14 Mayıs 2011 Cumartesi

MAZE (Labirent) (31.Bölüm)

31. Bölüm





­“Taemin!”

Taemin acil bakım odasının önünde beklemekten deli olmuştu ve ismini duyunca
kafasını kaldırıp Merve, Yunho ve ailesini ona koşarken gördü.



“Ne oldu? Jungmin nerde? Iyimi?” diye sordu Mr. Park ve Mrs. Park.

“B…Bilmiyorum! Uyanmıyor bir türlü! Sadece kısa sürelik suyun altında kalmiıştı,
ve Kibum onu hemen kurtardı, ama neden hala uyanmadı bilmiyorum!” Taemin’in
gözlerine yine yaşlar doldu. Korkudan doğru dürüst ayakta bile duramıyordu.

Mrs. Park hemen ona sarıldı ve sırtını okşadı. “Rahat ol,” diye fısıldadı.



“Anne, korkuyorum! Cok korkuyorum,” diye fısıldadı Taemin annesinin saçına ve
ona dahada sıkı sarıldı. Merve onu daha önce hiç böyle kırılgan görmemişti.
Hemen gidip kollarını anne ve oğulun etrafına sardı.

“Iyi olcak,” dedi BoA. “Iyi olması lazım. Jungmin bu kadar güçsüz değil. Biraz
boğulmak onu öldürmez kolay kolay.”

Yunho kolunu BoA’nın beline sardı teselli olarak.

Bir süre sonra, acil bakım odasından doktor çıktı ve hepsi onun etrafında
toplandı.





“Bir takım check-up yaptık ve fiziksel durumu iyi. Neden
hala uyanmadığını bizde bilmiyoruz. Bir saat içinde uyanmazsa, bir kaç test
yapmalıyız. Bu çok tuhaf bir durum,” dedi doktor.

“Su yüzünden olabilir mi? Yüzmesini bilmiyor, çok su yutmuştur, belki o
yüzdendir?” diye sordu BoA.

“Hayır, check-up’ta su yüzünden olmadığını gördük. Bir saat bekleyin, belki
uyanır. Eğer birşey olursa hemşirelerimizi standby düğmesine basıp çağırabilirsiniz.
Şimdi onu başka bir oda’ya transfer ediyoruz, ona orda bakabilirsiniz.”



“Teşekkür ederiz,” dedi Yunho. BoA’nın soğuk kollarını ovdu. “Iyi olcak, BoA,
merak etme.”





“Ne yuttu bu çocuk? Neden uyanmıyor?” diye ağladı Mr.
Park.

Sonra Jungmin’in dedikleri Taemin’in aklına geldi. “Büşra,” diye mırıldadı
kendi kendine.





“Ne?”

“’Büşra’ deyip durdu bayılmadan önce! Büşra’yı bulmamız lazım! Büşra onu
uyarabilir!” dedi Taemin.

“Bu bir masal hikayesi değil, Taemin! Büşra’nın bir öpücüğüyle uyanamaz
Jungmin,” dedi Yunho.

“Ama Büşra’yı görmek istiyor! Ona… ona birşey olursa Büşra’nın burda olmasını
isterdi!”

“Ona hiç birşey olmicak!” diye bağırdı BoA.

“Bayılmadan önce üç kere ‘Büşra’ dedi! Insanlar Koma’da olunca bile etrafta
konuşanları duyabiliyorlar! Belki… belki abim Büşra’nın sesini duyunca…” Taemin
herkese yalvarır gibi bakıyordu.

“Ama Büşra’yı nasıl bulcaz?” diye sordu Merve üzgünce.

BoA ve Yunho birbirine baktı.

“Belki… Amerika’da bir detektifi ayarlayabiliriz?” diye sordu Mr. Park. “Ne
kadar pahalı olursa olsun, yeterki Büşra Jungmin’imi kurtarsın!”

“Detektif Büşra’yı bulana kadar çok zaman geçer…” dedi Mrs. Park.

Yunho BoA’ya sanki izin ister gibi baktı ve BoA kafasını sallayarak onayladı.

Yunho derin bir nefes aldı. “Büşra’nın numarası bende var.”

Bütün gözler ona baktı. Taemin sinirinden Yunho’ya bir yumruk attı. “Bunu neden
önceden söylemedin? ÇABUK ARA ONU!”

Yunho Taemin’i hafiften geri itti. Taemin’in hareketlerinin nedenini
anlayabiliyordu, bu yüzden ona kızgın değildi. Oda aynısını yapardı Taemin
olsaydı. “Ama numarasını değiştirdimi bilmiyorum.” dedi.

“Olsun, yinede dene,” dedi Mr. Park.

“Tamam, siz burda Jungmin’in odasına götürülmesini bekleyin. Ben numarayı
aramaya gidiyorum.”

“Bende geliyorum.” dedi BoA ve Yunho’yu takip etti. Ikisi hastane’nin dışarısına
çıktı ve Yunho numarayı çevirdi.






Beş kere çaldıktan sonra, diğer taraftan bir ses
geldi.

“Merhaba, ben Büşra
Yüksel. Şu an Kore’de Seoul’dayım. Lütfen acilse, bu numarayı
arayın. 82-9-59941412. Tesekkürler ve iyi günler!”

Yunho Büşra’nın gülümsemesini sesinden duyabiliyordu ve onu ne kadar özlediğini
anladı. Bir arkadaş olarak Büşra’yı bu kadar özlediyse, o zaman Jungmin’in
halini hayal edemiyordu bile.

“Aldımı?” diye sordu BoA heyecanlıca.

“Hayır, cevap makinesi geldi, şu an Kore’deymiş.”

“Yani hiç gitmedi mi?” BoA şok olmuştu.

“Belki Jungmin’i terk edemedi…” dedi Yunho.

“Yani Jungmin’i seviyormu?”

“Kim bilir?”

BoA dudaklarını ısırdı korkudan. “Jungmin’i gerçekten seviyorsa, o zaman buraya
gelir. Onun bize verdiği numarayı arayalım mı? Alır mı?”

“Bize verdiği numarası cevap makinesinde söylediği numara’dan farklı. Bence şimdi
söylediği numara onun iş numarası, orayı aramayı deneyelim.”

BoA kafasını sallayarak onayladı ve Yunho’nun aramasını bekledi. Üç kere
çaldıktan sonra, bir erkek sesi aldı telefonu.





“Alo?”

Yunho BoA’ya baktı ve ağzıyla “Büşra’nın sesi değil,” formunu yaptı.



“O zaman kim?” diye
sordu BoA.

“Alo?” dedi adam yine.

“Merhaba,” diye cevap verdi Yunho. “Ben Büşra’yı arıyordum.”

“Büşra şu an meşgul. Bir mesaj bırakabilirsiniz.”

BoA ve Yunho birbirlerine şaşkınca baktı. Ya bu adam Büşra’nın erkek arkadaşı’ysa?





“Telefon’a
gelemediğinden emin misiniz?” diye yine denedi Yunho. “Bu çok acıl
bir durum.”

“Evet, eminim. Bir mesaj bırakabilirsiniz, yada yarın sizi geri aramasını
söylerim.”

“‘Yarın’ çok geç olur.” dedi Yunho.

“O zaman mesaj bırak kardeşim!” adam yavaş yavaş sinirleniyordu.

“Peki, ona Jungmin’in hastanede yattığını ve ölmek üzere olduğunu söyle. Hala
onu birazcık olsa merak ediyorsa, o zaman Samsung Medical Center’e gelmesini
söyle!” Yunho sinirlice telefonunu kapattı.

“Ne dedi?” diye sordu BoA.

“Büsra’yi sorduğumda bana kafa tuttu aptal. Belki Büşra’nin erkek arkadaşıdır.”





“Buna inanıyor musun?”

“Inanmak istemiyorum. Hepimiz Büsra’nın Jungmin’i sevmesini istiyoruz,
özellikle bu hikayeyi okuyanlar merak ediyor (xD), ama sonuçta, Büşra’dan başka
kimse bunu bilemez. Buraya gelmezse, o zaman onu sevmediğini anlarız.”

----------------






Jungmin yeni odasına transfer edilmişti ve Taemin ve
Merve sağ tarafında, Mr. ve Mrs. Park ise sol tarafında oturuyorlardı.

“Belki sadece uyuyordur,” dedi Taemin. Saatlerdir ağlamaktan gözleri şişmişti
ve kanlanmıştı. Annesi ve babası bile onun kadar ağlamadı. “Jungmin abimi bilirsiniz,
uyumayı çok sever.”

“Evet, hep üçünüzden en tembeliydi. Ama son bir aydır onun ne kadar değiştiğini
fark ettim, evi bile tertemiz!” dedi Mrs. Park. Ama sesinde bir değişiklik vardı.
Hiç üzgün görünmüyordu… Bunu Taemin ama hiç fark etmedi.

“Büşra onu gerçekten değiştirdi,” dedi Mr. Park. “Yunho ve BoA onu geri
getiremezse, o zaman kendim Amerika’ya Büşra’yı bulmaya giderim.” Nedense Mr.
Park’ta hiç üzülmüş gibi değildi. Bunu ama yine hiç kimse fark etmedi.

“Jungmin’ı çok sevdiğinizi biliyoruz, ama Büşra’yı zorla geri Kore’ye
getirmenizi Jungmin istemezdi.” Yunho yine oda’ya girmişti ve herkes ona bakıyordu.

“Uyanmadı mı hala?” BoA Jungmin’e yürüdü ve yatağın kenarına oturup elini
tuttu.





“Büşra’ya ulaşabildiniz mi??” diye sordu Taemin.

“Arkadaşına bir mesaj bıraktık.,” diye cevap verdi Yunho.

“Yani sonunda aradınız mı onu?” Jungmin’in sesi hepsini korkuttu ve birden
yatma pozisyonundan kalkıp yatağa oturdu.





“JUNGMIN?!” BoA, Taemin, Yunho ve Merve ŞOK oldular.

“Ah, bende uyudun sanıyordum,
Hahaha!” diye güldü Mr. Park.

Taemin abisine büyük gözlerle bakıyordu. Yanaklarında hala gözyaşlarının izi
vardı. “Bu… bunların hepsi bir oyunmuydu? Bende.. ağladım…ve…”
lafını bitirmeden sandalyeden uçup Jungmin’in boğazına yapıştı ve onu boğmaya
başladı.





Yunho onu hemen geri çekti. “Bırak beni, ÖLDÜRCEM
ONU!” diye bağırdı Taemin. Ama sonra Taemin dahada fena ağlamaya başladı,
abisinin birşeyi olmadığını anlayınca. Ona uzun süre kızgın kalamadı. Yunho’nun
kollarını çekip, abisine sıkıca sarıldı.





Jungmin gülerek kollarını Taemin’in etrafına sardı ve
saçını okşadı. Su’dan çıkarıldığı an’dan bu an’a kadar hiç baygın bile değildi,
hepsi bir oyundu. Taemin’in onun için nasıl endişelendiğini ve ağladığını
duyduğunda ona çok sarılmak istemişti, ama oyunu devam etmeliydi, yoksa Büşra’yı
hiç buraya çağırmazlardı.





“Bu gece uykunda ölürsün inşallah.” diye ilendi Taemin
ve gözyaşlarını sildi.





Jungmin
güldü. “Bende seni seviyorum, abim.”





Sonra Yunho
Jungmin’e sordu, “Neden yaptın bunu?”





“Sizin Büşra’yı
aramanız için yaptım.”



“Numarasının bizde olduğunu biliyor muydun?”

“Bir aydır biliyordum. Ama sormaktan korkuyordum, sorsaydım bile, vermezdiniz
ki,” dedi Jungmin Yunho’ya. “Sen vermek isteseydin bile BoA izin
vermezdi. Sende BoA delisi olduğun için tabi BoA’nın tarafında olurdun.” Yunho
biraz kızardı.



BoA anne ve babasına döndü. “Appa, umma, siz bunun bir oyun olduğunu
biliyormuydunuz?”

“Sen ve Yunho dışarıya gidip Büşra’yı aradığınızdan sonra, Merve ve Taemin dışarı
gidip kağıt işlerini hallettiler, bizde Jungmin’le yalnız kaldık. Bizim için
gözlerini açıp herşeyi anlattı, ve bizimde oynamamızı söyledi.” dedi Mrs. Park.

Jungmin annesine baktı. “Sizi çok üzmek istemiyordum, sağlığınız için zararlı.”

“Haa tabi tabi anladım, bizim sağlığımız için yararlı, demi?!” diye bağırdı ona
Taemin. “BoA’ya anlatmamanı anlıyorum, ama bana neden söylemedin?”

“Sen çok kötü bir aktörsün, sana söyleseydim, BoA hemen anlardı.”

Taemin başını eğdi. Jungmin doğru söylüyordu. Alt dudağını bebek gibi öne çıkarıp
Merve’nin sıcak kollarına geri döndü.

“En azından bana sorabilirdin Büşra’nın numarasını, neden hemen gidip kendi
ölümünü oynadın?” diye sordu BoA.

“Ama ben kendim Büşra’yı aramak istemiyodum,” diye açıkladı Jungmin. “Sizin onu
aramanızı istiyordum. Hem, böylece Büşra’da hatrım var mı yok mu test
edebilirim. Buraya gelmezse, en azından yüzüme söylemiş gibi acı hissetmem.”

Jungmin’in yüzündeki acı’yı görünce, oda’daki tüm öfke kayboluverdi.



Taemin derin bir nefes aldı ve Jungmin’in yanına oturarak, bir kolunu omzuna
koydu. “Tamam abi, öyleyse bu Büşra işi hallolunca, seni döverim.” Taemin aklının
bir kenarına onun Jungmin’i gerçekten dövceğini yazdı. Hayatında bu kadar
korkmamıştı.



“Aman, tesekkür.” dedi Jungmin.

“Peki şimdi ne yapcaz?” diye sordu BoA.

“Şimdi beklicez.” dedi Jungmin ve derin bir nefes aldı.

“Ne kadar uzun beklemeyi düsünüyorsun? Ya hiç gelmezse?” diye sordu Merve. Son
soruyu fısıldadı.





“O zaman çok acır.” dedi Jungmin. “Ama en azından
yüzüme söylemez beni sevmediğini. Bu sefer’de olmazsa… o zaman tamamen unutmaya
çalışırım onu. Onu unutmayı öğrenirim.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder