33. Bölüm
“Nerde herkes?” Büşra çocuk gibi gözlerini ovuyordu
uyandığında. Sadece ikisi varken, oda birden çok daha büyük görünüyordu.
“Eve yolladım onları,” Jungmin Büşra için bir bardak su doldurdu ve ona verdi. “Gıcık
Taemin, benden para bile aldı.”
“Neden ki?” Büşra sudan bir yudum aldı.
“Bizi bi türlü yalnız bırakmak istemedi. Ancak ona bu akşam için yemek parası
verince gitti. Yarın ben onu dövünce yediği tüm yemekleri kuscak.” dedi
Jungmin.
Büşra gülümsedi. “O senin kardeşin ve onu o kadar korkuttuktan sonra, bence ona
sadece akşam yemeği değil, kahvaltı ve öğle yemeği bile borçlusun.”
Jungmin yine Büşra’nın gülümsemesini görmenin ne kadar güzel olduğunu fark
etti, ama bunu tabi göstermedi. Sinirliymiş gibi davranmaya devam etti ve Büşra’nın
elindeki bardağı alıp sertce masa’ya koydu.
“Seni korkuttuğum için sanada mı özür olarak yemek almalıyım?” diye sordu
Jungmin.
“Fena olmaz.” Büşra sırıttı.
“Hazır benim sana ne borçlu olduğumu hesaplarken, senin bana borcunuda
hesaplayalım. Boğazına kadar borç içindesin.”
Büşra şaşkınca baktı ona. “Sana ne borçluyum?”
“Bana NE mi borçlusun?” diye bağırarak sordu Jungmin, sonra parmaklarınla
saymaya başladı. “Zavallı kalbimi iki kere kırdın. Bana kim olduğun hakkında
yalan söyledin.Bana aşık olmadığın bir yalandı. Beni iğrenç bir pislikten
gentlemen’e dönüştürdün. Bana…”
“O neden kötü birşey olsun ki?” diye lafını böldü Büşra.
“Çünkü ben öyle diyorum.”
“Peki sana bir kaç açıklama yapsam, beni affeder misin?”
Jungmin Büşra’nın üzerindeki yorganı kenara çekti ve yatağın üzerinde Büşra’nın
önüne oturdu. “Buyrun başlayabilirsiniz, Büşra hanım.”
Büşra Jungmin’in burnu havada tavırlarına güldü. “Hmm…
nerde başlasam?”
“Bana açıklayacak O KADAR çok mu yalanın var?” Jungmin
alt dudağını dışarı çıkardı, küsmüş gibi.
“Oh, hatırladım birisini. Hani ben ‘bilmeden’ odanın kapısını açık bırakıp,
BlackEye senin odanı dağıtmıştı ya?”
“Evet…”
“Aslında heryeri ben dağıttım. Odan o kadar pisti ki sinirimden bende bir kaç
şeyi dağıttım.”
“Ha! Biliyodum!” Jungmin güldü.
Büşra bir kaşını kaldırdı. “Hayır, bilmiyordun.”
Jungmin kafasını astı. “Tamam, bilmiyordum.”
Büşra güldü. “Odanı temizlerken üçünüzden o resimi buldum. Kardeş olduğumuz için
o resimi istiyodum, ama aslında seninle kardeş olmak istemiyordum…”
Bunu duyunca Jungmin’in gözleri parladı ve omuzlarını dik tuttu, ama yine’de
soğuk davranmaya çalıştı. “Bana deli gibi aşık olduğunu o zaman mı fark ettin?”
“Yoo, odanı gördükten sonra bu kadar pis bir kardeş
istemiyordum, o kadar.“
Jungmin bunu duyunca yine omuzlarını eğdi ve kafasını astı. “Gururumu kırıyorsun.”
dedi.
Büşra güldü. “Peki sen? Bana aşık oldugunu ne zaman anladın?”
“Yunho’yu sana erkek arkadaşım diye yutturmak istedikten sonra sen bana aşık
olmadığını söylemiştin. O
zaman anladım.”
“Gerçekten
mi? Hahaha!”
“Ne gülüyosun? Ben kendimi bok gibi hissettim! Sana aşkımı göstermek için
sinyal üstüne sinyal yolladım, ama salak olduğun için hiçbirini görmedin bile!
Hatta yavaş yavaş, ya senin aptal olduğunu yada beni geri sevmediğini düşünmeye
başlamıştım.”
“Cevap
‘Ikiside değil. Büşra salakmış gibi davranıyordu.’ O sinyalleri görmememzlikten
geldim. Kardeş olduğumuzu sandığım için o sinyallerin ‘aşk’ olduğunu düşünmek
istemiyordum…”
“Ama artık gerçeği biliyorsun… duygularını benden daha fazla saklama.” dedi
Jungmin. Elini uzattı ve Büşra’nın elini tuttu masumca.
Büşra sanki bu hareketi onu hiç etkilemiyormuş gibi davranmaya çalıştı, ama
daha fazla içinde tutamadı.
“Şimdi biraz çocuksu davransam senin için bir sakıncası olur mu?” diye sordu Büşra.
“Sakıncası mı?
Pfff, tabi tabii…!”
Büşra güldü ve poposunu yataktan kaldırarak Jungmin’in açık kollarına düştü ve
boynuna sarıldı.
“BoA benim kardeşim! Ablamı buldum ve seni buldum! Sen benim kardeşim değilsin,
değilsin! Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam, Jungmin!”
Jungmin Büşra’nın saçını okşadı ve gülümsedi. Ona sarılıp, onu birdaha hiç bırakmak
istemiyordu. Ikiside birbirine dahada sıkı sarıldı.
Sonra Jungmin Büşra’nın omzuna konuştu. “Peki bana başka söyleyeceğin birşey
yok mu? Uyumadan önce bana dediğin şey için sana hala kızgınım.”
“Bu yüzden mi uyandığımda böyle sinirli davranıyordun?” diye sordu Büşra ve
Jungmin’in yüzüne bakabilmek için hafiften geri’ye gitti.
“Evet! BoA’ya şunu dicem, Taemin’e bunu dicem, hatta anne babama, Merve’ye ve
Shiwon’a bile birşeyler dedin! Sana ‘Peki Jungmin’e ne demelisin?’ diye sorup
durdum, ve sen bana ne dedin?? ‘Uykum var’!”
Büşra güldü. “Peki, o zaman şimdi söyleyebilirim.”
“Evet, çabuk ol!”
“Sana demek istediğim şey…” Büşra Jungmin’in gözlerindeki parlamaya içinden
güldü. “…açlıktan ölüyorum. Bana Mandoo alabilir misin?”
Jungmin’in ağzı açık kaldı şaşkınlıktan ve sanki biri üzerine bir kova buz suyu
dökmüş gibi hissetti kendini.“Ya! Duymak istediğim şey o değildi!”
“Zavallı miğdemin guruldamasını mı duymak istiyorsun?” Büşra ona kedi bakışını
verdi.
Jungmin’in kalbi eridi onu görünce, ve yataktan indi. “Sen kötüsün, çok kötü!”
Büşra ona güldü ve Jungmin oda’dan çıktı.
Oda’da tek o kalınca, Büşra cam’dan dışarı baktı ve gökyüzündeki yıldızlara çevirdi
kafasını. Mutluca derin bir nefes aldı ve güldü kendi kendine. Kalbi sevinç
doluydu.
Hissettiği mutluluk inanılmazdı.
-----------------
“Mandoo!”
Büsra BoA odaya girmeden önce bile sesini duymuştu.
“Abla!” diye güldü Büşra, ama Jungmin’i göremeyince sustu. “Jungmin nerede?”
“Bilmiyorum. Bu Mandoo’yu sana verceğimi söyleyip gitti.” dedi BoA.
“Bu kadarcık mı? Başka birşey söylemedi mi?”
“Hayır, bunları bana verdiğinde çok sinirli görünüyordu. Aranızda ne oldu?”
“Galiba biraz fazla uzattım bu işi.” dedi Büşra ve kafasını astı üzgünce. “Ona
duymak istediği sözleri söylemeliydim.”
“Hala söylemedin mi?”
“Onu biraz daha bekletmek istiyordum…“
“Bunu yapmamalıydın. O sözlerin Jungmin için ne kadar önemli olduğunu
bilmiyorsun. Kendisi onu sevdiğini biliyor, ama senin ona söylemeni bekliyor.”
“Acaba bana kızgın mıdır?”
“Jungmin’in sana hiç kızgın olacağını düşünemiyorum.” BoA bir elini Büşra’nın
omzuna koydu.
“Kızgın değıl ama üzgün. olduğu belli, yoksa neden sana Mandoo’yu getirmeni
söylesin?”
“Hmm… doğru.” dedi BoA. “Sen yemeye başla, ben onu ararım şimdi.”
BoA Jungmin’in numarasını çevirirken, Büşra yemeye başladı. Fakat Jungmin
telefonunu almadı.
Büşra BoA’nın yüzündeki meraklı ifadeyi görünce ona güldü. “Merak etme, abla.
Jungmin sadece bana küstüğünden böyle davranıyordur. Burdan çıkınca ona herşeyi
itiraf etcem, söz.”
“Doktor yarın gidebilceğini söyledi.”
“Doktor mu söyledi, yoksa siz mi yarın gitmemi istiyosunuz?” diye sordu Büşra.
“Biz doktordan senin bu gecelik burda kalmanı istedik ateşin gitsin diye.”
“Kendimi çok daha iyi hissediyorum,” dedi Büşra.
“Güzel,” BoA gülümsedi.
Büsra Mandoo’yu ısırdı ve BoA’ya bir çift yemek çubuğu verdi. “Ilk buluştuğumuz
günü hatırlıyormusun?”
BoA yemek çubuklarını aldı. “Sen asansörden, bende Jungmin’in evinden çıktığımızda
mı?”
“Evet, bana çok tanıdık gelmiştin, ama o resimdeki
kişinin sen olduğunu hiç fark etmemiştim.”
“Önemli değil. Zaten detektif sana yanlış bilgileri vermiş ve Jungmin‘i araştırdığı
için sen herhalde daha çok Jungmin’le ilgilendin.”
Büşra gülümsedi.
BoA pir parça Mandoo yuttu. “Bana çocukluğundan bahsetsene biraz.”
“Ah, çok sıradan bir çocuktum ben abla… Hayatımda okulda sadece bir kere bir
kavga’ya girdim, oda çocuğun biri tuvaletten sonra elini yıkamadığı için’di.”
BoA güldü. “Bende hep Taemin ve Jungmin’e ellerini yıkamalarını tembih
ederdim.”
Iki kardeş gece boyunca herşey üzerinde konuştular; aileleri, arkadaşları ve
moda üzerinde. Aralarındaki bağ zaten gerçeği öğrenmeden önce kurulmuştu.
Şimdi ama bu bağ dahada güçlendi.
----------------
BoA ve Yunho ertesi sabah Büşra’yı hastaneden almaya
gelmişlerdi. Büşra Jungmin onlarla gelmediği için biraz üzgündü. Yunho ona
Jungmin’in onu arayıp bu günlük izin aldığını söylemiçti, yani işe’de gelmemişti.
“Seni Shiwon’un evine götürelim mi? Ordan eşyalarını alırsın.”
“Eşyalarımı mı?”
“Evet, Jungmin’in evine taşınmıyor musun geri?” diye sordu BoA.
Büşra alt dudağını ısırdı. “Bilmiyorum… Benim geri gelmemi ister mi?”
“Eminim istiyordur,” dedi Yunho.
“Bana kızgın galiba,” dedi Büsra. “Dün gece biraz abarttım herhalde…”
“Abarttın mı? Tecavüz mü ettin çocuğa?” diye sordu Yunho.
“Yunho!” BoA koluna vurdu.
“Şaka şaka!” diye güldü Yunho. “Aslında ona tecavüz etsen, Jungmin buna hiç’de
karşı çıkcağını sanmıyorum.”
Büşra’nın yüzü kızardı.
“Bu günlük yeterince konuştun sen. Arabayı hastane’nin önüne park et.” dedi
BoA.
Yunho Büşra’ya gözünü kırptı ve gülerek araba park’ina dogru yürüdü
arabayı getirmek için.
O gittikten sonra, BoA’nın telefonu çaldı. “Jungmin seni geri mi arıyor?” diye
sordu Büşra.
“Hayır, mesaj yazdı sadece.” dedi BoA. “Seni apartmanına bırakıp gitmemizi
söylüyor.”
“Neden?”
“Bilmem, gidip görmelisin.” dedi BoA.
“Hmm… en azindan evine çağırdığına göre bana kızgın olmadığı anlaşıldı.”
--------------
BoA ve Yunho Büşra’yı Jungmin’in apartmanının önüne bıraktı.
Ne yapmak istediğini çok merak ediyorlardı, ama yinede Jungmin’in dediklerini
yapıp gittiler. Zaten bugün aile akşamıydı ve JiYool’u okuldan almaları lazımdı.
“Bye bye!” Büşra elini salladı arabadan çıktıktan sonra.
“Sana tecavüz etmeye kalkarsa bizi çağır!” diye güldü Yunho ve Büşra’nın yüzü
yine kızardı.
“Yunho!” BoA yine koluna vurdu. “Hadi gidelim!”
Yunho güldü ve arabayla JiYool’un okuluna doğru yol aldı.
Büşra BoA’nın Yunho ve JiYool’la çok mutlu olduğuna
sevindi.
On beşinci kata çıktı asansör’le ve apartmanın kapısının önünde durdu. Derin
bir nefes aldı ve zile basmak için elini kaldırdı, fakat kapının açık durduğunu
fark etti.
Biri kilidi kırıp eve mi girmişti? Içeride hırsız mı
vardı? Jungmin güvende miydi?
Büşra hemen kapıyı açtı ve içeri koştu. Fakat oturma odasına girince, gördüğü şey
onu şok etti ve taş gibi yerinde durdu.
Jungmin tertemiz oturma odasında duruyordu, üzerinde mor bir kazak vardı ve
altına açık mavi pantolon giymişti. Saçını kısa kestirmişti ve tamamen siyaha
boyatmıştı.
“Evine hoş geldin,” dedi Jungmin ve iki elinde tuttuğu tavşanları kendi yüzünün
hizasına getirdi.
“O tavşan…” diye mırıldadı Büşra. Jungmin’in sağ elinde BlackEye vardı, sol
elindede bembeyaz bir tavşan tutuyordu.
“Seni Berry’le tanıştırayım,” dedi Jungmin ve sol elindeki tavşan’ı salladı Büşra’ya.
Büşra gülümsemeye başladı ve Jungmin’e koştu. BlackEye ve Berry zamanında
Jungmin’in elinden atladılar, yoksa Büşra ve Jungmin’in arasında sıkışırlardı.
Jungmin güldü ve Büşra’ya geri sarıldı. “Berry’yi korkuttun.”
“Berry’yi teselli edecek BlackEye var.”
“Peki Jungmin’i teselli edecek kim var?”
“Jungmin’i sevecek Büsra var.” diye cevap verdi Büsra ve Jungmin’in ona daha sıkı
sarıldığını hissetti.
“Bidaha söyle.” diye fısıldadı Jungmin Büşra’nın saçına.
“Seni seviyorum.”
Jungmin güldü ve Büşra’dan biraz ayrıldı. Sonra yüzüne yaklaşıp dudaklarına bir
öpücük kondurdu.
Büşra bir an şaşkınca baktı. Sonra yüzünde masum bir gülümseme oluştu ve yüzü kızardı.
Jungmin yine güldü.
“Niye kızardın? Ilk öpücüğün müydü?”
Büşra daha’da kızardı. “Hiç komik değil…”
“En azından senin ilk öpücüğün Yunho’yla değildi… o’da kazadan…” dedi Jungmin.
Büşra’nın gözleri büyüdü. “O senin ilk öpücüğün müydü?”
“Biliyorum, inanamıyorsun, çünkü çok sexy ve yakışıklıyım… ama gerçek.” Jungmin
Büşra’nın saçıyla oynuyordu.
Büşra gözlerini çevırdı. “Yine kendini övüyorsun.”
“Evet, ama bu kendini beğenmiş Jungmin sadece senin için övüyor kendisini.”
diye güldü Jungmin. Büşra’nın kalbi eridi. “Hem senin yaptığın haksızlık! Ben
senin ilk öpücüğünü aldım, bu yüzden sende benim ilk fransız öpücüğümü almalısın.”
“Fransız öpücüğü mü?”
“Evet, hadi dene.”
Jungmin gözlerini kapattı ve yüzünü Büşra’nın hizasına getirerek onu öpmesini
bekledi.
Büşra alt dudağını ısırdı heyecan’dan ve filmlerde gördüğü öpüşme sahnelerini
hatırlamaya çalışıyordu, ama hiç birşey gelmiyordu aklına! Kalbi çok hızlı atıyordu
ve kafasında sadece Jungmin’i öpmek vardı!
Büşra derin bir cesaret nefesi aldı ve gözlerini kapatıp Jungmin’in yüzüne
yaklaştı. Bir süre sonra, dudakları…
“Burnumu öpüyosun,” dedi Jungmin. Büşra gözlerini açtı
ve Jungmin’in ona bir kaşını kaldırarak baktığını gördü. Yüzü yine kıpkırmızı
oldu.
“Ya! Benimle dalga geçme =( Bunu yapamıyorum ben…” dedi Büşra küserek.
“Peki, peki,” Jungmin Büşra’yı kendine doğru eğdi ve onu uzunca öptü.
Havasız kaldıkları için ayrılmak zorunda kaldılar. Şaşkın Büşra’yı yine dik
durdurdu Jungmin.
“Wow.”
“Wow.”
Büsra güldü. “Wow.”
Jungmin’de güldü. “Wow.”
“Seni seviyorum.”
“Bende beni seviyorum.”
“Jungmin!”
“Peki, peki, bende seni seviyorum.”
Büşra güldü. Kollarını Jungmin’in beline sardı ve kafasını omzuna koydu. “Seni çok
seviyorum, Jungmin.” Nihayet bunca zaman demek istediği sözleri istediği kadar
söyleyebiliyordu. Hiç birşey’den korkmadan Jungmin’i sevebiliyordu artık.
--------------
BONUS
“O şeyi hayatta giymem!”
“Off, aşkım lütfen! Sadece pijama! Bunları giyip sana dışarı çık demiyorum ya…”
“Hayır! Ya rüyam’da sexy bir kızla karşılaşırsam ve üzerimde bunu görürse?”
“O sexy kız ben olcam, ve senin çok tatlı olduğunu düşüncem, söz!”
“Bebeğim…” dedi Jungmin ve Büşra’nın yüzüne düşen saçları çekti. “Hiç birşey
giymesem daha iyi olmaz mı?” Büşra’ya kaşlarını oynatıyordu.
“Hmm… iyi fikir aslında. Yatağa çıplak gir. Umarım rüyanda sokak ortasında
olursun. Yarın sabah bana rüyanın nasıl bittiğini anlat, ok?” diyerek küsmüş
gibi yaptı Büşra.
Jungmin kafasını astı. Büşra’nın bunu dediğine göre bu gece aynı yatakta yatmak
istemiyordu.
“Offff, tamam, giycem!” Jungmin elindeki tavşan pijamasına baktı ve burnunu kıvırdı.
“Evetttt!” Büşra sevinçten Jungmin’in kollarına atladı ve ikiside dengelerini
kaybedip yatağın üstüne düştüler.
Jungmin’in
aklına bir fikir geldi. Jungmin Büşra’nın altındaydı ve elını Büşra’nın boynuna
götürerek onu kendine doğru çekti öpmek için. Büşra öpücüğü tatmak için
gözlerini kapatırken, Jungmin elindeki pijamayı hemen yatağın altına fırlattı
ve öpücüğü dahada derinleştiridi.
Büşra’yı bu
gece pijamaları unutturasıya kadar oyalayabilirdi.
Insan aşık olunca etrafındaki herşeyi unutuyor.
“Nerde herkes?” Büşra çocuk gibi gözlerini ovuyordu
uyandığında. Sadece ikisi varken, oda birden çok daha büyük görünüyordu.
“Eve yolladım onları,” Jungmin Büşra için bir bardak su doldurdu ve ona verdi. “Gıcık
Taemin, benden para bile aldı.”
“Neden ki?” Büşra sudan bir yudum aldı.
“Bizi bi türlü yalnız bırakmak istemedi. Ancak ona bu akşam için yemek parası
verince gitti. Yarın ben onu dövünce yediği tüm yemekleri kuscak.” dedi
Jungmin.
Büşra gülümsedi. “O senin kardeşin ve onu o kadar korkuttuktan sonra, bence ona
sadece akşam yemeği değil, kahvaltı ve öğle yemeği bile borçlusun.”
Jungmin yine Büşra’nın gülümsemesini görmenin ne kadar güzel olduğunu fark
etti, ama bunu tabi göstermedi. Sinirliymiş gibi davranmaya devam etti ve Büşra’nın
elindeki bardağı alıp sertce masa’ya koydu.
“Seni korkuttuğum için sanada mı özür olarak yemek almalıyım?” diye sordu
Jungmin.
“Fena olmaz.” Büşra sırıttı.
“Hazır benim sana ne borçlu olduğumu hesaplarken, senin bana borcunuda
hesaplayalım. Boğazına kadar borç içindesin.”
Büşra şaşkınca baktı ona. “Sana ne borçluyum?”
“Bana NE mi borçlusun?” diye bağırarak sordu Jungmin, sonra parmaklarınla
saymaya başladı. “Zavallı kalbimi iki kere kırdın. Bana kim olduğun hakkında
yalan söyledin.Bana aşık olmadığın bir yalandı. Beni iğrenç bir pislikten
gentlemen’e dönüştürdün. Bana…”
“O neden kötü birşey olsun ki?” diye lafını böldü Büşra.
“Çünkü ben öyle diyorum.”
“Peki sana bir kaç açıklama yapsam, beni affeder misin?”
Jungmin Büşra’nın üzerindeki yorganı kenara çekti ve yatağın üzerinde Büşra’nın
önüne oturdu. “Buyrun başlayabilirsiniz, Büşra hanım.”
Büşra Jungmin’in burnu havada tavırlarına güldü. “Hmm…
nerde başlasam?”
“Bana açıklayacak O KADAR çok mu yalanın var?” Jungmin
alt dudağını dışarı çıkardı, küsmüş gibi.
“Oh, hatırladım birisini. Hani ben ‘bilmeden’ odanın kapısını açık bırakıp,
BlackEye senin odanı dağıtmıştı ya?”
“Evet…”
“Aslında heryeri ben dağıttım. Odan o kadar pisti ki sinirimden bende bir kaç
şeyi dağıttım.”
“Ha! Biliyodum!” Jungmin güldü.
Büşra bir kaşını kaldırdı. “Hayır, bilmiyordun.”
Jungmin kafasını astı. “Tamam, bilmiyordum.”
Büşra güldü. “Odanı temizlerken üçünüzden o resimi buldum. Kardeş olduğumuz için
o resimi istiyodum, ama aslında seninle kardeş olmak istemiyordum…”
Bunu duyunca Jungmin’in gözleri parladı ve omuzlarını dik tuttu, ama yine’de
soğuk davranmaya çalıştı. “Bana deli gibi aşık olduğunu o zaman mı fark ettin?”
“Yoo, odanı gördükten sonra bu kadar pis bir kardeş
istemiyordum, o kadar.“
Jungmin bunu duyunca yine omuzlarını eğdi ve kafasını astı. “Gururumu kırıyorsun.”
dedi.
Büşra güldü. “Peki sen? Bana aşık oldugunu ne zaman anladın?”
“Yunho’yu sana erkek arkadaşım diye yutturmak istedikten sonra sen bana aşık
olmadığını söylemiştin. O
zaman anladım.”
“Gerçekten
mi? Hahaha!”
“Ne gülüyosun? Ben kendimi bok gibi hissettim! Sana aşkımı göstermek için
sinyal üstüne sinyal yolladım, ama salak olduğun için hiçbirini görmedin bile!
Hatta yavaş yavaş, ya senin aptal olduğunu yada beni geri sevmediğini düşünmeye
başlamıştım.”
“Cevap
‘Ikiside değil. Büşra salakmış gibi davranıyordu.’ O sinyalleri görmememzlikten
geldim. Kardeş olduğumuzu sandığım için o sinyallerin ‘aşk’ olduğunu düşünmek
istemiyordum…”
“Ama artık gerçeği biliyorsun… duygularını benden daha fazla saklama.” dedi
Jungmin. Elini uzattı ve Büşra’nın elini tuttu masumca.
Büşra sanki bu hareketi onu hiç etkilemiyormuş gibi davranmaya çalıştı, ama
daha fazla içinde tutamadı.
“Şimdi biraz çocuksu davransam senin için bir sakıncası olur mu?” diye sordu Büşra.
“Sakıncası mı?
Pfff, tabi tabii…!”
Büşra güldü ve poposunu yataktan kaldırarak Jungmin’in açık kollarına düştü ve
boynuna sarıldı.
“BoA benim kardeşim! Ablamı buldum ve seni buldum! Sen benim kardeşim değilsin,
değilsin! Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam, Jungmin!”
Jungmin Büşra’nın saçını okşadı ve gülümsedi. Ona sarılıp, onu birdaha hiç bırakmak
istemiyordu. Ikiside birbirine dahada sıkı sarıldı.
Sonra Jungmin Büşra’nın omzuna konuştu. “Peki bana başka söyleyeceğin birşey
yok mu? Uyumadan önce bana dediğin şey için sana hala kızgınım.”
“Bu yüzden mi uyandığımda böyle sinirli davranıyordun?” diye sordu Büşra ve
Jungmin’in yüzüne bakabilmek için hafiften geri’ye gitti.
“Evet! BoA’ya şunu dicem, Taemin’e bunu dicem, hatta anne babama, Merve’ye ve
Shiwon’a bile birşeyler dedin! Sana ‘Peki Jungmin’e ne demelisin?’ diye sorup
durdum, ve sen bana ne dedin?? ‘Uykum var’!”
Büşra güldü. “Peki, o zaman şimdi söyleyebilirim.”
“Evet, çabuk ol!”
“Sana demek istediğim şey…” Büşra Jungmin’in gözlerindeki parlamaya içinden
güldü. “…açlıktan ölüyorum. Bana Mandoo alabilir misin?”
Jungmin’in ağzı açık kaldı şaşkınlıktan ve sanki biri üzerine bir kova buz suyu
dökmüş gibi hissetti kendini.“Ya! Duymak istediğim şey o değildi!”
“Zavallı miğdemin guruldamasını mı duymak istiyorsun?” Büşra ona kedi bakışını
verdi.
Jungmin’in kalbi eridi onu görünce, ve yataktan indi. “Sen kötüsün, çok kötü!”
Büşra ona güldü ve Jungmin oda’dan çıktı.
Oda’da tek o kalınca, Büşra cam’dan dışarı baktı ve gökyüzündeki yıldızlara çevirdi
kafasını. Mutluca derin bir nefes aldı ve güldü kendi kendine. Kalbi sevinç
doluydu.
Hissettiği mutluluk inanılmazdı.
-----------------
“Mandoo!”
Büsra BoA odaya girmeden önce bile sesini duymuştu.
“Abla!” diye güldü Büşra, ama Jungmin’i göremeyince sustu. “Jungmin nerede?”
“Bilmiyorum. Bu Mandoo’yu sana verceğimi söyleyip gitti.” dedi BoA.
“Bu kadarcık mı? Başka birşey söylemedi mi?”
“Hayır, bunları bana verdiğinde çok sinirli görünüyordu. Aranızda ne oldu?”
“Galiba biraz fazla uzattım bu işi.” dedi Büşra ve kafasını astı üzgünce. “Ona
duymak istediği sözleri söylemeliydim.”
“Hala söylemedin mi?”
“Onu biraz daha bekletmek istiyordum…“
“Bunu yapmamalıydın. O sözlerin Jungmin için ne kadar önemli olduğunu
bilmiyorsun. Kendisi onu sevdiğini biliyor, ama senin ona söylemeni bekliyor.”
“Acaba bana kızgın mıdır?”
“Jungmin’in sana hiç kızgın olacağını düşünemiyorum.” BoA bir elini Büşra’nın
omzuna koydu.
“Kızgın değıl ama üzgün. olduğu belli, yoksa neden sana Mandoo’yu getirmeni
söylesin?”
“Hmm… doğru.” dedi BoA. “Sen yemeye başla, ben onu ararım şimdi.”
BoA Jungmin’in numarasını çevirirken, Büşra yemeye başladı. Fakat Jungmin
telefonunu almadı.
Büşra BoA’nın yüzündeki meraklı ifadeyi görünce ona güldü. “Merak etme, abla.
Jungmin sadece bana küstüğünden böyle davranıyordur. Burdan çıkınca ona herşeyi
itiraf etcem, söz.”
“Doktor yarın gidebilceğini söyledi.”
“Doktor mu söyledi, yoksa siz mi yarın gitmemi istiyosunuz?” diye sordu Büşra.
“Biz doktordan senin bu gecelik burda kalmanı istedik ateşin gitsin diye.”
“Kendimi çok daha iyi hissediyorum,” dedi Büşra.
“Güzel,” BoA gülümsedi.
Büsra Mandoo’yu ısırdı ve BoA’ya bir çift yemek çubuğu verdi. “Ilk buluştuğumuz
günü hatırlıyormusun?”
BoA yemek çubuklarını aldı. “Sen asansörden, bende Jungmin’in evinden çıktığımızda
mı?”
“Evet, bana çok tanıdık gelmiştin, ama o resimdeki
kişinin sen olduğunu hiç fark etmemiştim.”
“Önemli değil. Zaten detektif sana yanlış bilgileri vermiş ve Jungmin‘i araştırdığı
için sen herhalde daha çok Jungmin’le ilgilendin.”
Büşra gülümsedi.
BoA pir parça Mandoo yuttu. “Bana çocukluğundan bahsetsene biraz.”
“Ah, çok sıradan bir çocuktum ben abla… Hayatımda okulda sadece bir kere bir
kavga’ya girdim, oda çocuğun biri tuvaletten sonra elini yıkamadığı için’di.”
BoA güldü. “Bende hep Taemin ve Jungmin’e ellerini yıkamalarını tembih
ederdim.”
Iki kardeş gece boyunca herşey üzerinde konuştular; aileleri, arkadaşları ve
moda üzerinde. Aralarındaki bağ zaten gerçeği öğrenmeden önce kurulmuştu.
Şimdi ama bu bağ dahada güçlendi.
----------------
BoA ve Yunho ertesi sabah Büşra’yı hastaneden almaya
gelmişlerdi. Büşra Jungmin onlarla gelmediği için biraz üzgündü. Yunho ona
Jungmin’in onu arayıp bu günlük izin aldığını söylemiçti, yani işe’de gelmemişti.
“Seni Shiwon’un evine götürelim mi? Ordan eşyalarını alırsın.”
“Eşyalarımı mı?”
“Evet, Jungmin’in evine taşınmıyor musun geri?” diye sordu BoA.
Büşra alt dudağını ısırdı. “Bilmiyorum… Benim geri gelmemi ister mi?”
“Eminim istiyordur,” dedi Yunho.
“Bana kızgın galiba,” dedi Büsra. “Dün gece biraz abarttım herhalde…”
“Abarttın mı? Tecavüz mü ettin çocuğa?” diye sordu Yunho.
“Yunho!” BoA koluna vurdu.
“Şaka şaka!” diye güldü Yunho. “Aslında ona tecavüz etsen, Jungmin buna hiç’de
karşı çıkcağını sanmıyorum.”
Büşra’nın yüzü kızardı.
“Bu günlük yeterince konuştun sen. Arabayı hastane’nin önüne park et.” dedi
BoA.
Yunho Büşra’ya gözünü kırptı ve gülerek araba park’ina dogru yürüdü
arabayı getirmek için.
O gittikten sonra, BoA’nın telefonu çaldı. “Jungmin seni geri mi arıyor?” diye
sordu Büşra.
“Hayır, mesaj yazdı sadece.” dedi BoA. “Seni apartmanına bırakıp gitmemizi
söylüyor.”
“Neden?”
“Bilmem, gidip görmelisin.” dedi BoA.
“Hmm… en azindan evine çağırdığına göre bana kızgın olmadığı anlaşıldı.”
--------------
BoA ve Yunho Büşra’yı Jungmin’in apartmanının önüne bıraktı.
Ne yapmak istediğini çok merak ediyorlardı, ama yinede Jungmin’in dediklerini
yapıp gittiler. Zaten bugün aile akşamıydı ve JiYool’u okuldan almaları lazımdı.
“Bye bye!” Büşra elini salladı arabadan çıktıktan sonra.
“Sana tecavüz etmeye kalkarsa bizi çağır!” diye güldü Yunho ve Büşra’nın yüzü
yine kızardı.
“Yunho!” BoA yine koluna vurdu. “Hadi gidelim!”
Yunho güldü ve arabayla JiYool’un okuluna doğru yol aldı.
Büşra BoA’nın Yunho ve JiYool’la çok mutlu olduğuna
sevindi.
On beşinci kata çıktı asansör’le ve apartmanın kapısının önünde durdu. Derin
bir nefes aldı ve zile basmak için elini kaldırdı, fakat kapının açık durduğunu
fark etti.
Biri kilidi kırıp eve mi girmişti? Içeride hırsız mı
vardı? Jungmin güvende miydi?
Büşra hemen kapıyı açtı ve içeri koştu. Fakat oturma odasına girince, gördüğü şey
onu şok etti ve taş gibi yerinde durdu.
Jungmin tertemiz oturma odasında duruyordu, üzerinde mor bir kazak vardı ve
altına açık mavi pantolon giymişti. Saçını kısa kestirmişti ve tamamen siyaha
boyatmıştı.
“Evine hoş geldin,” dedi Jungmin ve iki elinde tuttuğu tavşanları kendi yüzünün
hizasına getirdi.
“O tavşan…” diye mırıldadı Büşra. Jungmin’in sağ elinde BlackEye vardı, sol
elindede bembeyaz bir tavşan tutuyordu.
“Seni Berry’le tanıştırayım,” dedi Jungmin ve sol elindeki tavşan’ı salladı Büşra’ya.
Büşra gülümsemeye başladı ve Jungmin’e koştu. BlackEye ve Berry zamanında
Jungmin’in elinden atladılar, yoksa Büşra ve Jungmin’in arasında sıkışırlardı.
Jungmin güldü ve Büşra’ya geri sarıldı. “Berry’yi korkuttun.”
“Berry’yi teselli edecek BlackEye var.”
“Peki Jungmin’i teselli edecek kim var?”
“Jungmin’i sevecek Büsra var.” diye cevap verdi Büsra ve Jungmin’in ona daha sıkı
sarıldığını hissetti.
“Bidaha söyle.” diye fısıldadı Jungmin Büşra’nın saçına.
“Seni seviyorum.”
Jungmin güldü ve Büşra’dan biraz ayrıldı. Sonra yüzüne yaklaşıp dudaklarına bir
öpücük kondurdu.
Büşra bir an şaşkınca baktı. Sonra yüzünde masum bir gülümseme oluştu ve yüzü kızardı.
Jungmin yine güldü.
“Niye kızardın? Ilk öpücüğün müydü?”
Büşra daha’da kızardı. “Hiç komik değil…”
“En azından senin ilk öpücüğün Yunho’yla değildi… o’da kazadan…” dedi Jungmin.
Büşra’nın gözleri büyüdü. “O senin ilk öpücüğün müydü?”
“Biliyorum, inanamıyorsun, çünkü çok sexy ve yakışıklıyım… ama gerçek.” Jungmin
Büşra’nın saçıyla oynuyordu.
Büşra gözlerini çevırdı. “Yine kendini övüyorsun.”
“Evet, ama bu kendini beğenmiş Jungmin sadece senin için övüyor kendisini.”
diye güldü Jungmin. Büşra’nın kalbi eridi. “Hem senin yaptığın haksızlık! Ben
senin ilk öpücüğünü aldım, bu yüzden sende benim ilk fransız öpücüğümü almalısın.”
“Fransız öpücüğü mü?”
“Evet, hadi dene.”
Jungmin gözlerini kapattı ve yüzünü Büşra’nın hizasına getirerek onu öpmesini
bekledi.
Büşra alt dudağını ısırdı heyecan’dan ve filmlerde gördüğü öpüşme sahnelerini
hatırlamaya çalışıyordu, ama hiç birşey gelmiyordu aklına! Kalbi çok hızlı atıyordu
ve kafasında sadece Jungmin’i öpmek vardı!
Büşra derin bir cesaret nefesi aldı ve gözlerini kapatıp Jungmin’in yüzüne
yaklaştı. Bir süre sonra, dudakları…
“Burnumu öpüyosun,” dedi Jungmin. Büşra gözlerini açtı
ve Jungmin’in ona bir kaşını kaldırarak baktığını gördü. Yüzü yine kıpkırmızı
oldu.
“Ya! Benimle dalga geçme =( Bunu yapamıyorum ben…” dedi Büşra küserek.
“Peki, peki,” Jungmin Büşra’yı kendine doğru eğdi ve onu uzunca öptü.
Havasız kaldıkları için ayrılmak zorunda kaldılar. Şaşkın Büşra’yı yine dik
durdurdu Jungmin.
“Wow.”
“Wow.”
Büsra güldü. “Wow.”
Jungmin’de güldü. “Wow.”
“Seni seviyorum.”
“Bende beni seviyorum.”
“Jungmin!”
“Peki, peki, bende seni seviyorum.”
Büşra güldü. Kollarını Jungmin’in beline sardı ve kafasını omzuna koydu. “Seni çok
seviyorum, Jungmin.” Nihayet bunca zaman demek istediği sözleri istediği kadar
söyleyebiliyordu. Hiç birşey’den korkmadan Jungmin’i sevebiliyordu artık.
--------------
BONUS
“O şeyi hayatta giymem!”
“Off, aşkım lütfen! Sadece pijama! Bunları giyip sana dışarı çık demiyorum ya…”
“Hayır! Ya rüyam’da sexy bir kızla karşılaşırsam ve üzerimde bunu görürse?”
“O sexy kız ben olcam, ve senin çok tatlı olduğunu düşüncem, söz!”
“Bebeğim…” dedi Jungmin ve Büşra’nın yüzüne düşen saçları çekti. “Hiç birşey
giymesem daha iyi olmaz mı?” Büşra’ya kaşlarını oynatıyordu.
“Hmm… iyi fikir aslında. Yatağa çıplak gir. Umarım rüyanda sokak ortasında
olursun. Yarın sabah bana rüyanın nasıl bittiğini anlat, ok?” diyerek küsmüş
gibi yaptı Büşra.
Jungmin kafasını astı. Büşra’nın bunu dediğine göre bu gece aynı yatakta yatmak
istemiyordu.
“Offff, tamam, giycem!” Jungmin elindeki tavşan pijamasına baktı ve burnunu kıvırdı.
“Evetttt!” Büşra sevinçten Jungmin’in kollarına atladı ve ikiside dengelerini
kaybedip yatağın üstüne düştüler.
Jungmin’in
aklına bir fikir geldi. Jungmin Büşra’nın altındaydı ve elını Büşra’nın boynuna
götürerek onu kendine doğru çekti öpmek için. Büşra öpücüğü tatmak için
gözlerini kapatırken, Jungmin elindeki pijamayı hemen yatağın altına fırlattı
ve öpücüğü dahada derinleştiridi.
Büşra’yı bu
gece pijamaları unutturasıya kadar oyalayabilirdi.
Insan aşık olunca etrafındaki herşeyi unutuyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder