31.BÖLÜM
~* Ha-na*~
Hemen eve geldim.Goril ve salyangozu yatağımın üstüne fırlattım.Eski eşyalarımın olduğu kutuyu açıp Hyun-shik'in deniz kenarından bulup içine Hyun-shik & Ha-na yazdığı deniz kabuğunu da aldıktan sonra yatağıma oturdum.
Bir elimde oyuncak goril vardı diğer elimde deniz kabuğu...Goril'e baktım.
-Sen de bunlarla aynı değerde olacaksın.Çünkü bu benim kaderim..Sen de ileride o kutuda yıllarca kalacaksın..Bu da senin kaderin!!
dedim mırıldanarak.Sonra hepsini yerlerine yerleştirip uyumaya çalıştım.
~Konser Günü~
1 hafta boyunca Min-kyung'u görmedim. Evime geleceği zamanlar Yeon-woo ve Hyun-shik'le buluştum. Telefonlarına cevap vermedim , okula gitmedim. .Bir an önce unutmak istiyordum onu.Zaten eninde sonunda unutacaktım..
~Konser Başladı~
Jin-kyong aradı:
-Hana neredesin sen!
-Evde, yatağımın üstündeyim. Ders çalışıyorum.
-Yalan söyleme!!
Susmuştum..
-Hana.. Bugün Min-kyung gidiyor, Shin , Jang-ho.. Hepsi gidiyor. Küçük bir elveda bile demeyecek misin? Bu kadar taş mı kalbin?
-Off uykum var. Nereye gidiyorlarsa gitsinler. Ben yatıyorum. İyi geceler.
-Hana ama..
telefonu yüzüne kapatıp bir müddet ağladım. Goril ve salyangoz tam karşımda duruyorlardı...
Min-kyung'u belki de bu son görüşüm olacak diye düşündüm ve mezuniyet konserine gitmek için hazırlandım. Çok abartıya kaçmadan sade bir elbise ve sade bir makyaj yapıp mezuniyet konserinin yapılacağı yere geldim. Hem konser hem balo gibiydi. Dans edenler bir tarafta, bir şeyler içenler bir tarafta, boş boş oturanlar bir taraftaydı. Bu sene mezun olmayacak olanlar bile baloya gelmişti adeta.
Kimsenin beni göremeyeceği bir yere geçtim.Program bitmek üzereydi.
Son olarak Cennet erkekleri çıktı..
Min-kyung mikrofonu eline aldı. Tam müzik başlayacakken durdurdu. Önce etrafına bakındı sonra kararlı bir şekilde konuşmaya başladı:
-Seni şu an göremiyorum... Ama burda olduğunu hissediyorum. Sana son kez yalvarıyorum, bana bir vedayı çok görme...
Bir müddet sessizlik oldu. Ben hemen kuytu bir yere saklandım. Min-kyung beni göremeyince başını hafifçe eğdi ve şarkı başladı.
Benim de, benim de,
Kalbim çaresiz kaldı.
Ne istiyorsun, ne yapmamı istiyorsun? Söyle bana.
Çok uzak, çok uzak bir aşk bu.
Kalbimde sadece sen varsın,
Senden asla vazgeçemem.
Sen olmadan da, sen yanımda olmadan da
Yaşamayı başarabilecek miyim?
Gördüğüm rüyalarda bile sadece ikimiz varız.
Sana benzedim, şimdilerde sana benzedim.
Ne aptalca bir duygu bu,
Bundan kurtulamıyorum.
Tam burada bekle, çünkü gülümseyişini bulmak için geri geleceğim.
Sana acı çektiren tüm gözyaşlarını, burada bir bir yakalayacağım.
Bu tertemiz aşkı asla unutmayacağım ,
Çünkü eminim ki bu aşkı tekrar bulacağım.
Bu karşılıksız aşk, göğsümü hüzünle yaksa da,
Biliyorum ki seni kalbimden atmaya henüz hazır değilim.
Bu gözyaşları, her bir hatıramız içinde boğuluncaya kadar akmaya devam edecek.
Eminim ki aşkım seni yeniden bulacak...
Şarkı bitmişti. Birkaç adam sahneye onları kutlamak ve gideceklerini açıklamak için çıktı.
Min-kyung'a baktıkça kalbim paramparça oluyordu. Birden bir elin omzuma dokunduğunu hissettim. Hızla arkamı döndüm.Bu Hyun-shik'ti.
-Ha-na...Sakın ağlama,kendini çok yıpratma olur mu?
dedi fısıltıyla.Ben gözümdeki yaşları silip kafamı tamam anlamında salladım.
Min-kyung sahneden inecekken kendimi hızla Hyun-shik'den çekip dışarı çıktım.
Boş boş sahilde dolandım. Salyangoz ve Gorili birbirimize verdiğimiz bankın yanından geçerken gözlerim doldu. Daha fazla dayanamayıp dizlerimin üstüne çöktüm ve ağlamaya başladım...
Ne kadar ağladığımı bilmiyorum ama Min-kyung'un gitmesine 15 dk kalmıştı. Taksi durdurup havaalanına gittim. Yine saklanmıştım.
Min-kyung,Jang-ho,Shin,Jin-kyong,Eun ve tanımadığım birkaç kişiyi gördüm. Vedalaşıyorlardı. Ağladığımı kimse duymasın diye elimi ağzımda tutup adeta hıçkırıklarımı yutuyordum. Min-kyung'un telefonla uğraştığını gördüm ve benim telefonum çaldı. Gözyaşlarımı silip sesimi düzelttikten sonra telefonu açtım.
-Efendim?
-Neredesin?
-Sahildeyim.. Ji hoo'nun doğum günü partisinde
Kendimi zor tutuyordum ağlamamak için.Dudaklarım titriyordu.
-Ben.. Gidiyorum..
-Biliyorum.
-Veda etmeyeceksin galiba..İyi eğlenceler..
Hiçbirşey demeden suratına kapattım çünkü daha fazla dayanamıyordum.
Uçağın kalkacağı anons edildi... Bu manzarayı görmek kalbimi yakacaktı. Geri dönüp yürüdüm. birkaç saniye sonra telefonuma bir mesaj geldi Min-kyung'dan.
"Umarım 5 sene sonra karşılaşacağım kişi bugün yeniden tanıdığım Ha-na olmaz. Kendine çok iyi bak olur mu?"
Gözlerimden yaşlar sicim gibi boşaldı. Onun boynuna sarılıp veda etmek istiyordum. Onun sıcak ve güven veren kollarında olmak istiyordum. Koşarak geri döndüm.
-Min-kyung bekle diyerek haykırıyordum ama uçak hareket etmeye başlamıştı bile.
Haykıra haykıra ağlıyordum. Kollarım ve bacaklarım beni taşıyamaz hale gelmişti. Olduğum yere diz çöktüm. Eun bana sarıldı. Benim haykırarak ağladığımı görünce o da ağlamaya başladı. Bana sıkıca sarıldı
-Geçecek... Hepsi geçecek..O geri dönecek.
-Onu çok özleyeceğim Eun... Çok özleyeceğim
Hıçkırıklarımın beni boğmasından korkuyorum...
~Eve geldim~
Gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu. Çok bitkin hissediyordum kendimi. Bir ruh gibi... Odama girer girmez yatağımın kenarındaki Goril'e gözüm çarptı.Yavaşça yaklaşıp elime aldım.Sesim de vücudum gibi bitkin çıkıyordu.Gözlerim yine dolmaya başladı. Artık yaşlar yakmaya başlamıştı gözümü..
-Hani beni bırakmayacaktın?
dedim bitkin bir sesle...Sonra yavaşça yerine bıraktım. Bir adım atacakken öylece kalakaldım.Hızla dönüp yine elime aldım ve sıkıca sarıldım.
Gözyaşlarım ve hıçkırıklarım zor konuşmama sebep oluyordu:
-Ben..şimdi..Sensiz mi kaldım?
NOT: Yaklaşık 2 bölüm sonra finalimiz var. Umarım beğenerek okumuşsunuzdur..
Yazan: Kim Fueisa (Feyza)
~* Ha-na*~
Hemen eve geldim.Goril ve salyangozu yatağımın üstüne fırlattım.Eski eşyalarımın olduğu kutuyu açıp Hyun-shik'in deniz kenarından bulup içine Hyun-shik & Ha-na yazdığı deniz kabuğunu da aldıktan sonra yatağıma oturdum.
Bir elimde oyuncak goril vardı diğer elimde deniz kabuğu...Goril'e baktım.
-Sen de bunlarla aynı değerde olacaksın.Çünkü bu benim kaderim..Sen de ileride o kutuda yıllarca kalacaksın..Bu da senin kaderin!!
dedim mırıldanarak.Sonra hepsini yerlerine yerleştirip uyumaya çalıştım.
~Konser Günü~
1 hafta boyunca Min-kyung'u görmedim. Evime geleceği zamanlar Yeon-woo ve Hyun-shik'le buluştum. Telefonlarına cevap vermedim , okula gitmedim. .Bir an önce unutmak istiyordum onu.Zaten eninde sonunda unutacaktım..
~Konser Başladı~
Jin-kyong aradı:
-Hana neredesin sen!
-Evde, yatağımın üstündeyim. Ders çalışıyorum.
-Yalan söyleme!!
Susmuştum..
-Hana.. Bugün Min-kyung gidiyor, Shin , Jang-ho.. Hepsi gidiyor. Küçük bir elveda bile demeyecek misin? Bu kadar taş mı kalbin?
-Off uykum var. Nereye gidiyorlarsa gitsinler. Ben yatıyorum. İyi geceler.
-Hana ama..
telefonu yüzüne kapatıp bir müddet ağladım. Goril ve salyangoz tam karşımda duruyorlardı...
Min-kyung'u belki de bu son görüşüm olacak diye düşündüm ve mezuniyet konserine gitmek için hazırlandım. Çok abartıya kaçmadan sade bir elbise ve sade bir makyaj yapıp mezuniyet konserinin yapılacağı yere geldim. Hem konser hem balo gibiydi. Dans edenler bir tarafta, bir şeyler içenler bir tarafta, boş boş oturanlar bir taraftaydı. Bu sene mezun olmayacak olanlar bile baloya gelmişti adeta.
Kimsenin beni göremeyeceği bir yere geçtim.Program bitmek üzereydi.
Son olarak Cennet erkekleri çıktı..
Min-kyung mikrofonu eline aldı. Tam müzik başlayacakken durdurdu. Önce etrafına bakındı sonra kararlı bir şekilde konuşmaya başladı:
-Seni şu an göremiyorum... Ama burda olduğunu hissediyorum. Sana son kez yalvarıyorum, bana bir vedayı çok görme...
Bir müddet sessizlik oldu. Ben hemen kuytu bir yere saklandım. Min-kyung beni göremeyince başını hafifçe eğdi ve şarkı başladı.
Benim de, benim de,
Kalbim çaresiz kaldı.
Ne istiyorsun, ne yapmamı istiyorsun? Söyle bana.
Çok uzak, çok uzak bir aşk bu.
Kalbimde sadece sen varsın,
Senden asla vazgeçemem.
Sen olmadan da, sen yanımda olmadan da
Yaşamayı başarabilecek miyim?
Gördüğüm rüyalarda bile sadece ikimiz varız.
Sana benzedim, şimdilerde sana benzedim.
Ne aptalca bir duygu bu,
Bundan kurtulamıyorum.
Tam burada bekle, çünkü gülümseyişini bulmak için geri geleceğim.
Sana acı çektiren tüm gözyaşlarını, burada bir bir yakalayacağım.
Bu tertemiz aşkı asla unutmayacağım ,
Çünkü eminim ki bu aşkı tekrar bulacağım.
Bu karşılıksız aşk, göğsümü hüzünle yaksa da,
Biliyorum ki seni kalbimden atmaya henüz hazır değilim.
Bu gözyaşları, her bir hatıramız içinde boğuluncaya kadar akmaya devam edecek.
Eminim ki aşkım seni yeniden bulacak...
Şarkı bitmişti. Birkaç adam sahneye onları kutlamak ve gideceklerini açıklamak için çıktı.
Min-kyung'a baktıkça kalbim paramparça oluyordu. Birden bir elin omzuma dokunduğunu hissettim. Hızla arkamı döndüm.Bu Hyun-shik'ti.
-Ha-na...Sakın ağlama,kendini çok yıpratma olur mu?
dedi fısıltıyla.Ben gözümdeki yaşları silip kafamı tamam anlamında salladım.
Min-kyung sahneden inecekken kendimi hızla Hyun-shik'den çekip dışarı çıktım.
Boş boş sahilde dolandım. Salyangoz ve Gorili birbirimize verdiğimiz bankın yanından geçerken gözlerim doldu. Daha fazla dayanamayıp dizlerimin üstüne çöktüm ve ağlamaya başladım...
Ne kadar ağladığımı bilmiyorum ama Min-kyung'un gitmesine 15 dk kalmıştı. Taksi durdurup havaalanına gittim. Yine saklanmıştım.
Min-kyung,Jang-ho,Shin,Jin-kyong,Eun ve tanımadığım birkaç kişiyi gördüm. Vedalaşıyorlardı. Ağladığımı kimse duymasın diye elimi ağzımda tutup adeta hıçkırıklarımı yutuyordum. Min-kyung'un telefonla uğraştığını gördüm ve benim telefonum çaldı. Gözyaşlarımı silip sesimi düzelttikten sonra telefonu açtım.
-Efendim?
-Neredesin?
-Sahildeyim.. Ji hoo'nun doğum günü partisinde
Kendimi zor tutuyordum ağlamamak için.Dudaklarım titriyordu.
-Ben.. Gidiyorum..
-Biliyorum.
-Veda etmeyeceksin galiba..İyi eğlenceler..
Hiçbirşey demeden suratına kapattım çünkü daha fazla dayanamıyordum.
Uçağın kalkacağı anons edildi... Bu manzarayı görmek kalbimi yakacaktı. Geri dönüp yürüdüm. birkaç saniye sonra telefonuma bir mesaj geldi Min-kyung'dan.
"Umarım 5 sene sonra karşılaşacağım kişi bugün yeniden tanıdığım Ha-na olmaz. Kendine çok iyi bak olur mu?"
Gözlerimden yaşlar sicim gibi boşaldı. Onun boynuna sarılıp veda etmek istiyordum. Onun sıcak ve güven veren kollarında olmak istiyordum. Koşarak geri döndüm.
-Min-kyung bekle diyerek haykırıyordum ama uçak hareket etmeye başlamıştı bile.
Haykıra haykıra ağlıyordum. Kollarım ve bacaklarım beni taşıyamaz hale gelmişti. Olduğum yere diz çöktüm. Eun bana sarıldı. Benim haykırarak ağladığımı görünce o da ağlamaya başladı. Bana sıkıca sarıldı
-Geçecek... Hepsi geçecek..O geri dönecek.
-Onu çok özleyeceğim Eun... Çok özleyeceğim
Hıçkırıklarımın beni boğmasından korkuyorum...
~Eve geldim~
Gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu. Çok bitkin hissediyordum kendimi. Bir ruh gibi... Odama girer girmez yatağımın kenarındaki Goril'e gözüm çarptı.Yavaşça yaklaşıp elime aldım.Sesim de vücudum gibi bitkin çıkıyordu.Gözlerim yine dolmaya başladı. Artık yaşlar yakmaya başlamıştı gözümü..
-Hani beni bırakmayacaktın?
dedim bitkin bir sesle...Sonra yavaşça yerine bıraktım. Bir adım atacakken öylece kalakaldım.Hızla dönüp yine elime aldım ve sıkıca sarıldım.
Gözyaşlarım ve hıçkırıklarım zor konuşmama sebep oluyordu:
-Ben..şimdi..Sensiz mi kaldım?
NOT: Yaklaşık 2 bölüm sonra finalimiz var. Umarım beğenerek okumuşsunuzdur..
Yazan: Kim Fueisa (Feyza)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder