5 Mayıs 2011 Perşembe

Sen Benim Kaderimsin (24. Bölüm)

 
 
24.BÖLÜM





------* Hana'nın dilinden *-------



Eyvah..Ne diyeceğimi düşündüm birkaç saniye.



-Salyangoz? Cevap versene kiminle buluşacaksın.



-Şey...Eski bir arkadaşımla.



-İyi de ne diye bağırıyordun?



Kahkaha atmaya çalıştım.



-Hahaha onu bir tanısan,çok ısrarcıdır.İlla yüz kere söz verdirir.Buluşacağız değil mi diye soruyordu sürekli ondan bağırdım.Sen dedektif olsana Goril! Sanane hem.



-Tamam tamam sustum.



-Sahi niye aradın?



-Hiç..Sesini duyayım dedim.Bir de...Teşekkür ederim



Salyangoz.Artık turp gibiyim.



-Tabi turp gibisin Goril



İkimiz de güldük.



-Neyse senin uykun vardır.Yarın beni ziyarete gelmeyi unutma.



-Merak etme geleceğim.Hadi iyi geceler.



-Sana da Salyangoz.





~Ertesi Gün~





Min-kyung'la sabahtan akşama kadar vakit geçirdim.Çok iyi görünüyordu.



Film izledik.Saat gece yarısına yaklaşmıştı.Yeon-woo'yla buluşmalıydım.



-Şey Goril.Ben gidiyorum.



-Umm evet baya geç olmuş.Seni ben bırakayım.



-Ah,hayır hayır dedim ani bir tepkiyle.



-Sakin ol.Tamam istemiyorsan bırakmam.



-Yorulmanı istemiyorum.Hadi iyi geceler



deyip yanağına öpücük kondurdum.Gözleri faltaşı gibi açıldı.



-Sen..beni..ben istemeden..öptün mü şimdi?



-Evet Goril ne var?



-Yoo şaşırdım da...



Gülümsedim.Ayağa kalktım.Kapıya kadar benimle geldi.



Gülümsedim





-Hadi ben çıktım.





-Tamaaam.Kendine dikkat et.



-Merak etme.





~ Yeon-woo ile buluştum~





Arabama atlayıp hızla Yeon-woo'nun istediği yere gittim. Şehirden yüksekte bir yerdi.İlerde ışıklı bir yer vardı.Oraya doğru ilerledim.Burası büyük ve oldukça güzel bir restauranttı. Ve Yeon-woo'yu gördüm.Beni görünce ayağa kalktı.Ani bir hamleyle belimden tutup kendisine çekti ve sarıldı.



Yüzümün şekilden şekile girdiğine eminim.



-Bir an gelemeyeceğini sanmıştım. Öyle korktum ki...



Hızla kendimi geri çekip masaya oturdum.Gülümsemeye çalışarak:



-Min-kyung'la film izliyorduk.Bu yüzden geciktim.



-Sorun değil.Geldin ya...



O da oturdu.



-Burası ne kadar güzel bir yer..Seul ayaklarımın altında resmen.Her tarafta ışıklar var pırıl pırıl.



-Buraya moralim bozuk olduğunda gelirim.Ah,bu arada üşümüş olmalısın.Yüksek bir yer sonuçta.



-Şey evet.



-Merak etme gelirken ikimiz için de üstümüze giyecek bir şey aldım.





Gülümsedi ve oturduğu sandalyenin yanındaki sandalyeye uzanıp bir paket uzattı bana.



-Bu senin için.



yine bir paket daha gösterdi:



-Bu da benim için.



Gülümsedim.Paketi açtım.Kapşonlu çok tatlı bir sweat çıktı.



-Haha.Bu harika.



-Beğendin mi?



-Hem de çok.Teşekkür ederim Yeon-woo.Gerçekten zevklisin.



Gülümsedi.



-Buna sevindim.Barışma hediyesi olarak kabul et ve hemen üstüne giy.Doktorun sayılırım.Üşütmeni istemiyorum.Seninle hastanede değil böyle yerlerde görüşmek istiyorum



deyip gülümsedi.



Çok güzel bir gülümsemesi vardı..Tıpkı..Tıpkı Hyun-shik'inki gibi...



Bu arada yemeklerimiz geldi.Yemekler bittikten sonra biraz daha izledik ışıklı manzarayı.



-Şehir çok güzel görünüyor dedim kendimden geçerek



-Çok haklısın.



Gülümsedi..Sonra kafasını çevirip manzaraya bakmaya devam etti.Bense onun gülüşüne bakmaya devam ediyordum.Gülücüğü daha da büyüdü.Yüzüme bakmadan:





-Beni çoğu zaman böyle izlerler..Ama ilk defa şimdi rahatsızlık hissetmiyorum.



Sonra bana döndü.Hemen kafamı çevirdim.





-Ha-na?



-Efendim.



-Biraz daha eğlenmeye,o ışıklara karışmaya ne dersin?



-Güzel olur aslında.





Beraber lunaparka gittik.Hayatımda hiç eğlenmediğim kadar eğlenmiştim.Yeon-woo da benim gibi çılgınca şeylerden hoşlanıyordu.Birkaç saate mükemmel anlar sığdırmıştık.Sahile gelip su savaşı bile yaptık.



Üstümüz ıslanmıştı.Yeon-woo hemen gidip sahil kenarında bir yerden iki havlu satın aldı.Ateş yakıp oturduk.Kahkahalara boğulmuştuk





-Çok kötüsün Ha-na.Şu halime bak.(bunu söylerken bile kahkaha atıyordu)



-Sen önce bana bak.Saçım sırılsıklam oldu.



Birbirimize başımızdan geçen komik olayları anlatıp gülüyorduk.Nihayet üstümüz,saçımız kurumuştu.Ateşi de söndürdükten sonra kalktık.Sahil kenarında önde ben, arkada o , yürüyorduk.







-Bir daha su savaşı yapar mıyız Ha-na?



-Hahaha tabii ki.



-Yaşasınnn Hana ile Yeon-woo arkadaş olduu diye bağırmaya başladı.



-Sussana!



Beni dinlemiyor kahkalar atıyordu.Ben de gülümsedim.Yürümeye devam ettim.



-Her neyse çok geç oldu.Herşey için teşekkürler Yeon-woo.Harika bir gündü.Çok eğlendim.



-Asıl ben teşekkür ederim.



-Ben gitsem iyi olur.Sonra yine görüşürüz.





Tam gidecekken kolumdan tutup kendisine çekti ve öptü!!



Kalbimle midem felaket bir durumdaydı.Gözlerim faltaşı gibi açıldı.Ellerimi bile kımıldatamıyordum.Yeon-woo hemen geri çekildi. Başını yavaşça eğdi:



-Ben galiba...İlk kez.. aşık oluyorum... Seni seviyorum Ha-na.





Ben bir an vücudumda bir titreme hissettim.Gözlerimden yaşlar boşalmaya başladı.Buna inanamıyordum! Koşarak onun yanından uzaklaştım. Hışkıra hıçkıra ağlıyordum.





~Okula geldim~





O gece ağlamaktan gözlerim şişmişti.Bunu nasıl yapabilir!



Sabah kalktığımda gözlerim hala şişikti.Başım da felaket ağrıyordu.Okuldakilere belli etmemeliydim.Sakinleştirici ve ağrı kesici aldıktan sonra sınıfa geldim.Arka sıralara doğru yaklaştığımda Hae-won denen o gıcık kızla Min-kyung'un yanyana birşeylere baktığını gördüm.



Birden Min-kyung kafasını kaldırıp bana baktı.Gözleri dolu doluydu ve oldukça sinirli görünüyordu.Hatta titriyordu...!!



Yanlarına gittim:





-Min-kyung? Neyin var?



GÖZLERİNDEN BİR DAMLA YAŞ DÜŞTÜ ! Boğazında büyük birşey düğümlenmiş gibi yutkundu.Zorlukla konuştu::::



-Sen....böyle bir kız mıydın..Ha-na?? !!!



='(





Aslında bunu verdiğim sitede şarkıyla birlikte veriyordum ama şu an sanırım böyle bir imkanım yok. Şarkıyla çok güzel oluyordu. Umarım beğenmişsinizdir bölümü.



NOT: Bu benim favori bölümümdü. Çünkü Min-kyung'un birisi için döktüğü ilk gözyaşı. Yorumlarınızı bekliyorum. Şimdiden teşekkürler.



Yazan: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder