Adı: MAZE (Labirent)
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho, Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
4. Bölüm
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho, Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
4. Bölüm
O akşam, BoA yine Jung min’in apartmanına uğradı. Her akşam
ona kendi yaptığı yemekleri getirmek onun için bir rutin olmuştu. Yağmurlu ve
rüzgarlı günlerde bile hiç bir gün Jung Min’e yemek getirmeyi unutmuyordu BoA.
“Oh, evet, babyyyy!” Jung Min BoA’nın elindeki yemeği kapar kapmaz mutfağa koştu.
BoA kafasını sallayarak onu takip etti.
“Insan bir teşekkür eder,” her zamanki gibi BoA nasiyet
etti.
“Beni tanıdığın ilk gün değil bu, BoA. Biliyorsun ben böyleyim. Ayrıca, bugün
normalinden dahada açım! Iyiki geldin!” Jung Min masaya oturup tencereyi açtı
ve kalkıp çatal getirmeye üşendiği için elleriyle daldı tencereye.
“Şu haline bak, Jung Min. Sana verdiğim yemekleri içine tıkayacağına, biraz
yavaş yemeye çalış ve tadını iyice anla.”
“Abla senin yaptığın yemekler hep lezzetli. Seni alan her kimse, yaşadı!” Jung
Min dolu ağzıyla konuşuyordu.
BoA gözlerini çevirdi. “O cümleyi bir taş söyleseydi, senden daha romantik
olurdu.”
“Ne demek istiyorsun?” Jung Min’in tüm parmakları batmıştı, ve parmaklarını
yalamaya başladı.
“Bu demek ki, bir taı bile senden daha romantik.”
“Yok yaa? O kadar kötüysem, birini bulduğumda onu uyarırsın öyleyse,” Jung Min
güldü ve ağzından yemek parçaları fırladı.
BoA ondan iğrendi ve iki adım geriye attı. “Seni isteyen deli olmalı.” dedi.
“Neyse, yeni saç rengim nasıl?”
Jung Min’in ağzı hala yemekle doluydu, ve başını kaldırıp BoA’nın yeni saç
rengine baktı. Jung Min’in alt kısmındaki saç renginin aynısıydı.
“Güzel olmuş, yüzüne yakışmış. Seni gümüş saçlarla gördükten sonra, herşey daha
güzel duruyor.” diye güldü, ve şakadan, “Bidaha ki sefer yeşile boyat.” dedi.
“Sen pembe’ye boyatırsan, bende yesil’e boyatırım.”
Jung Min kafasını salladı. “Pembe’den nefret ediyorum.” dedi.
“Tamam, neyse sen ye, ben bi tuvalete gidiyorum.” diyerek, BoA salon’daki
tuvalete girdi.
“Bol şanslar!” Jung Min güldü.
Bir kaç dakika sonra, BoA tuvalet’ten bağırdı, “Tarağın nerde, Jung Min?”
Jung Min geri bağırdı, “Sadece bir tane var, oda benim
odamdaki tuvalette!”
BoA diğer tuvalete giderken, Jung Min tencere’nin dibindeki sosu sıyırıyordu.
BoA Jung Min’in odasını gördüğünde ‘off’ladı. Jung Min hiç
değişmeyecekti.
Tarağı tuvalette lavabo’nun içinde buldu ve saçını taramaya başladı. Hep
mükemmel görünmek istiyordu.
----------
Büşra ayda 100.000 won ödeyecekse, en azından Jung Min ona bavullarını içeri
getirirken yardım edebilirdi. Jung Min kapının kenarında Büsra’nın gelmesini
bekliyordu. Hatta yardım etmek için spor bile yapmıştı. Vücudunu tam kıvamına
getiren en zor spor: apartman’da bir tur koşmak. Ondan sonra bayağı bi yorulmuştu,
ama para için her şeyi yapardı.
Apartman’ın dışarısına bir araba park etti ve şoför içinden altı büyük kutu ve
2 büyük bavul çıkardı. Kolları şimdiden ağrımaya başlıyordu, ve Büşra’ya yardım
etmemeye karar vermekteydi...
“Merhaba!” Büşra arabadan çıktı ve Jung Min’in yanına yürüdü. Pastel renginde
elbisesi Jung Min’in siyah kıyafeti yanında çok kontrast yapıyordu.
“Şey… eşyaların…” Jung Min biraz çekingen davrandı. Kıza gerçekten yardım etmek
istemiyordu. Çok fazla eşyası vardı.
“Ah, merak etme, ben bir kaç adam kiraladım, onlar eşyalarımı içeri taşır.” Büşra
ona gülümsedi. Yine onun abartılı tatlı gülümseyişi Jung Min’i biraz rahatsız
ediyordu.
Ama işin iyisi: Jung Min hiç birşey taşımalı değildi!
“Onlar eşyalarımı içeri taşırken, bana anlaşmayı gösterebilir misin?”
“Ah, evet, tabii!” Jung Min Büşra’yı apartmanın içine davet etti ve mutfağın
masasına oturdu.
Jung Min Büşra’nın anlaşmaya bakmadan imzasını atacağını düşünmüştü, ama Büşra
her satırı dikkatlice okudu. Apartman’in parasını bile önemsemiyordu, neden
peki tüm kuralları dikkatlice okuyordu?
Yaklaşık 20 dakika Büşra’nın anlaşmayı okumasını bekledi.
Sonra Büşra konuştu, “Kısacası yani, aylık ödeyeceğim para 100.000 won. Bundan
başka sana ödeyeceğim birşey yok, değil mi?”
“Eh?” Jung Min esnedi. Az kalsın uyuyordu. “Haa, evet, tabii.”
“Hangi taraf bu anlaşmadaki kuralları kırarsa, diğer tarafa bir yıllık kira’nın
iki mistlisini ödeyecek, doğru mu?”
“Öyle yazıyorsa öyledir.” Jung Min kollarını havaya kaldırdı ve birdaha esnedi.
“Sen bu anlaşmayı hiç okudun mu?”
“Avukat arkadaşım benim istediğim gibi yazdığını söyledi.” Jung Min yanağını
kaşıdı. “Hadi imzalayalım.”
Jung Min kendi kopyasını imzalayıp Büşra’ya verdi, sonra Büşra’nın kopyasınıda
imzaladı. Büşra elindeki anlaşmaları bir kez daha gözden geçirdikten sonra
imzaladı.
Jung Min’in gülüşü kulaktan kulağa varıyordu. “Tebrikler! Bu anahtarın. Buda senin
kağıdın, buda benim. Hadi şimdi sen eve yerleşmeye başla. Ben akşam diskoya
gidiyorum!”
Büşra Jung Min’e şaşkınca bakarak, Jung Min’in ona söylediği laflara bir anlam
vermeye çalışıyordu, ama Jung Min çoktan odasına koşmuştu bile.
Jung Min elindeki anlaşma kağıtı için güvenli bir yer arıyordu, ve yatağının
yanındaki dolabın çekmecesine koymaya karar verdi. Çekmeceye yerleştirmeden
önce birdaha imzalarına baktı. Onun için bir rüya gibiydi. Nihayet boş odayı
biri almıştı ve istediğinden daha fazlaya!
Kendi imzasına baktı, ve sonra yanındaki imzaya. O an garip birşey fark etti:
Büşra isminin yanına bir kalp çizmişti.
Jung Min bir kaşını şaşkınca kaldırdı. Bu kız çok tuhaf. Böyle önemli bir anlaşmada
imzasının yanına bir kalp mi çizilir?
Aman, boşver Jung Min. Zaten sadece ev arkadaşlarıydı. Hatta arkadaş’da değillerdi,
tanıdık bile değillerdi. Sadece iki birbirini tanımayan insan, bir evi paylaşıyordu.
Jung Min kızdan mümkün olduğu kadar uzak durmak istiyordu. Onunla alakalı olmak
istemiyordu. Büşra’nın abartılı gülümsemeleri Jung Min’i rahatsız ediyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder