22.BÖLÜM
Onu umursamıyormuş gibi yapıp gittim.Ama içim hiç rahat değildi.
Öğleden sonra derse girmeyip hemen eve gittim.Üstümü değiştirdikten sonra Min-kyung'un yanına geldim.
-Salyangoz'um?
-Efendim Goril? dedim gülümseyerek.
-Geldin mi?
-Hayır.Okuldayım Bay Soo'nun dersinde..
Gülümsedi.Bu arada kapı tıklatıldı ve içeriye...o kız geldi.Elinde bir buket çiçek vardı.
-Oppa,gelebilirmiyim?
-Bana Oppa deme!!
Ben o kızın hiçbir şekilde içeri girmesini istemiyordum.
-Ne işin var burada ! ~ diye bağırıverdim.
Bu arada içeriye Yeon-woo girdi.
-Neler oluyor Ha-na? Kardeşime neden bağırıyorsun?
-N..Ne? Kardeşin mi?
-Evet tanıştırayım.Kardeşim Hae-won
Bir an durdum.Yeon-woo kadar nazik ve hoş birinin kardeşi nasıl böyle bir cadı olabiliyor?
Hae-won bana alaycı alaycı baktı ve:
-Anlaşılan Ha-na varlığımdan rahatsız oldu.Herneyse… Geçmiş olsun oppa.Kendine çok iyi bak.Üzme beni.
Min-kyung sinirlenmişti.Kızın yüzüne bile bakmadı:
-Hadi hadi. Gidiyorsan git.
-Peki peki kızma.
Sonra yine Yeon-woo’ya döndü.:
-Abi seninle konuşmamız gerek.
Dışarı çıktılar.Benim içim daralıyor,kendimi çok kötü hissediyordum.Min-kyung farketmiş olmalı:
-Kkk~ Salyangoz Gorili kıskanıyor.
-Kes şunu.
-Hana ben seni hiç böyle bilmezdim ama yine de hoşuma gitti senin tarafından kıskanılmak.Merak etme ben Salyangoz'umu asla bırakmam kk~
-Gülmesene!
-Tamam tamam sustum. dedi gülmemeye çalışarak.
Bir müddet sustuk.
-Şey..Min-kyung?
-Hmm?
-Beni gerçekten bırakmazsın değil mi?
-Umm...Düşündüm de bazen çok canımı yakıyorsun.O zamanlarıma denk gelirse belki...Koluna yumruk attım.
-Refakatçiye bak! Hastasını dövüyor!
-Senin gibi Goriller dövülmeyi hakediyor!
-Kkk ~ şaka yaptım.Tabi ki bırakmam seni ama bir şartla.
-Neymiş o?
Yine işaret parmağıyla yanağını gösterdi:
-Umarım yine organ tanımlaması yaptırmazsın bana.IQ'n o kadar da düşük değil.Kkk~
Güldüm.
-Peki peki. deyip yanağına bir öpücük kondurdum.
Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı sonra:
-Aferin sana Salyangoz.Hadi şimdi uyuyalım.Yarın çıkacağım nasıl olsa.
-Tamam sen uyu.
-Sen de.
-Benim uykum yok.Akşama doğru yatarım.İstediğin birşey var mı?
-Hayır yok.Teşekkürler.
Min-kyung uyudu.Ben de kitap okumaya başladım.Bu arada içeriye yavaşça Yeon-woo geldi.Min-kyung uyanmasın diye fısıltıyla konuşuyorduk.
-Nasılsın?
-İyiyim teşekkürler sen?
-Ben de...İstersen biraz hava almaya çıkalım.Hem konuşmuş oluruz.
-Peki..
Dışarı çıktık.Hastanenin bahçesinde turluyorduk.
-Min-kyung'la ne zaman tanıştınız?
-Okulun ilk günü dedim ve kendimi tutamayıp kahkaha attım.
-Ne oldu? Neye güldün? deyip o da güldü.
-Okulun ilk günü suratına tekme atmıştım da.
-Haha~ ciddi misin?
-Evet. ~Hala gülüyorduk.
-Nasıl sevgili oldunuz peki?
-Uzun hikaye...Başta yalancı sevgiliydik sonra gerçeğe dönüştü.
-Hmm anladım.Ama uzaktan hiç sevgili gibi durmuyorsunuz.
-Ama birbirimizi sevdiğimizi biliyoruz.
-O da doğru.. durgunlaşmıştı.
-Ha-na?
Efendim? der gibi baktım.
-Ona gerçekten çok mu güveniyorsun?
-Neden sordun?
-Hiç..Öylesine..
-Evet..Çok güveniyorum.
-Ne güzel.
Birden durdu.Ben giderken de kolumdan tutup durdurdu.
-Neden durduk Yeon-woo?Bana iyice yaklaştı. Çok..çok..çok farklı bir erkekti.. Herkesin yanından geçtiğinde birkez daha arkasını dönüp bakabileceği kadar güzeldi yüz hatları….Ben bunları düşünürken gözlerimin içine dikkatlice bakıyordu..
-Gerçekten senin gibi bir sevgilim olsun isterdim...O anda kaçmak istedim ama bir ses donup kalmama sebep oldu:
-O zaman bize zaman kaybettireceğine git başkasını ara!
Bu ses Min-kyung'undu.Oldukça sert görünüyordu.
Yorumlar için teşekkürler ama yine de artık güzel yazmıyormuşum gibi geliyor. Final yaparsam şaşırmayın....
Beğenenler ve takip edenlere gerçekten çok teşekkürler ^^
Yazan: Kim Fueisa
Onu umursamıyormuş gibi yapıp gittim.Ama içim hiç rahat değildi.
Öğleden sonra derse girmeyip hemen eve gittim.Üstümü değiştirdikten sonra Min-kyung'un yanına geldim.
-Salyangoz'um?
-Efendim Goril? dedim gülümseyerek.
-Geldin mi?
-Hayır.Okuldayım Bay Soo'nun dersinde..
Gülümsedi.Bu arada kapı tıklatıldı ve içeriye...o kız geldi.Elinde bir buket çiçek vardı.
-Oppa,gelebilirmiyim?
-Bana Oppa deme!!
Ben o kızın hiçbir şekilde içeri girmesini istemiyordum.
-Ne işin var burada ! ~ diye bağırıverdim.
Bu arada içeriye Yeon-woo girdi.
-Neler oluyor Ha-na? Kardeşime neden bağırıyorsun?
-N..Ne? Kardeşin mi?
-Evet tanıştırayım.Kardeşim Hae-won
Bir an durdum.Yeon-woo kadar nazik ve hoş birinin kardeşi nasıl böyle bir cadı olabiliyor?
Hae-won bana alaycı alaycı baktı ve:
-Anlaşılan Ha-na varlığımdan rahatsız oldu.Herneyse… Geçmiş olsun oppa.Kendine çok iyi bak.Üzme beni.
Min-kyung sinirlenmişti.Kızın yüzüne bile bakmadı:
-Hadi hadi. Gidiyorsan git.
-Peki peki kızma.
Sonra yine Yeon-woo’ya döndü.:
-Abi seninle konuşmamız gerek.
Dışarı çıktılar.Benim içim daralıyor,kendimi çok kötü hissediyordum.Min-kyung farketmiş olmalı:
-Kkk~ Salyangoz Gorili kıskanıyor.
-Kes şunu.
-Hana ben seni hiç böyle bilmezdim ama yine de hoşuma gitti senin tarafından kıskanılmak.Merak etme ben Salyangoz'umu asla bırakmam kk~
-Gülmesene!
-Tamam tamam sustum. dedi gülmemeye çalışarak.
Bir müddet sustuk.
-Şey..Min-kyung?
-Hmm?
-Beni gerçekten bırakmazsın değil mi?
-Umm...Düşündüm de bazen çok canımı yakıyorsun.O zamanlarıma denk gelirse belki...Koluna yumruk attım.
-Refakatçiye bak! Hastasını dövüyor!
-Senin gibi Goriller dövülmeyi hakediyor!
-Kkk ~ şaka yaptım.Tabi ki bırakmam seni ama bir şartla.
-Neymiş o?
Yine işaret parmağıyla yanağını gösterdi:
-Umarım yine organ tanımlaması yaptırmazsın bana.IQ'n o kadar da düşük değil.Kkk~
Güldüm.
-Peki peki. deyip yanağına bir öpücük kondurdum.
Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı sonra:
-Aferin sana Salyangoz.Hadi şimdi uyuyalım.Yarın çıkacağım nasıl olsa.
-Tamam sen uyu.
-Sen de.
-Benim uykum yok.Akşama doğru yatarım.İstediğin birşey var mı?
-Hayır yok.Teşekkürler.
Min-kyung uyudu.Ben de kitap okumaya başladım.Bu arada içeriye yavaşça Yeon-woo geldi.Min-kyung uyanmasın diye fısıltıyla konuşuyorduk.
-Nasılsın?
-İyiyim teşekkürler sen?
-Ben de...İstersen biraz hava almaya çıkalım.Hem konuşmuş oluruz.
-Peki..
Dışarı çıktık.Hastanenin bahçesinde turluyorduk.
-Min-kyung'la ne zaman tanıştınız?
-Okulun ilk günü dedim ve kendimi tutamayıp kahkaha attım.
-Ne oldu? Neye güldün? deyip o da güldü.
-Okulun ilk günü suratına tekme atmıştım da.
-Haha~ ciddi misin?
-Evet. ~Hala gülüyorduk.
-Nasıl sevgili oldunuz peki?
-Uzun hikaye...Başta yalancı sevgiliydik sonra gerçeğe dönüştü.
-Hmm anladım.Ama uzaktan hiç sevgili gibi durmuyorsunuz.
-Ama birbirimizi sevdiğimizi biliyoruz.
-O da doğru.. durgunlaşmıştı.
-Ha-na?
Efendim? der gibi baktım.
-Ona gerçekten çok mu güveniyorsun?
-Neden sordun?
-Hiç..Öylesine..
-Evet..Çok güveniyorum.
-Ne güzel.
Birden durdu.Ben giderken de kolumdan tutup durdurdu.
-Neden durduk Yeon-woo?Bana iyice yaklaştı. Çok..çok..çok farklı bir erkekti.. Herkesin yanından geçtiğinde birkez daha arkasını dönüp bakabileceği kadar güzeldi yüz hatları….Ben bunları düşünürken gözlerimin içine dikkatlice bakıyordu..
-Gerçekten senin gibi bir sevgilim olsun isterdim...O anda kaçmak istedim ama bir ses donup kalmama sebep oldu:
-O zaman bize zaman kaybettireceğine git başkasını ara!
Bu ses Min-kyung'undu.Oldukça sert görünüyordu.
Yorumlar için teşekkürler ama yine de artık güzel yazmıyormuşum gibi geliyor. Final yaparsam şaşırmayın....
Beğenenler ve takip edenlere gerçekten çok teşekkürler ^^
Yazan: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder