiği
sevgi’yi gördü.
Büşra hemen
başka yere baktı, ama o resmi hayatı boyunca unutamayacaktı.
“Büşra…” dedi BoA.
“Büşra gitme! Nolur gitme! Yalvarıyorum,” Jungmin’in
gözyaşları birer birer yanağını ıslattı. “Bunu bana yapma, sensiz yaşayamam,
Büşra!”
Jungmin Büşra’ya koşmaya çalıştı, ama BoA ve Yunho onu
geri tutuyordu. Kollarini Büşra’ya uzattı ona dokunabilmek için ama hiç gücü
kalmamıştı. Ağlayarak yere yıkıldı. “Seni seviyorum.”
“Bütün eşyalarımı bu apartman’dan çıkardım.” dedi Büşra. Kendisini ağlamamakta
zor tutuyordu. “Anlaşma’daki kuralları ben bozdum. Bir avukat’a anlaşmayı
incelettirdim, ve bana sana ne kadar para borçlu olduğumu söyledi.”
Büşra elini çantasına soktu ve zarfı çıkardı. “Bunun içinde
bir check var, hem sana borçlu olduğum para, hemde yılın sonuna kadar ödeyeceğim
kira.”
Zarfi Jungmin’in eline vermek istemiyordu, o yüzden yine masa’ya koydu.
Odada duran üç kişi’nin etrafından dolanarak, apartman’dan çıktı hızlı adımlarla.
El çantasının kulbunu sıkıca tutuyordu. Tutmasaydı, kendini tutamayıp Jungmin’e
geri dönüp ona sarılacağından emindi.
Asansör’e girdiği an, Jungmin’in ona doğru koştuğunu gördü.
“Büşra!”
Büşra hemen asansörün butonuna bastı ve kapılar kapanmaya başladı. Jungmin
elini kapıyı durdurmak için arasına sokmuştu, ama BoA ve Yunho onu geri çekmişlerdi
ve kapı nihayet kapanmıştı.
Büşra elini deli gibi atan kalbinin üzerine koydu.
Asansör’ün köşesine yaslandı ve yavaşca yere doğru kaydı. Çantasına sıkıca sarılmıştı
ve ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu, ama hiç’de faydası yoktu. Gözlerinden
sel gibi yaşlar akmaya başladı.
Kendini soğuk, boş, ve yalnız hissediyordu.
Asansör’ün durması onun için çok çabuk gelmişti. Şimdi Jungmin ve Büşra’nın
arasında dahada çok aralık vardı.
Büşra zorla
ayağa kalktı ve asansör’den çıktı. Kapı’ya doğru küçük güçsüz adımlarla
ilerliyordu, ve birden arkasından Jungmin’in sesini duydu.
“Büşra!”
Büsra arkasına döndü ve Jungmin’i merdivenlerden inerken gördü. BoA ve Yunho
tam arkasındaydı.
Hemen yine
önüne döndü ve tüm gücüyle bina’dan dışarı koştu. Şansına, hemen orda boş bir taksi duruyordu ve Büşra hemen ona
binip kapıyı kapattı.
Tam Jungmin
ellerini arabanın camına yapıştırdığında, taksici sürmeye başladı.
Büşra geri bakmak istemiyordu, ama kendini tutamayıp arkasına döndü. Jungmin
deli gibi arabanın peşinden koşuyordu ve Büşra’nın duyamadığı birşeyleri bağırıyordu.
Aralarındaki uzaklık gittikçe büyüdü ve tam araba bir köşeden döndüğünde Büşra
Jungmin’in yorgunluktan yere düştüğünü gördü.
Jungmin’in
ona bu kadar aşık olması Büşra’nın kalbini kırıyordu.
Saat beşi iki geçiyordu ve Jungmin hala ofisindeki
masa’da oturup, bir kağıda bir şeyler yazıyordu. Iş arkadaşları ona garipce
baktı çıkmadan önce. Şimdi ofiste sadece Yunho ve Jungmin kalmıştı. Bir
süre sonra BoA Yunho’yu almaya geldi.
“Jungmin? Saat beş oldu,
neden eve gitmiyorsun?” BoA Jungmin’in yanına gitti ve elini omzuna koydu.
Jungmin
kafasını kağıdından kaldırdı ve BoA’ya sinirlice baktı. “Yinemi
Yunho’yu almaya geldin? Kendi arabası var, bilmiyomusun?”
BoA kardeşine şaşkınca baktı. “Neyin var senin?”
“Sabahtan beri herkese öyle davranıyor, BoA. Hatta işe üç saat erken geldi.” Yunho
kendi ofisinden çıktı ve Jungmin’le BoA’ya doğru yürüdü. Sonra BoA’nın yanağına
bir öpücük kondurdu, sanki dünya’nin en doğal şeyimiş gibi.
Jungmin burnunu kıvırdı. Sonra yine kağıdına döndü ve yazmaya devam etti.
“Ne yazıyorsun?”
diye sordu BoA.
“Ah, doğru! Eskiden okulda hep ödevlerimi doğru yazıp yazmadığımda yardımcı
olurdun. Al, buna’da bir bak,” Jungmin kağıdı BoA’nın eline bastırdı. “Birşey
unuttuysam söyle.”
BoA elindeki kağıda baktı. “Bu nedir?”
“Büşra’ya sormak istediğim sorular. Mesela kira yüzünden. Herşeyi biliyorduysa, neden benim onu
kazıklamama izin verdi? Tefeciler beni dövdüğünde, ağzından kaçırdı o lafı,
yani biliyordu bunca zaman! O zaman ama daha sormamıştım ona cünkü onun beni
sevdiğini düşünüyordum.“
“Peki seni
seviyor mu?” diye sordu BoA.
“Tabiki seviyor! Ama nedense, söylemiyor.”
“Neden söylemiyor?” diye sordu Yunho.
“Bana söyleseydi, moralim bu kadar bozuk olur muydu?”
“Peki sana ne söyledi Büsra?”
“Beni sevmediğini.”
“Bu sence yeterince direkt değil mi?” BoA kafasını bir kenara eğdi.
“Evet söyledi, ama bu doğru değil!”
“Doğru olmadığını nerden biliyorsun?” diye sordu BoA.
“Peki sen doğru olduğunu nerden biliyorsun?” Jungmin ona sinirlice cevap verdi
istemeyerek. Ama kendini kontrol edemiyordu.
“Büsra bilir doğru olup olmadığını,” dedi Yunho.
“Hayır!” diye bağırdı Jungmin.
“Jungmin, çok çocuksu davranıyorsun,” BoA derin bir nefes aldı.
“Ben ve o birbirimiz için yaratıldık! Tanrı beni ona bu kadar aşık edip, sonra
bizi ayırmazdı!”
“Sen birini seviyorsun diye, o kişi’de seni sevmesi anlamına gelmiyor.” dedi
Yunho.
“BoA seni geri sevmeseydi, sen kendini nasıl hissederdin?!” Jungmin Yunho’ya
bağırdı. Iş vereni olması onu artık hiç ilgilendirmiyordu.
“Ben…” diye başladı Yunho ve BoA’ya baktı. “Kendimi
senin gibi hissederdim.”
BoA Yunho’ya bir teselli gülümsemesi verdi. Jungmin derin bir nefes aldı ve sandalyesine geri oturdu ve
yüzünü elleriyle kapattı.
“Haklısınız! Hep siz haklısınız! Bir çocuk gibi davranıyorum! Ama bunu
kabullenmek istemiyorum! Anlamıyor musunuz? Büşra’nın dediklerinin doğru olduğunu
düşünmektense hayatımın sonuna kadar onun ne dediğini bilmeyen bir aptal olduğuna
inanmak istiyorum!”
“Jungmin,” BoA kardeşin’in omzuna bir elini koydu onu rahatlatmak için.
“Bu durumla nasıl geçineceğimi bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. Bu bana daha
önce hiç olmamıştı! Böyle bir insan’a nasıl bu kadar aşık olabildim? Bu
liste’deki tüm soruları ona sormak istiyorum, ama aynı zamanda çok korkuyorum!
Bu soruları ona sorduğumda yine aynı cevabı almaktan korkuyorum! Abla, anlamadın
mı hala? Ben onsuz yaşayamam!”
“Dün gece uyumadın, değıl
mi? Istersen önce bi benim evime gel ve dinlen.“ diye sordu Yunho.
Jungmin bu lafları duyunca iyice tepesi attı ve sandalye’den kalktığı gibi
Yunho’nun gömleğine yapıştı. BoA hemen onları ayırmaya çalıştı. “Ne
yapıyorsun, Jungmin?!”
“Yunho! Sen onunla konuş benim yerime! Benim çocuksu, salak ve aptal olduğumu
düşünüyor, ama senin çok akıllı olduğunu biliyor! Seni dinleyeceğinden eminim!”
“Bu iyi bir fikir değil, Jungmin…”
“Ama Büşra senin BoA ile beraber olmana yardım etti! Bunu ona borçlusun! Beni
terkederse hayatı mahfolur! Büşra’nın hayatının mahfolmasını istiyor musunuz??”
Jungmin Yunho’yu omuzlarından salladı.
“Jungmin, yeter!” BoA Jungmin’i Yunho’dan ayırmaya çalışıyordu hala.
“Aslında o seni terkederse senin hayatın mahfolur!” diye geri bağırdı Yunho.
“Onu seni sevmesine zorlayamazsın!”
“Onu beni sevmesine zorlamıyorum! Onu beni sevdiğini söylemesine zorluyorum!
Arada bir fark var!”
“Tamam! Senin için onunla konusşcaz! Simdi manyak gibi hareketleri birak ve
kendine gel!” diye bağırdı BoA kardeşine. Nihayet Jungmin Yunho’nun gömleğini bıraktı.
“Yardım mı edcez?” diye sordu Yunho BoA’ya şaşkınca.
BoA birşey demeden Jungmin’in Yunho’nun gömleğinde bıraktığı buruşukları düzleştiriyordu.
“Büşra bize yardım etti, Yunho. Bizimde onlara yardım etmemiz lazım.” diye
cevap verdi BoA.
“Teşekkür ederim, çok çok çok çok çok teşekkür
ederim!!!” Jungmin sevinçten ikisinede sıkıca sarıldı.
--------------------
Büşra beşinci kez tüm apartman’dan yürümüştü. Elinde çantasını
tutuyordu ve üzgünce bakıyordu etrafına.
Oturma odasında’ydı. Yavaşca elini çantasına soktu ve beyaz bir zarf çıkardı içinden.
Zarfın içinde bir mektup ve bir check vardı.
Büşra zarfı masa’nın üstüne koydu, Jungmin eve gelince görsün diye.
‘Eve’…Jungmin’in evi. Son aylarda Büşra hep ‘bizim evimiz’ demişti. Kaç defa
söylediğini unuttu ama bundan sonra artık ‘bizim evimiz’ diyemezdi.
Birden evin kapısının açıldığını duydu ve hemen masadaki zarfı yine çantasına
koydu. Jungmin, BoA ve Yunho eve girmişti.
“Büşra,” BoA ve Yunho ona gülümsediler. Büşra onlara cevap olarak güçsüz bir
gülümseme verdi.
“Nereye gidiyorsun?” diye sordu Jungmin, Büsra’nın temizce giyinik ve çantasının
etrafında takılı olduğunu görünce.
Büşra Jungmin’e bakamıyordu, o yüzden kafasını eğdi ve
masa’ya baktı. O kadar yakın’dı. Zarfı oraya bırakıp Jungmin eve gelmeden hemen
gidebilirdi, o kadar yakın’dı gitmeye.
Jungmin yokken gitmek çok daha kolay olurdu.
“Izinim bitti ve işe geri dönmeliyim…“ diye başladı Büşra.
“Amerika’ya geri mi
gidiyorsun?” diye sordu Jungmin.
“Jungmin,” BoA Jungmin’in kolunu tuttu.
“Geri dönme zamanı geldi,” Büşra hala masa’ya bakıyordu.
“Buraya izinli olduğun için geldiysen, neden bir yıllık bir anlaşmayı imzaladın?”
diye sordu Jungmin. “Ve seni kazıkladığımı biliyordun! Bana aşık değilsen, neden benim
senden o kadar para almama izin verdin? Bana aşık değilsen, neden ölesiye kadar
benimle yaşamak istedin?”
“Ben hiç seninle ölesiye kadar yaşamak istediğimi söylemedim.” dedi Büşra ve
derin bir nefes aldı. Dediği sözler bir bir kalbine saplanıyordu. “Benim çok
param var, ve paramı en saçma şekilde harcamasını seviyorum. Havaya atacak o
kadar çok param olduğu için senin beni kazıklamana izin verdim. Para benim için
hiç bir şey değil.”
“Para hiç
bir şey değilse, Aşk ne senin için?” diye devam etti Jungmin.
“‘Aşk’ benim için…” Büşra yine derin bir nefes aldı. “… sen değilsin.”
Jungmin Büşra’ya koşup onu omuzlarından sallayıp onu uyandırmak istiyordu, ama
BoA ve Yunho onu geri tuttu.
“Amerika’ya
gidip… birdaha hiç geri gelmicek misin?” diye sordu BoA.
Büşra BoA’ya
zorla bakarak gülümsedi.
“Sizinle geçirdiğim güzel zaman için çok teşekkür ederim. Bu kısa duruşumda
sizinle tanıştığım için çok şanslıyım. Sana ve Yunho’ya sonsuza kadar
mutluluklar dilerim, lütfen Taemin ve Merve’yede aynısını söyleyin. Ve
Jungmin,” dedi Büşra, ama yine gözlerini masa’ya çevirdi. “…Umarım bir gün
kaderin’de yazılı olan insanı bulursun…”
“O insan…” diye başladı Jungmin.
“…ve o insan seni gerçekten geri seven biri olsun.” Büşra Jungmin’in cevabını
dinlemek istemediği için sesini yükselterek lafını bitirdi.
Büsra önündeki sahne’ye bakıyordu. BoA çok şaşkın ve hayal kırıklığına uğramış
gibi görünüyordu. Yunho’nun ifadesi bomboş’tu, ama Büşra’ya dikkatlice bakıyordu.
Ikiside Jungmin’in kollarını sıkıca tutuyordu. Jungmin’in Büşra’ya koşmasından
mı, yoksa ağlayıp yere düşmesinden mi geri tutuyorlardı, bunu Büşra bilmiyordu.
Bilmek’te istemiyordu.
Ama yinede büyük bir hata yaparak, Jungmin’in gözlerine baktı Büşra. Gözlerinde
Jungmin’in ona karşı hissettiği öfkeyi, acıyı, ama en kötüsü: ona hissettiği
sevgi’yi gördü.
Büşra hemen
başka yere baktı, ama o resmi hayatı boyunca unutamayacaktı.
“Büşra…” dedi BoA.
“Büşra gitme! Nolur gitme! Yalvarıyorum,” Jungmin’in
gözyaşları birer birer yanağını ıslattı. “Bunu bana yapma, sensiz yaşayamam,
Büşra!”
Jungmin Büşra’ya koşmaya çalıştı, ama BoA ve Yunho onu
geri tutuyordu. Kollarini Büşra’ya uzattı ona dokunabilmek için ama hiç gücü
kalmamıştı. Ağlayarak yere yıkıldı. “Seni seviyorum.”
“Bütün eşyalarımı bu apartman’dan çıkardım.” dedi Büşra. Kendisini ağlamamakta
zor tutuyordu. “Anlaşma’daki kuralları ben bozdum. Bir avukat’a anlaşmayı
incelettirdim, ve bana sana ne kadar para borçlu olduğumu söyledi.”
Büşra elini çantasına soktu ve zarfı çıkardı. “Bunun içinde
bir check var, hem sana borçlu olduğum para, hemde yılın sonuna kadar ödeyeceğim
kira.”
Zarfi Jungmin’in eline vermek istemiyordu, o yüzden yine masa’ya koydu.
Odada duran üç kişi’nin etrafından dolanarak, apartman’dan çıktı hızlı adımlarla.
El çantasının kulbunu sıkıca tutuyordu. Tutmasaydı, kendini tutamayıp Jungmin’e
geri dönüp ona sarılacağından emindi.
Asansör’e girdiği an, Jungmin’in ona doğru koştuğunu gördü.
“Büşra!”
Büşra hemen asansörün butonuna bastı ve kapılar kapanmaya başladı. Jungmin
elini kapıyı durdurmak için arasına sokmuştu, ama BoA ve Yunho onu geri çekmişlerdi
ve kapı nihayet kapanmıştı.
Büşra elini deli gibi atan kalbinin üzerine koydu.
Asansör’ün köşesine yaslandı ve yavaşca yere doğru kaydı. Çantasına sıkıca sarılmıştı
ve ağlamamak için dudaklarını ısırıyordu, ama hiç’de faydası yoktu. Gözlerinden
sel gibi yaşlar akmaya başladı.
Kendini soğuk, boş, ve yalnız hissediyordu.
Asansör’ün durması onun için çok çabuk gelmişti. Şimdi Jungmin ve Büşra’nın
arasında dahada çok aralık vardı.
Büşra zorla
ayağa kalktı ve asansör’den çıktı. Kapı’ya doğru küçük güçsüz adımlarla
ilerliyordu, ve birden arkasından Jungmin’in sesini duydu.
“Büşra!”
Büsra arkasına döndü ve Jungmin’i merdivenlerden inerken gördü. BoA ve Yunho
tam arkasındaydı.
Hemen yine
önüne döndü ve tüm gücüyle bina’dan dışarı koştu. Şansına, hemen orda boş bir taksi duruyordu ve Büşra hemen ona
binip kapıyı kapattı.
Tam Jungmin
ellerini arabanın camına yapıştırdığında, taksici sürmeye başladı.
Büşra geri bakmak istemiyordu, ama kendini tutamayıp arkasına döndü. Jungmin
deli gibi arabanın peşinden koşuyordu ve Büşra’nın duyamadığı birşeyleri bağırıyordu.
Aralarındaki uzaklık gittikçe büyüdü ve tam araba bir köşeden döndüğünde Büşra
Jungmin’in yorgunluktan yere düştüğünü gördü.
Jungmin’in
ona bu kadar aşık olması Büşra’nın kalbini kırıyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder