29. Bölüm
BoA, Yunho, Taemin ve Merveö Büşra’nın eski odasının
önünde toplanmışlardı. Günlerdir Jungmin Büşra’nın kokusunu bulabilmek için
onun odasına kendisini kilitlemişti ve çıkmak istemiyordu.
“Ne yapcaz şimdi? Hala yemek yemedi. Günlerdir birşey
yemiyor…” dedi Taemin.
BoA derin bir nefes aldı ve beşinci kez kapıya vurdu. “Jungmin, tatlım, hadi
dışarı çık. Pizza, hamburger ve tavuk kanadı ısmarlicaz!“
Ilk dört defada olduğu gibi onun onlara cevap vermiceğini düşünüyorlardı, ama
birden kapı açıldı ve Jungmin kafasını odadan dışarı çıkardı. Günlerdir tıraş
olmuyordu ve gözleri ağlamaktan şişmişti.
“Salata yada sandviç yapar mısınız? Pizza, hamburger
ve tavuk kanadı çok sağlıksız.”
Herkes ona ağzı açık baktı.
“Iyimisin abi?” diye sordu Taemin.
“Sağlıklı yemek istiyorum ve kalbim kırık o yüzden dediğimi yapmalısınız!”
Jungmin bir çocuk gibi davranıyordu. Taemin onun yavaş yavaş kafayı yediğini
düşünüyordu.
“Tamam, iyi, sandviç ve salata ısmarlarız o zaman.”
Taemin gözlerini çevirdi abisinin çocuksu haraketlerine.
“Hayır, dışarıdan yemek hala çok sağlıksız. Git kendin yap.”
“Benim yemek yapmamı mı istiyosun?” Taemin’in gözleri şaşkınlıktan büyüdü.
“Kırık bir kalbim var! Dediğimi yap!” Jungmin Taemin’e
bağırdığında bir bebeğe benziyordu.
“Tamam, tamam,” Taemin Merve’nin elini tuttu ve ikisi
mutfağa gitti.
BoA ve Yunho hala şaşkınca bakıyorlardı Jungmin’e. “Jungmin…” diye başladı BoA.
“’Çocuk gibi
davranıyorsun, Jungmin. Kendine gel, Jungmin.’ Evet, abla hepsini biliyorum,
hiç birşey söylemene gerek yok. Neden kendimi beni sevmeyen biri
yüzünden bu kadar mahfediyorum?” Jungmin sinirden saçlarını dağıttı eliyle. “Boşverin. Yılda kazandığım para kadar bir
check var elimde. Güzelce harcamam lazım bu parayı.”
“Sadaka olarak mı dağıtacaksın?” diye sordu BoA.
“Hayır, tatil’e çıkcam.” diye BoA’nın lafını düzeltti Jungmin.
BoA gözlerini çevirdi ve Yunho’ya döndü. “Eski Jungmin geri geldi.”
“Iyi olduğuna emin misin?” diye sordu Yunho Jungmin’e.
“Iyiyim. O aptal yüzünden bu kadar üzülmemin bir anlamı yok. Onu sadece
Taemin’e emir etmek için bir sebep olarak kullanıyorum. Çocukken hep Taemin
bana çatardı, biliyo musun? Artık öcümü ondan alma zamanı geldi.” dedi Jungmin.
Herşey normalmiş gibi konuşuyordu, ama BoA onun hiç normal olmadığını fark
etmişti. Jungmin yaşayan bir ölü gibiydi, ağzından laflar çıkıyordu, ama
Jungmin dediği şeyleri kendisi bile duyamıyordu.
Ama yinede onu kendine gelesiye kadar rahat bırakmaya karar verdi BoA, “Tamam,”
dediler Yunho’yla birlikte. Sonra Jungmin mutfağa girdi, Taemin’e dahada çok çatmak
için.
“Ne düşünüyorsun?” diye fısıldadı Yunho BoA’nın kulağına ve kolunu beline sardı.
“Iyi olduğu tamamen bir yalan. Bu gece yine odasının
köşesinde oturup bütün gece ağlayacağından eminim.” diye cevap verdi BoA.
“Büşra’nın onu sevdiğini düşünüyor musun?”
“Eskiden öyle düşünüyordum, ama artık emin değilim.”
“BoA, sende Büşra’nın Amerika’daki ev numarası varmı?”
“Hayır, hiç istememiştim ondan,” BoA kafasını kaldırdı ve Yunho’ya baktı.
“Bende var,” dedi Yunho. Şimdiye kadar kimseye söylememişti Büşra’nın
numarasının onda olduğunu, ama şimdi zamanı gelmişti. “Ona Jungmin ve onun
arasında ne olduğunu sorduğumda, sadece arkadaş olduklarını söyledi. Bunun bir
yalan olduğunu düşünüp, nolur nolmaz diye numarasını istedim ondan.”
“Cin gibisin, Yunho!” BoA gülümsedi. Ama sonra gülümsemesi yüzünden silindi, “Jungmin’e verelim mi
numarayı?”
“Hayır, ona numarayı versek şimdi, bu onu dahada üzer…”
BoA kafasını sallayarak Yunho’nun dediklerini doğruladı. “O zaman… şimdilik bir
sır kalsın. Kendi iyiliği için.“
Fakat ikiside bu sırrın bir sır olmadığını bilmiyordu, çünkü Jungmin salon’dan
onların konuşmalarını dinlemişti.
BoA, Yunho, Taemin ve Merveö Büşra’nın eski odasının
önünde toplanmışlardı. Günlerdir Jungmin Büşra’nın kokusunu bulabilmek için
onun odasına kendisini kilitlemişti ve çıkmak istemiyordu.
“Ne yapcaz şimdi? Hala yemek yemedi. Günlerdir birşey
yemiyor…” dedi Taemin.
BoA derin bir nefes aldı ve beşinci kez kapıya vurdu. “Jungmin, tatlım, hadi
dışarı çık. Pizza, hamburger ve tavuk kanadı ısmarlicaz!“
Ilk dört defada olduğu gibi onun onlara cevap vermiceğini düşünüyorlardı, ama
birden kapı açıldı ve Jungmin kafasını odadan dışarı çıkardı. Günlerdir tıraş
olmuyordu ve gözleri ağlamaktan şişmişti.
“Salata yada sandviç yapar mısınız? Pizza, hamburger
ve tavuk kanadı çok sağlıksız.”
Herkes ona ağzı açık baktı.
“Iyimisin abi?” diye sordu Taemin.
“Sağlıklı yemek istiyorum ve kalbim kırık o yüzden dediğimi yapmalısınız!”
Jungmin bir çocuk gibi davranıyordu. Taemin onun yavaş yavaş kafayı yediğini
düşünüyordu.
“Tamam, iyi, sandviç ve salata ısmarlarız o zaman.”
Taemin gözlerini çevirdi abisinin çocuksu haraketlerine.
“Hayır, dışarıdan yemek hala çok sağlıksız. Git kendin yap.”
“Benim yemek yapmamı mı istiyosun?” Taemin’in gözleri şaşkınlıktan büyüdü.
“Kırık bir kalbim var! Dediğimi yap!” Jungmin Taemin’e
bağırdığında bir bebeğe benziyordu.
“Tamam, tamam,” Taemin Merve’nin elini tuttu ve ikisi
mutfağa gitti.
BoA ve Yunho hala şaşkınca bakıyorlardı Jungmin’e. “Jungmin…” diye başladı BoA.
“’Çocuk gibi
davranıyorsun, Jungmin. Kendine gel, Jungmin.’ Evet, abla hepsini biliyorum,
hiç birşey söylemene gerek yok. Neden kendimi beni sevmeyen biri
yüzünden bu kadar mahfediyorum?” Jungmin sinirden saçlarını dağıttı eliyle. “Boşverin. Yılda kazandığım para kadar bir
check var elimde. Güzelce harcamam lazım bu parayı.”
“Sadaka olarak mı dağıtacaksın?” diye sordu BoA.
“Hayır, tatil’e çıkcam.” diye BoA’nın lafını düzeltti Jungmin.
BoA gözlerini çevirdi ve Yunho’ya döndü. “Eski Jungmin geri geldi.”
“Iyi olduğuna emin misin?” diye sordu Yunho Jungmin’e.
“Iyiyim. O aptal yüzünden bu kadar üzülmemin bir anlamı yok. Onu sadece
Taemin’e emir etmek için bir sebep olarak kullanıyorum. Çocukken hep Taemin
bana çatardı, biliyo musun? Artık öcümü ondan alma zamanı geldi.” dedi Jungmin.
Herşey normalmiş gibi konuşuyordu, ama BoA onun hiç normal olmadığını fark
etmişti. Jungmin yaşayan bir ölü gibiydi, ağzından laflar çıkıyordu, ama
Jungmin dediği şeyleri kendisi bile duyamıyordu.
Ama yinede onu kendine gelesiye kadar rahat bırakmaya karar verdi BoA, “Tamam,”
dediler Yunho’yla birlikte. Sonra Jungmin mutfağa girdi, Taemin’e dahada çok çatmak
için.
“Ne düşünüyorsun?” diye fısıldadı Yunho BoA’nın kulağına ve kolunu beline sardı.
“Iyi olduğu tamamen bir yalan. Bu gece yine odasının
köşesinde oturup bütün gece ağlayacağından eminim.” diye cevap verdi BoA.
“Büşra’nın onu sevdiğini düşünüyor musun?”
“Eskiden öyle düşünüyordum, ama artık emin değilim.”
“BoA, sende Büşra’nın Amerika’daki ev numarası varmı?”
“Hayır, hiç istememiştim ondan,” BoA kafasını kaldırdı ve Yunho’ya baktı.
“Bende var,” dedi Yunho. Şimdiye kadar kimseye söylememişti Büşra’nın
numarasının onda olduğunu, ama şimdi zamanı gelmişti. “Ona Jungmin ve onun
arasında ne olduğunu sorduğumda, sadece arkadaş olduklarını söyledi. Bunun bir
yalan olduğunu düşünüp, nolur nolmaz diye numarasını istedim ondan.”
“Cin gibisin, Yunho!” BoA gülümsedi. Ama sonra gülümsemesi yüzünden silindi, “Jungmin’e verelim mi
numarayı?”
“Hayır, ona numarayı versek şimdi, bu onu dahada üzer…”
BoA kafasını sallayarak Yunho’nun dediklerini doğruladı. “O zaman… şimdilik bir
sır kalsın. Kendi iyiliği için.“
Fakat ikiside bu sırrın bir sır olmadığını bilmiyordu, çünkü Jungmin salon’dan
onların konuşmalarını dinlemişti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder