[SPECIAL] *~*~
-----* Min-kyung *-----
-huuF..huff..huff
Shin:
-Min-kyung derin derin nefes alıp vermeyi keser misin?
Jang-ho:
-Shin haklı. Alt tarafı evleniyorsun.
Hızla kafamı Jang-ho'ya çevirdim.
-Ama Hana ile !!
Jang-ho:
-Şey... Tamam devam et nefes alıp vermeye.
-Huff...huff..
Shin:
-Hey,adamım kes şunu. Ne diye bu kadar heyecan yapıyorsun ki. Tamam anladık evleniyorsun ama kasma kendini. Konuklar dışarıda bizi bekliyor.
-Shin kes sesini! Huff...huff...
-Haaa..Anladııııım. Min-kyung doğru söyle bu ilk olacak değil mi haha
Kafasına bir tane çarptım.
-Sana sesini kes demiştim !
Jang-ho:
-Tamam, tartışmayı bırakın. Hadi artık Min-kyung gidelim.
-Şimdi mi?
-Hayır gelecek aya randevu aldık o zaman gideriz. Deli misin? Tabi ki şimdi. Tören başladı.
-Offf. Tamam
--------* Hana *----------
Jin-kyong:
-Hana bir rahat dur! Makyajını bozacaksın yine.
Jin-kyong'un yakasını tutup çığlık attım.
-Evleniyor muyum Jin-kyong!!
-Aaaa nereden çıkardın. Evlenen insan hiç gelinlik giyer mi? Seninki de saçmalık. Aiiiisssh Hana beni deli etme. Tabi ki evleniyorsun ve herkes bizi bekliyor. Dudağını ısırmayı bırak. Bu kaçıncı ruj sürüşüm oldu ! Ruj bitmek üzere artık !
- Ben Min-kyung'la evleniyorum ama yaaa.
-Hana yakamı bırak. Elbisem mahvoldu. Hadi kalk gidiyoruz. Geç kaldık. Sakın bir delilik yapayım deme.
-Ne gibi?
-Olur ya düşersin falan.
-Ahhh, ağlamak istiyorum
diye bir çığlık attım.
-Benim günahım çok mu büyüktü tanrım? Neden böyle biriyle arkadaşım ki aisshh!!
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Resmen evlendik.... Sıra yüzük takmaya geldi...
Min-kyung'la fısır fısır konuşuyorduk:
-Çok heyecanlıyım.
-Ben de..
-Çabuk tak da bitsin şu tören.
Bu arada bir sessizlik olmuştu ve herkes dediğimi duydu. Kahkahaya boğulmuşlardı.
Yüzükleri parmaklarımıza taktıktan sonra bir oh çektik.
Shin bağırdı:
-Aceleci gelin muradına erdin mi?
Min-kyung yüzük kutusunu alıp Shin'in kafasına fırlattı.
-Tamam be birşey demedik
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
--------* Min-kyung *-----------
-Balayına benim dediğim yere gideceğiz. Kocanı dinle biraz.
-Hayır !! Hayır !! Hayır !!! Ben adaya gitmek istemiyorum!
-Ben de Paris'e gitmek istemiyorum.
-O zaman Seul'de kalıyoruz.
-Ne huysuzsun ya! İyi tamam önce Paris sonra Jeju.
-Eh, iyi madem.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
-Al işte Paris Paris diye tutturdun eşyalarımızı çaldılar !
-Ben mi dedim gelin çalın diye.
-Bir kere de kocasını dinlemez ki.
-Henüz kocam değilsin
-Kimin yüzünden acaba! Paris'te beş parasız sokaklarda kaldık. Bir günlük otel masrafı kadar bile para yok.
-Öff ne yapacağız şimdi.
-Jang-ho'yu aradım. Para gönderecekler. Jeju adasını unut !
-Sus bi Goril of ne çene var sende.
-Ben kimle evlendim böyle !
-Yol yakınken dön o zaman
deyip yürümeye başladı. Kalbini kırmış olmalıydım. Koştum belinde sarıldım. Başımı onun omzuna koydum.
-Benim karım tam bir cadı Salyangoz ama o benim biricik karım. Hep de öyle olacak.
Bana bakıp gülümsedi ve dönüp sarıldı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
-----------------* Hana *----------------------
Bugün benim doğum günüm..Ah uyanmalıyım... Gözlerimi açtığımda Min-kyung tam karşımda elinde kahvaltı tepsisiyle görünecek ve beni biryerle götürmeye davet edecek. Evet evet.
Esneye esneye gözlerimi açtım ve yavaşça doğruldum. Birden yerimden sıçradım. Ahhh Min-kyung fosur fosur uyuyor !!
Sertçe dürttüm.
-Min-kyung
-Hmm?
-Uyan!
-Offf karım mısın alarm mı belli değil. Sabahın köründe bu ne şimdi! Bırak da uyuyayım deyip kafasını yastığa gömdü.
-Bugün günlerden ne?
-Hana nolur sus. Ne biliyim ne! Hergün ben hazırlıyorum. Bugün de sen hazırla kahvaltıyı.Oraya alacaklarının listesi yazılı. Hadi benim güzel karıcığım.
-Aissshhh! Ben tam bir odunla evlenmişim.
-Ne dedin?
-Yok birşey! Uyu sen!
-Ha, tamam.
Arabama atlayıp söylene söylene markete geldim. Marketten sonra doktordan sonuçları almaya gideceğim. Bu aralar midem çok kötü. Hiçbirşey yiyemiyorum.
---------------* Min-kyung *----------------
Hana'nın dışarı çıktığını duyar duymaz üstümü giyinip bahçede bekleyen arkadaşları içeri aldım.
Shin elinde pasta ve içeceklerle içeri girdi:
-E nihayet ! Ağaç olduk!
Jang ho'nun elinde de paket paket hediyeler vardı:
- Off ne ağırmış hediyeler. Ne aldınız kıza? Taş mı?
Jin-kyong süs malzemeleriyle geldi:
-Bu kadar da uyunulmaz ki canım saat kaç oldu. Dışarıda ağaz ettiniz bizi. Saçımdan başım dallanacak diye korktum.
-Aman ne komik! Hana ile yeni evliyiz olacak o kadar.
Shin atıldı:
-Yeni mi? Hah! 1 yıl oldu be!
-Olsun, biz hala yeni evli gibiyiz.
Jang-ho:
-Nasıl oluyormuş 'yeni evli gibi'?
Shin:
-Ben anladıııım
Jin-kyong Shin'in koluna ben de kafasına vurdum.
-Tamam be sustum! Çabuk hazırlık yapalım. Hana gelir birazdan.
Herşey hazırdı. Birden kilit sesi duyduk. Hana bir elinde poşet diğer elinde kağıt parçasıyla içeri girdi.
-Mutlu yıllar sana~ mutlu yıllar sana, mu...
Hepimiz birden şarkı söylemeyi kestik. Hana ifadesizce donuk gözlerle yere bakıyordu. Yüzü kireç gibiydi.
Shin hemen yanına koştu.Hana'nın koluna yumruk çaktı:
-Heyy! İyi ki doğdun cadı salyangoz!
-Karıma vuramazsın. İyi ki doğdun Salyangoz'um!
Hana hala tepkisizdi.
-Hana bir tepki ver! Yaşadığını bilelim.
Hala tepkisizdi.
-Haaa anladım. Karıcığım, kapının önünde sana aldığım hediyeyi gördün ve hayran kaldın değil mi? Hadi ama abartma. Feda olsun benim Salyangozuma.
Hana hala tepkisizdi.
-Hana yeter ama. Ben senin doğum gününü unutmadım ki. Sabah bilerek öyle davrandım.
Jin-kyong Hana'ya yaklaşıp elindeki kağıdı aldı ve küçük bir çığlık atıp bana baktıç
-Ne var ne bakıyorsun?
-Ay inanmıyorum. Tebrikler !!!
-Ne saçmalıyorsun deyip kağıdı elinden çektim.
-hmmmm. Ne bu ? Bunun anlamı ne?
-Hana hamile !!
Kağıt elimden düştü öylece kalakaldım.
Jang-ho beni sarstı:
-Kendine gel. Ne kadar heyecanlı olduğunu tahmin edebiliyorum. Tebrikler dostum.
Yavaş yavaş kendime gelmeye başladım. Ben baba olacağım.. Evet.. Ben.. baba olacağım!
Shin Hana'nın koluna bir yumruk daha çaktı:
-Tebrikler cadı! Anne oluyorsun hehe.
-Hey! O hamile ! Sakın bir daha vurayım deme!
''O hamile'' demiştim. Evet o hamile... Birden yüzüme kocaman bir gülümseme oturdu. Koşup Hana'ya sarıldım ve kucağıma aldım.
-Wuuuhuuuuw baba oluyorum !!!
-Min-kyung indir beni!!
-Artık tam bir aile olacağız Hana!
Onun da yüzü gülmeye başladı.
-Evet ama sen böyle koşturursan çocuğuma zarar gelmez mi.
Hemen indirdim. Hana'nın önüne diz çöküp karnına kulağımı dayadım
-Baban burda bebeğim! Bana iyice bak. Ne yakışıklı bir baban var değil mi? Annene benzeme olur mu? O çok huysuz.
Hana ayağıyla dizime bir tekme attı.
-Ahh! Gördün mü annen babanı dövdü! Seoul'de karısından dayak yiyen tek erkek benim heralde. Kaderin bana benzemesin bebeğim.
Hana kendisini benden çekti
-Hey! bana hakaret etmeyi kes.
Hemen sarıldım.
-Şaka yapıyorum benim biricik karıcığım. İyi ki varsın. Seni çok seviyorum.
Bizimkiler alkışı bastı.
Eğilip Hana'yı hafifçe öptüm.
----* Hana *-----
Anne olacağım ^^
NOT: Special special dediniz ben de yazdım. ^^ Yeni hikayem " Playboy " da yakında Cassie unni tarafından eklenecek. Umarım o da bu kadar sevilir ^^ Herkese teşekkürler şimdiden ♥
Yazan: Kim Fueisa
-----* Min-kyung *-----
-huuF..huff..huff
Shin:
-Min-kyung derin derin nefes alıp vermeyi keser misin?
Jang-ho:
-Shin haklı. Alt tarafı evleniyorsun.
Hızla kafamı Jang-ho'ya çevirdim.
-Ama Hana ile !!
Jang-ho:
-Şey... Tamam devam et nefes alıp vermeye.
-Huff...huff..
Shin:
-Hey,adamım kes şunu. Ne diye bu kadar heyecan yapıyorsun ki. Tamam anladık evleniyorsun ama kasma kendini. Konuklar dışarıda bizi bekliyor.
-Shin kes sesini! Huff...huff...
-Haaa..Anladııııım. Min-kyung doğru söyle bu ilk olacak değil mi haha
Kafasına bir tane çarptım.
-Sana sesini kes demiştim !
Jang-ho:
-Tamam, tartışmayı bırakın. Hadi artık Min-kyung gidelim.
-Şimdi mi?
-Hayır gelecek aya randevu aldık o zaman gideriz. Deli misin? Tabi ki şimdi. Tören başladı.
-Offf. Tamam
--------* Hana *----------
Jin-kyong:
-Hana bir rahat dur! Makyajını bozacaksın yine.
Jin-kyong'un yakasını tutup çığlık attım.
-Evleniyor muyum Jin-kyong!!
-Aaaa nereden çıkardın. Evlenen insan hiç gelinlik giyer mi? Seninki de saçmalık. Aiiiisssh Hana beni deli etme. Tabi ki evleniyorsun ve herkes bizi bekliyor. Dudağını ısırmayı bırak. Bu kaçıncı ruj sürüşüm oldu ! Ruj bitmek üzere artık !
- Ben Min-kyung'la evleniyorum ama yaaa.
-Hana yakamı bırak. Elbisem mahvoldu. Hadi kalk gidiyoruz. Geç kaldık. Sakın bir delilik yapayım deme.
-Ne gibi?
-Olur ya düşersin falan.
-Ahhh, ağlamak istiyorum
diye bir çığlık attım.
-Benim günahım çok mu büyüktü tanrım? Neden böyle biriyle arkadaşım ki aisshh!!
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Resmen evlendik.... Sıra yüzük takmaya geldi...
Min-kyung'la fısır fısır konuşuyorduk:
-Çok heyecanlıyım.
-Ben de..
-Çabuk tak da bitsin şu tören.
Bu arada bir sessizlik olmuştu ve herkes dediğimi duydu. Kahkahaya boğulmuşlardı.
Yüzükleri parmaklarımıza taktıktan sonra bir oh çektik.
Shin bağırdı:
-Aceleci gelin muradına erdin mi?
Min-kyung yüzük kutusunu alıp Shin'in kafasına fırlattı.
-Tamam be birşey demedik
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
--------* Min-kyung *-----------
-Balayına benim dediğim yere gideceğiz. Kocanı dinle biraz.
-Hayır !! Hayır !! Hayır !!! Ben adaya gitmek istemiyorum!
-Ben de Paris'e gitmek istemiyorum.
-O zaman Seul'de kalıyoruz.
-Ne huysuzsun ya! İyi tamam önce Paris sonra Jeju.
-Eh, iyi madem.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
-Al işte Paris Paris diye tutturdun eşyalarımızı çaldılar !
-Ben mi dedim gelin çalın diye.
-Bir kere de kocasını dinlemez ki.
-Henüz kocam değilsin
-Kimin yüzünden acaba! Paris'te beş parasız sokaklarda kaldık. Bir günlük otel masrafı kadar bile para yok.
-Öff ne yapacağız şimdi.
-Jang-ho'yu aradım. Para gönderecekler. Jeju adasını unut !
-Sus bi Goril of ne çene var sende.
-Ben kimle evlendim böyle !
-Yol yakınken dön o zaman
deyip yürümeye başladı. Kalbini kırmış olmalıydım. Koştum belinde sarıldım. Başımı onun omzuna koydum.
-Benim karım tam bir cadı Salyangoz ama o benim biricik karım. Hep de öyle olacak.
Bana bakıp gülümsedi ve dönüp sarıldı.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
-----------------* Hana *----------------------
Bugün benim doğum günüm..Ah uyanmalıyım... Gözlerimi açtığımda Min-kyung tam karşımda elinde kahvaltı tepsisiyle görünecek ve beni biryerle götürmeye davet edecek. Evet evet.
Esneye esneye gözlerimi açtım ve yavaşça doğruldum. Birden yerimden sıçradım. Ahhh Min-kyung fosur fosur uyuyor !!
Sertçe dürttüm.
-Min-kyung
-Hmm?
-Uyan!
-Offf karım mısın alarm mı belli değil. Sabahın köründe bu ne şimdi! Bırak da uyuyayım deyip kafasını yastığa gömdü.
-Bugün günlerden ne?
-Hana nolur sus. Ne biliyim ne! Hergün ben hazırlıyorum. Bugün de sen hazırla kahvaltıyı.Oraya alacaklarının listesi yazılı. Hadi benim güzel karıcığım.
-Aissshhh! Ben tam bir odunla evlenmişim.
-Ne dedin?
-Yok birşey! Uyu sen!
-Ha, tamam.
Arabama atlayıp söylene söylene markete geldim. Marketten sonra doktordan sonuçları almaya gideceğim. Bu aralar midem çok kötü. Hiçbirşey yiyemiyorum.
---------------* Min-kyung *----------------
Hana'nın dışarı çıktığını duyar duymaz üstümü giyinip bahçede bekleyen arkadaşları içeri aldım.
Shin elinde pasta ve içeceklerle içeri girdi:
-E nihayet ! Ağaç olduk!
Jang ho'nun elinde de paket paket hediyeler vardı:
- Off ne ağırmış hediyeler. Ne aldınız kıza? Taş mı?
Jin-kyong süs malzemeleriyle geldi:
-Bu kadar da uyunulmaz ki canım saat kaç oldu. Dışarıda ağaz ettiniz bizi. Saçımdan başım dallanacak diye korktum.
-Aman ne komik! Hana ile yeni evliyiz olacak o kadar.
Shin atıldı:
-Yeni mi? Hah! 1 yıl oldu be!
-Olsun, biz hala yeni evli gibiyiz.
Jang-ho:
-Nasıl oluyormuş 'yeni evli gibi'?
Shin:
-Ben anladıııım
Jin-kyong Shin'in koluna ben de kafasına vurdum.
-Tamam be sustum! Çabuk hazırlık yapalım. Hana gelir birazdan.
Herşey hazırdı. Birden kilit sesi duyduk. Hana bir elinde poşet diğer elinde kağıt parçasıyla içeri girdi.
-Mutlu yıllar sana~ mutlu yıllar sana, mu...
Hepimiz birden şarkı söylemeyi kestik. Hana ifadesizce donuk gözlerle yere bakıyordu. Yüzü kireç gibiydi.
Shin hemen yanına koştu.Hana'nın koluna yumruk çaktı:
-Heyy! İyi ki doğdun cadı salyangoz!
-Karıma vuramazsın. İyi ki doğdun Salyangoz'um!
Hana hala tepkisizdi.
-Hana bir tepki ver! Yaşadığını bilelim.
Hala tepkisizdi.
-Haaa anladım. Karıcığım, kapının önünde sana aldığım hediyeyi gördün ve hayran kaldın değil mi? Hadi ama abartma. Feda olsun benim Salyangozuma.
Hana hala tepkisizdi.
-Hana yeter ama. Ben senin doğum gününü unutmadım ki. Sabah bilerek öyle davrandım.
Jin-kyong Hana'ya yaklaşıp elindeki kağıdı aldı ve küçük bir çığlık atıp bana baktıç
-Ne var ne bakıyorsun?
-Ay inanmıyorum. Tebrikler !!!
-Ne saçmalıyorsun deyip kağıdı elinden çektim.
-hmmmm. Ne bu ? Bunun anlamı ne?
-Hana hamile !!
Kağıt elimden düştü öylece kalakaldım.
Jang-ho beni sarstı:
-Kendine gel. Ne kadar heyecanlı olduğunu tahmin edebiliyorum. Tebrikler dostum.
Yavaş yavaş kendime gelmeye başladım. Ben baba olacağım.. Evet.. Ben.. baba olacağım!
Shin Hana'nın koluna bir yumruk daha çaktı:
-Tebrikler cadı! Anne oluyorsun hehe.
-Hey! O hamile ! Sakın bir daha vurayım deme!
''O hamile'' demiştim. Evet o hamile... Birden yüzüme kocaman bir gülümseme oturdu. Koşup Hana'ya sarıldım ve kucağıma aldım.
-Wuuuhuuuuw baba oluyorum !!!
-Min-kyung indir beni!!
-Artık tam bir aile olacağız Hana!
Onun da yüzü gülmeye başladı.
-Evet ama sen böyle koşturursan çocuğuma zarar gelmez mi.
Hemen indirdim. Hana'nın önüne diz çöküp karnına kulağımı dayadım
-Baban burda bebeğim! Bana iyice bak. Ne yakışıklı bir baban var değil mi? Annene benzeme olur mu? O çok huysuz.
Hana ayağıyla dizime bir tekme attı.
-Ahh! Gördün mü annen babanı dövdü! Seoul'de karısından dayak yiyen tek erkek benim heralde. Kaderin bana benzemesin bebeğim.
Hana kendisini benden çekti
-Hey! bana hakaret etmeyi kes.
Hemen sarıldım.
-Şaka yapıyorum benim biricik karıcığım. İyi ki varsın. Seni çok seviyorum.
Bizimkiler alkışı bastı.
Eğilip Hana'yı hafifçe öptüm.
----* Hana *-----
Anne olacağım ^^
NOT: Special special dediniz ben de yazdım. ^^ Yeni hikayem " Playboy " da yakında Cassie unni tarafından eklenecek. Umarım o da bu kadar sevilir ^^ Herkese teşekkürler şimdiden ♥
Yazan: Kim Fueisa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder