30.BÖLÜM
~*Ha-na'nın Dilinden*~
~Ertesi Gün~
Min-kyung,babam,Jang-ho,Shin ve diğer arkadaşlar yine ziyarete gelmişti.Onlar gidince Jin-kyong bizi başbaşa bıraktı.
Min-kyung gülümseyerek yanıma yaklaştı.
-Salyangoz tahmin edemezsin.Hayallerimi gerçekleştirme imkanı bulacağım.Sen de iyileşmeye çalış bir an önce.
-Ne oldu Goril?Ne bu sevinç?
-Yıl sonunda mezunlar için vereceğimiz konser var ya hani?Hani Jang-ho,Shin ve ben de şarkı söyleyeceğiz ya?
-Eee?
-Çalışmalarımızı 1 hafta sonra ünlü biri gelip izleyecekmiş. O,bizim okuldan çok fazla kişiyi hayallerine ulaştırmış. Düşünsene Jang-ho,Shin sen ve ben bir rock grubu oluyoruz. Adını salyangoz mu koysak Goril mi?
-Goril!!
-Goril mi koyalım adını?
-Sus da beni dinle.Çok ümitlenme.Sonra hayal kırıklığına uğrarsın.
-Tamam tamam.Ama güzel bir hayal değil mi? Sonra yurt dışına çıkarız.
-Hmm evet.
Birden gülümsemesi söndü.
-Sevinmedin mi Ha-na?
-Rock grubu fikrini sevdim de yurt dışına açılma fikri imkansız birşey.
-Nedenmiş?
-Babam bu şirket yüzünden kendi sağlığını hiçe sayıyor.Artık eski sağlığı yok.Onu öylece bırakamam.
Min-kyung gülümsedi:
-İyi kalpli ama bir o kadar da cadı bir Salyangozsun.Amaan ne dert ediyoruz ki.Biz de burda kurarız Rock grubumuzu.
Ben de gülümsedim.
-Tamam Goril...Bu arada çok mu istiyorsun bir Rock müzik grubu kurmayı
-Hem de çokk.Küçüklüğümden beri.Jang-ho,Shin ve ben çook küçükken tanışmıştık.Üçümüzün de oyuncak gitarı vardı.Söz verdik ileride bir Rock müzik grubu kuracağımıza.
-Umarım hayaliniz gerçekleşir.
~~~~~~~~~~~~~
Min-kyung varken Yeon-woo odama pek uğramıyordu ama o gidince neredeyse odamdan çıkmıyordu. Bana hastanede en çok yardımcı olan Yeon-woo'ydu. Ne kadar teşekkür etsem az..
Bir an önce iyileşmeye çalıştım.Onları daha fazla yormamak için. Sonunda hastaneden çıktım. Min-kyung'un bahsettiği adam gelip çalışmaları izleyecekti. Neler olduğunu merak ediyorum. Akşam beni ziyaret etmelerini sabırsızlıkla bekliyorum.
Nihayet gelmişlerdi.Ama..Jin-kyong'un gözleri kıpkırmızıydı ve morali oldukça bozuk görünüyordu. Jang-ho da aynı şekilde..
Jin-kyong'a yaklaştım:
-Ne oldu?Ne bu dometes gözler?
Sonra Jang-ho'ya döndüm:
-Sen mi üzdün yoksa? Ayrıldınız mı?
Jang-ho hayır anlamında kafasını iki yana çevirdi.Jin-kyong ise hıçkıra hıçkıra ağlayarak lavaboya yöneldi
-Ya ne oluyor?Kim ağlattı bu kızı? Birşey söyleyinsene..
Min-kyung'a baktım.Yüzüme bakmaya cesaret edemiyormuş gibiydi.Shin hemen atıldı:
-Ha-na..Önemli birşey değil.Ders notları biraz düşük geldi de... Biz de düzeltirsin dedik dinlemiyor. Bu arada pasta getirdik. Hadi hep beraber yiyelim.Sen de oldukça sağlam gözüküyorsun
deyip koluma vurdu ve mutfağa yöneldi.Bense hala Min-kyung'a bakıyordum. Onun yüzüme bakamadığını anlayınca üstüne gitmeyip mutfağa yöneldim.
Shin pastayı kesiyor,Jang-ho tabaklara yerleştiriyor, ben de meyvesularını koyuyordum.
-Myeong Shin?
-Efendim Yoo Ha-na?
-Anlatınsana o adamla tanıştınız mı? Ne dedi performansınıza.?Bu arda Shin ağzına bir dilim pasta almıştı ki öksürmeye başladı.
-Ne var?Kötü birşey mi sordum?
Jang-ho hemen atıldı:
-Performansımızı beğendi Ha-na..Hepsi bu
-İyi... sevindim.
Shin'e bir bardak meyvesuyu uzattım:
-Al da boğulma koca boğaz.
~*Min-kyung'un dilinden*~
~Ertesi Gün~
Ha-na'yla oyuncak oynattığımız bankın ilerisindeki boş sahile kocaman yastıklar attırdım.Biraz ışıklarla süslettirdim.Ha-na'ya burada gelmesini söyledim.Açıklama vakti gelmişti.
İşte geliyo....İçim sızladı.Yaptığım yanlış mı acaba?
-Hayırdır Goril? Akşam akşam
-Otursana Ha-na.
Garip garip baktı ve oturdu.
-Hmm..Sahilde renkli yer yastıkları.. İyi fikir Goril.Tuttum bunu.Bazen kafa çalışıyor.deyip saçımı karıştırdı.
Gülümsemeye çalıştım. Biraz bişeyler yedik ve yakamozları seyrettik. ''Tam zamanı'' diye geçirdim içimden.
-Ha-na?
-Evet Goril? Birşey söyleyeceksin saatlerdir bekliyorum.Asıl konuya gel.
Tanrım ben ne kadar zeki bir kızı seviyorum.. dedim içimden
-Ha-na..O adamla görüştük..
-Hangi? Dün gelen adam değil mi? Hani senin umutlandığın...?
-Şey aslında o dün değil 1 hafta önce gelmişti.
-N..nasıl yani? Bana yalan mı söylediniz? Peki neden?
-Çünkü Jang-ho,Shin ve ben çok zorlandık karar vermekte... Bize düşünmemiz için 1 hafta verdi.Biz de kararımızı vereceğimiz günü söyledik sana.
-Ne kararı? Ne diyorsun? Açık konuşsana
-Ha-na..Biz..Yani Jang-ho,Shin ve ben..Amerika'ya gidiyoruz..
Ha-na'nın tepkisini görmemek için gözlerimi birkaç saniye kapalı tuttum. Sonra korkarak açtım. Boş gözlerle bana baktı. Sonra kafasını çevirip denize... Bir müddet denizi seyrettikten sonra yüzüme bakmadan konuştu:
-Bu kadar korkarak söylediğine göre birkaç haftalığına ya da birkaç aylığına değil sanırım...
Yine telaşlanmıştım. Ne haftası? Ne ayı?
-Daha uzun..
-Ne kadar mesela?
-5 yıl..
Hızla kafasını bana çevirdi
-Ne? 5 yıl mı? 5 koca yıl mı !!!
Hızla konuştum:
-Ha-na bak..Öğretmenler senin sesinden o adama övgüyle bahsettiler. Eğer kabul edersen sesini dinlemek istediğini, eğer beğenirse de senin de bizimle geleceğini söyledi. Bak mezuniyet için vereceğimiz konser 1 hafta sonra.. Yarın hemen o adamın yanına gidelim olur mu?
-Olmaz!!! Sana babamı bu halde bırakamayacağımı söylemiştim!
-Ha-na böyle yapma lütfen.
Yutkundu.
-Ne zaman gidiyorsun?
-Konser verdiğimiz günün akşamı..Yani 1 hafta sonra..
-İyi git..
deyip ayağa kalktı ve hızla yürüdü.Peşinden koşup kolunu tuttum.
-Ha-na..Bu mu tek sözün.'İyi git' de ne demek? Benim için kolay mı sanıyorsun? Hem biz..
Lafımı tamamlama izin vermeden bana iyice yaklaşıp bağırmaya başladı:
-Hem biz ayrılmıyoruz ki.. 5 yıl sonra yine aynı kişiler olacağız. Ben seni hiç bırakmayacağım. diyeceksin değil mi? 5 yıl sonra da yanımda olacağına söz vereceksin hatta yemin bile edeceksin öyle değil mi?!!!
Boynumu eğdim:
-Evet..Ama dinle..
Yine lafımı tamamlayamadan konuştu.Bu kez o da boynunu yere eğmişti ve bağırmıyordu:
-Hyun-shik de böyle demişti biliyor musun?Yeminler etmişti..Söz vermişti.. Ayrılırken aynı oyun aynı sözler...
Sonra kafasını kaldırıp bağırmaya devam etti:
-Bıktım anladın mı? Kimseyi sevmek istemiyorum. Sayenizde sevmekten nefret ediyorum!
deyip yine hızla yürümeye başladı.Arkasından koşup beline sarıldım ve başımı onun omzuna koydum.
-Ha-na lütfen böyle söyleme.Beni Hyun-shik'le bir tutma...
Hiçbirşey söylemiyordu.Birkaç saniye öylece kaldık.
-Ha-na yalvarırım birşey söyle...
-Git...
dedi ve hızla kendisini çekip yürümeye devam etti..
~*Ha-na*~
Giderken tek düşündüğüm şey 'En Gerçek' diye düşündüğüm bir aşkın da Hyun-shik'le olandan farksız olmamasıydı.Ben yanılmıyorum...Hyun-shik benim kaderim..!!
NOT: İki bölümü birleştirip verdim.Uzun oldu özür dilerim
Yazan: Kim Fueisa
~*Ha-na'nın Dilinden*~
~Ertesi Gün~
Min-kyung,babam,Jang-ho,Shin ve diğer arkadaşlar yine ziyarete gelmişti.Onlar gidince Jin-kyong bizi başbaşa bıraktı.
Min-kyung gülümseyerek yanıma yaklaştı.
-Salyangoz tahmin edemezsin.Hayallerimi gerçekleştirme imkanı bulacağım.Sen de iyileşmeye çalış bir an önce.
-Ne oldu Goril?Ne bu sevinç?
-Yıl sonunda mezunlar için vereceğimiz konser var ya hani?Hani Jang-ho,Shin ve ben de şarkı söyleyeceğiz ya?
-Eee?
-Çalışmalarımızı 1 hafta sonra ünlü biri gelip izleyecekmiş. O,bizim okuldan çok fazla kişiyi hayallerine ulaştırmış. Düşünsene Jang-ho,Shin sen ve ben bir rock grubu oluyoruz. Adını salyangoz mu koysak Goril mi?
-Goril!!
-Goril mi koyalım adını?
-Sus da beni dinle.Çok ümitlenme.Sonra hayal kırıklığına uğrarsın.
-Tamam tamam.Ama güzel bir hayal değil mi? Sonra yurt dışına çıkarız.
-Hmm evet.
Birden gülümsemesi söndü.
-Sevinmedin mi Ha-na?
-Rock grubu fikrini sevdim de yurt dışına açılma fikri imkansız birşey.
-Nedenmiş?
-Babam bu şirket yüzünden kendi sağlığını hiçe sayıyor.Artık eski sağlığı yok.Onu öylece bırakamam.
Min-kyung gülümsedi:
-İyi kalpli ama bir o kadar da cadı bir Salyangozsun.Amaan ne dert ediyoruz ki.Biz de burda kurarız Rock grubumuzu.
Ben de gülümsedim.
-Tamam Goril...Bu arada çok mu istiyorsun bir Rock müzik grubu kurmayı
-Hem de çokk.Küçüklüğümden beri.Jang-ho,Shin ve ben çook küçükken tanışmıştık.Üçümüzün de oyuncak gitarı vardı.Söz verdik ileride bir Rock müzik grubu kuracağımıza.
-Umarım hayaliniz gerçekleşir.
~~~~~~~~~~~~~
Min-kyung varken Yeon-woo odama pek uğramıyordu ama o gidince neredeyse odamdan çıkmıyordu. Bana hastanede en çok yardımcı olan Yeon-woo'ydu. Ne kadar teşekkür etsem az..
Bir an önce iyileşmeye çalıştım.Onları daha fazla yormamak için. Sonunda hastaneden çıktım. Min-kyung'un bahsettiği adam gelip çalışmaları izleyecekti. Neler olduğunu merak ediyorum. Akşam beni ziyaret etmelerini sabırsızlıkla bekliyorum.
Nihayet gelmişlerdi.Ama..Jin-kyong'un gözleri kıpkırmızıydı ve morali oldukça bozuk görünüyordu. Jang-ho da aynı şekilde..
Jin-kyong'a yaklaştım:
-Ne oldu?Ne bu dometes gözler?
Sonra Jang-ho'ya döndüm:
-Sen mi üzdün yoksa? Ayrıldınız mı?
Jang-ho hayır anlamında kafasını iki yana çevirdi.Jin-kyong ise hıçkıra hıçkıra ağlayarak lavaboya yöneldi
-Ya ne oluyor?Kim ağlattı bu kızı? Birşey söyleyinsene..
Min-kyung'a baktım.Yüzüme bakmaya cesaret edemiyormuş gibiydi.Shin hemen atıldı:
-Ha-na..Önemli birşey değil.Ders notları biraz düşük geldi de... Biz de düzeltirsin dedik dinlemiyor. Bu arada pasta getirdik. Hadi hep beraber yiyelim.Sen de oldukça sağlam gözüküyorsun
deyip koluma vurdu ve mutfağa yöneldi.Bense hala Min-kyung'a bakıyordum. Onun yüzüme bakamadığını anlayınca üstüne gitmeyip mutfağa yöneldim.
Shin pastayı kesiyor,Jang-ho tabaklara yerleştiriyor, ben de meyvesularını koyuyordum.
-Myeong Shin?
-Efendim Yoo Ha-na?
-Anlatınsana o adamla tanıştınız mı? Ne dedi performansınıza.?Bu arda Shin ağzına bir dilim pasta almıştı ki öksürmeye başladı.
-Ne var?Kötü birşey mi sordum?
Jang-ho hemen atıldı:
-Performansımızı beğendi Ha-na..Hepsi bu
-İyi... sevindim.
Shin'e bir bardak meyvesuyu uzattım:
-Al da boğulma koca boğaz.
~*Min-kyung'un dilinden*~
~Ertesi Gün~
Ha-na'yla oyuncak oynattığımız bankın ilerisindeki boş sahile kocaman yastıklar attırdım.Biraz ışıklarla süslettirdim.Ha-na'ya burada gelmesini söyledim.Açıklama vakti gelmişti.
İşte geliyo....İçim sızladı.Yaptığım yanlış mı acaba?
-Hayırdır Goril? Akşam akşam
-Otursana Ha-na.
Garip garip baktı ve oturdu.
-Hmm..Sahilde renkli yer yastıkları.. İyi fikir Goril.Tuttum bunu.Bazen kafa çalışıyor.deyip saçımı karıştırdı.
Gülümsemeye çalıştım. Biraz bişeyler yedik ve yakamozları seyrettik. ''Tam zamanı'' diye geçirdim içimden.
-Ha-na?
-Evet Goril? Birşey söyleyeceksin saatlerdir bekliyorum.Asıl konuya gel.
Tanrım ben ne kadar zeki bir kızı seviyorum.. dedim içimden
-Ha-na..O adamla görüştük..
-Hangi? Dün gelen adam değil mi? Hani senin umutlandığın...?
-Şey aslında o dün değil 1 hafta önce gelmişti.
-N..nasıl yani? Bana yalan mı söylediniz? Peki neden?
-Çünkü Jang-ho,Shin ve ben çok zorlandık karar vermekte... Bize düşünmemiz için 1 hafta verdi.Biz de kararımızı vereceğimiz günü söyledik sana.
-Ne kararı? Ne diyorsun? Açık konuşsana
-Ha-na..Biz..Yani Jang-ho,Shin ve ben..Amerika'ya gidiyoruz..
Ha-na'nın tepkisini görmemek için gözlerimi birkaç saniye kapalı tuttum. Sonra korkarak açtım. Boş gözlerle bana baktı. Sonra kafasını çevirip denize... Bir müddet denizi seyrettikten sonra yüzüme bakmadan konuştu:
-Bu kadar korkarak söylediğine göre birkaç haftalığına ya da birkaç aylığına değil sanırım...
Yine telaşlanmıştım. Ne haftası? Ne ayı?
-Daha uzun..
-Ne kadar mesela?
-5 yıl..
Hızla kafasını bana çevirdi
-Ne? 5 yıl mı? 5 koca yıl mı !!!
Hızla konuştum:
-Ha-na bak..Öğretmenler senin sesinden o adama övgüyle bahsettiler. Eğer kabul edersen sesini dinlemek istediğini, eğer beğenirse de senin de bizimle geleceğini söyledi. Bak mezuniyet için vereceğimiz konser 1 hafta sonra.. Yarın hemen o adamın yanına gidelim olur mu?
-Olmaz!!! Sana babamı bu halde bırakamayacağımı söylemiştim!
-Ha-na böyle yapma lütfen.
Yutkundu.
-Ne zaman gidiyorsun?
-Konser verdiğimiz günün akşamı..Yani 1 hafta sonra..
-İyi git..
deyip ayağa kalktı ve hızla yürüdü.Peşinden koşup kolunu tuttum.
-Ha-na..Bu mu tek sözün.'İyi git' de ne demek? Benim için kolay mı sanıyorsun? Hem biz..
Lafımı tamamlama izin vermeden bana iyice yaklaşıp bağırmaya başladı:
-Hem biz ayrılmıyoruz ki.. 5 yıl sonra yine aynı kişiler olacağız. Ben seni hiç bırakmayacağım. diyeceksin değil mi? 5 yıl sonra da yanımda olacağına söz vereceksin hatta yemin bile edeceksin öyle değil mi?!!!
Boynumu eğdim:
-Evet..Ama dinle..
Yine lafımı tamamlayamadan konuştu.Bu kez o da boynunu yere eğmişti ve bağırmıyordu:
-Hyun-shik de böyle demişti biliyor musun?Yeminler etmişti..Söz vermişti.. Ayrılırken aynı oyun aynı sözler...
Sonra kafasını kaldırıp bağırmaya devam etti:
-Bıktım anladın mı? Kimseyi sevmek istemiyorum. Sayenizde sevmekten nefret ediyorum!
deyip yine hızla yürümeye başladı.Arkasından koşup beline sarıldım ve başımı onun omzuna koydum.
-Ha-na lütfen böyle söyleme.Beni Hyun-shik'le bir tutma...
Hiçbirşey söylemiyordu.Birkaç saniye öylece kaldık.
-Ha-na yalvarırım birşey söyle...
-Git...
dedi ve hızla kendisini çekip yürümeye devam etti..
~*Ha-na*~
Giderken tek düşündüğüm şey 'En Gerçek' diye düşündüğüm bir aşkın da Hyun-shik'le olandan farksız olmamasıydı.Ben yanılmıyorum...Hyun-shik benim kaderim..!!
NOT: İki bölümü birleştirip verdim.Uzun oldu özür dilerim
Yazan: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder