5 Mayıs 2011 Perşembe

Sen Benim Kaderimsin (29. Bölüm)


 


 
29.BÖLÜM





Yeon-woo iyice yanıma yaklaştı



-Kendini nasıl hissediyormuş benim hastam?



-Fazlasıyla acım var.



-Tahmin edebiliyorum.Ama biraz dayanmalısın.Yakında geçecektir.



dedi yine o muhteşem gülümsemesiyle.



Bu arada birkaç doktor girdi içeriye.Arlarından yaşı büyük olan yanıma yaklaştı:-Yoo Ha-na..Gerçekten güçlü çıktınız.Çok dayanıklı bir vücudunuz varmış.



Gülümsedim



-Teşekkürler.



Sonra o doktor, Min-kyung'a döndü:



-Sen şu hastaneyi ayağa kaldıran deli çocuksun değil mi? Hahaha korkma, bu küçük hanımın henüz vücudunda fonksiyonel bir bozukluk görülmüyor.



Min-kyung ve ben çok mahcup olmuştuk. Doktor anlayınca hemen konuyu değiştirdi:



-Herneyse. Geçmiş olsun. Kontrol için akşam yine geleceğim. Şimdilik birşey yedirmeyin.



-Peki efendim,teşekkürler dedi Hyun-shik nazikçe eğilerek.



Bu arada başımda bana bakıp gülümseyenlerin arasında babamın olmadığını farkettim.Telaşlanmıştım:



-Babam nerede?



Jin-kyong elimi tuttu:



-Canım,telaşlanacak birşey yok.Senin kaza geçirdiğini duyunca biraz kötü oldu.Sakinleştirici verdiler.Şimdi dinleniyor merak etme iyileştiğini duyunca çok iyi olacak.





~Hastanede Günlerim~





Babam zaten kendisiyle ilgilenecek vakit bulamazken benim yanımda kalmasının onu daha da yoracağını düşündüm.Bu yüzden onu yanımda kalmaması konusunda ikna ettim.Jin-kyong zaten yanımda kalmak için can atıyordu.



Min-kyung ise..doktorların kızmasına rağmen köşe bucak saklanıyor,görevliler onu kovana kadar yanımda kalıyordu..Deli çocuk..





Herkes gitmişti.Jin-kyong ve ben hastanedeki odamdaydık.



-Ha-na?



-Efendim?



-Şu doktor var ya..Yeon-woo?



-Stajyer desek daha doğru olur



-Her neyse..O gerçekten sana aşık galiba.İlgisi alakası Min-kyung'dan farksız.Ayrıca Hyun-shik de feci değişti.Ne çok sevenin var deyip muzip muzip sırıttı.



-Jin-kyong!



-Tamam tamam sustum kk~





İçimde bir huzursuzluk vardı..Bunu Jin-kyong'la paylaşmak istedim..



-Şey..Jin-kyong



Telefondan başını kaldırdı:



-Hmm?



-Biliyor musun,Hyun-shik'in benim kaderim olduğuna inanıyorum.



-Nasıl yani? Ne demek şimdi bu?



-Herkes onun gibi..Sadece şekil olarak farklı ama yaşattıkları aynı..İnan bana hepsi aynı..



-Min-kyung için de böyle düşünmüyorsundur umarım.O seni daha başka seviyor.



-Bilemiyorum..



-Takma böyle şeyleri...Hadi biraz uyumaya çalış.Sabahtan beri Min-kyung'un gazabına uğradın. Doğru dürüst uyutmadı bile. Ne çene varmış dedi kahkaha atarak



Ben de kahkaha attım bu sözüne.Ama içimde hala bir sıkıntı var....





~Ertesi Gün~





Babam akşama kadar yanımda kaldı.Sonra beni Jin-kyong'a emanet edip gitti.Zavallı babam..Onu çok yıpratıyorum





Jin-kyong kafeteryaya inmiş yemek yiyordu.Min-kyung ise yine gizlice odama gelmiş havadan sudan bahsediyordu.Lafını kestim:



-Offf Ne çok konuşuyorsun Goril beynim şişti !



-İyi tamam sustum >_<



Dudağını büzüp televizyonu açtı.Bana masum masum bakıyordu.



-Bebek misin? Ne küsüyorsun?



Cevap vermiyor sadece büzük dudaklarıyla televizyona kendini odaklamıştı.



-Off Min-kyung! Bak hazır Jin-kyong yemek yiyorken,görevliler seni görmemişken senden birşey isteyeceğim.





Hemen doğruldu:



-İste tabi.



-Hani bana birşey söyleyecektin de lafın yarıda kesilmişti ya.Ben seni ... demiş susmuştun. Hadi o sahneyi tekrar canlandıralım.



Min-kyung'un gözleri büyüdü.



-S..Sen duydun mu?



-Sen de zaten duyayım diye söylemedin mi? Birazını hatırlıyorum.



-Öhö öhö..Şeyy..tamam.



Saçını karıştırıp utangaç bir tavır takındı. Gamzeleri ilk kez bu kadar çok belli oluyor. Çok beğenmiştim bu halini.





Yanıma gelip yatağın kenarına diz çöktü:



-Gözlerini kapatsana Salyangoz!



-Tamam tamam.



Sırıtıyordum.Tüm dişlerim görülecek kadar hem de.



-Hey!O zaman sırıtmıyordun böyle.



Dişlerimi sıkarak:



-Sınırını zorlama istersen!



dedim ve sırıtmaya devam ettim.



Min-kyung'un elimi tuttuğunu hissettim.



-Ha-na.. Sen yanımdayken bunu sana bir kez bile söyleyemedim. Ama şimdi söylüyorum..



Öyle sırıtıyordum ki,32 dişim görünebilrdi.Birden Min-kyung'un nefesini hissettim, sonra da beni öptüğünü.Hemen gözlerimi açtım. Min-kyung yavaşça geri çekildi:



-Ben seni gerçekten seviyorum Salyangoz...



diyerek gülümsedi ve odadan çıktı.Başta şok olmuştum ama sonra ben de gülümsedim.



İçeriye Jin-kyong girdi.



-Ha-na..Biraz önce Min-kyung'u gördüm.Dedi ki :''Eğer Ha-na da benimle aynı fikirdeyse yatağın kenarındaki oyuncak Goril'i eline alsın''



-Ne demek bu şimdi.Goril'i elime alınca ne olacak.?



-Bilmem? Belki birşey çıkar sağından solundan.



Herneyse nasıl olsa beni görmez diyerek yatağımın kenarında Goril'i aramaya başladım.



-Nerede bu oyuncak?



Bu sırada arkamdan Min-kyung'un sesini duydum:



-kkk~ Bunu mu arıyordun Salyangoz. Aldım cevabımı.Ben de senii~



Çok utanmıştım Yanımda duran oyuncak Salyangozu kafasına fırlattım.



-Seni düzembaz Goril! Çık odamdan >_<



-Kkk~



deyip muzip muzip sırıttı ve gazabıma uğramadan koşarak gitti.Ben de küçük bir kahkaha attım.



Ben de onu gerçekten seviyorum galiba



Yazan: Kim Fueisa 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder