4 Mayıs 2011 Çarşamba

Sonbahar Yaprakları (5.Bölüm -Final)







Yazan: Mervenur Büsra Yüksel


Tamammen gözden kaybolunca bir ağaca
sırtımı verip derin derin nefes olmaya başladım.Yaşadığım olayı beynimde
mukayese ediyordum.Doğru birşey mi yaptım bilmiyordum ama çok heyecan
vericiydi.O da en az benim kadar etkilenmiş görünüyordu.Shi jun bir anda
hayatımın miladı oluvermişti.Herşey ondan önce ve ondan sonra diye ikiye ayrılıyordu.O
benim ilk ve son aşkım olacaktı. Heyecan içerisinde eve vardım .Teyzemin gül
yanaklarından öpüp yemek yapmasına yardım ettim.Neşem onuda etkisi altına
almıştı.Akşam yemeğinde de o kadar neşeliydim ki yaptığım espriler yüzünden
teyzem bir kaç kez boğulma tehlikesi atlattı.Yemekten sonra kahvemi alıp odama
çıktım.Pencerenin önündeki geniş beton boşluğa minderimi atıp üzerine güzelce
kuruldum.Kahvemden büyükçe bir yudum alıp çıkardığım deftere kalbimden dökülen
mısraları karalamaya başladım.Şiirimi bitirdikten sonra bardağımı tekrar
dudaklarıma götürdüm ama kahvemin bittiğini anlayınca hayal kırıklığıyla yerine
bıraktım.Dizimi karnıma doğru çektim ve kollarımla kavradım.Dışarıya şöyle bir
göz gezdirmiştim ki ağacın yanında bir karartı gözüme çarptı.Hemen toparlandım
ve o da baktığımı farkedince aydınlığa çıktı.Shi jun du bu.Pencereden
olabildiğince uzaklaştım ve aynada kendime şöyle bir baktım.İnanılmayacak
derecede pejmürde görünüyordum.Altımda bir şort,üzerinde askılı penye,yine
üzerinde tek yakası düşmüş,düğmeleri yanlış iliklenmiş bir hırka,saçlar gelişi
güzel toplanmış...Hemen saçlarımı açıp üzerinde bir tarak gezdirdim.Babaanne
hırkasına benzeyen şeyi çıkarıp kapşonlu spor bir sweet giydim.Merdivenlerden
hızlıca indim.Dış kapıyı açtığımda ise dışarının eve göre ne kadar soğuk
olduğunu farkettim.Soğuk içime kadar işlemişti ama ona yaklaştıkça ısınıyordum
sanki.Yüzü soğuktan kıpkırmızı olmuştu.-Bu soğukta dışarıda ne
arıyorsun....Yüzün kıpkırmızı olmuş. Gözlerimin içine bakıyordu sadece sonra
sıkıca sarıldı bana...dakikalarca.-Seni görmek istedim...ve birşey vermek.
Yavaşça bıraktı beni ve demin durduğu ağacın yanına gidip yerde duran yirmi cm
ye otuz cm lik bir kutuyu alıp tekrar yanıma geldi.Kutuyu bana uzattı.-Cevabını
bekleyeceğim. Merakla kutuyu açmak isterken beni durdurdu.-Hemen açma...gitmemi
bekle.Uzunca bir süre gözleri gözlerime değdi sonra hızlı adımlarla
uzaklaştı.Ben onun arkasından bakakalmıştım ki elimdeki kutu aklıma geldi ve
odama çıktım.Heyecanla kapağı kaldırdım.İçi sonbahar yapraklarıyla
doluydu.Cevabımı bekleyeceğini söylemişti ama ben daha sorusunu anlamamıştım.Ne
olabileceğini düşünürken bir yandan ellerimle yaprakları karıştırıyordum.Sonra
yaprakların arasında birşeyin parladığını farkettim.Işığın etkisiyle parıl
parıl parlıyordu.-Pırlanta bu...TEYZEEEEE...yanlış mı görüyorum
yoksa?TEYZEEE... Sonraki gün shi jung parmağımdaki yüzüğü görünce sıkı sıkı
sarıldı bana.Artık tek sorunumuz teyzemi ikna etmekti.Pırlantayı
gösterdiğimdeki tepkisi dehşet olmuştu.İki hafta kadar uğraştık ama sonunda
ikna edebildik.Bu süre zarfında shi jun'un ailesiyle de tanıştım.Nişan gününe
karar verildi.Hazırlıklar,alışveriş hepsi tamamlandı.Aile arasında sade bir
nişan yapacaktık. Nişan günü gelmişti nihayet.Ben telaşla hazırlanmaya
çalışırken kalbime derin bir sancı saplandı.Sanırım çok fazla heyecan
yapmıştım.Kendimi teskin etmeye çalıştım bir süre ve ağrım durdu.yarım saat
belki geçmiştir telefonum çalmaya başladı.Shi jun arıyordu.Gülümseyerek
açtım.-Merhaba aşkım.Nasıl gidiyor hazırlıklar?-Min ah...ben...shi jun'un
annesi..-Ah siz miydiniz? Oğlunuzu bana vermek bu kadar mı zor? Neden
ağlıyorsunuz?-Min ah...-Anne...korkutma beni. Beynimden aşağı kaynar sular
döküldü sanki.Koşarak çıktım evden.Bisikletime atlayıp hastaneye doğru hızla
pedal çevirmeye başladım.Yaklaşık kırk beş dak.sonra hastaneye
varmıştım.Ameliyata almışlardı shi jun'u.Asırlar süren bir bekleyişten sonra
doktor nihayet çıkabilmişti.Telaşla sardık etrafını.Birbirini kovalayan
milyonlarca soru soruyorduk umutla.Doktor ciddiyetle konuşmaya başladı.-Kendinizi
en kötüsüne hazırlasanız iyi olur.Size boşuna umut vermek istemem.Çok şiddetli
ibr kaza geçirmiş.Yaşasa bile ayağa kalkması mucize olur.Dizlerimin bağı
çözülmüştü.Kendime geldiğimde teyzem yanıbaşımdaydı.Sarılıp sessizce ağlamak
geldi elimden sadece.Shi jun'un annesini gözdükçe kalbim daha da kötü oluyordu.
Yaklaşık dört hafta hastaneden neredeyse hiç ayrılmadık.Gün geçtikçe
umutlarımız yavaşça kül oluyordu.Dört haftanın sonunda hastanenin lavabosunda
yüzüme baktığımda anatomimin ne kadar değiştiğini farkettim.Aniden verdiğim
kilolar yüzünden yüzüm çukurlaşmış,gözlerimin altı morarmış ve karnım içine
göçmüştü.Bu gün son kez sabahlamıştık hastanede artık eve dönme zamanı
gelmişti.. 1 YIL SONRA Uzun süre mucize beklemiştik ama olmamıştı.Bende hayatın
acımasızlığını değil iyi yanlarını görmeye karar vermiştim.Bir yıl önce
yaşadığımız olaylar siliniyordu yavaş yavaş beynimden.Ne olursa olsun shi jun
kalbimde ve beynimde olacaktı daima.Bunu hiçbir şey değiştiremezdi.Ölümü
bile... Gölün kenarına vardığımda ağır adımlarla yattığı yere yaklaştım ve ayak
tarafına geçtim.Onu gördüğüm ilk gün geldi aklıma.Melek gibi uyuyordu.Yüzümde
bir tebessüm oluştu.Uyumayı nasıl bu kadar sevebilirdi.Yerden bir yaprak alıp
yüzünde gezdirerek uyandırdım onu.Ben doğrulmasına yardım ederken mırıldanır
gibi konuşmaya başladı.-Ne zaman geldin sen ? Çok oldu mu?-Yeni geldim..Hadi
koca bebek kalk artık nikah tarihi almaya gideceğiz bugün.-Tamam...şu deyneği
uzatırsan belki daha çabuk kalkabilirim.


Koltuk deyneklerini verip kalkmasına
yardım ettim.Dökülen sonbahar yaprakları altında geleceğimize doğru adım atmaya
başlamıştık.



SON

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder