4 Mayıs 2011 Çarşamba

Gök Kuşağı (1.Bölüm)


Yazan: Na Young

Bugün Güney Kore'deki tam 3. günüm. Ne aptallık ama! Burada yeni bir ev
aldık. Eski evimizden biraz küçük ama.. Peh.. Eski evimiz daha güzeldi. Bundan
yaklaşık olarak, 2 ay önce.. Annem ve babam ayrıldılar. Bilirsiniz ya.. İlk
önce küçük anlaşmazlıklar, daha sonra kavgalar filan. Açıkçası bu bağırtılardan
sıkılmaya başlamıştım, iyi oldu herhalde.
Onlar burada tanışıp evlenmişlerdi. Ben de burada doğdum, şuan 18
yaşındayım. Babam Türk olduğu için 4 yaşımda annemle birlikte Türkiye'ye
taşınmıştık. Babam orada büyük bir firmanın sahibi, annem ise 2 yıl önce büyük
babamın ölümüyle Kore'de ki bir Televizyon Şirketinin sahibi oldu. Bu durumda,
ayrılmaları - benim için - pek ilginç bir şey değildi.
Son günlerde yaptıkları kavgalar yüzünden zaten babamdan nefret etmeye
başlamıştım. Güney Kore'ye de annemle birlikte geldik.
Ben yaklaşık 1.75 boylarındayım. Çevremdekiler benim hep çok güzel
göründüğümü söylerler ama annem kendinde sürekli kusurlar bulan bir kişiliğe
sahip olduğumu dile getirir. Gözlerim aslında siyan ama mavi lensler hoş
duruyor.Saçlarım kahverengi, düz ve yaklaşık uzunluğu belimde.

Bardağın hep boş tarafından bakmak, benim için eğlenceli. Aslında asıl
eğlenceli olan; sürekli sorunlar çıkarmak ve insanların bu sorunları çözmek
için çabalarını seyretmek. Birine muhtaç olmaak.. Tarzım değil. Bu benim dış
görünüşümün hak ettiği bir davranış da değil.

------------------------------------------------------------------------------

Bugün burdaki 4. günüm. Alışmaya başladım, bugün yeni okuluma gideceğim. Ne
kadar mükemmel değil mi? Ah.. Gerçekten.. Burdaki insanların nasıl davrandığını
bilmiyorum ve ben de nasıl davranacağımı bilmiyorum. Daha fazla yatakta
kalırsam kesinlikle okula geç kalacağım. -.-
Hemen kalkıp dolaptan okul formalarımı ( bir gömlek, bir etek ve bir kravat
) çıkardım. Gömleğim maviydi, uzundu ve belimin biraz altındaydı. Eteğim ise
gömleğimin daha da altındaydı. Gömleğimin ilk iki düğmesini iliklememiştim ve
kravatım ise gevşekti. Saçlarım düz olduğundan yapmak için pek fazla çaba sarf
etmiyordum. Perçem'imi düzelttim ve saçımın diğer yerlerini ise açık bıraktım.
Hoş durmuştu. Çantamı alıp aşağı indim. Annem benim için kahvaltı hazırlamıştı.
Çantamı kapının kulpuna taktım ve kahvaltımı yapıp dişlerimi fırçaladım.
Bunları yaptıktan sonra çantamı alıp mavi converse'imi giyip çıktım.
---------------------------------------------------------------------------------

Nihayet okulun kapısındayım. Burası gerçekten, zenginlerin olduğu bir
okuldu. Görünüşünü sevmiştim, ama okulun kapısından adım atar atmaz bütün
okulun gözlerinin üzerimde olduğunu fark etmemek imkansızdı. Başım dik yürümeye
çalışıyordum, bu olay her zaman karşılaştığım bir şeydi. Bunu yapmaya
alışıktım. Güzelliğimle övünmeyi sevmem ama [!] insanların güzelliğim
karşısında bu davranışı sergilemeleri doğal bir şey.
Koridorda yürürken karşıdan benim boylarımda kısa saçlı esmer birinin
geldiğini gördüm. Havalı bir tipti. Okulun bütün kızlarının onun peşinden
koştuğundan emindim, ama karşı koyulmaz bebek gibi bir yüzü vardı. Ona bakmadan
sınıfıma doğru yürümeye başladım ama o da ne ! Yanıma doğru geliyordu.
Sonunda benimle birlikte yürümeye başladı ve gülümseyip "Merhaba"
dedi. Cevap vermedim, diğer kızlardan farklı olmak istiyordum. " Sanırım
yardıma ihtiyacın var?" dedi. Yüzüne dönüp " Aslında, ufak bir yardım
hiç fena olmazdı." dedim surat ifademi değiştirmeden. Şaşırmış olmalı ki
bir süre yüzüme baktı. Daha sonra " Hangi sınıftasın?" diye sordu. Elimdeki
kağıda baktım daha sonra ona cevap verdim. " 11-C " Güldü. "
Aynı sınıftayız."İşte bu ! Zafer ! İçimden sinsice güldüm. Sınıfa girdiğimizde beni, diğer
arkadaşlarının yanına götürdü. Eliyle göstererek "Bu JongHyun ve bu da
Key. Bizim, okulda bir grubumuz var. Onew bizden büyük olduğu için bir üst
sınıfta. TaeMin ise bizden küçük, bu yüzden o da bir alt sınıfta. Biraz sonra
ders başlıycak, istersen seninle onları ders aralarında tanıştırabilirim."
dedi ve o karizmatik gülümsemelerinde bir tane attı. " Ah.. Gerçekten çok
aptalım. Bende MinHo." "Ben YoSun" Ardından içeriye kısa boylu
siyah saçlı bir kadın geldi. MinHo kulağıma eğilip " Bayan Disiplin."
dedi. Ne dediğini anlamadan kolumdan tutup beni ayağa kaldırdı. Kadın sert bir
sesle : " Oturun! " dedi.
Daha yeni anlamıştım ki, zorlu bir saat beni bekliyordu. MinHo tekrar beni
ayağa kaldırıp " Mrs. Kim, bu yeni arkadaşımız YoSun." Tanrım.. Bu
çocuk gerçekten aptal mıydı yoksa davranışları mı onu ele veriyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder