Adı: MAZE (Labirent)
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho,
Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
NOT: Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
9. Bölüm
“Ne zaman
kapatıyorsunuz?” Büşra telefonu kulağına tuttu ve anlını kaşıdı. Çok heyecanlıydı.
“Yarım saat sonra kapatıyoruz,” telefonun öbür ucundaki kadın sesi söyledi.
“Tamam, ben on dakika içinde orda olurum. Lütfen herşey hazır olsun.”
“Geldiğinizde herşey hazır olcak.”
“Teşekkür ederim,” Büşra bunu dedikten sonra telefonunu kapattı ve daha çok
zaman kaybetmeden hemen çantasını ve ceketini alıp apartmandan çıktı.
Arabasına girdiği an aklına kendi odasının kapısını açık bıraktığını unuttu.
Ama zaten Jung Min evde değildi, ve Cuma akşamı erken eve gelceğini sanmıyordu.
Herhalde yine arkadaşlarıyla parti yapmaya giderdi.
Büşra kafasını
salladı. Herşey yolunda gidecekti, zaten sadece bir saatliğine yoktu. Ne
olabilirdi ki?
------------------
Jungmin
apartmanın kapısını kapattı ve omzunu ovdu. Cuma akşamıydı ve eve erken gelmişti.
Arkadaşları’nın işi varmış, ve Jungmin kendi başına parti yapıp sarhoş olmak
istemiyordu, o yüzden eve geldi.
Oturma odasındaki
koltuğun üstüne uzandı ve her zamanki gibi vücuduna bir şeylerin batmasını
bekledi, ama yoktu. Aksine, koltuk çok rahattı.
Jungmin koltuktan kalktı ve minderlerin birini çekti. Koltuğun altında ne
tabak, ne çatal, ne kumanda, hiç bir şey yoktu ve tozlu bile değildi!
Bunu görünce çok sevindi. Hem yeni ev arkadaşı zengindi, hemde bedavaya
temizlik yapıyordu. Kendi kendine güldü. Bu kızın ona aşık olmasına izin
vermeye karar verdi… hoşlanmaktan başka şeyler yapmadığı sürece tabii.
Jungmin
minderi geri yerine koydu ve koltuğun üstünde uzandı. Gözlerini kapattı ve tam
uykuya dalmak üzereyken, birden bir ses duydu. Koltuğa oturdu ve etrafına bakındı.
Herhalde yanlış duymuştu.
Geri uzandı
ve gözlerini yine kapattı. Fakat yine sesler duymaya başladı. Ama etrafına baktığıda
sesler birden durdu. Herhalde bunuda hayal etmişti.
Içinde kötü bir his vardı Jungmin’in ama yine geri uzandı ve gözlerini kapattı.
Bu sefer sesler çok yakındaydı, sanki oturduğu koltuğun kenarında birşey dolanıyordu!
Sesleri duyar duymaz koltuğa yine oturdu ve etrafına bakındı.
Oturduğu koltuğun kenarında yumuşak bembeyaz bir topa benzer birşey ona bakıyordu..
“Bu ne ya?!”
Jungmin yavaşca koltuktan kalktı ve uzun kulaklı beyaz tavşanı yakalamak için
yaklaştı. Tam ona doğru elini uzatınca ama tavşan birden odadan dışarı kaçtı.
“Ya! Geri gel!” Jungmin tavşanın arkasından koştu.
Büşra’nın odasının kapısı açıktı ve tavşan odanın içine koştu. Jungmin odanın
içine girdi ve tavşanı yakalamakla meşgul olmasaydı Büşra’nin odasının ne kadar
temiz ve düzenli olduğunu görürdü.
Tavşan yatağın üstüne hopladı ve orda duran yastıkların arasına saklanmayı çalıştı.
Jungmin kollarını açtı ve atak etmeye hazırlandı.
Atlamak istediği an yatağın ortasında duran tavşan ona büyük korkulu gözlerle
baktı. Aynı anda, arkasında bir ses ‘Hayır!’ diye bağırdı ve iki kol ona
arkadan sarıldı ve geri çekti. Yatağın üstüne atlayacağına arkaya doğru düştü
ve son anda vücudunu çevirip sol tarafını yere vurdu.
Jungmin’in vücudunun tüm sol tarafı açıyordu. Ona hala sarılan kollara baktı ve
kafasını kolların sahibine döndürdü.
“Bunu neden yaptın?!” Jungmin Büşra’ya bağırdı. Büşra ona bir kaç saniye
sessizce baktı, sonra kollarını geri çekti ve yerden kalktı.
Iyiki ikiside sol tarafına düşmüşlerdi, yoksa Jungmin
onun üstüne düşseydi çok daha acırdı.
“BlackEye’ı kurtarıyodum,” Büşra Jungmin’e elini uzattı kalkarken tutsun diye ama
o eline vurdu.
“Ne? Beni kurtarmana gerek yok. Tavşanını yakalamak istiyodum!”
“Hayır, seni kurtarmıyodum. BlackEye’ı kurtarıyodum.” Büşra eliyle yataktakı
tavşana gösteriyordu. Tavşan elleriyle gözlerini kapattı.
Jungmin tavşana baktı. “Bunun adı BlackEye’mı?”
“Evet, benim tavşanım o. Bu apartman’da hayvan tutmak yasak, ama onu geri bırakmak
istemedim. Benden başka hiç kimsesi yok. Bu yüzden onu odamda saklamak zorunda
kaldım. Bugün acil bir işim çıktı ve odamın kapısını örtemeden çıktım evden, o
yüzden diğer odalara girmiş. Özür dilerim.”
Büşra Jungmin’in önünde eğildi. Jungmin’in ona tavşanı
evde tutamicağını söylemesini bekliyordu, ama tepkisini onu şaşırttı.
“... Neden tavşanın adı BlackEye?” diye sordu Jungmin.
Büşra ona şaşkınca baktı. “Efendim?”
“Hangi aptal tavşanının ismini BlackEye koyar yaa?”
Büşra yere baktı. “Ben…”
“Peki neden?” diye sordu Jungmin.
“Tavşanımın heryeri bembeyaz ama sadece gözünün etrafı siyah, o yüzden ismini
BlackEye koydum.” Jungmin neden böyle davranıyordu, Büşra anlamadı.
“Şaka yapıyor olmalısın. Ismine başka birşey koy,
yoksa kovarım onu evden.”
“Ama neden?”
“Ismini ‘Aş’ koy.” dedi Jungmin.
“Aş’mi?”
“Evet, Tavşan Aşı! BoA’ya pişittircem onu.”
Büsra’nin gözleri büyüdü. “Ama neden? BlackEye çok şirin bir tavşan.”
“BlackEye deme şu hayvana! Bir tavşanla aynı ismi paylaşmak istemiyorum!”
“Paylaşmak mı?” Büşra Jungmin’e baktı. “Senin’de mi ismin BlackEye?”
“Evet, takma adım. Eskiden okulda bir çoçuk benim gözümü morartmıştı, o günden
beri BoA ve Taemin bana BlackEye ismini verdiler…”
“Hmm… anladım. Ama neden buna bukadar karşısın?” diye sordu Büsra.
“Salak soru
sorma bana. Ona başka bir isim vermezsen, onu şikayet ederim!”
“Hayır!” Büşra korkudan Jungmin’in kolunu tuttu dışarı gitmesin diye. Hemen aklına
bir şey gelmesi lazımdı. “Şey… BlackEye’ın burda kalmasına izin verirsen, o
zaman sana 10.000 won daha çok öderim her ay!”
Jungmin’in kalbi yine para’yı düşününce hızlı atmaya başladı. “15.000
won.” dedi. Pazarlık yapmakta bir numaraydı.
“Tamam, 15.000 won olsun. Ayda toplam 115.000 won!” Büsra gülümsedi.
“Tamamdır!” Jungmin Büşra’nın elini sıktı. Sonra ona sırtını dönüp odadan çıktı.
Tavşan’ın ismi onu daha fazla ilgilendirmiyodu artık. Para çok daha önemliydi!
Büşra hala odasında duruyordu ve Jungmin’in sıktığı
ele bakıyordu. Sonra gülümseyerek elini kaldırıp kalbinin üstüne koydu.
Oyuncular: Jung Min, Büşra, BoA, Taemin, Yunho,
Merve
Türü: Romantik, Komedi
Yazan: Cassie
NOT: Bu hikayedeki oyuncuların hiçbiri şimdiki
gibi ünlü DEĞIL.
9. Bölüm
“Ne zaman
kapatıyorsunuz?” Büşra telefonu kulağına tuttu ve anlını kaşıdı. Çok heyecanlıydı.
“Yarım saat sonra kapatıyoruz,” telefonun öbür ucundaki kadın sesi söyledi.
“Tamam, ben on dakika içinde orda olurum. Lütfen herşey hazır olsun.”
“Geldiğinizde herşey hazır olcak.”
“Teşekkür ederim,” Büşra bunu dedikten sonra telefonunu kapattı ve daha çok
zaman kaybetmeden hemen çantasını ve ceketini alıp apartmandan çıktı.
Arabasına girdiği an aklına kendi odasının kapısını açık bıraktığını unuttu.
Ama zaten Jung Min evde değildi, ve Cuma akşamı erken eve gelceğini sanmıyordu.
Herhalde yine arkadaşlarıyla parti yapmaya giderdi.
Büşra kafasını
salladı. Herşey yolunda gidecekti, zaten sadece bir saatliğine yoktu. Ne
olabilirdi ki?
------------------
Jungmin
apartmanın kapısını kapattı ve omzunu ovdu. Cuma akşamıydı ve eve erken gelmişti.
Arkadaşları’nın işi varmış, ve Jungmin kendi başına parti yapıp sarhoş olmak
istemiyordu, o yüzden eve geldi.
Oturma odasındaki
koltuğun üstüne uzandı ve her zamanki gibi vücuduna bir şeylerin batmasını
bekledi, ama yoktu. Aksine, koltuk çok rahattı.
Jungmin koltuktan kalktı ve minderlerin birini çekti. Koltuğun altında ne
tabak, ne çatal, ne kumanda, hiç bir şey yoktu ve tozlu bile değildi!
Bunu görünce çok sevindi. Hem yeni ev arkadaşı zengindi, hemde bedavaya
temizlik yapıyordu. Kendi kendine güldü. Bu kızın ona aşık olmasına izin
vermeye karar verdi… hoşlanmaktan başka şeyler yapmadığı sürece tabii.
Jungmin
minderi geri yerine koydu ve koltuğun üstünde uzandı. Gözlerini kapattı ve tam
uykuya dalmak üzereyken, birden bir ses duydu. Koltuğa oturdu ve etrafına bakındı.
Herhalde yanlış duymuştu.
Geri uzandı
ve gözlerini yine kapattı. Fakat yine sesler duymaya başladı. Ama etrafına baktığıda
sesler birden durdu. Herhalde bunuda hayal etmişti.
Içinde kötü bir his vardı Jungmin’in ama yine geri uzandı ve gözlerini kapattı.
Bu sefer sesler çok yakındaydı, sanki oturduğu koltuğun kenarında birşey dolanıyordu!
Sesleri duyar duymaz koltuğa yine oturdu ve etrafına bakındı.
Oturduğu koltuğun kenarında yumuşak bembeyaz bir topa benzer birşey ona bakıyordu..
“Bu ne ya?!”
Jungmin yavaşca koltuktan kalktı ve uzun kulaklı beyaz tavşanı yakalamak için
yaklaştı. Tam ona doğru elini uzatınca ama tavşan birden odadan dışarı kaçtı.
“Ya! Geri gel!” Jungmin tavşanın arkasından koştu.
Büşra’nın odasının kapısı açıktı ve tavşan odanın içine koştu. Jungmin odanın
içine girdi ve tavşanı yakalamakla meşgul olmasaydı Büşra’nin odasının ne kadar
temiz ve düzenli olduğunu görürdü.
Tavşan yatağın üstüne hopladı ve orda duran yastıkların arasına saklanmayı çalıştı.
Jungmin kollarını açtı ve atak etmeye hazırlandı.
Atlamak istediği an yatağın ortasında duran tavşan ona büyük korkulu gözlerle
baktı. Aynı anda, arkasında bir ses ‘Hayır!’ diye bağırdı ve iki kol ona
arkadan sarıldı ve geri çekti. Yatağın üstüne atlayacağına arkaya doğru düştü
ve son anda vücudunu çevirip sol tarafını yere vurdu.
Jungmin’in vücudunun tüm sol tarafı açıyordu. Ona hala sarılan kollara baktı ve
kafasını kolların sahibine döndürdü.
“Bunu neden yaptın?!” Jungmin Büşra’ya bağırdı. Büşra ona bir kaç saniye
sessizce baktı, sonra kollarını geri çekti ve yerden kalktı.
Iyiki ikiside sol tarafına düşmüşlerdi, yoksa Jungmin
onun üstüne düşseydi çok daha acırdı.
“BlackEye’ı kurtarıyodum,” Büşra Jungmin’e elini uzattı kalkarken tutsun diye ama
o eline vurdu.
“Ne? Beni kurtarmana gerek yok. Tavşanını yakalamak istiyodum!”
“Hayır, seni kurtarmıyodum. BlackEye’ı kurtarıyodum.” Büşra eliyle yataktakı
tavşana gösteriyordu. Tavşan elleriyle gözlerini kapattı.
Jungmin tavşana baktı. “Bunun adı BlackEye’mı?”
“Evet, benim tavşanım o. Bu apartman’da hayvan tutmak yasak, ama onu geri bırakmak
istemedim. Benden başka hiç kimsesi yok. Bu yüzden onu odamda saklamak zorunda
kaldım. Bugün acil bir işim çıktı ve odamın kapısını örtemeden çıktım evden, o
yüzden diğer odalara girmiş. Özür dilerim.”
Büşra Jungmin’in önünde eğildi. Jungmin’in ona tavşanı
evde tutamicağını söylemesini bekliyordu, ama tepkisini onu şaşırttı.
“... Neden tavşanın adı BlackEye?” diye sordu Jungmin.
Büşra ona şaşkınca baktı. “Efendim?”
“Hangi aptal tavşanının ismini BlackEye koyar yaa?”
Büşra yere baktı. “Ben…”
“Peki neden?” diye sordu Jungmin.
“Tavşanımın heryeri bembeyaz ama sadece gözünün etrafı siyah, o yüzden ismini
BlackEye koydum.” Jungmin neden böyle davranıyordu, Büşra anlamadı.
“Şaka yapıyor olmalısın. Ismine başka birşey koy,
yoksa kovarım onu evden.”
“Ama neden?”
“Ismini ‘Aş’ koy.” dedi Jungmin.
“Aş’mi?”
“Evet, Tavşan Aşı! BoA’ya pişittircem onu.”
Büsra’nin gözleri büyüdü. “Ama neden? BlackEye çok şirin bir tavşan.”
“BlackEye deme şu hayvana! Bir tavşanla aynı ismi paylaşmak istemiyorum!”
“Paylaşmak mı?” Büşra Jungmin’e baktı. “Senin’de mi ismin BlackEye?”
“Evet, takma adım. Eskiden okulda bir çoçuk benim gözümü morartmıştı, o günden
beri BoA ve Taemin bana BlackEye ismini verdiler…”
“Hmm… anladım. Ama neden buna bukadar karşısın?” diye sordu Büsra.
“Salak soru
sorma bana. Ona başka bir isim vermezsen, onu şikayet ederim!”
“Hayır!” Büşra korkudan Jungmin’in kolunu tuttu dışarı gitmesin diye. Hemen aklına
bir şey gelmesi lazımdı. “Şey… BlackEye’ın burda kalmasına izin verirsen, o
zaman sana 10.000 won daha çok öderim her ay!”
Jungmin’in kalbi yine para’yı düşününce hızlı atmaya başladı. “15.000
won.” dedi. Pazarlık yapmakta bir numaraydı.
“Tamam, 15.000 won olsun. Ayda toplam 115.000 won!” Büsra gülümsedi.
“Tamamdır!” Jungmin Büşra’nın elini sıktı. Sonra ona sırtını dönüp odadan çıktı.
Tavşan’ın ismi onu daha fazla ilgilendirmiyodu artık. Para çok daha önemliydi!
Büşra hala odasında duruyordu ve Jungmin’in sıktığı
ele bakıyordu. Sonra gülümseyerek elini kaldırıp kalbinin üstüne koydu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder