5 Mayıs 2011 Perşembe

Sen Benim Kaderimsin (25. Bölüm)



25.BÖLÜM





*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*~*





-Sen...Böyle bir...kız mıydın Ha-na!!





Bu söz beni şok etmişti.Hae-won denen o süs budalasının da birden paniklediğini farkettim.



-Şey..Her neyse ben yine uğrarım Oppa!



deyip hızla uzaklaştı.Min-kyung'sa hiç ilgilenmiyor sadece dolu gözlerle bana bakıyordu.



-Min-kyung? dedim yutkunarak.





Elindekileri bana uzattı:



-Burdaki kız...sen misin...?



Yine zorlukla konuşuyordu.Sinirden adeta titriyordu.Elindeki fotoğraflara baktım.Bu olamaz!! Yeon-woo ile ateş başında havluya sarılmış şekilde oturmalarımız.Gülmelerimiz ve... beni öptüğü an..Hepsini çekmişti biri.. Başımı öne eğdim.Fotoğraflar elimden düştü.





Min-kyung omuzlarımdan tutup bağırmaya başladı:



-Bana birşey söyle Ha-na!! O ben değilim,başka birisi de!! Beni inandır.O kızın sen olmadığına inandır!! Yalvarırım!



Ben sadece susuyordum.Kalbim o kadar kötü bir şekilde atıyordu ki o an ölebilrdim.O anda zaten ölmekten başka birşey istemiyordum.Yavaşça başımı kaldırıp Min-kyung'a baktım:



-Min-kyung..Ben..Özür dilerim..



Şimdi Min-kyung'dan yaşlar boşalmıştı.Titremesi geçti.Hızla ellerini omuzumdan çekip:



-Yazıklar olsun bana...Bu aptallığıma yazıklar olsun..Bundan sonra benim için ölüsün.!!



dedi. Neredeyse hıçkırıklara boğulacaktı. Eliyle ağzını kapattı ve hızla dışarı çıktı.Herkes bana boş boş bakıyordu.Bense donakalmıştım...Şok olmuştum....Ağlayamıyordum bile.



Birden biri kolumdan tutup sarstı.Bu Shin'di.Karşıma geçti.O da oldukça sinirliydi.



-Senin kadar aşalığık bir kız görmedim !! Min-kyung daha ne yapmalıydı senin için söylesene!!



Shin kollarımdan tutup beni sarsıyordu. Bense ruh gibiydim.



Bu arada Jang-ho da koşarak yanımıza geldi ve Shin'i yanımdn çekti.



-Boşver Shin. Uğraşmaya değmez...



Herkesin bakışı değişmişti. Fotoğrafı gören bana iğrenerek bakıyordu. Yanımda Jin-kyong'un belirdiğini farkettim. Ağlıyordu.:



-Sen..Sen benim arkadaşım dediğim kız mısın? Sen..benim güvendiğim arkadaşım Ha-na mısın? Yazıklar olsun sana! Bundan sonra sakın karşıma çıkayım deme.!



Artık dayanamayıp hızla sınıftan çıktım.Okulun çıkış kapısına geldiğimde Yeon-woo'yu gördüm.Görmezden gelip uzaklaşacakken kolumdan tuttu.Bu kadar şey üst üste nasıl gelebilir!! Bu kez gözyaşı dökme sırası bana gelmişti.





-Ha-na neyin var?



-Bırak kolumu!! İstediğini elde ettin.Senden iğreniyorum!



Kolumu çekmeye çalıştım.O ise ısrarla sıkıca tutuyordu.



-Ha-na..Lütfen..Konuşmamız lazım.



-Bırak beni diyorum! Daha ne kadar kişinin hayatımdan çıkmasını istiyorsun!



Artık bacaklarımda güç kalmadığını hissettim.Yere çöktüm.Konuşacak gücüm bile kalmamıştı.Zorlukla:



-Ne olur bırak artık peşimi ~diyebildim.



Yanıma diz çöktü.Yüzünde endişeli ve üzgün bir ifade vardı.Elleriyle gözyaşlarımı sildi.Yüzümü hızla çektim:



-Git..!



-Sana yaşattıklarım için özür dilerim Ha-na... Bencilce davrandığımın farkındayım.Özür dilerim.Dün seni öptüm.Çünkü..



lafını yarıda kesip hızla konuştum:



-Çünkü o aptal kardeşinle anlaşmıştın değil mi? Min-kyung'a ve herkese seninle olduğum izlenimini vermek istedin değil mi?!!! Bu mu senin sevgiden anlayışın.!!



-Ha-na bak dinle..



-Hiçbirşey dinlemek istemiyorum.Git burdan.



-Yalvarırım bana bir şans ver.



Kulaklarımı kapattım.



-Dinlemek istemiyorum!



Boynunu büküp ayağa kalktı.Omuzlarımdan tutarak benim de kalkmamı sağladıı. Dizimdeki toprakları sildi ve ellerimi kulaklarımdan çekti:



-Şimdi gidiyorum ama lütfen kendini çok üzme.Söz veriyorum,eğer izin verirsen herşeyi düzelteceğim.Hoşçakal.







~2 Hafta Geçti...~





Kalbim ve kafam karmakarışıktı.Dostlarımı,gülüşümü en önemlisi de Min-kyung'u çok özlüyordum.Hiçbiryerde karşılarına çıkmamaya çalışıyordum.Derslerde en öndeki sıralara oturuyor,yemeğimi onlardan farklı yerlerde yiyordum.Tenefüsleri iple çekiyordum çünkü dışarı çıkıp hava almak,bahçede dolaşmak biraz olsun unutturyordu yaşadıklarımı.





Yine tenefüste hızla dışarı attım kendimi.Bahçede biraz gezdim.Üşüdüğümü hissedince geri dönüp okula doğru gidecekken Min-kyung'u gördüm.



Hae-won ile kol kolaydı.Daha doğrusu Hae-won adeta asılıyordu koluna.Min-kyung'un yüzü 2 haftadır olduğu gibi yine donuktu.Eski Min-kyung olmuştu.Yüzü gülmeyen biri..



Beni görünce durdu.Sonra kendisine bişeyler anlatan Hae-won'a dönüp gülümsedi ve yürümeye devam ettiler..





Kalbimin sıkışacağını sandım bir an..





Diğer tenefüs yine kendimi attım bahçeye.Bu kez Min-kyung da gelmişti..Benim hep geldiğimi bile bile gelmişti...Nedenini sormamı bekler gibi tam karşımdaki banka oturup etrafı izledi.Yanına gittim.





-Min-kyung?Biraz konuşabilir miyiz?



-Seni tanımadığımı söylemiştim.! Git burdan.



-Beni bir kez olsun anlamaya çalışmak yerine Hae-won'la birlikte olmayı mı tercih ediyorsun!!



bağırıyordum.



Ayağa kalkıp karşıma geçti:



-Hala nasıl bağırabiliyorsun? Sen..benim kalbimi acıtan tek kişi oldun.İlk defa annemden sonra biri için ağladım. İlk defa sevdiğim biri için ağladım... Benim sana sunduğum sevgiye verdiğin bu iğrenç karşılıktan sonra hala nasıl bağırabiliyorsun?!! Seni asla affetmeyeceğim! Zaman geçecek, tamamen değişeceğim, adını bile unutacağım!!!



Yanımdan uzaklaşacakken geriye döndü:



-Bu arada... Hae-won'la olan ilişkim seni ilgilendirmez. Başlarda bana sadece bir avuntuydu onun sevgilisi olmama ama şimdi onu gerçekten seviyorum!!!



Kalbime biıçak saplanmış gibi hissettim..Bu acının benzerini Hyun-shik de yaşatmıştı bana.... Ve anladım...Hyun-shik... SEN BENİM KADERİMSİN...



Yazan: Kim Fueisa (Feyza) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder