32.BÖLÜM
~Min-kyung'suz Günlerim~
Jin-kyong benim kadar üzülmüyordu. Çünkü biliyor,Jang-ho onu asla bırakmaz. Onlar hergün konuşuyorlardı. Min-kyung beni aramasın diye telefonumu,hattımı bile değiştirdim.Jin-kyong'a da kimseye söylememesi için tembihledim...
Okulum bitmişti..Jin-kyong şarkıcı olmak istiyordu.
Bense konservatuar bölümüne sırf Hyun-shik için gittiğimden şarkıcılığa meyilli değildim.Babama da yardımcı olmak için bizim şirkette çalışmaya başladım.
~5 Sene Sonra~
Odamda şirket üstüne çalışıyordum.Babam odamı tıklatıp içeri geldi.
-Ha-na?Biraz konuşabilr miyiz tatlım?
-Tabi ki.
Karşıma sandalye çekip elimi tuttu.
-Bak canım. Biliyorsun ben seni bugüne kadar hiçbir konuda zorlamadım şimdi de zorlamıyorumBu yüzden diyeceklerimi yanlış anlama olur mu?
-Tabi ki yanlış anlamam.
-Kızım.Yaşıtların gibi senin de evlenme vaktinin geldiğini düşünüyorum.Tabi karar senin ve Kore'deki bir şirketin sahibi oğluyla seni tanıştırmak istedi.Bu iki şirket için de çok iyi olur diye düşündüm. Ama tanışmak istemezsen de saygı duyarım biliyorsun.
-Baba..Ben şimdilik böyle şeyleri düşünmek istemiyorum.
-Peki canım.Dediğim gibi seni zorlamıyorum.Haftaya bugün aramızda bir iş toplantısı yapacaktık.Sen ben Bay Lee ve oğlu..Sen gelme o zaman.İyi geceler canım.
deyip alnımdan öptü ve gitti.
~Ertesi Gün~
Hyun-shik aradı.Bu aralar çok sık görüşüyoruz.
-Efendim?
-Ha-na hadi biraz dışarı çıkalım.Sana söylemek istediğim birşeyler var.Seni çok beğeneceğin bir yere götüreceğim.
-Tamam.Nereye geleyim?
-Sürpriz..15 dakikaya evinin önüne gelirim.Hazırlan.
-Peki dedim gülümseyerek.
...
Ben manzarayı sevdiğim için beni etrafı ağaçlarla çevrili olan bir restauranta getirmişti. Akşam olmak üzereydi. Yemeğimizi yedikten sonra gün batımını izledik.
Hyun-shik konuşmaya başladı:
-Hana sana onca şey dedikten sonra benimle tekrar arkadaş olmayı kabul ettin. Bu benim için mucize gibi birşeydi.
Gerçekten öyleydi.. O ne yaparsa yapsın kızgınlığım çok çabuk geçiyordu..
-Ama hiçbir zaman senin hakkında öyle düşünmedim. O çıktığım kız da aslında sevgilim değildi. Daha doğrusu ben hiç istememiştim.
-Nasıl yani?
-Şirketler arası ilişkileri düzeltmenin 'evlilik' gibi çok önemli bir konuyu kullanarak yapılması kadar saçma bir fikir benim babamın kafasına da yerleşmişti. Ayrıca baban sana hissettirmedi ama babamla arası şirket olaylarından dolayı bozulmuştu. Bizimkilerin üzerimde çocuk gibi baskı yapmasından sıkıldığım için okula ilk 1 ay gelmedim. Döndüğümde yine hiçbirşey değişmemişti. Herşeyi bırakıp seninle gizlice birlikte olmak istedim fakat fazla gizli kalmadı. Bir bahaneyle ayrılmam gerekiyordu. Çünkü o kız benimle nişanlıydı. Sana seni aşağılayacak bir yalan söyledim... Sakat olmanı öne sürdüm..
-Peki şimdi ne değişti de böylesin?
-Babam vefat etti.
-Ne? Gerçekten mi.. başımı öne eğdim. Özür dilerim Hyun-shik..
-Özre gerek yok sen nereden bilecektin ki. Nişanı geçen sene attım. Zaten babam ölünce şirket içindeki denge de bozuldu.
-Anladım...
Bu arada Güneş batmak üzereydi. Hyun-shik cebinden küçük bir kutu çıkardı.
-Ha-na...Sen beni şu 5 sene boyunca hiç olmadığım kadar mutlu ettin. Benim de seni mutlu edeceğime inan lütfen.Benimle evlenip sonsuza kadar mutlu olmak ister misin?
Çok şaşırmıştım.Kaderim olduğunu düşündüğüm kişi evlenme teklif ediyordu.Evet ona artık güveniyordum.. Mutlu edeceğine inanıyordum ama yine de kararsızdım..
-Hyun-shik..Ben..
Bu arada telefonum çaldı.Arayan Jin-kyong'du.
-Efendim?
-Ha-na çabuk sahildeki cafe'ye gel.Bizimkiler gelmiş.Orada buluşacağız.
Yüzüm gülüyordu.Min-kyung aklıma geldi.
-Tamam.Geliyorum.
deyip kapattım.
-Hyun-shik.Bu konu hemen karar verebileceğim bir konu değil.Şimdi biryere gitmem gerek.Sonra konuşsak?
-Peki..
dedi hafif bir tebessümle.
Gittiğimde herkes ordaydı. Min-kyung hariç....
Yazan yerden itibaren bir değişklik yapmam gerekiyor. Onun altındakilere hiç bakmadan şunu yapıştırır mısın o kısma:
Yanlarına yaklaştım. Shin beni görünce yüzüne kocaman bir gülücük kondurup ayağa fırladı ve "Ha-na!!!" diyerek boynuma atladı. Sonra geri çekilip beni baştan aşağı süzdü.
-Ahh bu kız hiç değişmemiş. Hala çok güzel. Ne çok özlemişim seni.
Gülümsemeye çalıştım.
- Ben de seni deli.
Jang-ho da yanıma yaklaşıp sarıldı. Onları gerçekten çok özlemiştim. Bu arada gözüm Min-kyung'u aradı. Ama onu göremedim.
-Şey, Min-kyung gelmedi mi?
Birden herkesin yüz ifadesi değişti. Jin-kyong başını eğip arkasını döndü. Kötü bişeyler diyeceklerini hissetmiştim..
- Min-kyung nerde diye sordum size. Cevap verir misiniz?
Shin nazik ve çekingen bir tavır takındı:
- Hana... Min-kyung 1 hafta önce geldi. Babasıyla konuştum..
- Ee?
- Min-kyung.... Evlenecekmiş.
Jin-kyong ani bir hareketle ayağa kalkıp bana sarıldı. Jang-ho ve Shin de boyunlarını eğmişlerdi.. Bense ruh gibiydim. Hiçbirşey hissetmiyordum. Hiçbirşey yapmıyordum..
Fısıltıyla:
-Ben yanılmıyorum... Hyun-shik benim kaderim.. Dedim..
Jin-kyong daha sıkı sarıldı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Eve geldim... Artık kimseyi beklemeyeceğim... Kimse için üzülmeyeceğim..
Babam eve geldi:
Akşam yemekte konuşuyorduk...
- Yarın toplantıya gelecek misin canım?
- Evet baba..
- Ama evlenmek gibi bir düşüncenin olmadığını söylemiştin?
- Evet söyledim. Çünkü ben... Eğer izin verirsen.... Hyun-shik ile evleneceğim baba..!
Gelecek bölümün (Final) özeti: Min-kyung kararından dönmek için Hana'dan sadece bir cümle bekleyecek. Hana ise nihayet 'kaderim' dediği kişiyle evlenecek...
Yazan: Kim Fueisa (Feyza)
~Min-kyung'suz Günlerim~
Jin-kyong benim kadar üzülmüyordu. Çünkü biliyor,Jang-ho onu asla bırakmaz. Onlar hergün konuşuyorlardı. Min-kyung beni aramasın diye telefonumu,hattımı bile değiştirdim.Jin-kyong'a da kimseye söylememesi için tembihledim...
Okulum bitmişti..Jin-kyong şarkıcı olmak istiyordu.
Bense konservatuar bölümüne sırf Hyun-shik için gittiğimden şarkıcılığa meyilli değildim.Babama da yardımcı olmak için bizim şirkette çalışmaya başladım.
~5 Sene Sonra~
Odamda şirket üstüne çalışıyordum.Babam odamı tıklatıp içeri geldi.
-Ha-na?Biraz konuşabilr miyiz tatlım?
-Tabi ki.
Karşıma sandalye çekip elimi tuttu.
-Bak canım. Biliyorsun ben seni bugüne kadar hiçbir konuda zorlamadım şimdi de zorlamıyorumBu yüzden diyeceklerimi yanlış anlama olur mu?
-Tabi ki yanlış anlamam.
-Kızım.Yaşıtların gibi senin de evlenme vaktinin geldiğini düşünüyorum.Tabi karar senin ve Kore'deki bir şirketin sahibi oğluyla seni tanıştırmak istedi.Bu iki şirket için de çok iyi olur diye düşündüm. Ama tanışmak istemezsen de saygı duyarım biliyorsun.
-Baba..Ben şimdilik böyle şeyleri düşünmek istemiyorum.
-Peki canım.Dediğim gibi seni zorlamıyorum.Haftaya bugün aramızda bir iş toplantısı yapacaktık.Sen ben Bay Lee ve oğlu..Sen gelme o zaman.İyi geceler canım.
deyip alnımdan öptü ve gitti.
~Ertesi Gün~
Hyun-shik aradı.Bu aralar çok sık görüşüyoruz.
-Efendim?
-Ha-na hadi biraz dışarı çıkalım.Sana söylemek istediğim birşeyler var.Seni çok beğeneceğin bir yere götüreceğim.
-Tamam.Nereye geleyim?
-Sürpriz..15 dakikaya evinin önüne gelirim.Hazırlan.
-Peki dedim gülümseyerek.
...
Ben manzarayı sevdiğim için beni etrafı ağaçlarla çevrili olan bir restauranta getirmişti. Akşam olmak üzereydi. Yemeğimizi yedikten sonra gün batımını izledik.
Hyun-shik konuşmaya başladı:
-Hana sana onca şey dedikten sonra benimle tekrar arkadaş olmayı kabul ettin. Bu benim için mucize gibi birşeydi.
Gerçekten öyleydi.. O ne yaparsa yapsın kızgınlığım çok çabuk geçiyordu..
-Ama hiçbir zaman senin hakkında öyle düşünmedim. O çıktığım kız da aslında sevgilim değildi. Daha doğrusu ben hiç istememiştim.
-Nasıl yani?
-Şirketler arası ilişkileri düzeltmenin 'evlilik' gibi çok önemli bir konuyu kullanarak yapılması kadar saçma bir fikir benim babamın kafasına da yerleşmişti. Ayrıca baban sana hissettirmedi ama babamla arası şirket olaylarından dolayı bozulmuştu. Bizimkilerin üzerimde çocuk gibi baskı yapmasından sıkıldığım için okula ilk 1 ay gelmedim. Döndüğümde yine hiçbirşey değişmemişti. Herşeyi bırakıp seninle gizlice birlikte olmak istedim fakat fazla gizli kalmadı. Bir bahaneyle ayrılmam gerekiyordu. Çünkü o kız benimle nişanlıydı. Sana seni aşağılayacak bir yalan söyledim... Sakat olmanı öne sürdüm..
-Peki şimdi ne değişti de böylesin?
-Babam vefat etti.
-Ne? Gerçekten mi.. başımı öne eğdim. Özür dilerim Hyun-shik..
-Özre gerek yok sen nereden bilecektin ki. Nişanı geçen sene attım. Zaten babam ölünce şirket içindeki denge de bozuldu.
-Anladım...
Bu arada Güneş batmak üzereydi. Hyun-shik cebinden küçük bir kutu çıkardı.
-Ha-na...Sen beni şu 5 sene boyunca hiç olmadığım kadar mutlu ettin. Benim de seni mutlu edeceğime inan lütfen.Benimle evlenip sonsuza kadar mutlu olmak ister misin?
Çok şaşırmıştım.Kaderim olduğunu düşündüğüm kişi evlenme teklif ediyordu.Evet ona artık güveniyordum.. Mutlu edeceğine inanıyordum ama yine de kararsızdım..
-Hyun-shik..Ben..
Bu arada telefonum çaldı.Arayan Jin-kyong'du.
-Efendim?
-Ha-na çabuk sahildeki cafe'ye gel.Bizimkiler gelmiş.Orada buluşacağız.
Yüzüm gülüyordu.Min-kyung aklıma geldi.
-Tamam.Geliyorum.
deyip kapattım.
-Hyun-shik.Bu konu hemen karar verebileceğim bir konu değil.Şimdi biryere gitmem gerek.Sonra konuşsak?
-Peki..
dedi hafif bir tebessümle.
Gittiğimde herkes ordaydı. Min-kyung hariç....
Yazan yerden itibaren bir değişklik yapmam gerekiyor. Onun altındakilere hiç bakmadan şunu yapıştırır mısın o kısma:
Yanlarına yaklaştım. Shin beni görünce yüzüne kocaman bir gülücük kondurup ayağa fırladı ve "Ha-na!!!" diyerek boynuma atladı. Sonra geri çekilip beni baştan aşağı süzdü.
-Ahh bu kız hiç değişmemiş. Hala çok güzel. Ne çok özlemişim seni.
Gülümsemeye çalıştım.
- Ben de seni deli.
Jang-ho da yanıma yaklaşıp sarıldı. Onları gerçekten çok özlemiştim. Bu arada gözüm Min-kyung'u aradı. Ama onu göremedim.
-Şey, Min-kyung gelmedi mi?
Birden herkesin yüz ifadesi değişti. Jin-kyong başını eğip arkasını döndü. Kötü bişeyler diyeceklerini hissetmiştim..
- Min-kyung nerde diye sordum size. Cevap verir misiniz?
Shin nazik ve çekingen bir tavır takındı:
- Hana... Min-kyung 1 hafta önce geldi. Babasıyla konuştum..
- Ee?
- Min-kyung.... Evlenecekmiş.
Jin-kyong ani bir hareketle ayağa kalkıp bana sarıldı. Jang-ho ve Shin de boyunlarını eğmişlerdi.. Bense ruh gibiydim. Hiçbirşey hissetmiyordum. Hiçbirşey yapmıyordum..
Fısıltıyla:
-Ben yanılmıyorum... Hyun-shik benim kaderim.. Dedim..
Jin-kyong daha sıkı sarıldı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Eve geldim... Artık kimseyi beklemeyeceğim... Kimse için üzülmeyeceğim..
Babam eve geldi:
Akşam yemekte konuşuyorduk...
- Yarın toplantıya gelecek misin canım?
- Evet baba..
- Ama evlenmek gibi bir düşüncenin olmadığını söylemiştin?
- Evet söyledim. Çünkü ben... Eğer izin verirsen.... Hyun-shik ile evleneceğim baba..!
Gelecek bölümün (Final) özeti: Min-kyung kararından dönmek için Hana'dan sadece bir cümle bekleyecek. Hana ise nihayet 'kaderim' dediği kişiyle evlenecek...
Yazan: Kim Fueisa (Feyza)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder