29.BÖLÜM
Yeon-woo iyice yanıma yaklaştı
-Kendini nasıl hissediyormuş benim hastam?
-Fazlasıyla acım var.
-Tahmin edebiliyorum.Ama biraz dayanmalısın.Yakında geçecektir.
dedi yine o muhteşem gülümsemesiyle.
Bu arada birkaç doktor girdi içeriye.Arlarından yaşı büyük olan yanıma yaklaştı:-Yoo Ha-na..Gerçekten güçlü çıktınız.Çok dayanıklı bir vücudunuz varmış.
Gülümsedim
-Teşekkürler.
Sonra o doktor, Min-kyung'a döndü:
-Sen şu hastaneyi ayağa kaldıran deli çocuksun değil mi? Hahaha korkma, bu küçük hanımın henüz vücudunda fonksiyonel bir bozukluk görülmüyor.
Min-kyung ve ben çok mahcup olmuştuk. Doktor anlayınca hemen konuyu değiştirdi:
-Herneyse. Geçmiş olsun. Kontrol için akşam yine geleceğim. Şimdilik birşey yedirmeyin.
-Peki efendim,teşekkürler dedi Hyun-shik nazikçe eğilerek.
Bu arada başımda bana bakıp gülümseyenlerin arasında babamın olmadığını farkettim.Telaşlanmıştım:
-Babam nerede?
Jin-kyong elimi tuttu:
-Canım,telaşlanacak birşey yok.Senin kaza geçirdiğini duyunca biraz kötü oldu.Sakinleştirici verdiler.Şimdi dinleniyor merak etme iyileştiğini duyunca çok iyi olacak.
~Hastanede Günlerim~
Babam zaten kendisiyle ilgilenecek vakit bulamazken benim yanımda kalmasının onu daha da yoracağını düşündüm.Bu yüzden onu yanımda kalmaması konusunda ikna ettim.Jin-kyong zaten yanımda kalmak için can atıyordu.
Min-kyung ise..doktorların kızmasına rağmen köşe bucak saklanıyor,görevliler onu kovana kadar yanımda kalıyordu..Deli çocuk..
Herkes gitmişti.Jin-kyong ve ben hastanedeki odamdaydık.
-Ha-na?
-Efendim?
-Şu doktor var ya..Yeon-woo?
-Stajyer desek daha doğru olur
-Her neyse..O gerçekten sana aşık galiba.İlgisi alakası Min-kyung'dan farksız.Ayrıca Hyun-shik de feci değişti.Ne çok sevenin var deyip muzip muzip sırıttı.
-Jin-kyong!
-Tamam tamam sustum kk~
İçimde bir huzursuzluk vardı..Bunu Jin-kyong'la paylaşmak istedim..
-Şey..Jin-kyong
Telefondan başını kaldırdı:
-Hmm?
-Biliyor musun,Hyun-shik'in benim kaderim olduğuna inanıyorum.
-Nasıl yani? Ne demek şimdi bu?
-Herkes onun gibi..Sadece şekil olarak farklı ama yaşattıkları aynı..İnan bana hepsi aynı..
-Min-kyung için de böyle düşünmüyorsundur umarım.O seni daha başka seviyor.
-Bilemiyorum..
-Takma böyle şeyleri...Hadi biraz uyumaya çalış.Sabahtan beri Min-kyung'un gazabına uğradın. Doğru dürüst uyutmadı bile. Ne çene varmış dedi kahkaha atarak
Ben de kahkaha attım bu sözüne.Ama içimde hala bir sıkıntı var....
~Ertesi Gün~
Babam akşama kadar yanımda kaldı.Sonra beni Jin-kyong'a emanet edip gitti.Zavallı babam..Onu çok yıpratıyorum
Jin-kyong kafeteryaya inmiş yemek yiyordu.Min-kyung ise yine gizlice odama gelmiş havadan sudan bahsediyordu.Lafını kestim:
-Offf Ne çok konuşuyorsun Goril beynim şişti !
-İyi tamam sustum >_<
Dudağını büzüp televizyonu açtı.Bana masum masum bakıyordu.
-Bebek misin? Ne küsüyorsun?
Cevap vermiyor sadece büzük dudaklarıyla televizyona kendini odaklamıştı.
-Off Min-kyung! Bak hazır Jin-kyong yemek yiyorken,görevliler seni görmemişken senden birşey isteyeceğim.
Hemen doğruldu:
-İste tabi.
-Hani bana birşey söyleyecektin de lafın yarıda kesilmişti ya.Ben seni ... demiş susmuştun. Hadi o sahneyi tekrar canlandıralım.
Min-kyung'un gözleri büyüdü.
-S..Sen duydun mu?
-Sen de zaten duyayım diye söylemedin mi? Birazını hatırlıyorum.
-Öhö öhö..Şeyy..tamam.
Saçını karıştırıp utangaç bir tavır takındı. Gamzeleri ilk kez bu kadar çok belli oluyor. Çok beğenmiştim bu halini.
Yanıma gelip yatağın kenarına diz çöktü:
-Gözlerini kapatsana Salyangoz!
-Tamam tamam.
Sırıtıyordum.Tüm dişlerim görülecek kadar hem de.
-Hey!O zaman sırıtmıyordun böyle.
Dişlerimi sıkarak:
-Sınırını zorlama istersen!
dedim ve sırıtmaya devam ettim.
Min-kyung'un elimi tuttuğunu hissettim.
-Ha-na.. Sen yanımdayken bunu sana bir kez bile söyleyemedim. Ama şimdi söylüyorum..
Öyle sırıtıyordum ki,32 dişim görünebilrdi.Birden Min-kyung'un nefesini hissettim, sonra da beni öptüğünü.Hemen gözlerimi açtım. Min-kyung yavaşça geri çekildi:
-Ben seni gerçekten seviyorum Salyangoz...
diyerek gülümsedi ve odadan çıktı.Başta şok olmuştum ama sonra ben de gülümsedim.
İçeriye Jin-kyong girdi.
-Ha-na..Biraz önce Min-kyung'u gördüm.Dedi ki :''Eğer Ha-na da benimle aynı fikirdeyse yatağın kenarındaki oyuncak Goril'i eline alsın''
-Ne demek bu şimdi.Goril'i elime alınca ne olacak.?
-Bilmem? Belki birşey çıkar sağından solundan.
Herneyse nasıl olsa beni görmez diyerek yatağımın kenarında Goril'i aramaya başladım.
-Nerede bu oyuncak?
Bu sırada arkamdan Min-kyung'un sesini duydum:
-kkk~ Bunu mu arıyordun Salyangoz. Aldım cevabımı.Ben de senii~
Çok utanmıştım Yanımda duran oyuncak Salyangozu kafasına fırlattım.
-Seni düzembaz Goril! Çık odamdan >_<
-Kkk~
deyip muzip muzip sırıttı ve gazabıma uğramadan koşarak gitti.Ben de küçük bir kahkaha attım.
Ben de onu gerçekten seviyorum galiba
Yazan: Kim Fueisa
Yeon-woo iyice yanıma yaklaştı
-Kendini nasıl hissediyormuş benim hastam?
-Fazlasıyla acım var.
-Tahmin edebiliyorum.Ama biraz dayanmalısın.Yakında geçecektir.
dedi yine o muhteşem gülümsemesiyle.
Bu arada birkaç doktor girdi içeriye.Arlarından yaşı büyük olan yanıma yaklaştı:-Yoo Ha-na..Gerçekten güçlü çıktınız.Çok dayanıklı bir vücudunuz varmış.
Gülümsedim
-Teşekkürler.
Sonra o doktor, Min-kyung'a döndü:
-Sen şu hastaneyi ayağa kaldıran deli çocuksun değil mi? Hahaha korkma, bu küçük hanımın henüz vücudunda fonksiyonel bir bozukluk görülmüyor.
Min-kyung ve ben çok mahcup olmuştuk. Doktor anlayınca hemen konuyu değiştirdi:
-Herneyse. Geçmiş olsun. Kontrol için akşam yine geleceğim. Şimdilik birşey yedirmeyin.
-Peki efendim,teşekkürler dedi Hyun-shik nazikçe eğilerek.
Bu arada başımda bana bakıp gülümseyenlerin arasında babamın olmadığını farkettim.Telaşlanmıştım:
-Babam nerede?
Jin-kyong elimi tuttu:
-Canım,telaşlanacak birşey yok.Senin kaza geçirdiğini duyunca biraz kötü oldu.Sakinleştirici verdiler.Şimdi dinleniyor merak etme iyileştiğini duyunca çok iyi olacak.
~Hastanede Günlerim~
Babam zaten kendisiyle ilgilenecek vakit bulamazken benim yanımda kalmasının onu daha da yoracağını düşündüm.Bu yüzden onu yanımda kalmaması konusunda ikna ettim.Jin-kyong zaten yanımda kalmak için can atıyordu.
Min-kyung ise..doktorların kızmasına rağmen köşe bucak saklanıyor,görevliler onu kovana kadar yanımda kalıyordu..Deli çocuk..
Herkes gitmişti.Jin-kyong ve ben hastanedeki odamdaydık.
-Ha-na?
-Efendim?
-Şu doktor var ya..Yeon-woo?
-Stajyer desek daha doğru olur
-Her neyse..O gerçekten sana aşık galiba.İlgisi alakası Min-kyung'dan farksız.Ayrıca Hyun-shik de feci değişti.Ne çok sevenin var deyip muzip muzip sırıttı.
-Jin-kyong!
-Tamam tamam sustum kk~
İçimde bir huzursuzluk vardı..Bunu Jin-kyong'la paylaşmak istedim..
-Şey..Jin-kyong
Telefondan başını kaldırdı:
-Hmm?
-Biliyor musun,Hyun-shik'in benim kaderim olduğuna inanıyorum.
-Nasıl yani? Ne demek şimdi bu?
-Herkes onun gibi..Sadece şekil olarak farklı ama yaşattıkları aynı..İnan bana hepsi aynı..
-Min-kyung için de böyle düşünmüyorsundur umarım.O seni daha başka seviyor.
-Bilemiyorum..
-Takma böyle şeyleri...Hadi biraz uyumaya çalış.Sabahtan beri Min-kyung'un gazabına uğradın. Doğru dürüst uyutmadı bile. Ne çene varmış dedi kahkaha atarak
Ben de kahkaha attım bu sözüne.Ama içimde hala bir sıkıntı var....
~Ertesi Gün~
Babam akşama kadar yanımda kaldı.Sonra beni Jin-kyong'a emanet edip gitti.Zavallı babam..Onu çok yıpratıyorum
Jin-kyong kafeteryaya inmiş yemek yiyordu.Min-kyung ise yine gizlice odama gelmiş havadan sudan bahsediyordu.Lafını kestim:
-Offf Ne çok konuşuyorsun Goril beynim şişti !
-İyi tamam sustum >_<
Dudağını büzüp televizyonu açtı.Bana masum masum bakıyordu.
-Bebek misin? Ne küsüyorsun?
Cevap vermiyor sadece büzük dudaklarıyla televizyona kendini odaklamıştı.
-Off Min-kyung! Bak hazır Jin-kyong yemek yiyorken,görevliler seni görmemişken senden birşey isteyeceğim.
Hemen doğruldu:
-İste tabi.
-Hani bana birşey söyleyecektin de lafın yarıda kesilmişti ya.Ben seni ... demiş susmuştun. Hadi o sahneyi tekrar canlandıralım.
Min-kyung'un gözleri büyüdü.
-S..Sen duydun mu?
-Sen de zaten duyayım diye söylemedin mi? Birazını hatırlıyorum.
-Öhö öhö..Şeyy..tamam.
Saçını karıştırıp utangaç bir tavır takındı. Gamzeleri ilk kez bu kadar çok belli oluyor. Çok beğenmiştim bu halini.
Yanıma gelip yatağın kenarına diz çöktü:
-Gözlerini kapatsana Salyangoz!
-Tamam tamam.
Sırıtıyordum.Tüm dişlerim görülecek kadar hem de.
-Hey!O zaman sırıtmıyordun böyle.
Dişlerimi sıkarak:
-Sınırını zorlama istersen!
dedim ve sırıtmaya devam ettim.
Min-kyung'un elimi tuttuğunu hissettim.
-Ha-na.. Sen yanımdayken bunu sana bir kez bile söyleyemedim. Ama şimdi söylüyorum..
Öyle sırıtıyordum ki,32 dişim görünebilrdi.Birden Min-kyung'un nefesini hissettim, sonra da beni öptüğünü.Hemen gözlerimi açtım. Min-kyung yavaşça geri çekildi:
-Ben seni gerçekten seviyorum Salyangoz...
diyerek gülümsedi ve odadan çıktı.Başta şok olmuştum ama sonra ben de gülümsedim.
İçeriye Jin-kyong girdi.
-Ha-na..Biraz önce Min-kyung'u gördüm.Dedi ki :''Eğer Ha-na da benimle aynı fikirdeyse yatağın kenarındaki oyuncak Goril'i eline alsın''
-Ne demek bu şimdi.Goril'i elime alınca ne olacak.?
-Bilmem? Belki birşey çıkar sağından solundan.
Herneyse nasıl olsa beni görmez diyerek yatağımın kenarında Goril'i aramaya başladım.
-Nerede bu oyuncak?
Bu sırada arkamdan Min-kyung'un sesini duydum:
-kkk~ Bunu mu arıyordun Salyangoz. Aldım cevabımı.Ben de senii~
Çok utanmıştım Yanımda duran oyuncak Salyangozu kafasına fırlattım.
-Seni düzembaz Goril! Çık odamdan >_<
-Kkk~
deyip muzip muzip sırıttı ve gazabıma uğramadan koşarak gitti.Ben de küçük bir kahkaha attım.
Ben de onu gerçekten seviyorum galiba
Yazan: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder