5 Mayıs 2011 Perşembe

Sen Benim Kaderimsin (33. Bölüm) FINAL






33. Bölüm (FINAL)

-Hyun-shik ile mi evleneceksin?



Babam çok şaşırmıştı...



- Evet baba. Kararlıyım.



-Yine de bir düşün derim. Karar senin tabi..



-Düşündüm ben..





~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~





Herkes toplanmış... Min-kyung ve eşi görünüyor slow ve romantik bir şarkı eşliğinde... Yaklaşıyorlar.. Herkesten bir alkış kopuyor. Ben... Bense ağlıyorum. Onun için dökeceğim son gözyaşı olması ümidiyle ağlıyorum. Birkaç saat sonra Min-kyung başkasının olacak... Bu düşünce içimi kavuruyor. Onun muhteşem gülümsemesine bakıyorum. Son kez ona farklı gözle bakıyorum. Doya doya.... Kalbim sancıyor. İçime kor atmışlar gibi adeta yanıyor...



~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~



-Hana uyan tatlım. Toplantıya geç kalacağız.



Hızla doğruldum yataktan. Yüzümde ıslaklık vardı. Hem terlemiş hem gözyaşı dökmüştüm.



-Hana ağladın mı sen?



-Hmm?



-Ağlamışsın.



-Yo…Kötü bir rüya gördüm de..



-Her neyse.. Sadece rüya. Korkma baban burda.



Deyip anlıma bana huzur veren öpücüğünü kondurdu babam.



“Bu sadece bir rüya değil.. Yakında gerçekleşecek bir kabus” dedim içimden.



~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~



Hazırlandım. Ne çok sade ne de çok gösterişli, oldukça normal ve güzel bir elbise giymiştim. Bugün Hyun-shik ile buluşacağım ve...evlenme teklifini kabul edeceğim. Aynaya baktım.

Beni böyle güzel ve zevkli bir kıza dönüştüren kişi aklıma geldi. Min-kyung.. Böyle mi olmuştuk? İki yabancı gibi.. Goril ve salyangoza baktım. Hala gelinlikliydi salyangozum. Ve hala onun boynundaydı gorilin kolları. Bozasım gelmiyordu ama bugün onları da atacaktım.



Bu arada babam içeri girdi.



-Hazır mısın c..



Lafını tamamlayamadan ağzı açık bir şekilde baştan aşağı süzdü beni.



-Woaav. Benim kızım prenses gibi olmuş.



Gülümsedim.



-Teşekkürler babacım.



-Hazırsan çıkalım tatlım.



-Tamam, hazırım.



İyice yanıma yaklaştı:





-Bugün Hyun-shik’le buluşup bir karar vereceksin ama ondan önce başka biriyle tanışacaksın. İlle de ikisi arasında karar vermek zorunda değilsin. Önünde daha çok yıl var biliyorsun değil mi? İyi düşüşn tatlım.



-Peki baba..Düşüneceğim..Sen aşağı in ben saçımı düzeltip geliyorum.



-Tamam canım. Bekliyorum.



Babam indikten sonra saçlarımı düzeltmeye başladım. Birden telefonum çaldı. Bilmediğim bir numara arıyordu.



-Efendim?



-Hana...



Bu ses... Yıllarca unutamadığım ses...



-Min-kyung?



-Hana.. Ben..



-Sen...ne?? Evleneceğin haberini vermek için mi aradın? Merak etme duydum. Düğününde ben de olacağım söz... Ama şimdi bir randevum var. Gitmem lazım. Kendine iyi bak.



Oldukça sakin davranmaya çalışıyordum ama kalbim acıyordu...



-Hana bekle. Kapatma.Yalvarırım bana birşey söyle. "Evlenme" dersen herşeyi bırakırım.



-Hah! Benim düşüncelerimi, duygularımı bu kadar önemseseydin gelir gelmez birini bulmazdın. O kişi her kimse mutluluklaf dilerim.



-Hana öyle bir kişi henüz y...



Devamını getirmeden yüzüne kapattım. Kalbim çok hızlı atıyordu. Onu hala seviyor muyum??? Bu düşünceleri kafamdan atmaya çalıştım ve babamın yanına indim.



-Ben hazırım baba.. Gidebiliriz..





~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~





Odukça büyük ve şık bir restauranta geldik. Babamın kolundaydım. Gözleriyle bir yeri işaret etti.



-İşte Bay Lee orda.



Gülümsemeye çalışarak babamın kolundan ayrılıp ilerlemeye başladık.

Adama çaktırmadan gülermiş gibi yapıp dişlerimin arasından konuşuyordum.



-Baba rezil oldum. Baksana sadece kendisi gelmiş. Oğlu yok. Ahh ne rezalet. Ben gitsem mi?



-Saçmalama Hana. Bu aynı zamanda iş konuşması.



Adamın yanına geldik. Yavaşça eğilip selam verdim.



-Yoo Ha-na siz olmalısınız.



-Evet efendim.



-Tanıştığımıza memnun oldum. Bay Yoo, gerçekten haklıymışsınız. Kızınız övdüğün kadar güzel.

Tekrar hafifçe eğilip teşekkür ettim. Biz tam oturacakken Bay Lee benim omuzlarımın arkasına doğru baktı ve yüzüne kocaman bir gülümseme oturttu.



-İşte benim yakışıklı oğlum da geliyor.



Yavaşça arkamı döndüm. Dönmemle onun da benim de donup kalmamız bir oldu... Birkaç saniye sonra aynı anda ağzımızı açıp konuştuk:



- Ha-na?



- Min-kyung?



-Siz… tanışıyor muydunuz?



-Ahh, oğlunuz Lee Min-kyung muydu? Hastanede kızımı bir an yalnız bırakmayan diye hafifçe güldü babam.



Min-kyung bana iyice yaklaştı. Hala birbirimizi ilk kez görüyormuş gibi şaşkındık. Birden kendisine çekti ve sarıldı.



Giyinişi, saç tipi bile değişmişti ama bana sarıldığında verdiği o sıcaklık ve güven duygusu hala aynıydı...



~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~



Hyun-shik, Min-kyung olayını duyunca teklifini geri aldığını, Min-kyung ile mutlu olmamı istediğini söyledi. İçim rahatlamıştı..





~1 Hafta Sonra~



Akşam şirketin biriken dosyalarıyla cebelleşiyordum. Telefonum çaldı.



-Alo?



-Salyangoz?



-Min-kyung?



Bana salyangoz demişti. 5 sene sonra yine salyangoz demişti..



- Min-kyung mu? Hah! Goril unutulmuş bakıyorum da. Her neyse çabuk sahile gel seni bekliyoruz.



-İşim var gelemem.



-Yarın hallet. Derhal gel yoksa ölürsün. Ha bu arada güzel giyin!



-Min-kyung bir dakika...



Yüzüme kapatmıştı. Aissssh deli !!



Babam da gitmem için ısrar edince bu baskılara dayanamadım ve hazırlanmaya başladım. Min-kyung'un dediği gibi şık giyinip biraz süslendim ve arabama binip sahile geldim.



Jin-kyong beni görünce arkada bir yere işaret etti.



"Ne oluyor" demeye kalmadan müzik başladı.. Yaklaştığımda bu seslerin Min-kyung, shin, jang ho ve kurdukları rock grubun diğer iki üyesinden geldiğini gördüm.. Arkada deniz, kumsalda renkli ışıklar ve güzel yiyeceklerle donatılmış büyük bir masa vardı.



Min-kyung eline mikrofonu alıp şarkı söylemeye başladı. Görenler yavaş yavaş dizilip onları izliyordu.. Kızların hayran hayran bakışları beni hala rahatsız ediyor...



-Jin-kyong noluyor? Bu şarkı...



-Evvvet!!! Bu şarkı "FT Island - Marry Me" canım dedi gülümseyerek.



Ben saf saf etrafa bakıyordum. Min-kyung yanıma yaklaşıp şarkıyı bana doğru söylemeye başladı. Birden havai fişekler patladı.



Işıkların parlaklığı da yükseldi.



Birden Min-kyung önüme eğildi. Elektro gitarın sesi daha da yükselmeye başladı. Herkes bize bakıyordu... Ve o an...





"EVLEN BENİMLE BEBEĞİM



Evlen benimle Leydim..



Çünkü sen benim için Birtanesin.



Çünkü benim herşeyimsin

"



Min-kyung devam ediyor oldukça da eğleniyordu. Shin yine şımarık hareketlerle güle oynaya gitar çalıyor, jang-ho ve jin-kyong da ondan aşağı kalmıyordu. Birçok kişi hayran hayran bize bakıp kahkaha attı.





”Min-kyung kes şunu rezil olduk!!!” adeta çığlık atıyordum. Birden müzik durdu.



- Kabul ediyor musun salyangoz?



Herkesten kahkaha koptu. Çok utanmıştım.



-Hayır!!



Deyip yürümeye başladım. Birden Min-Kyung kucağına alıp denize doğru götürdü. Ben çığlık atıyordum.



-Bırak beni denize düşeceğim!!



-Kabul ediyor musun etmiyor musun?



-Bıraksana!!



-Pekala bırakayım da suda don!



-Hayır bırakma!



Boynuna sıkıca sarıldım.



-Kabul ediyor musun Salyangozum?



Gülümsedim.



-Kabul ediyorum.





Yavaşça kumasala gelip kucağından indirdi ve sarıldı.



-Goril salyangozunu çok seviyor ve asla bırakmayacak. Senin kaderin Hyun-shik değil benim! Sakın onun kaderin olduğunu bir daha söylme yoksa ölürsün.



Gülümsedim. Sıkıca sarıldım. Herkesten alkış kopuyordu bu kez.

Birden Min-kyung kulağıma eğildi:



- Goril ve Salyangozun çocukları neye benzer acaba? Kk~



Gözlerim yuvalarından çıktı. Ayakkabımı çıkarmaya çalıştım. Bu arada Min-kyung kaçıyordu.



-Gel buraya Goril! Yaptıklarının hesabını ödeyeceksin.



-Shin, Jang-ho durdurun şu salyangozu. Yoksa kafamı parçalayacak



-Kaçma gel buraya!



Hem koşuyor hem konuşuyordu



-Bana bak yüzüğünü vermem.



-Bir de tehdit mi ediyorsun.? Gel buraya !!



--------* Min-kyung *---------



Onun herşeyim olduğunu gün geçtikçe daha iyi anlıyorum... Uyandığımda yanımda Hana'yı görmek kadar ne sevinidrebilir ki beni? O benim, ben de onun kaderiyim.





NOT: Çok uzun oldu ama umarım beğenmişsinizdir..Sizi Hyun-shik konusunda korkuttuğum için özür dilerim. Heyecan olsun istemiştim ^^ Okuyan herkese çok çok çok teşekkürler ♥

Yazan: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder